‘Güzellik Bakım’ Kategorisi için Arşiv

Yaz Sırları

Pazar, 04 Kasım 2007

Sıcaklar başlayınca kış aylarında kullandığınız cilt ve saç ürünlerini kullanmak doğru değil çünkü iklim değiştikçe vücudunuzun ihtiyaçları da değişiyor.

Artık yaz aktivitelerine, yaz sporlarına ve yaz partilerine hazırlanmak için doğru zaman. Sıcak hava planına geçtiğinizde cildiniz daha canlı görünecek ve makyajınız uzun yaz günlerine daha dayanıklı olacak.

Giyimden makyaja, saçtan cilt bakımına? hoşunuza gideceğini sandığımız yaz sırları !

Genel bakım

Hava değiştikçe güzellik rutininizin de değişmesi gerekir. Isı arttıkça cildin reaksiyonları da soğuk iklime nazaran değişecektir. Cildiniz, saçınız ve makyajınızın daha sağlıklı ve muhteşem görünmesi için değişiklik yapma zamanı geldi. İşte yapılması gerekenler hakkında size birkaç ipucu?

Cilt rutininizi değiştirin

Sıcak hava daha fazla nem anlamına geldiğinden cildinizin kışa göre daha az nemlenmeye ihtiyacı olacaktır. Daha hafif bir nemlendirici kullanmaya başlayarak gözeneklerinizi temiz tutun, böylece akne ve sivilcelenme riskini azaltabilirsiniz.

Yaz aylarında tamamen ortalıkta olduklarından ayak bakımınıza önem verin: nasır ve sertliklerden kurtularak ayaklarınıza ihtiyaç duydukları nemi verin, pedikür yaptırın ve güzel bir çift sandalet ile ayaklarınızın keyfini çıkarın.

Daha fazla su için

Güzel cildin sırrı suda saklıdır. Vücudunuzun yaz aylarında daha fazla suya ihtiyacı vardır. Zaten terlediğiniz için su ihtiyacınız arttığından gerektiği kadar su içmek hayatidir. Yanınızda her zaman bir şişe su bulundurmanızı tavsiye ederiz.

Bronzlaşmayı abartmayın

Sağlıklı bronzluk bir mittir. Yani böyle bir şey yoktur. Amacınız bronzlaşmak değil cildinizi güneşin UV ışınlarından korumak ve böylece erken yaşlanma tehlikelerinden sakınmak olmalıdır. En az 15 güneş koruma faktörlü bir kremi dışarıda olacağınız her an kullanın. Dudaklarınızı, boynunuzu ve ellerinizi de korumayı unutmayın. Bronzlaşma kremleri kullanarak da sağlıklı bir bronzluk elde edebilirsiniz.

Daha serin zamanlarda spor yapın

Eğer yürüyüş veya jogging yaparken dışarıda olmak zorundaysanız bunu sabahın erken saatlerinde yapmayı tercih edin. Bu sizin daha erken uyanmanız anlamına geliyorsa günden kazandığınız saatler hoşunuza bile gidecektir. Alternatif olarak evde, spor salonunda yani ısı derecelerinin kontrol edilebildiği yerlerde spor yapmayı tercih edin.

Böcek savar spreyi kullanın

Sivrisinek ve böcekler özellikle sabahın erken saatleriyle akşam üstleri yaz aylarının olağan belasıdır. Dışarıdayken, özellikle kamp veya tırmanma gibi aktiviteler yaparken kaşıntılı böcek ısırıklarından kaçınmak için böcek savar ürünlerden kullanın. Böylece cildinizde istenmeyen leke veya yaralardan kaçınmış olursunuz.

Moda ve saç trendleri

Son moda giyim ve saç trendlerini bilmek güne veya geceye hazırlanırken size yardımcı olur. Havalar ısındıkça yeni renk ve kumaşlar yaz trendlerini oluşturur. Ancak sakın unutmayın: hem saç modellerinde hem de modada bazı klasiklerinin zamanı geçmez, kullanın!

Saç trendleri

Saçınız için bu yaz en doğru model hangisi? Saç modelleri de mevsimlerle değişir. Gündüz için pratik ve kullanışlı, gece içini ise romantik modeller seçin.

Britney Spears ve Jessica Simpson gibi dalgalı ve dolgun saçlar dağınık ve kadınsı bir görünüm verir. Saçınız uzun ve kalın ise bu etkiyi yaratmak kolaydır çünkü dolgun ve şekilli saçlar daha kolay kontrol edilebilir. Saçınızı yıkayın, biraz köpük uygulayarak fönün düşük hızında kurutun. Maşa kullanın ve düzeltmeleri parmaklarınızla yapın. Kalın dalgaları ayırmak için saç uçlarına şekillendirici briyantin kullanın. Sade, ince ve pürüzsüz bir görünüm için düz saçı tercih edin. Düz saç bir klasiktir. Doğal dalgalarınız varsa, saçınızı bölüm bölüm ütü ile düzleştirin. Saç şeklinize son halini verdikten sonra biraz saç spreyi kullanın ve yoğun rutubetli ortamlarla yağmurdan kaçın!

Kısa, dalgalı saç modelleri saçıyla daha az uğraşmak isteyenler için bire birdir. Hem erkeksi hem feminen? bu uğraşılması en kolay saç tipidir. Son trendlere uygun olmak istiyorsanız asimetrik bir kesim kullanın.

Pek yakında etrafta daha fazla at kuyruğu modeli göreceksiniz. Hatırlayın! O kadar pratik bir saç ki hem rahat hem resmi ortamlara hazırlanırken sizi hiç uğraştırmayacak. Yumuşak dalgalar basit bir at kuyruğuna seksi bir duygusallık katar. Her tür saç için aslında şu an moda olan klasik modeller. Gündelik saç olarak elinizle saçınızı arkaya doğru tarayarak hafif dağınık saç modelleri de uygulayın. Harika görünecek, iyi hissedeceksiniz.

Perçem veya kakül? ama bildiğimiz düz olanlar değil! Açılı kesimi olan perçemlerle bu yaz olağan dışı güzel olacaksınız. Perçemlerin bakımı normalden fazla özen gerektirmesine rağmen uzun alın defosunu düzeltmek veya kırışıkları kapatmak için idealdir.

Röfleler

Seksi, kadınsı röfleler asla demode olmuyor. Yaz röfleleri daha ziyade çok tonlu olması nedeniyle saçın görünümüne hacim katıp ışığı daha çok yansıtmasına neden oluyor. İyi bir kesimle birlikte yapılan röfleler özel gecelerde ve özellikle fotoğraflarda harika görünmenizi garanti edecektir. Hem ?trendy? hem de şık, bu yaz yıllardır görmediğimiz kadar güzel saç modellerine gebe. Sizin de saçlarınıza yeni bir hava vermeniz için ideal bir zaman? ne dersiniz?

Saç bakımı

Sabah bakımlı güzel saçların öğlene doğru kıvırcıklaşarak sizi delirttiği zamanlar mutlaka vardır. Maalesef bu problemi çözmek her zaman kolay değil. Kıvırcıklaşan saça aslında tam bir çözüm olmamakla beraber bu durumla yaşamanıza yardımcı olabilecek ipuçları mevcut. Rutubet oranının yüksek olduğu yaz aylarında kıvırcıklaşan saçlarınızı sakinleştirmek için işte size ipuçları?

Kıvırcık saçı kontrol

Kıvırcık ve dağınık huylu saçların kontrol edilmesinin zor olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun için de saça krem veya yatıştırıcı serum uygulamak bir zorunluluk. İşin sırrı uyguladığınız saç kremini durulamadan önce birkaç dakika saçınızda tutmak. Hatta zamanınız varsa saçınıza krem sürdükten sonra saçınızı havluyla sararak 10-15 dakika bekleyip sonar durulayın. Eğer saçınızı sabahları yıkıyorsanız, saçı havluya sarıp bekleme adımını atlayarak diğer adımları uygulayın.

Bu işlemi bitirdikten sonra da saçınızı havluya sürterek kurulamaktansa yine saçınıza havlu sarıp kendi halinde fazla suyundan kurtulmasına izin verin. Kıvırcık saçlarda havluyla kurutmak bile fırçalarken olduğu gibi saçınıza zarar verip kırılmasına neden olabilir.

Saçınıza biraz köpük sürüp ondan sonar tarayın. Mümkünse fön ile değil kendi halinde kurumasına izin verin, hatta kuruyana kadar saçınızdan tarak ve parmaklarınızı bile geçirmeyin. Dalgalı saçların şeklini kaybedip yaramaz kıvrımlar halinde sizi utandırmaması için saçınıza fön tutmayı SADECE saçınızı düzleştirmek için kullanırsanız başarılı olabilirsiniz.

Saçınızı her gün yıkamayın, saç derinizdeki doğal yağlar saçınızın yaramaz kıvırcıklarıyla savaşmanızda yardımcı olur.

Yaramaz kıvırcıkların ehlileştirilmesi için diğer bir çözüm de iyi bir saç kesimi olabilir. Saçlarınız fazla kalınsa kuaförünüzden saçınızı uçlara doğru inceltmesini de isteyebilirsiniz. Bu da saçınızın daha kolay kontrol edilebilmesine yardımcı olur.

Yaz saç bakım ipuçları

Uzun, kısa, kalın veya ince telli, düz veya kıvırcık? hiç fark etmez: saçların parlak ve güzel olması için yaz aylarında farklı bakım gerekir.

Yaz aylarında kısa saçlar bakımı en kolay olanlardır. Havalar ısınınca daha kısa modelleri tercih edin.

Güneşin boyalı saçta etkileri olacaktır. Dışarıda olduğunuz süre boyunca şapka kullanmaya özen gösterin. Bunun mümkün olmadığı durumlar için güneş koruma faktörlü kalıcı bir saç kremine yatırım yapın!

Güneş, rutubet ve klor saçınıza zarar vererek sertleşmesine ve kırılmasına neden olabilir. Saçınızı kremleyerek durulamadan biraz bekleterek bu sorunla savaşabilirsiniz. Saçı haftada iki kere yıkamak yeterlidir ancak hiçbir durumda saçınızı kimyasallarla bırakmayın.

Deniz suyunun ve havuz suyundaki klorun saç sağlığınız ve boyanıza zararı olduğunu mutlaka biliyorsunuz. Yüzmeden hem önce hem de sonra saçınızı durulayın. Mümkünse bir bone kullanın. Saçınızın kendi halinde kurumasına izin verin.

Güneş ve güneşlenme

Bronz ten sağlık ve güzelliği çağrıştırır. Yani bronz ten özellikle yaz olmak üzere tüm yıl hayal edilen bir tendir. Ancak hepimiz güneşin UV ışınlarının zararlarının farkındayız! Sizce çabucak yok olacak bir bronz ten uğruna kalıcı sağlık sorunlarına, kırışıklıklara ve kanser riskine razı olmaya değer mi? Kesinlikle HAYIR!

Bilmeniz gerekenler

Güneşin aslında düşman olduğu bilinen bir gerçek. Kadın veya erkek, cildin yaşlanmasını hızlandıran en önemli dış faktör güneştir. Eğer yaşlandıkça kötü görünmek istemiyorsanız güneşe maruz kaldığınız süreyi kontrol etmeyi öğrenmelisiniz. Unutmayın, güneşin zararlarını azalmak için geç kalmış sayılmazsınız!

En az 15 koruma faktörlü fondöten kullanın.

Güneş ışınlarının en dik olduğu 10-15 saatleri arasında güneşte kalmaktan kaçının.

Yaz-kış en az 15 güneş koruma faktörü içeren krem kullanın. Güneş koruma faktörlü ürünler cildin zarar görmemesini garanti etmemesine rağmen riski büyük ölçüde azaltır. Bu kremleri kullanırken ellerinizi, boynunuzu ve göğsünüzün üst kısmını unutmayın. Bu alanlar güneşten çok etkilenir.

UV korumalı gözlük kullanın.

Bahçede çalışırken mutlaka eldiven ve şapka kullanın. Mümkün olduğu kadar gölgede kalmaya özen gösterin.

Düzenli aralıklarla cildinizi kontrol edin. Normalin dışında görünen lezyonlarla karşılaşırsanız derhal cilt doktoruna baş vurun.

Nasıl ?bronzmuş gibi? yapılır

Güneşsiz bronzlaşma kremleriyle hem zamandan tasarruf edip hem risksiz bir bronzluğa sahip olabilirsiniz. Artık bronzlaştırıcı kremler hem güvenli hem de tam istediğiniz bronzluğu verecek şekilde tasarlanıyor.

Makyaj

Nerden bakarsanız bakın yaz güzellik rutininizde kozmetik ürünleri büyük bir rol oynayacaktır. Çoğunlukla basit hileler nasıl göründüğünüz ve nasıl hissettiğiniz konusunda en büyük etkiyi yaratır. Bu yaz güzellik alışkanlıklarınızın ince ayarını yapın: işinize yarayacak ipuçlarından faydalanın, denemeler yapıp kendiniz için doğru olanı bulun.

Fondöten ipuçları

Hava sıcakken fondöten katınızı ince tutun. Cilt tonunuz yaz aylarında değişeceği için, sevdiğiniz fondötenin bir koyu tonunu kullanın. Fondöten fazla koyu ise biraz su veya nemlendirici katarak inceltin.

Far-gölge ipuçları

Koyu bir teni daha hafif bir makyaj vurgulayabilir. Seçebileceğiniz parıltılı, ışıltılı farların renkleri neredeyse sonsuzdur. Açık renk ve tercihen krem halindeki bir farı gözlerinize uyguladıktan sonra aynı açık tonda hafif bir ruj sürüp kendinize bakın: aniden yaz tazeliği kazanmış olacaksınız.

Daha uzun soluklu bir makyaj için far kullanmadan önce bölgedeki tüm yağı yok etmek için göz kapaklarınıza pudra sürün. Böylece makyajınızın ömrü de uzamış olacaktır.

Rimel ipuçları

Artık rimeller eskisi kadar muhafazakar değil. Her farklı durum için kullanılabilecek fırça, renk ve türde rimel bulmak mümkün.

Yaz ayları ?water-proof? yani suya dayanıklı rimel kullanmanız gereken bir dönem. Kadınların korkulu rüyası olan ?siyah göz sendromu? yaşamamak için yüzdüğünüz veya spor yaptığınızda mutlaka suya dayanıklı rimel kullanın.

Dudak-ruj ipuçları

Çekici mor, gül tonları ve pembe renkleri bu yaz çok moda. Zayıf dudakların etrafını mutlaka dudak kalemiyle zenginleştirin. Modası hiç geçmeyen seksi kırmızı rujları daha cesur bir görünüm gerektiğinde kullanın. Dudaklarınızı yaz ayları boyunca nemlendirmeyi ihmal etmeyin. Dolgunluk ve ışıltı için parlatıcılardan faydalanın.

Bronzlaştırıcı allık? yaz dostunuz!

Yaz - kış kullanabileceğiniz bu mucizevi dostun tek işlevi yüzünüze bronz bir görünüm kazandırmak değil: elmacık kemiklerinin yan taraflarına uygulandığında yüzün ince görünmesine, burnun yan taraflarına uygulandığında da burnun daha ince görünmesi için kullanılabilir. Askısız bir bluz giydiğiniz zaman omuzlarınıza uygulamak iyi bir taktiktir

Otobronzanlar

Pazar, 04 Kasım 2007

Tatile daha bir kaç ay var ama güneş şimdiden bronzlaşma isteği uyandırmaya başladı. Güneşlenmeden hafif de olsa bir bronzluğun hoş bir görünüm ve moral vereceği kesin.

Uzun lafın kısası, otobronzanların yani güneşsiz bronzlaştırıcıların tam zamanı! Kolay kullanımları ve doğal bir görünüm vermelerinden dolayı zaten pek çoğumuzun çoktan tercihleri arasına girdiler;

yine de bir hatırlatalım dedik?

Nedir

Otobronzanlar, güneşlenmeden hatta güneşe çıkmadan yanık bir ten elde etmeyi sağlar. Cilt üzerinde işleyişi son derece basittir: otobronzan ürünün içeriğinde bulunan DHA (bir molekül) cilt yüzeyindeki amino asitlerle reaksiyona girer. Bu 2 molekül birleşince cilde bronzluk sağlayan kahverengi bir bileşe dönüşür. Sonuç: 365 gün güneşsiz bronzluk!

Günümüzde DHA-eritrüloz (başka bir aktif içerik) ciltlerdeki farklı amino asit kompozisyonlarına uygun şekilde bronzluk sağlayacak geniş bir renk paleti uygulamaya olanak sağlıyor. Ayrıca otobronzan ürünler içerdikleri koruyucu vitaminler (E ve C), nemlendirici aktifler ve UV filtreleri ile zenginleştirilerek cilt bakımı da yapar hale gelmiş durumda.

Yine de hala pek çoğu güneş filtresi içermedikleri için güneşin zararlı ışınlarına karşı cildi korumazlar. Bu nedenle güneşe çıktığınız zamanlarda mutlaka koruyucu filtre içeren bir ürün kullanmayı unutmayın.

Seçerken

Otobronzan seçmeden önce herkesin cildinin farklı ve sonuçların da her ciltte değişebileceğini unutmayın. Ayrıca, ısı, beslenme, stres ve hormonal değişim dönemleri gibi etkenlerle az da olsa, her uygulamada farklı sonuç almanız da mümkündür.

Alerji riskini en aza indirmek için mutlaka hipoalerjenik ve parfümsüz bir ürün seçin.

Otobronzanları pek çok yapıda bulmanız mümkün: krem, akıcı kıvam, jel, sprey gibi. Seçim yaparken mutlaka nemlendirici aktifler içerenleri tercih edin. Sprey, özellikle yüz için idealdir. Jel daha fazla nüanslar elde etmeye yarar ve yağlı ciltlere daha uygundur. Krem doku, uygulaması en zor olandır ama daha nemlendirici ve besleyicidir; dolayısıyla cildi kuru olanlar tercih edebilir. Akıcı kıvamdakiler, özellikle ilk kullanımda eşit uygulayabilme açısından diğerlerine göre daha pratiktir; uygulaması daha kolaydır.

Cilt renginize göre oto seçmeniz de mümkün. Bazı markaların açık renkli tenler için pigmenti sınırlandırılmış, koyu renkli veya daha önce bronzlaşmış ciltler için rengi daha koyulaştırıcı ürünleri vardır.

Uygulama öncesi

Otobronzanları her zaman temiz, makyajsız ve kuru cilde uygulamalısınız.

İlk kez kullanıyorsanız vücudunuzun küçük bir bölgesinde mutlaka bir uygulama denemesi yapmalısınız. Bu deneme ürünü uygulama yönteminizi, kuruma zamanını, teninizin alacağı rengi test etmenize yardımcı olacaktır.

Vücudunuzu tüylerden temizleyin. Ağda gibi daha kalıcı yöntemleri tercih ediyorsanız 1 gün önce yapmanız daha doğru olur. Eğer tıraş bıçağı kullanıyorsanız, tıraşlama işleminden sonra cildinizin yatışması için 1-2 saat bekleyin. Tahriş olmuş bir cilt ürünün eşit olarak etki etmesini önleyebilir.

Cildinizi ölü hücrelerden arındırmak için peeling yapın. Derinlemesine temizlenmiş bir cilde ürün daha iyi nüfuz eder ve rengin daha eşit dağılmasını sağlar. Sonuç daha net ve daha uzun süre kalıcı olur.

Peeling sonrası bir tonikle cildinizi ürün artıklarından temizleyip, gözenekleri sıkıştırarak cildinizin net hale gelmesini sağlayın.

Otobronzanı sürmeden önce yüzünüze ve vücudunuza nemlendirici bir bakım uygulayın. Böylece ürün cildinize daha kolay yerleşir. Nemlendiricinizin renklendirme işlemini yavaşlatmaması için cilt tarafından tamamen emildiğinden emin olun.

Uygulama

Avuç içinize küçük bir miktar ürün alın, ellerinizde ısıtın ve eşit olarak cildinize sürün. İnce bir tabaka yeterli olacaktır. Ürünü 2 kez ince tabaka halinde uygulamak bir kalın tabaka halinde uygulamaktan çok daha iyi sonuç verir; ürünün eşit dağılımını daha iyi kontrol edebilirsiniz. Spray ürün kullanıyorsanız bile eşit dağıtabilmek için mutlaka avucunuza sıkıp uygulayın.

Hızla ve yatay-dikey hareketler uygulayarak cildinizin ürünle tamamen kaplanmasını sağlayın. Ürünü uygularken dairesel masaj hareketleri yapmayın ve göz çevrenizden kesinlikle kaçının. Doğal güneşlenme sırasında daha fazla bronzlaşan yanak, burun ve alında biraz daha yoğun uygulama yapabilirsiniz.

Parmaklar, dirsekler, dizler, topuklar gibi vücudun kuru bölgelerine dikkat edin. Bu bölgeler ürünü daha fazla emer ve diğer bölgelere göre daha koyu bir renk oluşturur, o nedenle bu bölgelere ürünü daha hafif uygulayın.

Doğal bir görünüm vermesi ve yüzünüzde boyun, çene altı ve kulak diplerinize de ürünü uygulamayı unutmayın. Saçlara ve kaşlara ürünü değdirmemeye çalışın ya da nemli bir pamukla bu bölgeleri nemlendirerek koruyun; sararma yapabilir.

Uygulamadan hemen sonra bol sabunla ellerinizi yıkayıp, tırnaklarınızı fırçalayın.

20 dakika kadar ürünün kurumasını bekleyin, vücudunuza uyguladıysanız bu süreyi ayakta geçirin, oturmayın, yatmayın ve giyinmeyin. Yüzünüze uyguladıysanız makyaj yapmayın. Uygulamayı takip eden 2 saat içerisinde otobronzan sürdüğünüz bölgeyi suyla temas ettirmemeye çalışın. Renk kendini 2 saatte tam olarak ortaya çıkarır. Bu durum sadece uygulamadan sonraki ilk 2 saat için geçerlidir sonrasında suyun ve terlemenin renge hiçbir olumsuz etkisi olmaz.

İstediğiniz bronzluğa ulaşmak için ürünü ilk günlerde daha sık uygulamanız gerekir. Bu sıklık kullandığınız ürünün ambalajında veya prospektüsünde belirtilmiştir. Mutlaka önerilen zamanlamaya uyun. Daha çok bronzluk hevesinize gem vurup önerilen sıklık dışında fazladan uygulama yapmayın. İstediğiniz bronzluğa ulaşınca haftada 1 kez uygulamayı yinelemeniz yeterli olacaktır.

Otobronzan uygulamasında elde edilen bronzluk her ciltte ve hatta aynı kişide her uygulayışta farklılık gösterebilir. Bunun nedeni ısı, beslenme, stress ve regl gibi hormonal değişim dönemleridir.

Otobronzanınızı uyguladığınız zaman içerisinde de haftada 2 kez peeling yapmayı bırakmayın. Bu cilt renginizin her bölgede eşit kalmasını sağlayacak, ölü hücrelerin cilt üstünde birikip renk farklılıkları yaratmasına ve siyah nokta oluşumuna engel olacaktır.

Eğer uygulamada eşit dağılım olmadıysa, cildinizde lekeler ve izler oluştuysa, hemen cildinizi yıkayın ve peeling uygulayın. Ürünü bir kez daha uygulayıp, lekeleri kapatmaya çalışmayın, lekelerin daha da koyulaşıp belirginleşmesine neden olursunuz

Sıkça Sorulan Sorular

Pazar, 04 Kasım 2007

İşte sizden en sık gelen 10 soru ve cevapları?

Doğru fondöten nasıl seçilir?

Rengi: Ten renginize en yakın olan ton, renk açısından en doğru tercihtir. Fondöten seçerken eğer makyajlı değilseniz rengi alın ortası veya çene ucunuzda; makyajlı iseniz elinizin üstünde deneyin.

Yapısı: Kullandığınız fondötenin yapısı cilt tipinize uygun olmalı: cildiniz normal veya karma ise sıvı (akıcı) ve hafif yapıda olanları; kuru ise krem yapıda olanları seçmelisiniz.

Dikkat! Fondötenlerinizi mümkünse güneş koruma faktörü içerenler arasından seçin.

Nemlendiricili fondötenle günlük nemlendiricimi de kullanmalı mıyım?

Elbette. Cildin öncelikle bakıma ihtiyacı vardır. Temizlik ve nemlendirme cilt bakımının olmazsa olmaz kuralıdır. Nemlendiricili fondötenler bu bakımın sadece gücünü ve etkisini artırırlar.

Hangi renk rimel sürmeliyim?

Bu seçim aslında makyajınızda arzu ettiğiniz sonuca göre değişir. Genellikle göz rengi temel alınsa da, bu tamamen elde etmek istediğiniz makyaj tarzına bağlıdır.

Eğer gözlerinize ışıltı vermek ve göz makyajınızı daha belirgin hale getirmek istiyorsanız, göz renginiz ne olursa olsun siyah renk rimel kullanmalısınız.

Eğer göz renginizi ortaya çıkarmak ve renklerle oynamak istiyorsanız:

- gözleriniz yeşilse, yeşil veya lal kırmızısı bir rimel

- gözleriniz mavi veya griyse, mavi veya kahverengi bir rimel,

- gözleriniz kahverengiyse, mavi, yeşil veya kahverengi bir rimel tercih edin.

Rujumun kalıcılığını nasıl artırabilirim?

Dudaklarınızı pudralayarak işe başlayın. Daha sonra rujunuzla aynı tonlarda bir dudak kalemiyle dudak çevrenizi hafifçe belirginleştirin. Çizgiyi daima dudak dışından başlayıp ortaya doğru çizin. Dudak çevrenizi düzgünce belirledikten sonra, aynı dudak kalemiyle dudaklarınızın tamamını doldurun. En son rujunuzu sürün, eğer rujunuzu bir fırça ile uygularsanız daha kalıcı olacaktır. Rujunuzu uyguladıktan sonra bir kağıt mendille fazlasını alın ve rujunuzu yeniden sürün. Oldukça kalıcı olduğunu göreceksiniz.

Ruj ve allık renklerinin birbiriyle uyumlu olması gerekir mi?

Doğal bir makyaj istiyorsanız, allık renginizin ten renginizle ve rujunuzla uyumlu olması gerekir. Örneğin, pembe veya şeftali tonlarında bir allık ile kıpkırmızı bir ruj kullanırsanız hem makyajınız göze hoş gelmez hem de dudaklarınız gereğinden fazla öne çıkar. Ama pembe veya şeftali tonlarında bir ruj tercih ederseniz makyajınız uyumlu, görünümünüz ise daha sade ve doğal olur.

Makyajda pudra zorunlu mudur?

Elbette bir zorunluluk yok ama pudra teninize ve makyajınıza bir tül gibi yumuşaklık ve hafiflik kazandırır. Ayrıca sürdüğünüz renklerin birbirleriyle kaynaşmasına ve makyajınızın kalıcı olmasına yardım eder. Doğru ve güzel bir makyaj sonucu istiyorsanız pudra kullanmanız daha doğru olur.

Nemsiz ciltle kuru cilt arasında bir fark var mıdır?

Kesinlikle vardır!

Nemsiz ciltler su eksiği olan ciltlerdir. Nemsizlik daha çok çevresel koşullardan belirir; güneş, soğuk hava, klimalı ortamlar gibi. Yaş da cildin neminin azalması için bir etkendir. Nem kaybı, yüzde daha çok yanak bölgelerinde görülür. Cildinde nemsizlik yaşayanlar, ürün seçerken su bazlı ürünleri tercih etmelidir.

Kuru cilt ise bir cilt tipidir. Başlıca eksiği su değil, yağdır. İyi beslenmesi gerekir. Hassas bir yapısı vardır, sürekli gerilme hissi verir, pul pul kalkar ve tahriş olmaya çok açıktır. Bu cilt tipine sahip olanlar yağ bazlı ve yoğun yapılı ürünlerle ciltlerini beslemeli, güneş ışınlarından mümkün olduğunca korunmalıdır.

Göz çevresi neden özel bir bakım gerektirir?

Aynanın karşısına geçin ve gözlerinize dikkatle bakın. Ne görüyorsunuz? İncecik, ipek gibi göz kapakları, değil mi? Göz çevresindeki deri yüzün diğer bölgelerindeki deriden 10 kat daha incedir ve kan damarlarıyla daha az beslenir. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi en çok mimik yaptığımız bölgedir: gülerken, ağlarken, konuşurken? Sonuç: göz çevresi yüzde çizgilenmelerin başladığı ilk bölgedir. Bu nedenle özel bakıma gerçekten ihtiyacı vardır.

Çizgi karşıtı bakımlara başlamanın ideal yaşı kaçtır?

25 yaşından itibaren sonbahar ve/veya ilkbahar başlangıçlarında olmak üzere, yılda 1 ve/veya 2 kez çizgi karşıtı (anti-rides) bakımlar uygulamak ileriki yıllar açısından son derece faydalıdır.

Yaşlanma karşıtı (anti-aging) ürünlerin sürekli kullanımına ise genellikle 40 yaş civarında başlamak daha doğrudur.

Gündüz ve gece neden farklı ürünler kullanmak zorundayız?

Derimiz gece ve gündüz farklı şekillerde çalıştığı için.

- Gündüz, deri çevresel koşullarla savaşmak zorundadır: ona yardımcı olacak, güçlendirecek ve koruyacak bakımlara ihtiyacı vardır. Seçeceğiniz ürünlerde mutlaka UVA/UVB filtreleri olmasına dikkat edin.

- Gece, hücre yenilenmesi daha hızlıdır, cildin beslenmeye ihtiyacı vardır. Gece bakım ürünleri cilde bu ihtiyacını veren ve serbest radikallerle savaşan bakımlardır

Solaryum

Pazar, 04 Kasım 2007

Havalar ısınıp kollar, bacaklar ortaya çıkınca hafif de olsa bir bronzluk çekiyor insanın canı. Tatile çıkmaya daha zaman var, üstelik güneşlenecek yer bulmak da pek kolay değil. Bu durumda devreye yapay güneş ışığı yani solaryum giriyor. Sizler için solaryumla ilgili bilgiler derledik. Niyetliyseniz, bir göz atmanızda fayda var. Bir önemli hatırlatma: bronzlaşma cildimizin ultra viyole ışınlarının zararlı etkilerine karşı kendini korumak için gerçekleştirdiği bir tepkidir. Tüm bilimsel araştırma ve deneyler doğal veya yapay olsun ultra viyole ışınlarına uzun süre maruz kalmanın yaşlanmanın etkilerini artırmanın yanı sıra malign melanoma adı verilen bir tür cilt kanserinin gelişimini de hızlandırdığını göstermektedir.

Bu nedenle güneş veya solaryum seanslarınızı dozunda tutup, az bronz ama çok sağlıklı bir cilde sahip olun.

Nedir?

Solaryum makineleri, UV ışını üreten lambalardan oluşan yapay bronzlaştırıcılardır. Güneş ışınları, gün ışığı, enfraruj ve ultraviyole ışınlarından oluşur. Bunlardan gün ışığını görebilir, diğerlerini göremeyiz. Ultra viyole ışınları UVA, UVB ve UVC olarak adlandırılır. UVC ışınları zararlıdır, bu yüzden ozon tabakası tarafından filtre edilir. UVA ve UVB ışınları bronzlaşmada en çok rol oynayan ışınlardır. UVA ışınları pigmentlerin renk değiştirmesini yani bronzlaşmayı sağlar. UVB ışınları ise çok güçlü ve yakıcı ışınlardır; aynı zamanda yeni pigment oluşumunu ve üst derinin kalınlaşmasını sağlarlar. Solaryumda kullanılan ışınlar da aynı doğadaki mantıkla çalışmaktadır. UVA lamba ve reflektörleri yüze uygulamada kullanılır. UVB lambaları ise UVA lambaları ile birlikte solaryum yatakları veya kabinlerinde uygulanır.

Güneşle arasındaki fark

Solaryumda güneş ışınlarının zararlı etkilerini kontrol altına alabilmek mümkündür. Solaryum makinelerinde ışınlar insan sağlığına en uygun şekilde filtre edilebilir ve ten tipine göre ayarlanabilir. Dolayısıyla güneşte oluşabilecek aşırı kızarma, soyulma, su toplama gibi durumlar solaryumda söz konusu değildir.

Solaryum ile güneş eşit derecede bronzlaşmayı sağlar; bronzluğunun kalıcılık süreleri de aynıdır.

D vitamini sentezi yapar mı?

Evet, yapar.

D vitamini kemik erimesini önlemede büyük rol oynayan önemli bir vitamindir.

UV ışınları, ister doğal olsun ister yapay, vücutta D vitamini üretimini sağlayan en önemli kaynaktır. D vitamininin temeli derinin sentezidir. Yani derimiz ultra viyole ışınları ile temas edince D vitamini üretir.

Giysiler ve camlar derinin bu üretimini engeller. Yaşlı insanlar ve küçük çocuklar güneş ışınlarıyla az temas ettikleri için D vitamini eksikliği çekme riski taşır.

D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizm, yaşlılarda ise osteomalasi hastalığına neden olabilir.

D vitamini aynı zamanda hayvansal gıdalarla da alınabilir: somon, sardalya, ringa gibi yağlı balıklar, balık karaciğeri, yumurta sarısı ve sütlü ürünler gibi.

Dikkat edilmesi gereken noktalar

- Öncelikle bilinen, temiz, hijyenik ve uzman kişilerin hizmet verdiği bir solaryum salonu tercih edin.

- Solaryuma her girişinizin ne kadar süreceği ve ne sıklıkta olacağı uzmanlar tarafından belirlenmelidir. Bunun için cilt testi yaptırmanız gerekir. Cilt testi sayesinde teninizin rengine ve cildinizin hassasiyetine göre uygun süre ve seanslar belirlenir. Eğer gerekenden fazla süre veya seans kalırsanız, cildinizde ciddi hasarlar meydana gelebilir.

- Doğal bir bronzluğa ulaşmak için toplam 6 ilâ 7 seans yeterli olmaktadır; çabuk bronzlaşmak için seanslar sık sık tekrar edilmemelidir. Örneğin bir hafta içinde 3 kereden fazla veya aynı gün içinde 2 kez solaryuma girmek tehlikelidir. Dermatologlar, yılda 20 dakikalık 10 seans veya 10 dakikalık 20 seans olarak bir sınırlama öneriyorlar.

- Solaryumda ilk seansınız 8 ile10 dakika arasında olmalı daha sonra 5 er dakika artırılarak maksimum 20 dakikaya çıkarılmalıdır.

- Solaryum seanslarına başlamadan önce vücut peelingi yapın. Böylece cildinizdeki ölü deri hücreleri atılır, gözenekleriniz açılır, daha eşit ve kalıcı bir bronzluk elde edersiniz. Devam seanslarından önce ise duş yaparsanız daha iyi sonuç alırsınız.

- Solaryuma girmeden önce cildinizi makyajdan ve diğer kozmetik ürünlerinden mutlaka arındırın. Solaryum için özel olarak üretilen ürünler dışında, hiçbir ürün kullanmayın.

- Seans sırasında direkt ışığa bakmayın; ya gözlerinizi kapalı tutun ya da koruyucu gözlük takın. Lens kullanıyorsanız çıkarmayı unutmayın.

- Vücudunuzda dövme varsa, bu bölgeleri koruyun; alerjik reaksiyonlar oluşabilir.

- Bazı ilaçlar cildinizi UV ışınlarına karşı hassas hale getirir. Eğer ilaç kullanma durumundaysanız, solaryuma girmeden önce prospektüsünü okuyun ve şüpheli durumlarda mutlaka doktorunuza danışın.

- Bebeklerin ve küçük çocukların tenleri UV ışınlarına karşı hassas olduğu için 16 yaşından küçüklerin solaryuma girmesi uygun değildir. Bu yaştaki çocuklarda büyüme hormonu salgılanması devam eder ve bu ışınlar hormonun salgılanmasına etki edebilir. Güneşte ise, şapka, elbise, şemsiye, yüksek koruma faktörlü güneş ürünleri ile iyi korunmaları gerekir. Küçük yaşta alınan güneş yanıkları, ileri yaşlarda ciddi sorunlara yol açabilir.

- Alkollü olarak solaryuma girmeyin.

- Epilasyon, ağda, cilt bakımı sonrasında solaryuma girmeyin.

- Kalıcı makyaj ve lazer uygulamalarından sonra solaryuma girmeyin.

Hamilelik ve solaryum

Hamile kadınların cildi daha hassastır ve güneş yanığına karşı daha korumasızdır. Hamilelik sırasında pigment yapıcı melanositleri uyaran hormon düzeyleri yükselir. Bu durum hamile kadını aşırı pigmentasyona karşı duyarlı hale getirir. Eğer yüzünüzde hamilelik maskesi oluşmuşsa yani düzensiz ve koyu renk değişiklikleri varsa, ultra viyole ışınlarına karşı aşırı duyarlısınız demektir. Bu durumda cildiniz güneş ışınlarına her zamankinden daha fazla ve daha şiddetli cevap verecektir. Bununla birlikte güneş altında uzun süre geçirmeniz hem vücut sıcaklığınızın aşırı artmasına hem de vücudunuzdaki suyun azalmasına neden olabilir. Her iki durum da hamileliğiniz açısından olumsuz etkiler yaratabilir. Tüm bu nedenlerden dolayı hamileyken uzun süre güneş altında kalmanız önerilmez.

Yapay ultra viyole ışınları yani solaryumun gelişmekte olan bebek üzerindeki etkilerini inceleyen yeterli sayıda araştırma ne

yazık ki mevcut değildir. Kısıtlı sayıda bazı araştırmalar bu tür uygulamaların folik asit eksikliğine neden olabileceğini düşündürmektedir. Bunun nedeni güçlü ve uzun süre maruz kalınan ultra viyole ışınlarının vücuttaki folik asidi parçalayarak etkin bir şekilde kullanımını engellemesidir. Kısaca, hamilelikte solaryum konusunda net bir cevap yoktur, bu nedenle en doğrusu 9 ay beklemek veya doktorunuza ciddi olarak bu konuyu danışmaktır

Sonbahara Güzel Girin

Pazar, 04 Kasım 2007

Sonbahar geldi!

Artık, yaz aylarının cildimizde ve saçımızda bıraktığı kötü izleri onarma, tenimizde bıraktığı hoş bronzluğu ise elimizden geldiğince uzatma zamanı!

Aslında okuyacaklarınızın hepsini biliyorsunuz!?sadece kısa kısa hatırlatalım istedik?

Cilt

Ölü hücrelerden ve siyah noktalardan arının!

Cildinize peeling yapın. Pelling sanıldığını gibi cildinizdeki bronzluğu almaz tersine cilt yüzeyinizi ölü hücrelerden temizleyerek cildinize netlik kazandırır. Daha net ve yumuşak bir cilt görünümünüze doğal bir parlaklık kazandırır. Peeling ürününüzü yumuşak dokulular arasından seçin. Bronzluğunuz süresince haftada 1 kez uygulamanız yeterli olacaktır.

Cildinizi iyice nemlendirin!

Yaz güneşi cildinizin nem kaybetmesine neden olur, bronzluğunuzun sonbahara da uzamasını istiyorsanız hem yüzünüzü hem de vücudunuzu düzenli olarak nemlendirmeniz gerekir. Temizliğiniz sırasında deterjanlı ve sabunlu temizleyiciler kullanmayın, yağsız barlar veya nemlendiricili duş jelleri tercih edin. Duş veya banyodan sonra cildinizi bastırmadan kurulayın. Cildinizin soyulmasını dolayısıyla bronzluğunuzun kaybolmasını önlemek için sabah ve akşam tüm vücudunuza nemlendirici süt sürün.

Biraz otobronzan ekleyin!

Yüzünüzde güneşin harelerinin devam etmesi için ideal bir yoldur. 2-3 güne bir yüzünüze uygulamaya devam edin ya da gündüz sürdüğünüz nemlendiricinizin içine küçük bir miktar otobronzan krem ekleyin ve iyice karıştırdıktan sonra yüzünüze uygulayın: doğal sonuç garantidir!

Makyaj

Bronz ten efektleri!

Bronz ten için hafif makyajlar uygulamaya devam edin. Hafif renkler bronzluğunuzu daha da göz önüne çıkaracaktır. Dudaklarınızı pastel ve sedefli tonlarla boyayın. Pudra olarak bronz efektli güneş pudraları veya ?terra cota?ları tercih edin. Pudranızı geniş fırçalarla yanaklarınıza, alnınıza, burun ucu ve çenenize hafif dokunuşlarla uygulamanız yeterli olacaktır.

Fondöten kullanmayın, bronzluğunuzun ışıltısını yok eder.

Saçlar da kurur!

Yaz güneşi, deniz suyu, havuz kloru ve rüzgar saçlarda hoş olmayan izler bırakır; kurutur, yıpratır ve canlılıklarını yok eder. Sonbaharda bakım kürleri uygulamayı ihmal etmeyin. Şok bir kürle bakıma başlayın: haftada 2 veya 3 kez şampuan öncesi bir besleyici uygulayın. Saçınız eski kuvvetini ve parlaklığını yakalayana dek küre devam edin.

Şampuan olarak, kuru ve yıpranmış saçlar veya boyalı saçlar için olanları kullanın. Saçınız eski formuna kavuşunca saç yapınıza uygun olana dönebilirsiniz. Şampuan sonrası ise bir bakım maskesi veya serum uygulayın.

Yaz dönüşü yeni bir kesim veya yeni bir renk uygulayarak onlara canlı bir görünüm kazandırmanız da mümkündür.

Beslenme

Vitamin! Vitamin! Vitamin!

Yemek tabağınızın içeriği bronzluğunuzun devamlılığında ve kalitesinde çok etkendir. A, C ve E vitaminleri ile Selenyum ve Beta Karoten kürü uygulayın. Bu vitaminlerin antioksidan değerleri çok yüksektir. Güneşin cilde verdiği zararlara karşı savaşır ve cilt hasarlarını onararak erken yaşlanmaya karşı direnç sağlarlar. Ayrıca, Beta Karotenin bronzluğu artırıcı özelliği de vardır; taze havuç, kayısı ve domates Beta Karoten yönünden çok zengindir.

Yaz sonu her zaman yediğinizden daha fazla taze meyve ve sebze yemeye gayret edin. Hem bronzluğu koruyucu vitaminlerle donanmışlardır hem de yaz güneşinin yorgunluğunu giderme de çok etkilidirler.

Sonbaharda da rahatlıkla bulunan yaz meyve ve sebzelerini tüketmeye devam edin. Yaz sebze ve meyveleri vitamin ve mineral yönünden çok zengindir, aynı zaman da bol sulu olduklarından vücudumuzu nemlendirici özelliğe de sahiptirler: kavun, karpuz, patlıcan, kabak gibi.

Sonsuz Güzellik - 20 Yaş

Pazar, 04 Kasım 2007

Bu aydan itibaren her ay sırayla 20-30-40 ve 50 li yaşlarda güzel görünmenin sırlarını paylaşacağız sizlerle. Kadın her yaşta güzeldir ama doğaya da yardım etmek gerekir diyerek 20 li yaşlarla konumuza başlıyoruz.

20 yaş: önceden davranmak

Beslenme

Son zamanların modasına uyup, fast-food mu besleniyorsunuz? Bu durumda az sebze ve meyve tüketiyor, su veya süt yerine gazlı içecekler içiyorsunuz demektir. Alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekiyor, çünkü güzel bir cilt önce tabakta başlar.

20 li yaşlarda vücudun en çok demir ve kalsiyuma ihtiyacı vardır. Ama genç kadınlar bunları pek tüketmezler. Demir eksikliği kanda hemoglobin azalmasına ve hücrelere yeterli oksijen taşınamamasına neden olur. Bu da enerji azalması, enfeksiyonlara karşı direnç düşüklüğü ve ciltte kötüye gidişle kendini gösterir. Böyle bir duruma sebebiyet vermemek için demir bakımından zengin yiyecekler tercih edin: et, bazı deniz ürünleri, sebzelerin yaprakları ve baklagiller gibi.

Kalsiyum ise kemik gelişimine yardımcıdır. 20-30 yaş arası kemik yoğunluğunu artırmak önemlidir. Kalsiyumun belli başlı kaynakları, süt, baklagiller, yeşil sebzeler ve cevizdir. Ayrıca, vücutta var olan kalsiyumu azaltacak, alkol, sigara ve kahveden uzak durulmalıdır.

Protein, kas, cilt ve saç dokularının iyi kalitede olması ve antikor üretimi için gereklidir. Ayrıca enerji için vücuda süper bir yakıttır. Protein için, et, yumurta, süt ürünleri, soya, baklagiller, ceviz, keten tohumu, kabak çekirdeği ve ay çekirdeği tüketin.

Yemek aralarında, kalsiyum ve protein açısından pratik yiyecekler tercih edin. Örneğin, küçük kutularda yoğurt yiyebilirsiniz.

Ve?sigara, sigara, sigara. Kanser riskini bir tarafa bırakırsak, nikotinin cildin erken yaşlanması üzerinde yıkıcı etkileri vardır. Gözenekleri tıkar, cilt rengini soluklaştırır, cildi nemsizleştirir, sigara içerken yapılan hareketler göz çevresinde kaz ayaklarına ve dudak çevresinde kırışıklıklara neden olur. Eğer yine de sigaradan bir türlü vazgeçemiyorsanız günde en az 30 mg C vitamini almaya çalışın: bir portakal yiyin, 70 mg C vitamini içerir.

Bakım

YÜZ BAKIMI

Sağlıklı bir cilt için bakım 3 aşamadır: temizlik, nemlendirme ve arındırma.

Cildinizi sabah ve akşam mutlaka temizlemeniz gerekir. Sabunsuz temizleyiciler tercih edin. Cildinizi iyice durulayıp, kuruladıktan sonra alkolsüz bir tonik uygulayın. Tonik, gözeneklerinizi sıkılaştıracak, cildinizin pH dengesini düzenleyecek ve temizleyici ürünün artıklarını alacaktır. Temizleme işleminden sonra cildinize ihtiyacı olan nemi vermek için cilt tipinize uygun nemlendirici bir ürün uygulayın.

Cildiniz yağlıysa haftada 1 kez, kuru ise 2 kez arındırıcı bakım uygulayın. Böylece hem cildinizi ölü hücrelerden temizlemiş hem de siyah nokta oluşmasını engellemiş olursunuz.

25 yaşından sonra göz çevrenizde belirmeye başlayan ince çizgilerin silikleşmesi ve derinleşmemesi için bir göz çevresi kremi kullanmanız yerinde olacaktır. Ayrıca çok yorgun olduğunuz zamanlarda canlandırıcı bir serumla mini bir kür de uygulayabilirsiniz.

Cildiniz yaşınız gereği güzel ve pırıl pırıl. Şanslısınız ama bunu devam ettirmek için dış etkenlerden özellikle de güneşten cildinizi mutlaka koruyun; sokağa çıkarken güneş koruma faktörlü bir krem kullanmayı alışkanlık hale getirin?kışın bile! Hiç aklınızdan çıkarmayın, güneş ışınları cilt yaşlanmasından % 70 sorumludur.

VÜCUT BAKIMI

Banyo veya duşta sabunlanmadan önce dirsek, diz ve topuklarınızı doğal bir sünger veya banyo eldiveni ile sürtün. Böylece bu bölgelerinizde pürtükler oluşmasını engellemiş olursunuz. Haftada 1 kez de vücudunuzu ölü hücrelerden arındırın.

Banyo veya duştan sonra tüm vücudunuzu nemlendirin. Cildiniz yağlı veya normal ise losyon veya süt; kuru veya nemsiz ise krem tercih edin. Bu yaşlarda bakımınıza verdiğiniz önemin ileride pek çok faydasını göreceksiniz.

Makyaj

Altın kural: doğal olun. Cildinizi kat kat ürünle doldurmayın. Sizin yaşınızda yüzünüzün sadece bazı bölgelerini vurgulayıcı makyaj yapmanız yeterli: gözler veya dudaklar.

Nötr renkler tercih edin: pembemsi bej, hafif bir kahve tonu, uçuk pembe gibi. Parlak ve yoğun renkleri daha çok gece çıkarken kullanın.

Bu yaşlarda fondöten kullanmanız gerekmez. Toz pudra ile cilt renginizi eşitleyebilir ve parlamayı engelleyebilirsiniz. Ama illa ki kullanmak istiyorsanız, o zaman kompakt bir fondöten tercih edin ve nemli bir sünger yardımıyla sadece yüz konturuna ve burnunuza uygulayın. Bir diğer uygulayabileceğiniz yöntem ise, nemlendiricinizin içine biraz fondöten karıştırıp sürmektir. Böylece yaşınıza uygun ve oldukça doğal bir görünüm elde edersiniz. Yanaklarınıza hafifçe dokunduracağınız pembe bir allıkla ten makyajınızı tamamlayabilirsiniz.

Dudaklarınıza ise açık renk bir ruju ince bir kat olarak sürün, üzerine bir kat da parlatıcı uygulayın.

Kaşlarınızı fazla almayın. Bilin ki yaşınız ilerledikçe zaten azalacaklar. Bir öneri: bir estetisyene danışarak kaşlarınızın doğal hattını belirleyin ve kaşlarınızı alırken bu hatta sadık kalın

Sonsuz Güzellik - 30 Yaş

Pazar, 04 Kasım 2007

30 yaşla birlikte ciltte ilk yatay çizgilenmeler başlar?bunlar ilk S.O.S. sinyalleridir! Panik yok: bilinçli ve düzenli bakımlar yeterli olacaktır.

30 yaş: cilt bakımını ciddiye almak

Beslenme

Artık yaş gereği hayatın tam içindesiniz. İş veya ev kadınlığı, evlilik, annelik gibi pek çok sorumluluğunuz var. 20 li yaşlara göre daha stresli ve yorgun olmanız doğal. 30 lu yaşlar genellikle kadınların kendilerine fazla vakit ayırmadıkları yaşlardır. Beslenme düzeni de genelde bu yaşlarda bozulur, fazla kilolarla bu yaşlarda tanışılır.

Yorgunluğa karşı enerji kazanmak için proteinli yiyeceklerden yardım alabilirsiniz. Sadece et değil, yoğurt, peynir ve cevizi yemek listenizden eksik etmeyin. Her öğünde 7 g. protein almanız kaybettiğiniz enerjiyi geri kazanmanız için yeterlidir. İçecek olarak su ve meyve suyu tercih edin.

Öte yandan, fazla kilo almaktan korkuyor olabilirsiniz. Etten ve tüm yağlardan sakınmak tek çözüm değildir. Yağ asitleri ve protein eksikliği bedensel ve zihinsel zayıflamaya neden olabilir, bu nedenle bunları sofranızdan tamamen kaldırmanız çok doğru değildir.

30 lu yaşlarda çocuk sahibi olmak projeler arasındadır. Hamilelik sırasında doktor kontrolü altında fazla kilo almamaya dikkat edin.

Bakım

YÜZ BAKIMI

30 lu yaşlarda epiderm daha hızla nem kaybeder. Ciltte yavaş yavaş elastikiyet, dirilik ve canlılık kaybı başlar, 20 li yaşlarda başlayan ilk çizgiler daha belirgin hale gelir. Stres ve yorgunluk ciltte parlaklık azalmalarına neden olur. Bu sizi tedirgin etmesin, sadece cildinize karşı dikkatli ve özenli olmanız yeterlidir.

Günlük bakımınız yeni hücrelerin oluşumunu ve kolajen sentezini harekete geçirecek, cildi besleyecek, üst katmanları nemlendirecek ve serbest radikallerle savaşacak özelliklere sahip olmalıdır. Bu arada yüz bakımınıza verdiğiniz önemi boyun ve dekoltenize de vermelisiniz.

Göz çevresindeki derinin ince olmasından dolayı özel olarak göz çevresi için hazırlanmış, yağlı olmayan ürünler tercih edin. İlk kırışıklıklar göz çevresinde başlar unutmayın. Uyandığınız zaman gözlerinizde şişme oluyorsa çayla kompres uygulayın.

30 lu yaşlarda haftalık arındırma mutlaka gereklidir. Haftada 1 kez cildinizi arındırıcı bir ürünle ölü hücrelerden temizleyip, hemen arkasından cildinizin ihtiyacına göre besleyici, nemlendirici veya güçlendirici bir maske uygulayın.

İlkbahar ve sonbaharda yaz güneşinden veya kış soğuğundan yıpranan cildinizi toparlamak için konsantre bakım ürünleriyle minik bir kür uygulamanız yerinde olur.

Unutmayın, sadece cilt bakımı uygulamak yeterli değildir; yaşam tarzınız, beslenme alışkanlıklarınız da cilt sağlığı için önemli faktörlerdir. Alkolden, sigaradan, çok sıcak veya çok kuru ortamlardan, fazla güneşlenmeden, uykusuzluktan ve mümkün olduğunca stresten uzak bir yaşam tarzını benimseyin.

VÜCUT BAKIMI

30 lu yaşlarda dolaşım sistemi tembelleşir, hücre değişimi yavaşlar, toksin birikimi artar. Sonuç: daha belirgin bir selülit. Bu sorun için çok da fazla çözüm yoktur. Evde veya enstitülerde yaptırılan masajla dolaşımı hareketlendirmek, spor yapmak, doğru beslenmek, güçlendirici ve sıkılaştırıcı vücut bakımları yapmak gerekir.

Göğüsleriniz de hafif de olsa sarkma başladıysa ya da önlem olarak onlara dirilik kazandırmak istiyorsanız pektoral kasları geliştirecek egzersizler yapın, duştan ve banyodan sonra göğüslerinize soğuk duş tutun. Dik durmaya özen gösterin.

Haftada 1 kez vücudunuzu ölü hücrelerden arındırıcı bir ürün uygulayın. Özellikle topuk, dirsek ve dizlerinizde inatçı davranın. Banyo veya duştan sonra nemlendirici bir süt veya kremi tüm vücudunuza uygulayın; eğer deriniz çok kuruysa vücut yağları ile besleyin.

Makyaj

Yüzünüzü bembeyaz gösterecek açık renkli pudralar kullanmayın, hafif bronzluk verenleri tercih edin. Bronz renkli pudralar hem her cilt rengine uyar hem de daha sağlıklı ve canlı bir görünüm sağlar. Bronz pudrayı yanaklarınıza, kaş altlarınıza, alnınıza ve çenenize hafifçe uygulayın.

Makyajınızda mutlaka denge sağlayın: ya gözlerinizi ya da dudaklarınızı vurgulayın.

Gözlerinizin altında yorgunluktan oluşan halkalar varsa, asla alt göz kapağınıza eye-liner ve rimel uygulamayın. Bu, halkaları daha belirgin hale getirir. Böyle bir durumda tüm üst göz kapağınıza açık tonda bir far sürün ve üst kirpiklerinize tek kat rimel uygulayın

Kış Ve Dudaklarınız

Pazar, 04 Kasım 2007

Havalar soğuyunca dudaklarımız hemen kurumaya başlar?çatlar, hatta kanar?bu durum hem kötü bir görüntü hem de acı ve rahatsızlık verir. Tek çözüm onları iyi korumaktır.

Neden ?

Dudak derisi ince, hassas ve dayanıksızdır; yüzeyinde ölü hücrelerden oluşan kabuklaşma vardır. Sadece, onlara kırmızı rengini veren kılcal damarlar önünden zengindir. Deriyi koruyan yağ bezlerinden ve ısı dengelenmesini sağlayan ter salgılayıcı bezlerden; kısaca dış etkenlere karşı kendini koruyabilecek silahlardan yoksundur. Bu durum onun dış etkenlere karşı savunmasız kalmasına neden olur.

Kışın, soğuktan ve rüzgardan dolayı saldırı daha çoktur. Nezle, grip gibi hastalıklara yakalanma riski daha yüksektir. Bu tip hastalıklarda ağızdan nefes alırız, bu da dudakların iyice kurumasına neden olur. Etkili bir bakım ve düzenli bir koruma yapılmazsa kısa zamanda kurur, çatlar ve rahatsızlık hissi verecek şekilde gerilir. Gülmek gibi dudakları geren hareketler sonucunda da acı veren ince çatlaklar oluşur.

Ne yapmalı ?

Her şeyden önce uygulayacağınız bakımın düzenli olması gerekir.

Ölü hücrelerden arındırma:

Haftada 2 kez iyice temizlediğiniz diş fırçanız ile dudaklarınızı hafif ve dairesel hareketlerle fırçalayın. Bu işlem dudaklarınızın üstünde birikmeye başlayan ve kısa sürede kabuksu bir yapıya dönüşecek olan ölü hücrelerden derinizi arındırmanızı ve uygulayacağınız diğer bakımların daha etkili olarak deriye nüfuz etmesini sağlar.

Nemlendirme:

Her sabah, günlük temizliğinizin ardından, makyaj öncesi mutlaka nemlendirici bir krem ile dudaklarınızı nemlendirin. Hafif yapıda bir krem seçin ve uygularken dudaklarınıza iyice yedirin. Özel olarak dudaklar için üretilmiş ?baume? adı verilen dudak nemlendiricilerinden kullanabileceğiniz gibi, hafif yapılı ise yüzünüz için kullandığınız nemlendiricinizi de uygulayabilirsiniz.

Rujunuzu içinde nemlendirici içerik bulunduranlar arasından seçmeye özen gösterin. Sıcaktan soğuk bir ortama çıkarken veya soğuktan sıcak bir ortama girdiğinizde nemlendirici kreminizi tekrar uygulayın. Kreminizi yanınızda taşımak zor geliyorsa kolay taşınabilir bir nemlendirici ?stick? de aynı işi görecektir.

Besleme:

Soğuk dudak etrafındaki ince çizgilerin oluşmasını da hızlandıran bir etkendir. O nedenle dudakları ve dudak çevresini besleyici bir ürünle güçlendirmek gerekir.

Besleyici bakımın gece yatmadan önce uygulanması daha doğrudur. Besleyiciler nemlendiricilere göre daha yağlı ve yapı olarak daha kalın oldukları için gündüz kullanımında konfor açısından uygun değildir. Özel dudak besleyicileri satın alabileceğiniz gibi, gece için besleyici özelliklere sahip bir ?gece kremi? kullanıyorsanız, dudaklarınıza da aynı kremi uygulayabilirsiniz. Gece kreminiz yoksa, dudaklarınız için yağ bazlı ve koyu kıvamlı bir krem tercih edin.

Masaj:

Banyo veya duştan sonra E vitamini yağı ile ortadan başlayıp kenarlara doğru, dudaklarınızı gererek ve yağı yedirene dek masaj yapın. E vitamini yağını eczanelerde rahatlıkla bulabilirsiniz.

Dikkat!

Özellikle dışarıda ve soğuktayken dudaklarınızın kuruduğunu hissederseniz onları dilinizle ıslatmayın, bu hareket daha da fazla kurumalarına neden olur.

Doğal bir reçete

İşte size evde kolayca hazırlayabileceğiniz, oldukça etkili bir dudak kremi:

- 2 çay kaşığı rendelenmiş bal mumu

- 8 çay kaşığı zeytinyağı veya badem yağı

- 1 çay kaşığı karite yağı (isteğe bağlı)

- 1 çay kaşığı süzme bal

- 5 damla arzu edilen bir öz yağı (nane, mandalina, limon gibi)

Balmumunu, zeytinyağını ve karite yağını benmari usulü veya çok kısık ateşte, balmumu tam olarak eriyene kadar ısıtın. Ateşten alın ve karıştırarak balı ilave edin. Karışım ılıyınca içine öz yağınızı ekleyin. Kreminiz hazır! Cam bir kavanoza koyun ve serin bir yerde koruyun. Yararını göreceksiniz

Koyu Tenlilerde Bakım Ve Makyaj

Pazar, 04 Kasım 2007

Ten renkleri koyu olan kişilerin ciltleri ancak kendilerine has

bir cilt bakımı ve makyaj ile değerlendirilebilir.

Nasıl mı?

Cilt bakımı

Diğer ten renklerine önerilen bakımlarla ortak bazı özellikler taşımakla beraber, koyu tenlilerin özellikle uygulamaları gereken rutin bakımlar vardır. Bunların özel olmasının nedenleri arasında koyu renkteki ciltlerin salgı dengelerinin farklı olması ve düzensiz pigmentasyona daha yatkın olmalarıdır.

Hassasiyete dikkat!

Melanin olarak zengin olan koyu tenli ciltlerin ana problemi düzensiz pigmentasyondur yani renk hücrelerinin dağılımının düzensizliğidir. Cildi yaralayan veya tahriş eden her şey ciltte koyu nokta veya lekelere neden olan ?melanosit?leri uyarır. Bu arada koyu renkli ciltler açık olanlara nazaran daha geç kırışır ama daha hassas ve tepkilidir.

Bir dermatolag tarafından takip edilmiyorsanız, kuvvetli ürünlerin kullanılmasıyla cildin üst tabakalarını yenilemeyi amaçlayan tedavileri uygulamamanız, AHA, tretinoine, glikolik asit, laktik veya salisilik asit, hidrokinon veya retinol içeren ürünler kullanmamanız önerilir. Bu arada beyazlatıcı veya renk açıcı tüm ürünlerden uzak durmanız önemle tavsiye edilir çünkü bu tip ürünlerin kullanılması ciltte geri dönülmez pigmantasyon sorunlarına neden olabilir.

Gündelik bakım ürünlerinizi ?hipoalerjenik? ürünlerden seçin. Aşırı pigmentasyona neden olabilen güneşten kendinizi koruyun. Koyu tenlerin UV ışınlarından etkilenmediği yanlış bir kanıdır. Koyu tenli kimselerin de güneşe karşı kendilerini dikkatle korumaları gerekir.

Fazla sebum

Koyu tenlerde cilt genellikle yağlıdır, akne ve siyah noktalara eğilimlidir. Tıkanan gözeneklerde minik kistler de oluşabilir. Bu sorunu düzeltmek gerekir çünkü sivilce ve kistler cildinizde koyu izler bırakır.

Her şeyden önce sivilcelerinizi sıkma isteğinize gem vurun. Yağlı kozmetik ve saç şekillendirici ürünlerden de uzak durun. Mineral yağlar, lanolin ve vazelin gibi ağır yumuşatıcılar içeren her şey düşmanınızdır.

Sabah ve akşam cildinizi özenle temizleyin. Makyajınızı tamamen temizledikten sonra yumuşak tüylü bir fırça yardımıyla yağsız ve yumuşak bir temizleme jeli veya sütü kullanarak cildinize hafifçe masaj yapın. Temizleme ürünü fazlalıklarını, isteğinize göre suyla veya bir pamuk yardımıyla, temizledikten sonra, cildinizi dengelemek için bir tonik uygulayın. Haftada bir yumuşak bir peeling ürünü kullanarak ölü cilt hücrelerinizi temizleyin: özellikle parçacıkları olmayan, hassas ciltler için üretilmiş ve gözeneklere zarar vermeyen peeling ürünlerinden seçin. Ayda 1 veya 2 kez sebumu düzenleyecek temizleyici bir maske uygulayın. Geceleri yatarken gece kremi sürmeyi de ihmal etmeyin.

Nemlendirme

Cildiniz yağlı da olsa nemlendirilme ihtiyacı vardır! Rutubet, rüzgar, klimalı ortam, çevre kirliliği ve stres gibi etkenlere karşı zayıf olan cilt, tüm bu olumsuzluklara nemini kaybederek tepki verir. Bu da cildin soluklaşmasına, matlaşmasına ve pul pul olmasına neden olur.

Cildinizin ışıltılı, sağlıklı ve dış etkenlere karşı güçlü olması için en doğru yol, hipoalerjenik ve yağlı olmayan bir nemlendirme sütü kullanmanızdır. Nemlendirici ürününüzü seçerken bilinen ve iyi bir marka olmasına dikkat edin ve uzmanlardan yardım alabileceğiniz parfümeri veya mağazaları tercih edin.

Makyaj

Koyu tenlilerde beyaz tenlilere oranla daha fazla renk nüansı vardır. Mümkünse özellikle koyu tenliler için tasarlanmış makyaj ürünleri arasından seçiminizi yapın. Bunlar hem renk, hem cilt tipinize uygun ürünler sunar. Satın alacağınız ürünlerin yumuşak, yağsız, alkol ve parfüm içermeyen, kaliteli ürünler olduğundan emin olun. Cildinize zarar verebilecek olan duyulmamış ürünlerden kaçının.

Fondöten

Fondötenin cilt renginden farklı bir renk elde etmek için kullanılmaması, ten rengini eşitlemek ve vurgulamak için kullanılması gerekir. Yani fondötenin kendi ten renginizde yok olması doğrudur! Koyu veya açık tüm tenlerde genellikle çene ve boyun bölgesi daha koyu, elmacık kemiklerinin üstü daha açıktır. Yakalanması gereken nüans cildin daha koyu kısımlarının rengiyle daha açık olan kısımlarının arasında uyumu yakalamaktır. Koyu tenli ciltlerin sıcak alt tonları bulunur. Bu nedenle bakır, turuncu veya bronz renk bazlı fondötenleri tercih edin. Hatları sertleştiren kırmızı ve pembe; sağlıksız bir görünüm veren bej tonlardan uzak durun.

Eğer cildinizde leke veya renk farklılıkları varsa iki farklı fondöten kullanarak bunları düzeltin: biri daha açık olmalı ki koyu bölgeleri açsın, diğeri daha koyu olmalı ki soluk bölgeleri canlandırsın. Önemli olan cildinizin eşit ve aynı tonda görüntü kazanmasıdır. Kolay bir çözüm: kapatıcı özelliği yüksek olan bir fondöteni bir lateks makyaj süngeri yardımıyla cildinize uygulayın. Bunun üzerine uygulayacağınız daha açık fondöten, hem eşit olmayan renk dağılımlarını yok edecek, hem de yüzünüze vermek istediğiniz etkiyi kolay elde etmenize yardımcı olacaktır. Fondöteni burnunuzun ucuna, elmacık kemiklerinize, kaşlarınızın arasına ve çenenize sürerek işleme başlayıp istediğiniz etkiyi elde edinceye kadar dağıtın.

Cilt renginizin sarı veya yeşile kaçtığını mı düşünüyorsunuz? Bu defoların düzeltilmesi için tasarlanmış düzeltici farlar vardır: yeşile kaçan tenler için turuncu ve sarıya kaçan tenler için mavi. Genellikle bunların fondötenin üzerine uygulanması önerilir ama bazen bunu yapmak ciltte oluşan kalınlık nedeniyle zor olabilir. O nedenle alternatif olarak düzelticiyi fondötene karıştırmak da düşünülebilir.

Pudra

Doğal ışıltıyı ciltten az da olsa yok etmesine rağmen fazla yağı önlemesi ve makyajı sabitlemesi nedeniyle gereklidir. Hafif parlaklığı olan bir pudrayı tercih edin veya mat bir pudrayı sedefli bir bronzlaştırıcı pudrayla ya da parlak bir göz farıyla (bakır veya bronz) karıştırarak kullanın.

Allık

Biri açık, diğeri daha koyu iki ayrı allık kullanırsanız sonuç daha hoş olur. Daha koyu renk olan allığı burnunuzun iki parmak yan tarafından yukarı doğru uygulayarak şakaklara kadar sürün. Bu uygulama yanaklarınızın çukurlaşmasına neden olacak, elmacık kemiklerinizi ortaya çıkaracaktır. Daha açık allığı ise sadece elmacık kemiklerinizin üzerine uygulayın.

Ruj

Beyaz tenli kadınlara sık önerilen bir hile olan dudakları kapatıcı uygulayarak homojen hale getirme yöntemi koyu tenlilere önerilmez. Onun yerine, dudak yüzeyinin tamamını kuru uçlu bir dudak kalemiyle boyamanız, hem eşit renklenmelerine, hem de ruju daha uzun tutmalarına neden olur. Genellikle koyu tenli insanların doğal bir dudak hattı olduğundan dudak kalemiyle çevrelemeniz gerekmez. Eğer dudaklarınızı fazla belirginleşmiş buluyorsanız daha mat bir ruj sürerek silikleştirin. Canlı renkler ve parıltılı parlatıcılar dudakların daha alımlı görünmesine neden olur.

Son bir ipucu: ruj renginizin allığınızla uyumlu olmasına daima özen gösterin

Kozmetik Tahriş Ve Alerjileri

Pazar, 04 Kasım 2007

Gözleriniz hassas, cildiniz makyaja tepkili mi?

Makyaj sonrası kaşıntı ve tahriş şikayetleriniz var mı?

Yoksa bu kadar fazla kozmetik ürün seçeneği arasında cildinizin tepki vermesinden korkuyor, anlamını bilemediğiniz içeriklerden gizlice tedirgin oluyor musunuz?

Haklısınız! O halde, kozmetik ürünlerin ciltte sebep olabileceği tahriş ve alerjiler konusunda bilgilenmek,

sizi hem yönlendirecek, hem rahatlatacak ve belki de doğru zamanda doğru önlemi almanıza yardımcı olacaktır.

Alerji ve tahriş

Tahriş edicilere bağlı dermatit adı verilen rahatsızlığın başlıca kozmetik tetikleyicileri şunlardır:

Cildin doğru temizlenmesini kolaylaştırmak için bir takım ajanlar içeren temizleyiciler.

Alfa hidroksi (AHA) gibi asitler veya alkol içeren tonik ve sıkılaştırıcılar.

Yüzeysel olarak uygulanan bazı kimyasallarla cildin üst tabakasının soyulmasına neden olan yüz bakımları.

Cilt bakım ürünlerinin yanlış veya fazla kullanılması.

Bu rahatsızlık alerji değil, daha ziyade cildin zarar görmesidir. Genellikle kaşıntı ve kırmızılıkla başlar ancak bakımı yapılmadığı taktirde büyüyerek yaralara bile dönüşebilir. Alerjiden farklı olarak doza bağlı dereceleri vardır. Yani hafif dozda tahriş ediciler tekrar edilen kullanımlardan sonra tahriş eder ama kuvvetli dozda olanlar derhal ciltte tahrişe sebep olur. Alerjide ise doz önemli değildir. Ufak bir doz bile büyük reaksiyonlara neden olabilir.

Alerjiye bağlı dermatit ise daha az görülmekle beraber diğerinden ayırmak oldukça zordur. Bunların kozmetik tetikleyicileri de aşağıdakiler olabilir:

Parfümler

Koruyucular

Güneş kremleri

Alerjiyi tetikleyen kozmetik ürünleri ilk kullanıldığında ortaya çıkmayabilir. Hatta bir kaç kullanımdan sonra ortaya çıkan alerjiler de olabilir. Belirtileri kaşıntı, kırmızılık, kabarma ve bazı durumlarda etkilenen bölgede yaraların oluşmasıdır.

Hangi test ile belirlenebilir?

Kozmetik alerjiniz olduğundan şüpheleniyorsanız derhal doktorunuza danışın. Bu arada kullanmakta olduğunuz tüm kozmetik ürünlerinin uygulanmasına ara verin. Doktorunuz tahrişi yatıştırmak için muhtemelen hafif bir vakaysa yüzeysel uygulanacak bir ilaç, daha ağır bir vakaysa oral yoldan alınan ?corticosteroid? türü ilaç verecektir. Yine doktorunuzun tavsiye edeceği ?antihistaminik? bir ilaç da kaşıntınızın kesilmesine yardımcı olacaktır.

Alerjinizin saptanması için ?patch test? adı verilen bir yöntem uygulanır. Ancak bunun yapılabilmesi için tahrişin iyice azalması gerekir.

Patch test dermatologların cilt alerjilerinin tam olarak neye karşı oluştuğunu saptamak için yaptıkları testtir. Bu test sırasında sırta 48 saatliğine minik plasterler yapıştırılır. Doktor 72 saat ve/veya

1 hafta sonra reaksiyon olup olmadığını kontrol eder. Bu testin sonucunda size alerji yapan madde veya maddelerin tam listesi ortaya çıkar.

Cilt reaksiyonlarının önlenmesi

Özellikle hassas bir cildiniz varsa, kozmetik ürünlerini satın almadan önce deneyin. Bunu yaparken herkesin kullandığı deneme ürünlerinden kaçının; tek kullanımlık ?tester? tabir edilenleri veya yolculuk tipi küçük boy ürünleri denedikten sonra satın alıp almayacağınıza karar verin.

Kozmetik ürünlerini (özellikle göz bölgesine) uygulamadan önce ellerinizi mutlaka yıkayın. Ürünleri daima kuru, temiz aplikatörler yardımıyla kullanmaya çalışın.

Ürün kaplarının içini ve dışını temiz tutun; farklı ürünleri sakın birbirine karıştırmayın.

Gözünüzde bir enfeksiyon (iltihap) varsa kullandığınız pamuk ve benzerini derhal atın. Gözünüze dokunduktan sonra el veya parmaklarınızı kozmetik ürünlerinize sürmeyin.

Düzenli aralıklarla kozmetik ürünü temizliği yapın: süreleri dolmuş olan ürünlerinizi hiç acımadan atın.

Rimeller/Makyaj temizleyicileri

Rimeller: Özellikle kirpiklerin hacmini artıran rimellerden kaçının. Bunların bazılarında bulunan ?thimerosal? adlı bir madde kuvvetli bir prezervatif (koruyucu) olmakla birlikte tahriş edicidir. Ayrıca rimellerin çubuklarının temiz tutulması önemlidir çünkü bakteri bulundurabilirler.

Makyaj temizleyicileri: Yağ bazlı rimeller kullanmamaya çalışın. Su bazlı olanları tercih edin. Yağ bazlı rimellerin temizlenmesi için yağı çözebilen yine yağ bazlı temizleyiciler gerekir ki bunlar daha sert oldukları için alerji veya tahriş etme olasılıkları daha yüksektir.

Eyelinerlar/Gölgeler

Göz bölgesi her tür reaksiyona açık ve çok hassas bir bölgedir. Bu nedenle kullanacağınız eyeliner veya gölgelerin hipoalerjenik olmasını tercih edin. Bu bölgenin alerji ve tahrişe çok yatkın bir bölge olması nedeniyle gözlere kalıcı makyaj da düşünülebilir. Böylece kozmetik ürünlere reaksiyon olasılığı da azalacaktır. Bu konuyu hayata geçirmeden önce doktorunuza danışmanızı öneririz.

Genel anlamda yağ, koku veya boya içermeyen hipoalerjenik ürünlerin kullanılması en güvenli yöntemdir.

Saç boyaları/Güneş kremleri

Saç boyaları: Kozmetik alerjilerinin en yaygın olanlarındandır. Bazı kişilerde bu alerji birkaç boyadan sonra ortaya çıkar. Genellikle en çok etkilenen bölge: yüz, kulaklar ve ensedir. Genellikle alerjiye neden olan ?para-phenylenediamine? (PPD) adı verilen bir maddedir. Bu maddeye alerjisi olanların tüm sentetik boyalardan kaçınması gerekir. Bu durumda alternatifler kına veya metal pigment boyalardır.

Güneş kremleri: Cildi güneşin zararlarından korumalarının yanında cilde zarar da verebilirler. Kendi başlarına satıldıkları gibi kozmetik ürünlerinde de bulunabilirler; örneğin: güneş korumalı rujlar, fondötenler gibi. Güneş kremlerinden kaynaklanan tahriş ve alerjiler bazen uygulamanın güneşte yapılmasına bağlı olabilir. Buna foto-alerjiye bağlı dermatit adı verilir.

Hipoalerjenik öneriler

Kozmetik alerjiniz varsa öncelikle doktorunuzun öneri ve yönergelerine uymanız gerekecektir. Ancak çok genel anlamda alerji riskinden kaçınmak ve alerjinin etkilerini azaltmak için, cildiniz düzelene dek, alınabilecek önlemlerin bazıları şunlardır:

Öncelikle tüm kozmetik ürünlerinin kullanımını durdurun.

Kokusuz sabun, şampuan ve saç kremleri kullanmaya çalışın. Piyasada bulunan medikal sabun ve şampuanları tercih edin.

Parfüm, kolonya veya after-shave kullanmayın.

Saç spreyi kullanmayın.

Kullanacağınız tüm ürünlerin hipoalerjenik yani anti-alerjik olmasına özen gösterin