‘Ortopedi’ Kategorisi için ArÅŸiv

Tetik Parmak

Pazar, 04 Kasım 2007

TETİK PARMAK

İsmine bakıldığı zaman bir avcı hastalığı gibi duran bu durum parmaklarda tetik çekme hareketi esnasında ortaya çıkan bir durumu belirtmek üzere kullanılmıştır.Bu durum genellikle 40 yaşın üzerinde ve diabetli,romatizmal hastalığı bulunan kişilerde rastlanılan bir olaydır. Ancak her yaşta hatta yeni doğanlarda dahi görülebilir. Genç yaşlarda avuç içlerini fazla kullanan sporcularda (off-road bisiklet-motosiklet kullanıcıları, dağcılar gibi) görülebilir.

Nasıl oluşur?

Tetik parmak hastalığının oluşum mekanizması halen tam olarak bilinmemektedir anacak hastalığın seyri gayet iyi bilinmektedir.Parmaklarda tetik hareketinin yapılmasından sorumlu olan tendon ve yatağının etkilendiği bilinmektedir.Tendon yapısı kaslar ile kemikler arasında ki ilişkiyi sağlamaktan sorumlu olan yapılardır.Her tendonun üzerini örten bir tabaka mevcuttur.Bu tabakanın oluşturmuş olduğu kılıf içerisin de tendon parmakların hareketi ile bir kayma yaparak yatağı içerisinde hareket eder.

Tendon kılıfının enflamasyon nedeniyle şiştiği,kalınlaştığı için tendon parmak hareketleri esnasında yapması gereken kayma hareketinde güçlükle karşılaşır.İlk başlarda kılıfın hasarlı bölümünde hereketin azalmasına bağlı olarak takılma ve ancak bir atlama hareketi ile rahatlam tarzında olan belirtiler, tedavi uygulanmaz ve olay ilerlerse kılıfın giderek kalınlaşması ve tendon hareketinin tamamı ile kaybolarak parmağın tetik çeker pozisyonda kitli kalması ile sonlanır.

Tanı

Bu hastalığın tanısında röntgenin yeri yoktur.Doktorunuz yaptığımuayene ile parmağı inceler,ele gelen şişlik,kitle,nodulleri tespit eder.Parmak gergin,şiş olabilir.Genellikle avuç içine en yakın eklem de tespit edilir.

Tedavi

Tedavinin amacı şişliği indirmek ve yakalama hareketini sağlamaktır.1. aşama tedaviyi; şişliği gidermeye yönelik aspirin yada ibuprofen gibi ilaç tedavisi,istirahat amaçlı parmak atelleri oluşturur.Ani ve yeni başlayan vakalarda uygundur.

Eğer şikayetler gerilemez ise 2.aşamada tendonun kalınlaşmış bölgesine lokal kortizon enjeksiyonu yapılacaktır.Bu tedavinin getirdiği rahatlama hastadan hastaya değişik olup birkaç haftadan birkaç aya uzanan bir periodtur. Nüks sıktır. Bu aşama subakut (3hafta ile 3 ay içinde yakınmaları-burada ağrı ve sabah sertliği gibi yakınmalardan bahsedilmektedir, kilitlenmeye başlaması çok daha geç başlayabilir) başlamış vakalarda tam iyileşme sağlayabilir.

Diabetli yada romatizmal hastalığa bağlı bu durumun geliştiği kişilerde, kronik (3 aydan fazla yakınması olan) vakalarda ve sık kilitlenme olan vakalarda ise tedavi cerrahidir.Tendonun kalınlaşmış kısmının tamiri sonrası hareket normale dönecektir.Ameliyat sonrası fizik tedavi rehabilitasyon gerekebilir.

Tekrarlayan Omuz Çıkıkları

Pazar, 04 Kasım 2007

TEKRARLAYICI OMUZ ÇIKIKLARI

İlk omuz çıkığı genellikle oldukça büyük bir travmayla olur. Yeterli tedavi olmuş veya olmamış kişilerde ikinci ve sonraki çıkıklar şaşırtıcı derecede kolay olabilir. İlk çıkık sonrası tedavi kurallarına uygun yapılmış bile olsa yeniden çıkma olasılığı vardır. Özellikle ilk çıkık 20 yaş altında olmuşsa % 50 nin üzerinde yeniden çıkık olasılığı vardır.

İlk çıkık sırasında omuz sabitliğini sağlayan dokuların bir kısmının iyileşememesi yeniden çıkığa neden olur. Bunlardan en sık görüleni labrum denen kıkırdak desteğin kemiğe yapışma yerinden ayrılmasıdır. (omuz anatomisine bakınız) Ayrıca omuz kapsülündeki gevşemede ana nedenlerdendir. Ayrıca humerus kemiğinin başındaki defektlerde sorumlu tutulmaktadır. Bu problemlerin onarıldığı cerrahi müdahaleler sonrası bile yeniden çıkıklar görülebilmektedir.

Tekrarlayan çıkıklar omuz ekleminde bozulma ve kireçlenmelere neden olurken omuz çevresi adele ve tendonlarda kalıcı hasarlar oluşturabilir. Ayrıca beklenmeyen zamanlarda oluşan omuz çıkıkları ek sakatlıklara da neden olur. Bütün bu nedenlerle tekrarlayan omuz ıkıklarında cerrahi tedavi önerilir.

Tedavi yöntemleri

Değişik cerrahi tipleri vardır. Bunların her birinin avantaj ve dezavantajları vardır. Bir cerrahiden beklenen özellikler şunlardır;

Düşük nüks oranı

Düşük komplikasyon oranı

Düşük yeniden operasyon oranı

İleride artrit olasılığı düşük

Hareket kısıtlılığı yapmayan

Eklem içinin görülmesine izin veren

Yeniden çıkığa neden olan problemlerin giderildiği

Vakaların büyük çoğunluğuna uygulanabilen olması

Bütün bu beklentileri karşılayan bir operasyon henüz tanımlanmamıştır.Ancak artroskobik, açık birçok operason % 90 lar civarında başarı sağlamaktadırlar.

Tekrarlayan çıkıktan nasıl korunulur?

Omuzunuz ilk çıktığında derhal doktora başvurun. Çıkığın yerleştirilmesi kolayca başarılamazsa fazla zorlamadan genel anesteziyle yapılmalıdır. Çıkık yerine yerleştirildikten sonra omuz 3-4 hafta tesit edilmelidir. Bu tesbit iyileşebilecek dokuların iyileşmesine olanak verir. Tesbit sonrası omuz adelelerinin kuvvetlendirilmesi de önemlidir. Bütün bunlara rağmen omuzunuz yeniden çıkabilir.

Tensiçi Ve Golfçü Dirseği

Pazar, 04 Kasım 2007

TENİSÇİ ve GOLFÇU DİRSEĞİ

Tenisçi dirseği dirsek dış kısmındaki çıkıntı çevresinin ağrılı bir hastalığıdır. Tenis oynayanlarda sık görüldüğü için bu isim verilmiştir. Gulfcu dirseği aynı problemin dirseğin iç kısmında olanıdır. Aslında sporcu olmayan kişilerde de bu hastalıklar oldukça sık görülür. Ağrı dirsek dış tarafından aşağı doğru yayılır. Ağrıyı özellikle yakalama hareketi ve ağırlık kaldırma arttırır.

Her iki rahatsızlıkla tekrarlayıcı kol hareketlerin sonucudur. Önkol adelelerinin aşırı kullanılması sonucu adelelerin dirsek içi ve dışındaki çıkıntılara yapışma yerlerindeki tendonlarında küçük yırtıkla meydana gelir. Eğer zorlanma devam ederse yırtık tam iyileşmeden ödemli bir hal alır. Tenis, golf dışında boyama, tornavida kullanma, yakalama, tornavida-çekiç kullanma gibi birçok aktivitede bu tür zorlanmalar olabilir.

(bkz: Åžekil 1)

Eğer dirsek iç veya dışında bir hassasiyet gelişir ve bu ağrı koldan aşağı doğru yayılıyorsa derhal neden olan hareketi durdurup doktora başvurunuz. Bu aktiviteyi durdurmanız oluşan mini yırtığın iyileşmesine izin verir. Spor sırasında olduysa tekniğinizi ve kullandığınız ekipmanları gözden geçirmeniz gerekir.

Tedavi

İlk olarak kolu dinlendirme, buz uygulaması, ödem giderici ilaç kullanımı önerilir. Ani ve şiddetli başlangıçta alçı veya hazır ateller dinledirme amacıyla diğer tedavilerle beraber kullanılabilir. 2-3 hafta içinde o bölgeye kortizon bazlı enjeksiyonlar yapılır.

Yakınmalar geçer geçmez önkol adeleleri için germe ve kuvvetlendirme ekzersizleri başlanmalıdır. Tekrarlaması önleyen ve iyileşmenin tamamlanmasını asıl sağlayanın ekzersiz tedavisi olduğu unutulmamalıdır. Doktorunuz yeniden spora veya olayı başlatan aktiviteye dönüldüğünde koruyucu dirseklik kullanmanızı önerebilir.

3 kez kortizon enjeksiyonu, korunmaya ve fizyoterapiye rağmen geçmeyen vakalarda operasyon kesin bir çözüm sağlayabilir. İyi bir hasta-doktor uyumu bazında dikkatli bir tedavi ile vakaların % 80-90 ı cerrahiye gerek kalmadan iyileşebilir.

Tırnak Batması

Pazar, 04 Kasım 2007

Eğer tırnağınızı çok kısa keserseniz, özelliklede bunu başparmağınızın iki kenarında yaparsanız , sık bir hastalık olan tırnak batmasına neden olabilirsiniz.İnsanlar genellikle tırnak köşelerini parmak biçimine uygun olarak yuvarlak keserler. Bu tırnak yatağına yakın uçlar cilt içine doğru gömülerek büyür. Bu duruma bazen sıkı ve dar bir ayakkabıda neden olabilir. Ancak bu tür problemleri olan kişilerin tırnak yataklarının yapısal olarak gömük ve tırnak kenarlarındaki cilt kvrımının tırnak üzerine doğru kıvrımları olduğu görülür.

Tırnak batmaya başladığında sertlaşma, şişme ve hassaslaşma başlar. Daha sonra enfeksiyon başlar ve çok ağrılı olur. Bu dönemde tırnak yatağı kenarında cerahat görülebilir, zamanla cilt tırnak üzerine büyümeye başlar.

(Bkz: Åžekil 1)

Tedavi

İltahaplı batık tırnak tedavisinde öncelikle ayak günde 5-6 kez sıcak, sbunlu suya sokulur. Bu sırada batmış tırnağınızı nazikçe çıkararak altına küçük bir pamuk veya mumlu diş ipi koymaya çalışın. Koyduğunuz parçayı hergün değiştirin. Enfeksiyon fazla ise doktorunuz antibiotik verecektir. Düzelinceye kadar sık sık çoraplarınızı değiştirin, sandalet giyin ve uzayınca tırnağınızı köşeli kesin. Bu prosedürü başaramazsanız doktora başvurunuz. Doktorunuz lokal anestezi ile batan tırnağınızın bir kısmını kesebilir.

İleri dönemlerde aynı olay tekrarlarsa tırnak yatağını düzeltici daha ileri cerrahi prosedürler gerekebilir.

Korunma

Bu riskten korunmak için tırnak kenarlarını yuvarlak değil köşeli kesin. Tırnak uzunluğunu cildi geçecek biçimde tutun. Tırnak kenarlarını koparmayın. Çok sıkı çorap veya ayakkabılardan sakının. Ayaklarınızı her zaman temiz tutun.

Topuk Ağrısı

Pazar, 04 Kasım 2007

Nedenleri

Tendon iltihabı : Topuk kemiğinizin ön kısmından başlayıp ayağınızın altı boyunca uzanan bir ağrınız var.

Bunun nedenleri içi dönme (yürürken veya koşarken ayağın düztabanlaşması ve yuvarlanması), taban desteği zayıf ayakkabı, sert tabanlı ayakkabı, kumsalda uzun yürüyüşler ve koşma ya da ani dönüşler yapmalı gerektiren stresli faaliyetler olabilir. Kendi kendine tedavi yöntemleri sorunu ortadan kaldırabilir.

Bursit (kese iltihabı) : Ayakkabının baskısı nedeniyle keseleriniz iltihaplandı. Veya topuğunuzun üzerine ser ve kötü bir şekilde bastığınız için topuğunuzun altındaki kese iltihaplandı. Kendi kendine tedavi yöntemleri yararlı olabilir, ancak yürüyüşünüzü düzeltmek için bir tabanlığa ihtiyaç duyabilirsiniz.

Aşil kirişi iltihabı : Bacak kaslarınızı topuğunuzun arkasına bağlayan uzun kirişte ağrı, muhtemelen şiş ve hassasiyet var. Bu büyük ölçüde bacak kaslarınızdaki kısalmadan veya esneme azlığından, sağlam olmayan ve şoku emmeyen ayakkabılardan, içe dönmeden veya sert yüzeylerde koşmaktan kaynaklanır. Kendi kendine tedavi yöntemlerini deneyin.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?

Topuk sorunlarının tümünün iyileşmesi uzun sürer. İltihaplı kiriş, kese iltihabı, taban fasyası iltihabı ve Aşil kirişi iltihabı için şunları yapabilirsiniz:

Bir hafta süreyle ayağınızı mümkün olduğu kadar dinlendirin.

Ağrıyı azaltmak için aspirin veya ibuprofen kullanın.

Uygun ayakkabı, topukluk veya tabanlık kullanın.

Yürüyüşten sonra 5 dakika buz masajı uygulayın.

Önleme

Her gün rahat ayakkabı giyin. Egzersiz yaparken veya çalışırken gerekli ayakkabıları kullanın.

Ayaklarınızı ve ayak bileklerinizi germek ve güçlendirmek için egzersizleri öğrenin.

Öteki Nedenler

Yaralanma

Taban fasyası iltihabı

Topuk dikeni

Romatizmal artrit

Gut

Omurga EÄŸriliÄŸi Skolyoz

Pazar, 04 Kasım 2007

Omurganın yanlara doğru ?S? veya ?C? biçiminde kıvrılmasıdır. Bunun sonucunda omurga döner ve bir omuz ve bir kalça diğerinden yüksek görünür. Genetik olanları varsa da genellikle çoğunun nedeni bilinmemektedir. (idiopatik skolyoz)

Herhangi bir yaşta olabilir. İnfantil skolyoz 3 yaş altında görülür. Genellikle doğumsal yapı bozukluklarına, sinir ve adele hastalıklarına ( muskuler distrofi, spastik felç gibi) , kazalara, enfeksiyon ve tümörlere bağlı olarak gelişebilir. Juvenil skoltoz 3-10 yaşları arası görülür ve nadirdir. 10 yaş sonrası görülen adolesan (buluğ çağı) skolyoz olarak adlandırılır ve en sık görülen tipidir.

Skolyoz büyümenin devam ettiği buluğ çağı boyunca hızlı bir ilerleme gösterir. İskelet gelişiminin tamamlanıp büyümenin durduğu yaşlarda ilerleme ileri eğrilikler hariç durur. 50 derece özelliklede 70 derece üzeri eğrilikler erişkin yaşlarda oldukça az olmasına karşı ilerleme gösterirler.

Skolyoz genellikle ağrı yapmaz. Tedavi eğilmenin ilerlemesini engellemek, görünüm bozukluğunu gidermek, gelişebilecek solunum ve dolaşım problemlerini engellemek, omurgada gelişebilecek kireçlenmelerini engellemek amacıyla yapılır.

Tanı

Doktor ve ailelerin skolyozu en kolay tanıyabilmelerinin yolu çocukların kollarını aşağı sarkıtarak öne eğildiklerinde sırtta ve özellikle kürek kemiği seviyesinde asimetrinin farkedilmesidir. Bu asimetrinin diğer nedenlerinin( travma, kas tutulması gibi) olup olmadığına da bakılmalıdır.

Tanı rontgen ile teyid edilir. Burada skolyozu tam değerlendirmek için ortoröntgenogram denilen tüm omurgayı gösteren filmler kullanılmalıdır. Bu filmlerde eğriliğin bölgesi ve derecesi değerlendirilir. İlerleme riski olan vakalarda 3-6 ay aralıklarla iskelet gelişimi tamamlanana kadar rontgen tetkiki yinelenmelidir.

Tedavi

Gözlem: 20 derecenin altında ve iskelet gelişimi tamamlanmaya yakın hastalarda sadece gözlem ve belirli aralıklarla kontrol yeterlidir.

Korse: Korsenin amacı eğimin artışının engellenmeye çalışılmasıdır. Korse özellikle eğimin 30 derece civarında olduğu ve büyümenin devam ettiği çocuklarda etkilidir. Korse etkisi 40 derece üstü eğriliklerde ve iskelet gelişimi tamamlanmasına uzun yıllar olan çocuklarda azalmaya başlar.

Cerrahi: Eğim 50 derece üzerinde ve çocuk hala büyüyorsa cerrahi kaçınılmazdır. 50 derece üzeri eğrilikler büyüme sona erdikten sonra da oldukça az olsa da artmaya devam eder. Bu nedenle ilerideki komplikasyonları önlemek, görüntü açısından cerrahi seçeneği iyi değerlendirilmelidir.

Osteoporoz Kemik Erimesi

Pazar, 04 Kasım 2007

Tanım:

Halk arasında -kemik erimesi- de denen bu hastalık, insan hayatının uzaması ile kendini hissettirmiştir. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri her yıl sadece bu hastalık nedeni ile ortaya çıkan kemik kırıklarının tedavisi için yaklaşık 12 milyar dolar harcamaktadır. Hastalıktan bahsetmeden önce bir az kemiklerimiz hakkında bilgi aktaralım. Kemiklerimiz vücudumuzu dış tehlikelerden koruyan (beyin,kalp), hareket etmemiz için eklemler oluşturan, bazı mineralleri depolayan, kemik iliği denilen ve kanımızın şekilli elemanlarının da yapıldığı dokuları içinde barındıran çok özel yapılardır. Aslında kalsiyum, fosfor ve magnezyum gibi minerallerin oluşturduğu kristallerden yapılmışlardır. Kemiklerde kemik yapan ve kemik yıkan iki tip hücre bulunur. Hayatın başlarından 20-25 yaşlarına kadar kemik yapan hücrelerin üstünlüğü sürer. 40-45 yaşlarına kadar bir yapım yıkım dengesi görülürse de bu yaşlardan itibaren yıkım artar. İşte bu yıkımın artması kemiğin taşıdığı mineral miktarını azaltır bu azalma kırıklara sebep olacak kadar ciddi boyutlarda olabilir. Kemiklerin taşıdıkları mineral içeriğinin ciddi olarak azaldığı durumlarda OSTEOPOROZ?dan bahsedilir.

Düşük kemik kitlesi ve kemiğin mikromimari yapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığı ve kırılganlığa yatkınlıkta artışla karakterize, en sık görülen metabolik kemik hastalığıdır.

Son zamanlarda oldukça önemli hale gelmiştir. Bunun en önemli sebepleri teknolojinin bizlere sağladığı imkanlarla daha kolay ve sedanter yaşam sürerken ortalama insan ömrünün de uzamasıdır. Genelde orta ve ileri yaş, postmenapozal kadın hastalığı olan osteoporozla her geçen yıl daha çok insan yüzyüze gelmektedir.

Kaç Çeşit Osteoporoz Vardır?

Genelde 3 tip osteoporoz vardır.

Birinci tip osteoporoz daha çok kadınlarda görülen bir hastalıktır. Kemik yıkan hücrelerden daha önce bahsetmiştik. Bu hücrelerin aşırı kemik yıkmalarını engelleyen faktörlerden birisi de östrojendir. Östrojen, kadınlarda büyük miktarlarda yumurtalıklar tarafından üretilir. Yaklaşık 45 yaşlarına gelen kadınlarda yumurtalık fonksiyonları azalmaya ve bitmeye başlar, kadınlar adetten kesilir. Bu döneme menapoz denir. Yumurtalık faaliyetlerinin bitmesi vücuttaki östrojen miktarını birden bire düşürür. Kemik yıkan hücreler kontrolsüzce kemikleri yıkmaya başlarlar.

Ikinci tip osteoporoz ise ileriki yaşlarda ortaya çıkar. 40 -45 yaşlarından itibaren kemiklerde yapımın azaldığı ve yıkımın arttığından söz etmiş idik. Kemiklerdeki bu yıkım fazlalığı yaş ilerledikçe belirgin bir hal alır ve özellikle 70 yaşından sonra kendini gösterir. Normal koşullarda insanlar bir oturma mesafesinden yere düşerler ise bir şey olmaz. Ancak bu hastaların çok daha kısa mesafelerden düşmeleri ile veya basit bir hapşırmaları ile kemiklerinde kırıklar meydana gelmektedir.

Üçünçü tip osteoporoz başka bir nedene bağlı olarak ortaya çıkar. Sıklıkla kortizon kullanan hastalarda görülür. Astım, allerji, romatizmal hastalıklar veya diğer nedenler ile kortizon kullanan hastaların kemiklerinde, ilacın uzun kullanımdan sonra ortaya çıkar.

Osteoporoz Belirtileri Nelerdir?

Osteoporoz çok sinsi bir hastalıktır. Genelde başka hastalıkların arkasına saklanarak belirtilerini gösterir. Erken dönemde Osteoporoz?un belirgin belirtileri yoktur. Menapoz sonrası görülen tipte başlangıçta bir bulgu yoktur. Menapozu takip eden 3-5 yıl içerisinde kemiklerin %30 dan fazlası kaybedilebilir. Eğer Osteoporoz tam olarak oluşmuş ise sırt ve bel ağrıları, sırtta kamburlaşma, boyda kısalma görülür. Özellikle omur kemikleri bu tip osteoporoz dan çok etkilenirler , sıklıkla bu kemiklerde kırıklar olur. Bu yapısal bozulma, boyda kısalma olarak kendisini gösterir. Ayrıca el bilek kemikleri de bu hastalıktan etkilenir. Daha yaşlı insanlarda ortaya çıkan ikinci tip te ise bulgular ağrılar ile kendini gösterebilir. İlerlemiş durumlarda kalça kemiği kırıkları görülür. Yapılan çalışamalar bu kırıkların insan hayatını tehdit edici boyutlar ulaşabileceğini göstermiştir. Kalça kırığı operasyonu geçiren hastaların %25 kadarı 1 yıl içerisinde hayatlarını kaybetmektedirler. Diğer bir %25 i ise yürüme güçlüğü nedeni ile yatağa bağlanmaktadır. Bu rakamlar bu hastalığın ortaya çıkmadan anlaşılması gerektiğini gösteriyorlar.

Kimler Daha Çok Risk Altında?

Osteoporoz konusunda çalışan bilim adamları bazı ırklarda bu hastalığın görülmediğini ve bazı özellikleri olan kişilerde de daha sık osteoporoz görüldüğünü tespit etmişlerdir.

Osteoporozun daha sık görüldüğü kişilerin ortak yanları şunlardır:

Kadınlar

İnce ve Narin Yapılı Kadınlar

Cilt ve Saç Rengi Açık Olan Kadınlar

Erken Menapoza Girenler

Fiziksel Aktivitesi Az Olan Kadınlar

Sigara ve Alkol Kullananlar

Süt ve Süt Ürünlerini Az Alanlar

Böbrek Fonksiyon Bozukluğu Olanlar

Kortizon Kullananlar

Fazla DoÄŸum Yapanlar

Ailesinde Osteoporoz Görülenler

İnaktif ve sedanter yaşam önemli mi?

Fiziksel aktivite doruk kemik mineral dansitesinin önemli belirleyicilerinden biridir, aktif olmayan ve hareketsiz yaşam sürdürenlerde kemik mineral yoğunluğu ve aktif kas desteği azalmaktadır. Atlama ve zıplama içeren fiziksel aktiviteler büyük bir osteojenik potansiyele sahiptir. Egzersizlerin özelliği iskelete dik olarak yük bindirici olmalıdır. Yüzme ve bisiklete binme gibi aktiviteler iskelete yük bindirme etkileri az olmakla beraber kemik yoğunluğuna olumlu etkileri vardır. Bunun yanında çok aşırı sportif aktiviteler kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkiler (özellikle kadınlarda amenore ve düşük kiloya yol açması nedeniyle).

Kalsiyum ve d vitamininin önemi var mı?

Büyüme sırasında yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmazsa iskelet yapımının doruk noktaya ulaşamayacağı aşikardır. Kalsiyum ihtiyacı sadece büyüme sırasında değil tüm yaşam boyunca devam eder. Optimal Kalsiyum (Ca) ihtiyacı (günlük)

infantlarda

0-6 ay:

400 mg

6 ay-1 yaÅŸ:

600 mg

Çocuklarda

1-5 yaÅŸ:

800 mg

6-10 yaÅŸ:

800-1200 mg

Adölesan - genç erişkinlerde 11-24 yaş:

1200-1500 mg

Erkek

25-65 yaÅŸ:

1000 mg

65 yaş üzeri:

1500 mg

Kadın

25-50 yaÅŸ:

1000 mg

50 yaş üzeri ve Östrojen alan:

1000 mg

50 yaş üzeri ve Östrojen almayan:

1500 mg

65 yaş üzeri ve gebelik laktasyon dönemin-de:

1200 mg

Optimal kalsiyumun diyetle alınması tercih edilmelidir. Gıdalardaki kalsiyumun biyoyararlanımı %30 civarında olmaktadır. Başlıca kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Ayrıca koyu yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, baklagiller, fındık, pekmez, tahin ve küçük balıklar kalsiyumdan zengin gıdalardır. Günlük kalsiyum ihtiyacı gıdalarla karşılanamıyorsa kalsiyum tuzları şeklinde ilave kalsiyum kullanılmalıdır.

Alkol ve sigara kullanımı osteoporozu nasıl etkiler?

Alkol, kalsiyum dengesini sağlayan hormonları etkiler, kemik yapımını azaltır ve osteopeni oluşturur. Alkol sitokrom P 450 enzimini indükleyerek 25 (OH) vit. D nin karaciğerde yıkımını artırmaktadır. Ayrıca hipogonadizm, hiperkortikolizm, metabolik asidoz ve ileri dönemlerde karaciğer sirozuna yol açarak osteopeni oluşturur. Yetersiz kalsiyum alımı (yanlış beslenme) ve kalsiyum emiliminin bozulması da söz konusudur. Aşın alkol tüketimi hem kadın hem de erkekte kemik yoğunluğunu azaltmakla birlikte düşme riskini de artırdığı için ayrı bir risk faktörü olarak görülmektedir. Sosyal alkol tüketiminin kemik yoğunluğu üzerindeki etkileri çok net değil ise de çoğu veri yoğunluğu azalttığı yönündedir.

Bir çok araştırma sigara içme alışkanlığı ile osteoporotik kırık riski ve sıklığı arasında paralel bir ilişkiyi göstermiştir. Bunun nedenleri arasında nikotin ve diğer toksik maddelerin karaciğerde sitokrom P 450 enzimini indüklemesi yanında sigaranın antiöstrojen etkileri de yer almaktadır. Sigara içenlerde kalsiyum emiliminde azalma gösterilmiştir. Sigara içenler genellikle zayıftır ve daha erken menapoza girerler. Sigara içen kadınlarda osteoporoza bağlı kırıklar 1,5-2,5 kat daha fazladır. Yapılan bir araştırmada erkeklerde 1 yıl sigara içiminin kalça kırık riskini % l artırdığı gösterilmiştir.

Osteopeni - osteoporoz - yerleÅŸmiÅŸ osteoporoz ne demektir?

Osteopeni:

Genç erişkine göre KMY nin 1SD arasında olması

Osteoporoz:

Genç erişkine göre KMY nin 2,5 SD? nin üzerinde olması

YerleÅŸmiÅŸ Osteoporoz:

KMY nin -2,5 SD nin üzerinde ve ek olarak bir veya daha fazla kırık olması.

Osteoporoz Nasıl Teşhis Edilir?

Osteoporozun ciddiyetini anlaşıldıktan sonra Dünya?da da ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Osteporoz ortaya çıkmadan bunu gösterebilecek değişik aletler geliştirilmiştir. Bu aletlerin bir kısmı ses dalgalarını kullanırken bazıları da X ışınları gibi değişik kaynakları kullanmaktadır. Günümüzde en çok kullanılan yöntem DEXA yöntemidir. Hastalar için bir zararı gösterilmemiştir. Hasta bir masaya yatar ve hareketli bir kamera ile ışın kaynağı vücut üzerinde gezinerek sonuçları sistemin bilgisayarına aktarır. Ölçüm süresi uygulanacak yöntem ve makine cinsine göre değişse de ortalama 30-45 dakika da tüm işlemler bitmektedir. Tabii ilerlemiş osteoporoz normal röntgen filmleri yardımı ile de anlaşılabilir. Bir klasik röntgen filminde osteoporozun görülmesi, kemik kütlesinin en az %30 unun kaybedilmiş olduğunu gösterir. Günümüzde geliştirilmiş bir çok yöntem olmasına karşın hekimlerin klinik değerlendirmeleri , hastalığın anlaşılmasında ki en önemli faktördür.

Osteoporoz?dan Nasıl Korunulur ?

Düzenli hekime gitme alışkanlığı bu hastalıkta sizleri koruyacak en önemli adımdır. Basit bazı önlemlerde osteoporoza karşı yardımcı olabilir. Nedir bu önlemler? Öncelikle beslenmemizde bazı değişiklikler yapmalıyız.

En önemlisi kendinizi OSTEOPOROZ?a karşı sık sık kontrol ettiriniz.İleriki yaşantınızdaki rahat ve aktivite ancak erken teşhis ile mümkün olabilir. Sizde kemiklerinizi zaman zaman ölçtürebilirsiniz.

1. Süt ve süt ürünleri gibi kalsiyumdan zengin besinlerin alınması gerekir.Ancak bu tip ürünler yüksek oranlarda da yağ içerebilirler, yağsız veya yağı azaltılmış olan tiplerini kullanmalısınız.

2. Özellikle Magnezyum ve C vit takviyesi alınız.

3. Yüksek proteinli beslenmeden de kaçınmalısınız.

4. Tuz alımını azaltın.

5. Lifli besinlerle beslenin (sebzeler).

6. Alkol ve kahveden uzak durunuz.

7. Mutlaka Doktorunuzun uygun göreceği egzersizi yapın.

Evinizde de bazı değişiklikler yapmalısınız:

Bunda amaç hayatı kolaylaştırmak ve sizi düşmekten korumaktır.

1. Çorap ve ayakkabı giyerken bir yere oturun.

2. Uygun ayakkabı seçin.

3. Ağır eşyaları taşımayın.

4. Eğilmeniz gerekiyorsa, belinizi bükmeden, dizlerinizi bükerek eğilin.

5. Ani hareketlerden kaçının.

6. Buzlu ve kaygan zeminlerde dolaşmamaya özen gösteriniz.

7. Evinizin aydınlatmasını gözden geçirin ve daha iyi bir görüş sağlayacak şekilde aydınlatın.

8. Yatak odası ve banyo arasındaki yolu her zaman aydınlatın.

9. Sık kullandığınız eşyalarınızı yakınınıza yerleştirin.

10. Evinizde kolay eriÅŸilebilecek yerlerde telefonlar bulundurun.

11. Banyo ve tuvaletlere sağlam tutunabileceğiniz tutma kolları yaptırın.

12. Banyo küveti ve zemininin kayganlığını önleyecek tedbirleri alınız.

Yanları destekli iskemleleri tercih ediniz.

I- Kemik yıkımım azaltanlar:

1- HRT (östrojen-progesteron)

2- Antiöstrojen (raloksifen)

3- Kalsitonin

4- Bifosfanatlar

5- Kalsiyum

6- Vitamin D ve deriveleri

7- Tiazid diüretikleri

II -Kemik yapımını artıranlar:

l - Florid

2-Testesteron

3-Anabolik steroidler

4-Parat hormon

Bu çok geniş tedavi seçeneklerinden hastanın yaşı, risk faktörleri, kemik mineral yoğunluğu ölçüm sonuçları ve ülkemizin sosyo ekonomik durumu da göz önüne alınarak (çünkü uygulanan tedaviler genelde pahalı tedavilerdir.) hasta için en uygun kombinasyon yapılmalıdır. Bugün için tedavinin birinci basamağında HRT, Alendronat, Vitamin D ve deriveleri, Kalsiyum ve Raloksifen görünmektedir. ikinci basamakta Kalsitonin ve Etidronat, üçüncü basamakta diğer tedavi seçenekleri yer almaktadır.

Osteoporoz Tedavisinde Neler Kullanılır?

Tedavinin esasını risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, fizik tedavi rehabilitasyon ve medikal tedavi oluşturur. Amaç; kemik mineral yoğunluğunun stabilize edilmesi ve artırılması, kırıkların önlenmesi, iskeletin deformitelerine bağlı belirtilerin iyileştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır.

Dengeli beslenme ( yeterli kalsiyum ve protein alımı), yeterli fizik aktivite, aşırı alkol ve sigara kullanılmaması tedavide önemli yol almamızı sağlar.

Hastalar ağır yük kaldırmaktan kaçınmalı, yük taşırken de gövdeye yakın olarak tutmalıdır. Çünkü öne eğilerek kaldırılan yük bel bölgesinde kaldırılan ağırlığın 10-20 kat fazlası yüklenmeye sebep olmaktadır. Kemik mineral dansitesinin devamlılığı ve artması için iskelete yük bindirici egzersizler verilmelidir. Ayrıca fleksiyon egzersizleri yapılmamalı, ekstansiyon egzersizlerine ağırlık verilmelidir.

Akut ağrının tedavisinde analjeziklerin yanında uygun pozisyonlama, yatak istirahati ve TENS, hot pack, infraruj gibi fizik tedavi modaliteleri kullanılır.

Kronik ağrıda kifotik postürün düzeltilmesi için uygun ortez kullanılabilir. Fakat kas güçsüzlüğüne yol açabileceği için kullanım süresi iyi ayarlanmalı ve beraberinde sırt ekstansör güçlendirme egzersizleri verilmelidir. Yine bu dönemde analjezik etkili fizik tedavi modaliteleri kullanılabilir.

Psoriatik Artrit

Pazar, 04 Kasım 2007

Psöriyatik artrit nedir?

Psöriyatik artrit, kronik bir cilt ve tırnak hastalığı olan sedef hastalığıyla (psöriyazis) birlikte görülen bir iltihabi artrit tipidir. Bu hastalığın beş tipi vardır:

Öncelikle el ve ayak parmaklarındaki küçük eklemleri tutan artrit

Kol ve bacaklardaki eklemleri tutan asimetrik artrit

Romatoid artrite (iltihaplı romatizmaya) benzeyen simetrik poliartrit (çok sayıda eklemi tutan artrit)

Nadir fakat ekleme son derece zarar veren ve ÅŸeklini bozan bir tip olan artritis mutilans

Sakroiliyak (omurgayla kalça kemiğini birbirine bağlayan eklem) eklemin ve omurganın artriti (psöriyatik spondilit)

Bu artrit tiplerinin her birinin hangi sıklıkta görüldüğünü belirlemek zordur. Aynı hastada zamanla artritin tipi değişebilir ve bazı hastalarda birden fazla tip bir arada görülebilir. Bazen artrite ek olarak gözde ya da bağların ve tendonların (kasın kemiğe tutunduğu yapı) kemiğe yapıştığı yerde, örneğin topukta, iltihaplanma vardır, ikinci durumda o bölgede ağrı ortaya çıkar.

Nedeni

Tam nedeni bilinmemektedir, fakat bağışıklık, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte etki ettiklerinden şüphe edilmektedir. Psöriyatik artritli hastaların %40?a varan bir bölümünün ailelerinde psöriyazis ya da artrit öyküsü vardır.

Sağlık üzerindeki etkisi

Psöriyatik artrit ABD?de bulunan 3 milyon psöriyazis hastasının en az %10?unda görülmektedir.

Kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülmekte ve genellikle 30-50 yaşları arasında başlamaktadır, fakat çocuklukta da başlayabilir.

Psöriyatik artrit, hastaların %15?e kadar bir kısmında psöriyazis tanısı konulmadan önce başlayabilir.

Tanı

Kesin bir tanı konulmadan önce, psöriyazis için karakteristik olan cilt ve tırnak değişiklikleri gösterilmelidir. Bazı hastalarda sedimentasyon yüksekliği, hafif anemi ve kan ürik asit düzeyi yüksekliği bulunabilir. Gut olmadığı kanıtlanmalıdır.

Tedavi

Psöriyatik artritin tedavisi başlangıçta steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlardan ibarettir, fakat artrit bu ilaçlara yanıt vermezse metotreksat kullanılması gekebilir. Antimalariyal (sıtma tedavisinde kullanılan) bir ilaç olan hidroksiklorokin de etkili olabilir fakat bazı hastalarda bu ilaçla psöriyaziste alevlenme görülebilir. Sulfasalazin adlı ilaç bazı psöriyatik artrit hastalarında çok faydalı olmaktadır. Hastalığın ağır şekillerinde azatioprin kullanılabilir.

Doğrudan eklemin için uygulanan kortikosteroid enjeksiyonları faydalı olabilir. Son zamanlarda siklosporin ile iyi sonuçlar alınmaktadır, fakat bu ilacın böbrek üzerinde yan etkileri olduğu için, diğer tedavilere cevap vermeyen ilerleyici hastalıkta kullanılmalıdır. Uygun egzersizler çok önemlidir. Eklem harabiyeti gelişen hastalarda cerrahinin yararı olabilir.

Pes Ekino Varus (Pev) Doğuştan Çarpık Ayak

Pazar, 04 Kasım 2007

En sıkdoğumsal hastalıklardan biridir. Topuklar ve parmaklar içe doğru dönmüştür. Genellikle baldır ve ayak normalden kısadır. Bu kısalık özellikle tek taraflı vakalarda belirgindir. PEV ağrısızdır, düzeltilebilir ve bebeğiniz normal bir yaşama döner.

Her 1000 doğumdan birinde görülür. Her 3 vakadan 1?i çift taraflıdır. Neden olduğu bilinmemektedir. Her 3 vakadan 2 si erkek bebektir. Ailede varsa olasılık iki katına çıkar.

Düzeltme ve alçılama

Tedavi doğumdan hemen sonra başlar. Amaç ağrısız, fonksiyonel bir basma elde etmektir. Doktorunuz nazikce ayağı normal pozisyona getirecek biçimde gererek düzeltir ve düzeltmeyi korumak için alçılar. Düzeltme tedrici olarak her hafta tekrarlanır. Tam normal pozisyona gelmesi aylar alabilir. Düzelme görüntü ve rontgenle takip edilir. Alçılama genellikle 6-12 hafta sürer. Düzelme meydana geldiğinde bunun korunması için yürüme yaşına kadar özel ayakkabılar giyilir. Adeleler 2-3 yaşına hatta bazen 7 yaşına kadar adeleler ayağı eski pozinyonuna döndürmeye çalışır. Bu nedenle 7 yaşına kadar çocukların izlenmesi ve bu arada gerekirse cerrahi müdahaleler yapılması önemlidir.

Cerrahi tedavi

Bazen germe ve alçılama bebeğinizin ayağını tam düzeltmeyebilir. Özellikle de düzeltme ve alçılamaya geç başlandığında. Bu durumda cerrahi tedavi gerekir. Cerrahi tedavi 3-12 aylıkken yapılabilir ve tek seansta ayaktaki bütün kemik, bağ ve tendon bozuklukları düzeltilir. Ameliyat sonrası 6-8 hafta alçı uygulaması ardından özel ayakkabı giyilir.

Tedavi edilmeyen çocuklarda çok ciddi sakatlık ve yürüme bozukluğu oluşur.Günümüz cerrahi teknojisi her yaşta bu rahatsızlığın tedavisine olanak vermektedir. Yine de en iyi sonuçlar 1 yaş altındaki cerrahilerden alınır.

En mükemmel sonuçlu tedavilerde bile hasta ayak 1-1.5 numara daha küçük, daha az hareketli ve baldırı daha ince olur.

Paget Hastalığı

Pazar, 04 Kasım 2007

Paget hastalığı denen rahatsızlık (aynı zamanda ostejtis deformans tıbbi adıyla da bilinir) adını 19. yüzyılın ortalarında yaşamış olan bir Ingiliz cerrahından almıştır ve osteoporozun aksi (tersi) durumudur. Paget kemik hastalığı başlangıçta çok fazla kemik dokusu parçalandığı zaman meydana gelir. Buna tepki olarak bir vücut yeni kemik yapma hızını artırır. Fakat yeni kemikler düzensiz bir şekilde yerleşir ve normal kemikten daha yumuşak ve daha zayıf olabilir. Fakat Paget hastalığının sonucu bir bakıma osteoporozunkine benzer, çünkü kemikler zayıflar ve deforme olabilir, hatta kırılabilir.

Belirtiler

- Etkilenen kemiklerde ağrı ve sıcaklık hissi,

- Başağrısı,

- Bacak bükülmesi,

- işitme kaybı.

Paget kemik hastalığı vakalarının çoğu 50 ile 70 yaş arasındaki hastalarda teşhis edilir.Ancak bazı ender durumlarda genç yetişkinlerde de bulunmuştur. Bazen aileyi özellik gösterir.

TeÅŸhis

Doktorunuz kemiklerinizde Paget hastalığı olduğundan kuşkulanırsa, kemik yıkım ürünlerinin normalden fazla olup olmadığını belirlemek için kan ve idrar tahlilleri yaptırabilir. Röntgen ve radyoaktif izotoplarla kemik taraması da gerekebilir. Gerekli tedaviye karar vermek için nadiren kemik biyopsisi de yapılabilir.

Bu hastalık birçok insanda belirti vermez. Başka bir nedenle röntgen çekildiğinde ya da kan tahlili yapıldığında rastlantıyla ortaya çıkarılabilir. Genellikle vücudun tek bir bölümü etki?enir (çoğu kez omurga, kafatası, kalça, uyluk ya d~ bacağın alt bölümü), ancak birden çok bölge de tutulabilir. Hastalıktan etkilenen kemikler deforme olur ve daha kolay kırılırlar. Hastalık genellikle yavaş ilerler.

Nadir olarak sağırlık, konjestif kalp yetmezliği ya da habis kemik tümörleri gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

Tedavi

Hastalık sorun yaratmadıkça tedavi gerekmez.

İlaç Tedavisi

Hastalığın erken dönemlerinde tek yapılması gereken, ağrı ve iltihabın tedavi edilmesidir. Aspirin veya diğer hafif antienflamatuar ve ağrı kesici ilaçlar yeterlidir. Bununla birlikte, hastalık ilerlerse, kalsitonin hormonu gibi daha güçlü ilaçların kullanılması gerekebilir. Tedavi etkisiz olduğunda doktorunuz etidronat ya da mitramisin verebilir.

Ameliyat

Kemikte ÅŸekil bozukluÄŸu oluÅŸtuÄŸunda nadiren ameliyat gerekebilir.