‘Ortopedi’ Kategorisi için ArÅŸiv

Romatoid Artrit: Romatizma

Pazar, 04 Kasım 2007

Romatoid Artrit (Artrit = Eklem iltihabı) en yaygın romatizmal hastalıktır ve daha fazla kadınlarda olmak üzere nüfusun % 0,5 inde görülmektedir. Hastalığın sebebi henüz tam olarak açıklanamamıştır, ancak genetik faktörler ile oto imunite (= bünyenin kendi dokularına karşı çalışması) süreçleri ile bağlantılar mevcuttur. Tipik semptomlar arasında, geceleri ve gündüzleri el parmaklarında, genelde simetrik olarak, oluşan ağrılar ile sabahları bu eklemlerin 15 dakikadan daha fazla tutuk ve uyuşuk olmasıdır. Devamında başka eklemlere de sıçrama gerçekleşir. Eklemler deforme olur. Ender olarak organlara da sıçrar (gözlere, tükürük ve göz yaşı bezlerine, cilde, kalp ve akciğerlere).

Teşhisin konulmasında hastalığın geçmişi ile el ve ayakların röntgen filmleri belirleyici olmaktadır. Laboratuar değerleri sadece fikir vermektedir. Hastalığın sebep olacağı zararları engellemek veya geciktirmek için uygun tedavinin vakit geçirilmeden başlaması önemlidir. Bu tedavi, temel ilaçlar dediğimiz ilaçlarla (özellikle Methotrexat) ve gerekirse iltihap önleyici başka ilaçların kombinasyonu ile yapılmaktadır. Tamamlayıcı olarak fizik tedavi, Ergoterapi, Hasta jimnastiği ve cerrahi tedavi yardımcı olmaktadır.

Tanımlama

Kronik Poliartritis olarak da adlandırılan Romatoid Artrit kronik iltihaplı bir hastalıktır. Bu hastalık ağırlıklı olarak eklemleri etkilemekle birlikte ender de olsa göz ve cilt gibi iç organları da etkileyebilmektedir.

Sıklık

Romatoid Artrit iltihaplı romatizmal hastalıklar içerisinde en sık görülenidir. Almanya?da nüfusun yaklaşık % 0,5?i bu hastalıktan mustarip. Bu hastalığın kadınlarda görülmesi erkeklere göre 3:1 oranında daha fazladır.

Romatoid Artrit her yaştaki insanda, hatta küçük çocuklarda dahi görülebilmektedir. Bununla birlikte hastalık daha çok 35 ile 45 yaş arasında ve 60. yaştan sonra başlamaktadır.

Sebepleri

Romatoid Artritin oluşumuna neyin sebep olduğu konusu halen kesin olarak çözülmüş değil. Ancak muhtemelen hastalığın başlangıç sürecinde imun sistemine (bağışıklık) ait hücreler aktif hale gelerek bir oto imünite sürecinin başlaması ile kendi vücutlarına karşı savaşa geçmektedirler. Bu süreç birkaç adımda gerçekleşmektedir:

Ak yuvarların özel bir şekli olan T-Lenfositleri aktif hale gelir. Belirli yüzey molekülleri ağır Romatoid Artrit hastalarında daha sıklıkta görülmektedir. Bu nedenle genetik bir eğilim muhtemeldir.

Hastalığın oluşumundaki sonraki adımlarda eklem iç zarı (sinovyal zar), bağışıklık sisteminin neredeyse tüm hücreleri ile bağ dokusunun sinovyal hücreleri dahil olmak üzere iltihaplanır. Bu iltihap, hücreler arasında iletişimi sağlayan bağışıklık sisteminin elçi maddeleri, yani Sitokinler tarafından yönetilmektedir. Bir verici hücre etki maddeleri (sitokin) çıkartır. Bu maddeler hedef hücreye ulaşır. Hedef hücrenin hücre zarında reseptörler bulunur. Sitokin molekülleri bu reseptörlere kilit - anahtar misali yanaşabilmektedirler. Böylece hücre içlerine sinyaller gönderilir ve bu sinyaller hedef hücrenin belirli bir cevapta bulunmasına neden olurlar. Romatoid Artritin oluşumunda en önemli sitokinler Tümör Nekrose Faktörü - alpha (TNF - alpha) ve İnterlökin - 1 (IL-1) sayılmaktadır.

Sitokinlerin etkisi ile Sinovyalden yumru şeklinde bir doku oluşur. Pannüs denilen bu doku belli bir süre sonra kıkırdak, kemik, tutucu aparatlar ile söz konusu ekleme ait diğer yapıları bozmaktadır. Bu yıkıcı iltihab sürecinin sorumlusu olarak TNF-alpha görülmektedir. Bu mekanizmayı çözmek için yeni bir tedavi katkısı, TNF-alpha? nın hedef alınarak antikorlar veya çözünebilir TNF-reseptörleri ile bloke edilmesidir.

Interlökin-1 (IL-1) kıkırdak dokusunun bozulmasını teşvik eder ve kemik yapısını bozan hücreleri, yani Osteoklastları, aktif hale getirir. Bu etki organizmada normal olarak IL-1 reseptör antagonisti IL-1Ra tarafından düzeltilmektedir. IL-1Ra, hücre zarındaki reseptörleri karşıt oyuncular ile, yani Reseptör antagonistleri ile bloke ederek hedef hücrenin cevap (tepki) vermesini engeller. IL-1Ra, reseptörün kilidine uygun ama ?kör? bir anahtar sunar. IL-1? in yanaşabileceği kilitler böylece bloke edilmiş olurlar. Hücre içerisine bir sinyal verilmemiş olur. Hücrenin korkunç cevabı gelmez. Romatoid Artrit hastalığında, yeterli sayıda IL-1 reseptör antagonisti bulunmadığından, bu denge bozulmuştur.

Tipik Belirtiler:

Geceleri ve sabahları eklem ağrıları

Sabahları 15 dakikayı geçen eklem tutulmaları

Eklemlerin şişmesi, tipik olarak parmakların dip ve orta eklemlerinde

Yorgunluk ve takatsizlikle birlikte genel olarak kendini hasta hissetme.

İlk devrelerde bazen sadece az sayıda eklem etkilense de neredeyse her zaman belli bir süre sonra poliartritis dediğimiz vücudun çok sayıda küçük ve büyük ekleminin iltihaplanması gerçekleşir. Bu daha çok el ve parmak eklemlerinde görülür. Baş - boyun eklemi dışında Omurga hemen hemen hiç etkilenmez.

Hastalık seyrinin devamında eklemlerde aşağıda tarif edilen değişiklikler gelişebilir:

Parmakların dışa kayması

Parmak ucunun aşağıya katlanması

Parmak kemiğinin yukarıya çıkıntı yapması

Eklemlerin dış tarafında lastik benzeri düğümlerin gelişmesi

Ancak sadece eklemler deÄŸil baÅŸka organlar da etkilenmiÅŸ olabilir.

Organların etkilenmesi aşağıdaki şekillerde görülebilir:

AkciÄŸer

Akciğerde bağ dokusunun çoğalması (akciğer fibrozu) veya göğüs zarı iltihabı (Plevrit)

Kalp

Perikard iltihabı (Pericarditis)

Gözler

Göz duvarlarında değişik katmanların iltihaplanması (Skleritis ve Episkleritis) ekstrem durumlarda gözün delinmesi (ör. bir Ulcus cornae sonucu)

Cilt

Romatizma düğümleri veya kılcal damar iltihabı (Vaskulitis) özellikle alt baldır ile ayak sırtında.

Tükürük ve göz yaşı bezleri

Ağız ve gözde kuruluk belirtili kronik iltihap (Sicca-Syndrom

TEŞHİS:

Romatoid Artrit hastalığının teşhisi her zaman bir çok bulguya dayanılarak konulur: Belirtiler, vücudun muayenesi, laboratuar verileri ve röntgen tetkikleri.

Kan değerlerinin tipik değişimleri aşağıda verilmiştir:

Kan çökelme hızı (BSG) ve C-Reaktif-Protein (CRP) gibi iltihap değerlerinin yükselmesi

Romatizma Faktörünün tespiti (değişik antikorlar)

Hemoglobin değerinde düşmeyle birlikte İltihap anemisi

Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus, Romatoid Artrit hastalarının sadece yaklaşık % 80 kadarında romatizma faktörünün tespit edilebilmesi ve romatizma faktörünün bazı başka hastalıklarda ve hatta sağlıklı insanlarda da bulunabilir olmasıdır. Bu nedenle çok fazla spesifik olmamaktadır.

Romatoid Artrit hastalığının eklem bozucu sürecine bağlı olarak genelde bir kaç yıl sonra eklemlerin röntgen filmlerinde tipik değişimler görülebilir:

Ekleme yakın Osteoporoz = ekleme yakın kemikte kireç tuzu eksikliği (erken işaret)

Erozyonlar = eklem yüzeyinin dış kenarında fare ısırığını andıran kemik hasarları

Baş-boyun ekleminin de etkilendiği, boyun omurgasında omurların kayması

Vaktinde tipik değişiklikleri tanımlayabilmek için el ve ayakların röntgen filmleri özellikle faydalı olmaktadır.

Teşhisi standartlaştırmak için American College of Rheumatology (ACR) 1987 yılında aşağıdaki teşhis kriterlerini belirlemiştir.

Romatoid Artrit için ACR-Kriterleri

Eklemlerin sabah tutukluluğu (süresi: en az bir saat) > altı hafta

Üç veya daha fazla eklem bölgesinde dokunularak hissedilebilir şişlikler > altı hafta

El veya parmak eklemlerinde artrit > altı hafta

Simetrik Artrit (aynı zamanda her iki eklem bölgesinde) > altı hafta

Romatizma düğümü

Kanda romatizma faktörünün bulunması

Tipik röntgen değişiklikleri (eklem yakınında Osteopeni ve/veya erozyon)

Romatoid Artrit teşhisi için bu 7 kriterden en az 4 tanesinin söz konusu olması gerekmektedir.

TEDAVİ:

Bir Romatoid Artrit hastasının tedavisi büyük tecrübe gerektirmektedir, ayrıca romatolog, ortopedist, hasta jimnastikçisi ve bir ergo terapistin disiplinli bir iş birliği içerisinde çalışmaları gerekir. Takip eden tedavi yolları mevcuttur:

İlaçla tedavi

- En kullanışlı temel ilaçlar

- Eklemlere Kortizonlu preparatların enjeksiyonu

- NSAR

- Biyolojikler

Hasta jimnastiÄŸi

- Bireysel ve grup jimnastiÄŸi

- Kuru terapi ve hareket banyosu

Fizik tedavi

- Sıcak ve Soğuk uygulaması

- Masaj

- Elektro terapi

Ergo terapi ve Rehabilitasyon

- Eklem koruma eÄŸitimi

- Evde, işte ve serbest zamanda, genel olarak günlük hayatta uyum

- Yardımcı madde tedariki

Psikolojik önlemler

- GevÅŸeme eÄŸitimi

- psikolojik olarak ağrıyı yenme

- Ruhsal destek ve refakat

Cerrahi tedavi (Synovektomi ve rekonstrüktif cerrahi)

- örn. Eklemlerin bozuk durması veya fonksiyon kaybında düzeltici operasyonlar.

- Suni eklem uygulaması

İlaç tedavisi

Romatoid Artrit?in eklem bozucu sürecine engel olmak için sürekli ve yeterli ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Buradaki amaç, eklemlerdeki iltihabı mümkün olduğunca kontrol altında tutmaktır.

Burada vazgeçilemez ilaçlar arasında temel ilaçlar dediğimiz ilaçlar veya disease-modifying antirheumatic drugs (DMARD) dediğimiz ilaçlar önemli bir rol oynamaktadır. Bu ilaçlar hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilirler. Aktif olan her Romatoid Artrit en az bir veya daha fazla temel ilaçla tedavi edilmelidir.

a) En kullanışlı temel ilaçlar

Methotrexat

Sulfasalazin

Hydroxychloroquin

Chloroquin

Aurothioglukose (enjekte edilebilen altın)

Auranofin (oral altın)

Azathioprin

Cyclosporin A

Leflunomid

Temel ilaçlar arasında yüksek etkisi ve kabul edilebilir yan etkileriyle Methotrexat özel bir yer almaktadı. Methotrexat, esasen daha yüksek dozlarda kullanıldığı kanser tedavisinden gelmektedir. Methotrexat genelde ilk seçilen temel tedavi ilacıdır. Tablet halinde verilebildiği gibi enjeksiyon (kas içine, damara ve subkutan) olarak da verilebilmektedir.

Tüm temel ilaçlar belirli bir sürede etkilerini gösterebilirler. Genelde bu süre 4 hafta (Methotrexat, Leflunomid) ile 6 ay (enjekte edilebilir altın) arasındadır.

Sadece bir temel ilaca yetersiz düzeyde tepki alınıyorsa değişik ilaçlar aralarında kombine edilmelidir. Büyük araştırmalarda tercih edilen bir kombinasyon Methotrexat ile Cyclosporin A veya Hydroxychloroquin plus Sulfasalazin ile olanıdır.

b) Eklemlere Kortizon preperatlarının enjekte edilmesi

Romatoid Artrit tedavisinde diğer bir ana direk olarak kortizonlu preperatlar gösterilebilir. (Glukokortikoidler). İltihaba karşı etkileri çabuk olduğundan hastaların şikayetlerini hızla azaltmaktadır. Düşük dozlu uzun süreli tedavide eklem bozulmasında ki ilerleme yavaşlamaktadır. Ne yazık ki Glukokortikoidlerle yapılan uzun süreli veya yüksek dozlu tedavilerde yan etkiler meydana gelmektedir, örn. Osteporoz.

c) Steroidal olmayan anti romatik (NSAR)

Örneğin Diclofenac ya da Indometacin gibi anti iltihap etkili ağrı kesicilerdir. Ortak eki prensibi olarak Prostaglandin üretimi için gereli olan Cyclooxygenase (COX) enzimini azaltırlar. Ağrı kesici etkileri iyi olduğundan Romatoid Artrit hastalığında kullanımına devam edilmektedir. Sık rastlanan bir yan etki mide ve onikiparmak bağırsağı ülserinin oluşumunu desteklemesidir. Bu durum özellikle ilaçlar Glukokortikoidlerle birlikte alındığında ortaya çıkabilir. NSAR?ın bir diğer sınıfı Cyclooxygenase-2(COX-2)- engelleyicileridir. Bunlar sadece iltihap durumunda meydana gelen Prostaglandin üretimini bloke ederken, mide zarının koruması için gerekli olan Prostaglandini bloke etmezler.

d) Biyolojikler

Romatoid Artrit hastalığında iki sitokin özellikle önemli bir rol oynarlar: İnterlökin - 1 (IL-1) ve tümör nekrose faktörü - alpha (TNF - alpha). Her ikisi de bağışıklık sisteminin hücreleri tarafından üretilir ve salgılanır. Biyolojikler, iltihabı teşvik eden ve iltihabı engelleyen faktörler arasındaki dengesizliği kaldırırlar. Bunlar IL-1 veya TNF-alpha fazlasına karşı etkili olurlar.

Kas Krampları Kramp

Pazar, 04 Kasım 2007

Alternatif isimler

Kas spazmları

Tanım

Kasların sıklıkla ağrılı kasılmalarıdır.

Doktorunuza baÅŸvurun

açıklanamayan veya basit bir uzanma ile geçirilemeyen ciddi , uzun süren , tekrarlayan kas spazmı varsa veya krampları varsa ?

Nedir

Kas krampları sıklıkla baldır veya ayak kaslarında meydana gelir.

Sık rastlanan nedenleri ağır egzersizler gebelik dehidratasyon kas yorgunluğu

NOT : Kas kramplarının başka sebepleri de vardır. Bu liste hepsini içermemektedir. Sebepler hem kişinin yaşı , cinsiyeti hem de belirtinin özelliği , zamanı , kötüleştiren faktörler , iyileştiren faktörler ve beraberindeki şikayetler gibi spesifik karakterleriyle değişiklik gösterebilir.

İlk yaklaşım

yavaÅŸ yavaÅŸ gerinme ( uzanma ) rahatlama saÄŸlayabilir.

verilen reçeteye uyulmalıdır.

Muayene sırasında sorulabilecek sorular

Tıbbi hikaye alınır ve fizik muayene yapılır.

Tıbbi hikaye soruları şunları içerebilir : kasılmalar ne zaman başladı ? kasılmalar ne kadar sürüyor ? kasılmalar hangi sıklıkta ortaya çıkıyor ? hangi kaslarda kasılma meydana geliyor? hamile misiniz ? son zamanlarda ağır bir egzersiz yaptınızmı? dehidratasyona yol açabilecek kusma , ishal , aşırı terleme veya çok idrara çıkma gibi bir şikayetiniz var mı ? başka belirtiler var mı ?

Tanısal testler şunları içerebilir : ekstremite ( kollar ve bacaklar ) anjiografisi veya arteriografisi serum kalsiyum düzeyi serum sodyum düzeyi tiroid fonksiyon testleri myelografi elektromiyografi omurga filmi omurganın bilgisayarlı tomografisi kan akışı testleri

Kalça Ağrısı

Pazar, 04 Kasım 2007

Åžikayet

Kalçanızın üst kısmıyla kaba etlerinizin alt kısmında veya kasık bölgenizde ağrı var.

Nedenleri

Kalça kemiği kırığı : Kısa süre önce düştünüz ve şimdi kalçanız çok ağrıyor; yattığınızda bacağınızı uzatamıyor ve kaldıramıyorsunuz. Aslında bacak kemiğinin en tepesi olan kalça kemiği hafif bir düşmeyle bile kolayca kırılır. Yaşlılar ve oteoporozu olanlar büyük risk altındadır.

Aşırı kilolu vücut : Kalçanızda yürüdükten veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra şiddetlenen bir ağrı var.

Kalça vücut ağırlığını taşıyan başlıca eklemlerden birisidir. Kilonuz ne kadar artarsa, kalça ağrınız da o kadar şiddetlenir.

Kese iltihabı : Kalça eklemi bölgesinde ağrı ve hassasiyet var. Bacağa veya dize vurabiliyor ve gece üzerine yattığınızda artıyor. Bu durum, kalçanın kemikli kısmına yastıklık yapan ve hareketin yol açtığı sürtünmeyi azaltan içi sıvı dolu keselerin iltihaplanmasının sonucudur.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?

Kalça ağrınızı artırıcı faaliyetlerden kaçının. Ağrı, vücudunuzun temponuzu yavaşlatmanız gerektiğini size anlatma yöntemidir. Masajı ihmal etmeyin.

Egzersiz yapmayı tümüyle bırakmanız gerekmez, ama sadece germeye dayanan ve ağır kaldırmayı içeren hareketler yapın.

Günde 3 ? 4 kere kalça bölgesine 20 dakikalık ıslak sıcak bez koyun. Sıcak suya batırılmış ve sıkılmış havlu koyduktan sonra ısıyı muhafaza etmesi için üzerine bir de kuru havlu koyun.

Kese iltihabı söz konusuysa, doktor buz tavsiye edebilir.

Reçetesiz satılan ağrı kesici bir merhem uygulayın. (Dikkat: Mentollü bir merhem kullanırken sıcak bez koymayın; ciddi yanıklara yol açabilirsiniz.)

Kalçanızın eklem bölgesine masaj yapın.

Sert bir şiltede uyuyun; arka üstü yatmayı tercih edin. Kalçanızın üzerine yatmayın. Dizlerinizin altına ya da sırtınızın alt kısmına yastık koymayın.

Aspirin, asetaminofen veya ibuprofen gibi reçetesiz satılan bir ağrı kesiciyi deneyin.

Önleme

Egzersiz yapın, ama aşırıya kaçarsanız kalçada sorun olabilir. Kalça ağrınız yeni başlamışsa, yüzmek, bisiklete binmek veya yürümek gibi hafif egzersizler yapın. Yürüyüş için çok hafif ve ayağı dengeleyen bir ayakkabı (yürüyüş, aerobik veya kros idmanı ayakkabıları değil) alın.

Kilo verin. Kalça ağrınız aşırı kilodan olmasa bile, biraz fazla kilonuz varsa, kilo vermek kalçadaki baskıyı ve ağrıyı azaltır.

Öteki Nedenler Osteoartrit Ağrı, özellikle arkaya vuran ağrı Aseptik nekroz Tendon iltihabı Romatizmal artrit Yapısal bozukluk Ankilozan spondilit Polimyaljik romatizma Dolaşım sorunu

Menisküs Yırtıkları

Pazar, 04 Kasım 2007

MENİSKÜS YIRTIKLARI

Vücudumuzun en sık yaralanan bölgelerden biriside menisküslerimizdir. Menisküsler diz bölgesinde en büyük iki kemiğimizin kesiştiği noktada ?C? şeklinde mevcut olan ince yastıkçıklardır. Dizde yükün taşınması,birçok yöne dönme hareketinin yapılabilmesi,femur(uyluk kemiği) ve tibia (kaval kemiği) arsındaki güç dengesinin sağlanması gibi görevler de rol oynarlar.

Futbol gibi karşılıklı temas sporlarında dizin dönmesi,ani hareketlerde meydana gelen katlanma ,tek diz üzerine yük alınması sonrasında menisküsler yırtılabilir. Sporcularda bu yaralanmalara ön çapraz bağ(ÖÇB) yaralanmaları da eşlik edebilir. İleri yaş grubunda ise menisküsler herhangi bir travma olmaksızın dizde gelişen dejenerasyon ve kıkırdak hasarına bağlı olarak yırtılabilirler.

Belirti ve ÅŸikayetler

Diz içerisinden gelen sesler yırtığın ilk bulguları olabilir. Dizde ödem gelişene dek sporcular oyuna devem edebilir yada günlük aktiviteler yapılabilir. Ancak ödem geliştiğinde şikayetler oluşur. Şikayetler 24-48 saat içerisinde gelişir.

Dizde gerginlik ve ÅŸiÅŸlik

Eklem hareket açıklığında azalma

Dizde sıvı toplanması

Menisküsün yırtık parçası eklem içine düştüğünde takılma ,kitlenme.Bu durum ancak doktorunuz yapacağı bir manevra ile düzelebilir.

Tanı

Doktorunuza herşeyin hangi travma ile nasıl başladığını anlatın,doktorunuz çeşitli manevralar ile dizinizi muayene edecektir. Ayırıcı tanı için röntgenler ve menisküslerin görüntülenmesi için MRI istenebilir. Dizin kitli kaldığı durumlarda artroskopik muayene önerilebilir. Menisküs yırtıkları birkaç tipte olabilir.

Sporcularda dönme sonrasında oluşan dikey yada kova sapı tarzında yırtıklar,

Genç atletlerde sürekli tekrarlayan tipte travmalar sonrası koşma gibi oluşan radial yada gaga tarzında yırtıklar

Yaşlılarda kıkırdak bozulmasına bağlı oluşan horizantal yada iç taraf yırtıkları sayılabilir.

Menisküs yırtıklarının başlangıç tedavisi RİCE olarak kısaltılmış protokoldür:

Rest (istirahat)

İce (buz uygulaması)

Compressıon (bası uygulamsı ,bandaj gibi)

Elevatıon (dizin yukarı alınması) şeklinde özetlenebilir,

Bu tedavinin takibinde dizde kitlenme ve kronik yakınmalar gibi şikayetler gelişmez ise tedavi istirahat süresi boyunca sürer ve biter. Meniskünün sadece 1/3 dış (eklem kapsülüne yakın) bölümünde kan dolaşımı vardır. Bu bölgelerdeki yırtıklarda , menisküs kendi beslenmesi sayesinde yırtığın tamirini sağlar. 2/3 iç bölgede ise tam bir tamir olmaz. Yinede her zedelenmiş menisküs bulgu verecek diye bir kural da yoktur.

Cerrahi tedavi menisküsün iyileşemediği ve şikayetler oluşmaya devam ettirdiği zamanlarda planlanmaktadır. Yırtık ve şikayete neden olan menisküs yırtıkları kıkırdakta aşınmaya ve ileri dönemde kireçlenmeye neden olur. Genç, aktif yaşam süren kişilerde menisküs yırtıklarının ameliyat edilmesi önerilir.Yırtığın tipine ,eşlik eden başka bir patoloji olup olmaması,hastanın yaşına göre doktorunuz uygun tedaviyi, planlayacaktır.Cerrahi sonrası rehabilitasyon tedavinin önemli bir parçasıdır.

Menisküs Yaralanmaları

Pazar, 04 Kasım 2007

Sporcularla özdeşleşen menisküs yaralanması küçük bir zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, aşırı gerilme gibi hareketler sonucunda ortaya çıkabiliyor.

Genel olarak sporcu yaralanması olarak bilinen menisküs yırtılmasının aslında hemen her kesimden insanın başına gelebileceği bildiriliyor. Uzmanlar, hastalığın erken tedavi edilmemesi durumunda kıkırdak hasarına ve kireçlenmeye yol açabileceğine dikkat çekiyor. Diz ekleminde C ve O şekliyle uyluk ve baldır kemikleri arasında yer alan kıkırdak kıvamında eklem içi yapılar olan menisküs, vücutta eklemleri korumak, uyum ve sıklığını artırmak, beslenmesine ve işlevlerine yardımcı olmak gibi görevleri de üstleniyor. Menisküsün çeşitli nedenlerden dolayı zedelenmesine, yırtılmasına ve ezilmesine menisküs yaralanması adı veriliyor.

Hayrunnisa Hastanesi?nden Op. Dr. Alper Gökçe, küçük de olsa, zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, dizin uyluk altında aşırı iç ve dış dönmesi ya da aşırı gerilme hareketlerinin her zaman yırtığın oluşmasına yol açabileceğini vurguladı. Gökçe, menisküs yaralanmasının belirtilerini şöyle

sıraladı: ?Belirtiler şiddetli ağrı, yırtık, menisküs parçasının iki eklem yüzeyi arasında sıkışması sonucu dizin yarı bükük konumda kilitlenmesi biçiminde ortaya çıkabilir. Bu tip yaralanmaya maruz kalan kişinin dizinde yavaş gelişen şişlik, hareketlerle artan diz ağrısı, bazen de dizde kilitlenme sonucu hareketsizlik hali oluşur.?

Menisküs tedavisinde erken teşhisin önem taşıdığına dikkat çeken Gökçe, yırtık bir menisküsle günlük etkinliklerine devam eden kişilerde yırtığın oluşturduğu düzensizlik nedeniyle eklemin yeterince fonksiyonlarını yerine getiremeyeceğini

söyledi. Gökçe, bunun da erken dönemde kıkırdak hasarına, dolayısıyla kireçlenmeye (osteoartrit) yol açtığını kaydetti.

Gökçe, tedavi yöntemlerini şöyle sıraladı: ?Menisküs yaralanmasında yırtık, menisküsün tam ya da kısmi olarak çıkartılması ile uygulanan bir cerrahi girişimle tedavi edilebilir. Günümüzde en yaygın kullanılan tedavi şekli artroskopik yöntemle yapılan müdehaledir. Bu yöntemde dizin ön kısmında 1 cm?lik kesi yapılıp, dizin içerisine gönderilen optik vasıtası ile diz büyütülerek televizyon ekranına yansıtılır. Küçük kesilerle ameliyat yapıldığı için dikiş

kullanılmaz ve ameliyat sonrası iltihaplanma riski düşer. Artrospkopi yöntemi ile ameliyatta hastanın hem hastanede yatma süresi hem de işe dönme süresi kısalır.?

Osteoartrit: Kireçlenme

Pazar, 04 Kasım 2007

Osteoartrit Nasıl Bir Hastalıktır?

Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) en sık görülen eklem hastalığıdır. Eklem kıkırdağının yapısının bozulması, aşınması, incelmesi ve hatta kaybına neden olur. Ayrıca, eklem kıkırdağının altındaki kemik dokusunda da değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar gelişir. Sonuçta osteoartrit eklemlerin normal yapısını bozarak, hareketlerde kısıtlanmaya ve ağrıya neden olan bir hastalıktır.

Osteoartrit Neden Olur?

İki önemli faktör osteoartrit gelişmesinde önemli rol oynamaktadır:

1. Eklemlerin üzerlerine binen yükü dengeli bir şekilde emip dağıtarak, istenen hareketi rahat yapmasını sağlayan eklem kıkırdağı, kemik, bağlar gibi yapılarda doğumsal ya da sonradan gelişen bozukluklar

2. Vücut kilosunda artışta olduğu gibi eklemlerin üzerindeki yüklerin ya da mesleki nedenlere bağlı olarak eklemlerin normal çalışma koşullarının değişmesi.

Osteoartritin Gelişmesini Kolaylaştıran Faktörler Nelerdir?

Yaş. Osteoartrit orta-ileri yaşların hastalığıdır. Kırk yaşından önce görülmesi çok nadirdir. Yaş ilerledikçe hastalık görülme sıklığı artar. Örneğin, yetmiş yaşındaki insanların yaklaşık dörtte üçünde osteoartrit bulguları vardır.

Kalıtım. Bazı ailelerde çok daha sık olarak ve daha erken yaşlarda osteoartrit geliştiği bilinmektedir. Özellikle el parmak eklemlerinde şişlere neden olan ve ?nodüllü osteoartrit? diye bilinen türünde kalıtımın katkısı çok belirgindir.

Cinsiyet. Diz ve ellerde görülen osteoartrit kadınlarda daha sık görülür. Kalça eklemi osteoartriti ise kadın ve erkeklerde eşit oranda görülmektedir.

Kilo. Fazla kilo ve şişmanlık eklem üzerine binen yükü artırarak özellikle diz osteoartriti gelişme olasılığını yükseltmektedir. Ayrıca, osteoartriti olan kimselerde kilo artışı şikayetlerin ortaya çıkmasına ya da artmasına neden olabilmektedir.

Eklemlerde yapısal bozukluklar. Eklemlerde doğuştan görülen (örneğin kalça çıkığı, kalça eklemi ile yuvası arasındaki uyumsuzluklar) ya da sonradan kaza, travma, hastalık gibi nedenlerle gelişen yapısal bozukluklar, eklemin işleyişini aksatarak osteoartrit gelişme riskini artırmaktadır.

Eklem hastalıkları. Osteoartrit, eşlik eden başka herhangi bir hastalık olmaksızın görülebileceği gibi, eklemlerde görülen özellikle iltihabi nitelikli hastalıkların eklemde yaptığı yapısal bozukluklara bağlı olarak da gelişebilir (?ikincil osteoartrit?).

Eklemlerin aşırı kullanılması. Mesleki nedenlerle ya da yaşam tarzına bağlı olarak belirli eklemlerin aşırı kullanılması osteoartrit riskini artırmaktadır.

Osteoartrit Hangi Eklemlerde Görülür?

Osteoartrit en sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada görülür.

Diz osteoartriti özellikle bayanlarda sıktır ve artan kilo (şişmanlık) ile görülme olasılığı artar. Genellikle her iki dizi etkiler.

Kalça osteoartriti erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür. Doğumsal kalça eklemi uyumsuzlukları, kalça ekleminin edinsel hastalıkları ve belirli meslekler (örneğin çiftçilik) kalça osteoartriti için risk faktörleri arasında sayılmaktadır.

El parmaklarında, özellikle en uçta bulunan eklemlerde ve baş parmak kökünde görülen osteoartrit, kemik çıkıntılara bağlı olarak eklem şişlerine neden olabilmektedir. Bu nedenle ?nodüllü osteoartrit? olarak bilinmektedir. Genellikle ilk ortaya çıktıklarında ağrılı, kızarık ve şiş olmakla beraber, bir süre sonra kızarıklık ve ağrı geriler ve genellikle el parmak işlevlerini aksatacak düzeyde şekil ve hareket bozukluğuna neden olmazlar.

Ayak başparmağında görülen osteoartrit başparmağın dışarı doğru eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olur. İlk ortaya çıktığında, eldeki nodüller gibi ağrı ve şiş ile birlikte kızarıklık da görülebilir ve yanlışlıkla gut hastalığı geliştiği düşünülebilir.

Osteoartrit, omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir. Kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu daraltmasına bağlı olarak şikayetlere neden olabilir.

Osteoartritin Belirtileri Nelerdir?

Hastalar en sık olarak osteoartrit gelişen eklemlerin hareketlerinde kısıtlanma ve ağrıdan yakınırlar. Kemik çıkıntılara bağlı olarak eklem şiş görünebilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtılar duyulabilir. Belirtilerin arttığı alevlenme dönemleri olabildiği gibi, uzun süren şikayetsiz dönemler de görülebilir.

Ağrı genellikle hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülürken, yakınmalar dinlenmeyle rahatlar. Uzun süren dinlenme sonrası ya da oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir tutukluk olabilir. Bu durum hareket ettikçe dakikalar içerisinde düzelir. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe, istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve hareketler günlük yaşam işlevlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Osteoartrit olan ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker. Kaslarda kramplar da görülebilir.

Osteoartrit Tanısı Nasıl Konur?

Belirli eklemlerde gelişen kemik çıkıntılara bağlı şişler, hareket sırasında kısıtlanma ve kaba çıtırtıların (krepitasyon) hissedilmesi hekimin osteoartrit tanısını koymasında oldukça yararlı bulgulardır. Eklemlerin röntgen filmlerinin çekilmesi de, osteoartrit tanısını koyarken çok yardımcı olur. Bununla beraber, röntgen filmlerinde osteoartrit bulgularının olması, mutlaka o eklemde çeşitli yakınmaların olacağı anlamını da taşımaz ya da yakınmaların hangi şiddette olduğunu tahmin ettirmez.

Osteoartrit tanısını koyduran bir kan testi yoktur. Fakat, bazı kan testleri, özellikle vücutta ciddi bir iltihabi cevabın olmadığını gösteren testler, osteoartriti diğer romatizmal hastalıklardan ayırt etmede yardımcı olurlar.

Osteoartrit Nasıl Tedavi Edilir?

Osteoartrit tedavisinin ana amaçları:

ağrıyı gidermek

hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam aktivitelerinin sorunsuz yapılmasına yardımcı olmak

ve hastalığın ilerlemesini engellemektir.

Osteoartritin tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Aşınmış olan kıkırdak dokusunu yenilemek mümkün değildir.

Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi, düzenli egzersizlerle ekleme bine yükün azaltılması ve kas gücünün artırılması oldukça yararlı olmaktadır. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir.

Eklem ağrısı için öncelikle basit ağrı kesiciler, bunlara yeterli yanıt olmazsa, kortizon dışı iltihap giderici romatizma ilaçları kullanılmaktadır.

Eklem içinde sıvının arttığı alevlenme dönemlerinde, eklem içine kortizon enjeksiyonları denenebilmektedir. Eklem içine eklem sıvısına benzer özelliklerde sıvıların verilmesinin ya da ağız yoluyla alınan ve kıkırdak içeriğinde bulunan bazı gıda maddelerini içeren ilaçların yararı ise tartışmalıdır. Uygun durumlarda sıcak ve/veya soğuk uygulamaları da ağrı kesici etki sağlamaktadır.

Osteoartrit, eklemde ileri derecede tahribat yaparak kişinin günlük ihtiyaçlarını bile yapamaz hale gelmesine neden olduğunda, bu eklemin cerrahi yöntemler kullanılarak bir protez ile değiştirilmesi gerekebilir. Eklem protezleri (yapay eklemler) hem ağrının ortadan kalkmasını, hem de eklem hareketlerinin belirgin şekilde düzelmesini sağlayabilmektedir.

Omuz Döndürücü Tendon Manşeti (Rotator Cuf) Yırtıkları

Pazar, 04 Kasım 2007

Omuz anatomik olarak çok geniş hareket açıklığı, zayıf eklem teması, bu zayıf teması desteklemek ve hareket açıklığını sağlamak için yer alan kıkırdak ve tendon destekleriyle vucudun en karmaşık eklemidir. Bu eklem ileri yüklenmelere maruz kalır.

40 yaş üzerinde omuz ağrısı nedenlerinin en önemli nedenlerinden biri rotator cuff yırtıklarıdır. Rotator cuff, humerus (üst kol kemiği)kemiğinin üst ucundaki omuz eklemini yapan baş kısmını çepeçevre saran adele-tendon bir yapıdır. Omuz eklemini yerinde tutar ve omuzun içe-dışa dönüş hareketlerini yaptırır.

Rotator manşet yırtığı gençlerde ve sporcularda ani bir harekette oluşan yaralanma ile oluşabileceği gibi, zaman içinde tekrarlayıcı kolun baş seviyesinin üzerindeki hareketlerde zamanla gelişebilir.

Belirti ve bulgular

Başüstü hareketlerde daha fazla olmak üzere tekrarlayıcı, devamlı omuz ağrısı.

Gece ağrısı. Bu ağrı ağrıyan taraf üzerine yatmayı engeller.

Adele güçsüzlüğü. Özellikle kolu kaldırmaya çalışırken hissedilir.

Omuz hareketleri sırasında tıkırtılar , klik sesleri gelmesi.

Omuz hareketlerinde kısıtlılık. Genellikle hastanın ağırlıklı kullandığı kolunda olur.

Hastalar rahatsızlığın başlamasına neden olduğunu düşündükleri bir olay tanımlarlar.

Risk faktörleri

Tekrarlayıcı başüzeri hareketler. Fırlatma sporları, tavan boyama gibi

Aşırı güç, düşme gibi

Yaşlanmaya bağlı dejenerasyon.

Rotator maşetin bulunduğu aralıkta daralma. (bkz: Omuz Anatomisi)

Rotator manşetin akromion denilen (bkz: Omuz Anatomisi) çıkıntının altındaki yüzey tarafından zedelenmesi

Yırtığın tesbiti

Yukarıdaki bulgulardan herhangi biri mevcutsa zaman geçirmeden doktora başvurun. Şikayetleriniz, hastalığın gelişme öyküsü ve dikkatli bir muayene ile önemli ölçüde fikir sahibi olunabilir. Röntgen incelemesi kemik kaynaklı bulguların tesbitinde yararlıdır. Ancak rotator manşetin direkt izlenebildiği MR ve ultrasonografi gibi tetkikler genellikle kesin tanı ve tedavinin planlanması için gereklidir.

Rotator manşet yırtıkları parsiyel (tam olmayan) veya tam yırtık biçiminde olabilir. Tendonun bütün kalınlığınca olmayan parsiyel yırtıklar cerrahi olmayan tedaviye iyi yanıt verirler. Cerrahi olamayan tedaviye yanıt vermeyen parsiyel yırtıklar ve tam yırtıklarda cerrahi tedavi gerekir.

Tedavi seçenekleri

Doktorunuz yırtık tam değilse (parsiyel yırtık) aşağıdaki cerrahi olmayan tedavi seçeneklerini önerebilir;

Dinlenme; yırtık tam değil ve aşırı kullanma nedeniyle gelişmişse yardımcı olabilir.

İlaç; (ağrı ve ödem giderici ilaçlar) ağrının kontrolünde yardımcıdır.

Kuvvetlendirme ve germe ekzersizleri; fizyoterapinin ana parçalarından biridir ve yapılması önerilir.

Kortikosteroid enjeksiyonu; ağrının giderilmesinde yardımcıdır. Fakat çok sık tekarlanması tendonu zayıflatıp tam yırtığa neden olabilir.

Ultrason; lokal ilaç uygulaması ve derin ısı verme özellikleri nedeniyle iyileşme sürecine yararlıdır.

Yukarıdaki yöntemlere cevap alınamayan parsiyel yırtıklar veya tam yırtıklar için çeşitli cerrahi tedavi seçenekleri vardır. Aşağıda tanımlanan yöntemler modern omuz cerrahisi teknikleridir. Burada hangi tekniğin seçileceğine rotator manşetteki yaralanmanın büyüklüğü, yeri, nedenine bağlı olarak karar verilir. Artroskobik müdahale sırasında omuzdaki tesbit edilen diğer patolojilerinde düzeltilmesi şansı vardır.

Artroskopi; yaklaşık 1 cm lik kesilerden omuz eklemi ve çevre dokulara ait görüntülerin bir kamera aracılığıyla monitöre aktarılması ve yine mini aletlerle görüntü kullanılarak hastalığın ameliyatının yapılması prensibine dayanır. Omuzda kemik çıkıntılarının kaldırılması adele ve tendondaki küçük yırtıkların tedavisinde tek başına yeterli olabilir.

Mini-açık tamir; artroskobi ile birlikte kullanılarak bir kaç santimetrelik küçük kesilerden tam yırtıkların tedavisine olanak verir.

Açık tamir; yaralanmanın çok ciddi olduğu vakalarda uygulanır. Burada doku transferi, tendon grefti uygulamaları yapılabilir.

Rehabilitasyon (fizyoterapi)

Tüm omuz hastalıklarında olduğu gibi rotator manşet yaralanmaları ardından normal fonksiyonlara dönüş zaman alır. Cerrahi tedaviler sonrası bu zaman 6 ay veya daha uzun olabilir. Temel prensip eklem hareketlerini arttırıcı ve adele gücünü geliştirici hareketlerin yapılmasıdır. Doktorunuzun vereceği programı uygulamak nihai sonuçta operasyon kalitesikadar belirleyicidir. İyi ellerde yapılan cerrahi ve iyi bir fizyoterapi programı sonrası % 90 civarında tatmin edici sonuçlar alınabilmektedir

Omuz Kapanı Hastalığı Torasik Outlet Sendromu (Tos)

Pazar, 04 Kasım 2007

Sıradışı bulgu ve belirtilerle giden bir hastalıktır. Bu hastalık akla gelmezse tanı zordur. Bu nedenle tanı çoğunlukla geç konur.

TOS ismini köprücük kemiği ile 1. kaburganın arasındaki boşluktan alır. Bu dar geçiş yolu kola giden ana damarlar, ana sinirler ve bazı adeleler tarafından doldurulur. Ana damarlar göğüs kafesinden, ana sinirler omurdan ayrılırlar. Bu dar geçişi kullanarak koltuk altından kola doğru devam ederler. TOS, bu aralıkta veya çıkışında damar ve/veya sinirlerin basıya uğraması sonucu çıkan rahatsızlıkların bütününe verilen addır.

TOS yaralanma, hastalık veya doğuştan anomaliler nedeniyle olabilir. Kötü duruş pozisyonu, şişmanlık bu hastalık belirtilerini belirginleştirir. Göğüs kökenli omuz kasları köprücük kemiğini yerinde tutacak kadar kuvvetli değilse köprücük kemiği aşağı doğru çöker ve damar-sinir basısına neden olabilir. Doğuştan ekstra kaburga, boyun adeleleri anormalileride TOS nedeni olabilir. TOS olan hastalarda psikolojik problemler de sıkça görülür. Bu tür psikolojik problemlerin nedeni tam anlaşılamamıştır.

Belirtiler ve tanı

Belirtiler hangi yapıların bası altında kaldığı ile ilgilidir.

Damar basılarında kola ve ele giden kan miktarı azalır. Buna bağlı olarak o kol ve elde soğukluk, çabuk üşüme, çabuk yorulma şikayetleri olur. Muayenede o kolda tansiyon daha düşük, nabız daha hafif alınabilir. Bu yakınmaların şiddeti bası miktarı ile doğru orantılıdır.

Sinir basılarında boyun hareketleri ile değişebilen net tanımlanamayan ağrılar olur. Bu ağrılar boyun omuz kol ve ele yayılabilir. Başüstü aktivitelerde zorluk olur. Hem damar hem de sinir basısı varsa bulgularda beraber ve yakınmalar oldukça karışık hale gelir. Hastanın beraberindeki psikolojik sorunlar nedeniyle genellikle tüm problemleri psikolojik sanılarak hastalık atlanılabilir.

Doktorunuz TOS düşündüğü anda bir seri test içeren muayenenizi yapacaktır. Röntgen, MR , EMG (sinir fonksiyonlarını inceleyen bir test), Dopler (damarları görüntüleyen ultrosonografik bir tetkik) gibi inceleme tetkikleri ile hastalığın ciddiyet derecesini tesbit eder.

Cerrahi olmayan tedavi ve korunma

TOS olan hastaların büyük kısmı cerrahi olmayan fiztoterapi, ekzersiz, diyet ve ilaçla tedavi edilebilirler.

Fizyoterapi ile omuz çevresi kaslarını kuvvetlendirerek köprücük kemiğinin daha iyi desteklenmesi sağlanarak bası azaltılır.

Antienflamatuar-antiromatizmal ilaçlar ağrının azalmasına yardımcı olur.

Fazla kilolara sahipseniz bir diyetisyen gözetiniminde kilolarınızı veriniz. Bu bölgedeki yağlanma zaten dar olan kanalı daraltan ciddi bir faktördür.

Omuzunuzu aşırı kullanmak zorundaysanız işinizi değiştirin.

Duruş ekzersizleri yapınız. Bu hareketleri günde 2 kez 10 ar tekrar yapınız.

Köşe germe ekzersizi; Bir duvar köşesine yarım metre uzakta durunuz. Omuz genişliğinde her bir elinizi bir duvara koyunuz. Köşeye doğru göğsünüzde bir gerilme hissedene kadar eğiliniz. 5 saniye tutunuz.

Boyun germe; Sol elinizi başınızın üstüne, sağ elinizi omuzunuzun arkasına koyunuz. Başınızı boyun sağında gerilme hissedene kadar sola çekiniz. 5 saniye tutunuz.Sonra diğer tarafta tekrarlayınız.

Omuz çevirme; Omuzlarınızı yukarı, arkaya ve aşağı gererek çeviriniz.

Boyun çekme: Boynunuzu düz olarak geriye bastırınız.

Bu sırada çene seviyesini koruyunuz. 5 saniye tutunuz.

Boyun fıtığınız var veya bu hareketleri yaparken ağrı hissederseniz doktorunuza danışınız.

Omuz üzerinden askılı ağır çanta taşımayınız. Bu körücük kemiğini aşağı bastırarak varolan yakınmalarınızı arttıracaktır.

Cerrahi tedavi

Yukarıdaki önlemlere rağmen 3 ay içinde belirgin iyileşme bulguları yoksa doktorunuz cerrahi tedavi önerebilir. TOS nedenine göre cerrahi tedavi seçilir. İyi bir cerrahi tedavi sonrası tüm yakınmalar ortadan kalkar.

Kalça Kireçlenmesi

Pazar, 04 Kasım 2007

Kalça eklemi ağırlığınızı taşıdığı için aşınma ve bozulmaya en sık uğrayan eklemlerdendir. Bu durum tıpta osteoartrit, günlük kullanımda kireçlenme olarak adlandırılır ve kalçanın en sık rastlanılan hastalığıdır. Tüm eklemlerde olduğu gibi kalça ekleminin hem topu hem de yuvası kıkırdakla kaplıdır. Bu kıkırdak yapı bu iki kemiğin birbiri üzerinde ağrısız ve minimal sürtünme ile kaymasını sağlar.

Bu kıkırdağın bozulması, aşınması ve yer yer kaybolmasına osteoartrit veya kireçlenme denir. Anlaşılacağı üzere dışarıdan bir kireç toplanması söz konusu değildir. Böyle bir durumda ilk belirtiler sabah kalkıldığında kasıkta ve uyluk ön-iç tatafında ağrı ve rahatsızlık hissidir. Ağrı aktiviteyle artar, istirahatle azalır. Bu belirtiler kalça hastalıklarının bir çoğunda olabilir.

Tedavi edilmeyen osteoartritler yıllar içinde ilerleyerek ağrısız yürümeyi imkansız hale getirir. Bu kadar ilerlediğinde eklem etrafında kemik dikenler gelişir. Bu sırada kıkırdak tamamen aşınmış, eklemde kemik kemiğe sürter hale gelmiştir. Kalça hareketi neredeyse tamamen ortadan kalkabilir. Bu durumda gittikçe adelelerde de zayıflık ve yetmezlik oluşur.

Ailelerde bir yatkınlık görülebilir. Fakat gelişimi ileri yaşlarda şişman, kaza sonucu kıkırdağı yaralanmış kişilerde daha sıklıkla görülür.

Tanı klinik muayene ile ve direkt röntgen tetkikleri ile konur. Doktorunuz durumunuza göre size bir tedevi önerecektir.

Tıbbi (cerrahi olmayan) tedavi

Osteoartritin erken devrelerinde iseniz cerrahi olmayan tedaviler hastalığınızın ilerlemesini yavaşlatabilir.

Kalçanızı fazla kullanmaktan kaçınınız.

Düzenli fizik aktivite yapınız. Özellikle yüzme, su aerobiği, salon bisikleti adele kuvvetini korur ve eklem hareket açıklığının korunmasına yardımcı olur.

Anti-romatizmal, anti-enflamatuar ilaçlar kulanılabilir.

Geceleri yeterli derecede uyunmalıdır.

Fazla kilolar varsa erilmelidir

Baston kullanımı önerilir.

Cerrahi Tedavi

Erken yaşta gelişen osteoartrit gerçekten cerrahi açıdan zor bir problemdir. Erken dönemlerde kalça artroskopisi hastalığın gelişimini yavaşlatabilir. Kalça artroskopisi dünyada çok az merkezde yapılmakta olup halen gelişme aşamasındadır ve sınırlı müdahale imkanına sahiptir.

Protez öncesi cerrahilerden biri de osteotomilerdir. Osteotomi femur kemiğinin başının veya boynunun kesilerek yeniden yönlendirilmesidir. Bu yöntemle kalça eklemine binen yükler yeniden düzenlenmekte ve/veya eklemin sağlam yüzeyleri yük taşıyan bölgelere getirilmektedir. Bu yöntem total kalça protezlerindeki ilerlemeler nedeni ile popüleritesi azalmakla birlikte bazı vakalarda eşsiz olanaklar sağlayabilmektedir.

Kalça ekleminin femur başı bölümündeki küçük kıkırdak boşluklarında (özelllikle travmatik olanları) osteoatritin başlangıç dönemlerinde yapılan kıkırdak nakilleri kalça protezi gereksinimini ileri yaşlara erteleyebilmektedir. (bkz: Eğitim konuları - Eklem Kıkırdağı Sorunlarına Yeni Yaklaşımlar)

Kalça osteoartritinin radikal tedavisi total kalça protezidir.

Kalça Protezi

Pazar, 04 Kasım 2007

Kalçadaki probleminiz hayat standartınızı istemediğiniz kadar düşürdüyse protez zamanınız geldi demektir. Buradan anlaşılacağı gibi ameliyat zamanlamasına doktor değil hasta karar verir.

En sık soru protez yapım yaşı ve ne kadar ömrü olduğudur. Burada hastanın kişisel özellikleri; yaş, cinsiyet, ağırlık ve hareket seviyesi belirleyicidir. İyi ellerde yapılması şartıyla tüm hastaların %98?inde protez 10 yıl dayanır. 65 yaş üzeri, kadın, 70 kg altı ve az hareketli kişilerde protezin ömrün kalan kısmında idare edebileceği söylenebilir. Genel olarak kalça protezi iyi ellerde yapıldığında 20 yıl civarında tamamen ağrısız ve kalça fonksiyonlarının tam olduğu bir yaşam süresi elde edilir.

Kalça protezinin iyi ellerde yapılması kadar ameliyathane ve ameliyat sonrası bakım hizmetleride çok önemlidir. Bu operasyonun en önemli komplikasyonu % 1-2 oranında enfeksiyondur.(en iyi ameliyathane şartlarında). Enfeksiyon gelişirse ek cerrahi prosedürler gerekebilir. İyi ameliyathane şartı dendiğinde enfeksiyon kontrolü çok iyi olan, ?laminar air flow? lu ameliyathaneler anlaşılmaktadır. Damar ve sinir yaralanması riski neredeyse yoktur.

Operasyonda eklemin her iki yüzeyi plastik ve metal komponentlerle değiştirilir. Konulan parçaları yerinde tutmak üzere 2 yol mevcuttur.Bunlardan biri polimetimetakrilat adı verile çimento ile tespittir. Diğeri ise özel hazırlanan ve kemiğin gelişimine uygun olarak kemikle bütünleşen parçalardan oluşan protezlerdir. Bazı çimentosuz implantların yüzeylerinde yeni kemik oluşumunu sağlayabilecek biolojik olarak aktif olan maddeler de bulunmaktadır . İleri yaş ve ileri osteoporozu olanlar dışında günümüzde çimentosuz protezler tercih edilmektedir. (Dizin tersine) Çimentosuz protez sonrası belli süre koltuk değneği kullanılması gerekir.

Hastaların operasyonun ertesi günü yürümelerine, 2. gün tuvalete oturmalarına izin verilir. Dikişler ortalama 15 günde alınır ve sonrasında banyoya izin verilir. Hasta operasyonun ertesi gününden itibaren kalça ve diz bükme ve adele güçlendirme ekzersizlerine başlanır. Bu ekzersizler kalça fonksiyonlarının tamamen kazanılmasına kadar devam eder. Genellikle 6. haftada tüm kalça fonksiyonları geri döner. Kalçada protezin varlığını hastalar 3-6 ay hissedebilirlerse de yürüme ilk haftadan sonra ağrısızdır.