‘Genel SaÄŸlık Bilgileri’ Kategorisi için ArÅŸiv

Sağlıklı Olmak İçin 30 Öneri

Pazar, 04 Kasım 2007

Ingiliz doktorlar daha sağlıklı olmak isteyenler için 30 öneri getiriyor. The Independent gazetesinde yayınlanan sağlık ipuçları listesinde günde bir diş sarmısak yemek, sık sık balık tüketmek, kansere karşı koruması için selenyum almak, daha fazla su içmek gibi öneriler yer alıyor.

İşte sağlıklı bir yaşam için yapmanız gerekenler:

1-Hergün bir diş sarmısak yiyin.: Sarmısak vücuttaki hastalık sebebi olabilecek kimyasalların seviyesini yüzde 48 azaltırken, beynin yaşlanmasını önlüyor, kolestrolü düşürüyor.

2-Egzersizi ihmal etmeyin: Günde bir kilometre yürüyüş ya da haftada üç kez hafif egzersiz kalp hastalığı riskini düşürüyor.

3-Kepekli ürünler kanserden korur: Haftada dört kez kepek içeren ekmek, makarna ya da kabuklu pirinç tüketmek kanser riskini yüzde 40 azaltıyor.

4-Sebze-meyveyi eksik etmeyin: Sebze-meyve, özellikle de domates, kırmızı üzüm, brokkoli yiyenlerde kalp krizi, kanser ve şeker hastalığı riski düşüyor.

5-Ayaküstü yemekten vazgeçin: Hamburger, patates kızartması vs. gibi yiyecekleri tüketmeden önce kalp hastalıklarının üçte birinin bu yiyecekler yüzünden ortaya çıktığını hatırlayın ve fast food?dan vazgeçin.

6-Bel ağrısına çalışma iyi gelir: Araştırmalar bel ağrısı çekenlerin yatmak yerine normal aktivitelerine devam ettiğinde daha çabuk iyileştiğini gösteriyor. Fazla zorlamamak koşuluyla hareket etmek belinize yatmaktan daha iyi geliyor.

7-Sofrada balık olsun: Düzenli olarak balık yemek kalp riskini azaltıyor, ayrıca balıkta bulunan yağlar bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor.

8-Tuzu azaltın: ?Fazla tuz felce ve kalp hastalıklarına davetiye çıkarır? diyen uzmanlar günde 5 gramdan fazla tuz tüketilmesini sakıncalı buluyor.

9-Biraz şarap kanserden korur: Günde bir-iki kadeh şarap, kanser riskini azaltırken, vücudu gripten koruyor ayrıca yaşlılıkta bunamaya engel oluyor.

10-Kahvenin faydaları: Araştırmalar günde iki fincan kahvenin kolon kanseri riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azalttığını gösteriyor. Ancak kahvenin çok fazla tüketilmesi yüksek tansiyona neden olabiliyor.

11-Çaya devam: Uzmanlar, bol bol çay içenlerin kalp krizinden ölme riskinin yarı yarıya azaldığını belirtiyor.

12-Şok diyetler faydasız: ?Haftada üç kilo? vermeyi vaadeden diyetlerden uzak durun. Kilo vermek istiyorsanız bunu hafta hafta değil uzun vadede yapmaya çalışın.

13-Aşırı kiloya dikkat: Yeni bir araştırmaya göre, kilolu insanların aldıkları her yeni kilo ömürlerini 20 hafta kısaltıyor. Fazla kiloları vermek kalp, kanser, eklem iltihabı hastalıklarından koruyor.

14-Selenyuma ihtiyacınız var: Kansere karşı doğal bir koruyucu olan selenyum fındık, fıstık, balık, tahıl gibi ürünlerde bol miktarda bulunuyor. Hergün selenyum alanlarda kanser riski yüzde 37 azalıyor.

15-Kolestrolü düşürün: Egzersiz yapmak ve yağı, tuzu azaltmak kolestrolü düşürüyor, bu da kalp krizi ve felçten korunmanızı sağlıyor.

16-Mucize ilaç aspirin: Ağrı kesici olarak aldığımız aspirin bizi kalp hastalığı, felç ve kanserden koruyor.

17-Düzenli seks bağışıklığı güçlendirir: Uzmanlara göre haftada dört kez seks yapmak, vücudu gripten koruyan Iga maddesini artırıyor. Ayrıca bu kişiler on yıl daha genç görünüyor.

18-Rahatlamayı öğrenin: Sosyalleşerek, hobi edinerek rahatlamak ruh sağlığına iyi geliyor. Ayrıca haftada üç kez rahatlatıcı egzersiz yapmak stres ve depresyonu önlüyor.

19-Sigaraya hayır: Sigarayı bırakmak artık daha kolay, nikotin bantları ve sakızları, akupunktur vs. gibi yöntemleri deneyebilirsiniz. Eğer tamamen bırakamıyorsanız azaltmak da sizin için yararlı olacaktır.

20-Ağız kokusunun çaresi var: Uzmanlar ağız kokusuna yol açan hastalıkları önlemek için günde iki kez fırçalama, gargara kullanmanın yanısıra havuç gibi lifli yiyecekler yemeyi ve çok fazla kahve içmemeyi öneriyor.

21-Sağlık için şarkı söyleyin: Doktorlar şarkı söylemenin ruh ve beden sağlığına iyi geldiğini belirtiyor. Şarkı söylemek rahatlatıyor, nefes egzersizi yerine geçiyor, depresyona iyi geliyor hatta ömrü uzatıyor.

22-Sağlıklı sinüsler için mırıldanın: Mırıldanarak şarkı söylemek de sinüsleri açıyor, sinüziti önlüyor.

23-Uykusuz kalmayın: Uyku bağışıklık sisteminin iyi çalışmasında etkili oluyor. Yetersiz uyku konsantrasyon eksikliğine yol açıyor.

24-Hergün vitamin alın: İçeriğinde folik asitin de bulunduğu vitamin tabletleri sizi kanser ve kalp hastalıklarından koruyor.

25-Cildinizi nemlendirin: Cildiniz için yazın, güneşten koruyucu kremleri, kışın da çatlama ve kırışıklardan korumak için nemlendiriciyi ihmal etmeyin.

26-Elma dişlere iyi gelir: Böğürtlen bakterilerin dişe yapışmalarını engelleyerek diş eti hastalığı riskini azaltırken, elma, portakal, havuç, ıspanak gibi lifli yiyecekler de dişleri güçlendiriyor.

27-Eş seçerken dikkat: Uzmanlar kronik rahatsızlıkların kadın-erkek ilişkilerinde iki tarafı da etkilediğine dikkat çekiyor ve kronik hasta bir kişinin eşinin de hasta olması riskinin altı kat artığını söylüyor.

28-Su içmeyi ihmal etmeyin: Günde beş bardak su içen kişilerde kolon kanseri riski yüzde 50 azalıyor.

29-Dostların sağlığa yararı: Doktorlar, dostlarla ilişkilerin hafızayı geliştirdiğine dikkat çekiyor.

30- En sağlıklı meslek grubu pazarlama: İngiltere?de satış elemanları en sağlıklı meslek grubunu oluşturuyor. Bu gruptakiler meslekle ilgili hastalıklara çok az yakalanıyor.

Saglık Icın Temel Kurallar

Pazar, 04 Kasım 2007

İnsanların sağlıklı yaşayabilmesi için belirli kurallar vardır. Bu kurallar, insan vücudunun çalışma prensiplerine göre belirlenmiştir. Sadece para kazanmayı amaçlayıp sağlığıyla ilgilenmeyen insanlar, daha sonra kazandıkları para ile sağlıklarını geri alamamaktadır. Bunun için, çalışma hayatımızda sağlığımıza da zaman ayırmalıyız.

Sağlıklı olmanın temel kuralları şöyle sıralanabilir:

? İnsan vücudu, hareket metabolizması üzerine kurulmuştur. Haftada en az 3, en çok 6 gün egzersiz yapmalıdır.

? Egzersiz süresi kardiyovasküler (yürüyüş, bisiklet, kürek) çalışmalarda minimum 35 dakika, maximum 60 dakika arasında olmalıdır.

? Kasların güç kaybını önlemek, güç kazanmak, görsel olarak sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek için uygulanacak ağırlık çalışmaları, hazırlanan programa göre haftada minimum 3, maximum 6 gün olmalıdır. Çalışma süreleri 20 dakika ile 45 dakika arasında değişebilir.

? Kalp ve damar sistemimiz için uygulanacak kardiyovasküler çalışmaların temposu bireye özgü olmalıdır, aksi halde istenilen sonuçlara ulaşılamayacağı gibi, istenmeyen durumlarla da karşılaşılabilir.

? Egzersiz sadece şişman olanlar için değildir. Yaş, cinsiyet, vücut yağı oranı, kas oranı farketmeksizin herkesin kendi egzersiz düzeyine göre uygulanacak programlar belirlenmelidir.

? Egzersiz, anti stress ve mutluluk hormonlarının salgılanmalarını düzenler. Böylece daha mutlu bir hayat sürmek mümkün olur.

? Eğer vücut yağınız fazla ise köklü değişiklikler gereklidir. Normal ise beslenme alışkanlıklarınıza dikkat ederek sağlıklı yaşamınızı destekleyebilirsiniz.

? Günlük sıvı alımınız günde 2 litre ile 3 litre arasında olmalıdır. Su insan vücudunda transport sisteminin en önemli maddelerinden biridir. Cildinizin daha canlı ve pürüzsüz olmasının yanında, boşaltım sistemi için de çok önemlidir.

? Kilo yaptığı düşüncesiyle yeterli miktarda alınmayan karbonhidratlar ve yağların vücutta önemli görevleri olduğu unutulmamalı, vücut durumunuza göre alınacak oran belirlenmelidir.

? Yağ verme çalışmalarında ne kadar kalori yakıldığı değil, kalorinin karbonhidratlardan mı yağ cinsinden mi yakıldığı önemlidir. Yaş ve nabız sayısı hesaplanarak bireye özgü programlar çıkarılmalıdır.

? Karbonhidrat, protein ve yağların dengeli bir biçimde alınmasıyla sağlıklı beslenme programı uygulanabilir. Tek yönlü beslenme ya da bu üç ana besin türünün bir veya ikisini kullanmadan yapılacak beslenme programları, sağlığı bozar.

? Metabolizmamızın daha iyi çalışması için mineral ve vitaminlere ihtiyaç vardır. Sebze ve meyve yiyerek dengeli bir beslenme uygulayan insanların, fazladan yüksek dozda vitamin kullanmalarına gerek yoktur. Eforlu fiziksel aktivite yapan sporcular, hamile kadınlar, sigara içenler, mikrobik bir rahatsızlığı olanlar doktor kontrolünde vitamin kullanmalıdır. Vitaminler zararsız olarak görülse de, bazı vitaminler (A, D, E, K) vücudumuzda birikme yaparak metabolizmanın çalışmasını bozmaktadır. Bilinçli kullanılması gereklidir.

? Kas, eklem, kalp, dolaşım sistemi ve hormonlarınızın daha düzenli çalışmasını, hayatı daha dinç ve güçlü olarak yaşamayı istiyorsanız, doğru beslenme programının yanında egzersiz programlarını uygulamaya başlamalısınız.

Sesınızı Dogru Kullanmak

Pazar, 04 Kasım 2007

Aşırı derecede yüksek ya da kısık sesle konuşmak, haykırmak ya da çok yüksek sesle şarkı söylemek temas ülseri ve ses teli oluşmasına neden olabilir. Ses tonunu azaltmak ve daha normal bir sesle konuşmak sesteki zorlanmayı azaltacaktır.

Uzun süreli kuru öksürük ya da sık sık gırtlağınızı güçlü şekilde temizlemenizi gerektiren gıcıklanma ses tellerinize zarar verebilir. Bu durumlar ortaya çıktığında hemen tedavi ettirin.

Bazı erkekler ve erkek çocuklar seslerini daha erkeksi yapmak için seslerini kalınlaştırmaya çalışırlar. Uzun süre bu biçimde konuşulduğunda gırtlak çabuk yorularak, ağrı ve hatta temas ülseri ortaya çıkabilir.

Her zaman geçerli olmasa da sesiniz genel sağlık durumunuzdan etkilenebilir. Herkes fiziksel yorgunluk ve duygusal stresin yol açtığı etkileri zaman zaman hisseder. Bu durumlarda gırtlak ve boyun kasları gergin hale gelebilir. Ara sıra bu tür stresler ses kısıklığı veya kaybı gibi ses teli sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle sesiniz bazen duygu durumunuzla ilgili ipuçları verebilir. Kendi kendinizi değerlendirin ve stres yaratan durumları azaltmak için yeni düzenlemeler yapın. Yapacağınız degişiklikler genel ve ses sağlığınızı korumaya yardımcı olacaktır.

Vucudunuzun Bılesımı Ve Metabolızma

Pazar, 04 Kasım 2007

Beslenme ilkelerini anlamak, yediğimiz çeşitli yiyecek türlerinin temel bir şekilde anlaşılmasından fazlasını gerektirir. Sonraki adım, vücudumuzun yapısını anlamayı gerektirir. Protein, yağ ve karbonhidrat insan vücudunun en büyük ?bileşenleridir?.

Protein yapıları vücut ağırlığının yüzde 50 ilâ 60 ını oluşturur. Bu dokular (kas ve karaciğer gibi yaşamsal organlar) vücudunuzun makinası gibi işlerler.

Vücudunuz fazla proteinleri depolamaz. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğundan daha fazla protein yerseniz, kas hacminiz artmayacak ve ihtiyaç duyduğunuzda yedek proteininiz olmayacaktır. Fazla protein yağa çevrilir. Açlığa yaklaşan bir durumda, vücudunuz enerji işlemleri için yakıt olarak amino asitleri kullanmak üzere protein dokularını parçalayacaktır. Açlık nedeniyle ölüm, vücut protein yapılarının dörtte biri ilâ üçte birini tükettiği zaman gerçekleşir.

Karbonhidrat karaciğerde ve vücut kaslarında glikojen depoları olarak bulunur. Glikojen biçiminde karbonhidrat vücut ağırlığınızın yüzde l ilâ 5 ini oluşturur.

Diyetinizde karbonhidratların oranı yüksekse ve her gün kalori ihtiyacınızı tam olarak karşılıyorsanız, daha çok karaciğerde bulunan glikojen stoğunuz en üst düzeyde olacaktır. Bu stok çabucak yardıma çağrılabilir. Örneğin, maraton koşucuları bir yarıştan önce karbonhidratlar açısından zengin bir yemek yiyebilirler. Glikojen, glikoza çevrildikten sonra, kısa açlık dönemlerinde örneğin gece uykusu sırasında beyin için bir yakıt olarak kullanılır.

Tam tersine, diyetinizin karbonhidrat oranı düşükse ya da perhiz yapıyorsanız, glikojen stoklarınız hızla tükenecektir. Normal bir diyetten çok düşük kalorili ya da çok düşük karbonhidratlı bir diyete geçerseniz, bir ya da iki gün içinde 1,5 ya da 2 kilo verebilirsiniz. Ama böyle bir kilo kaybı, yağ kaybı değil, glikojen kaybı olacaktır.

Vücudun başka bir bileşeni ?yağ? dır. Yağ, son derece yoğun halde bulunan yedek bir enerji olması ve çok az suyla birleşmesi nedeniyle protein ve karbonhidratlardan farklıdır. Vücut yağı, kilo başına yaklaşık 1600 kalori ile, ağırlığına göre protein ya da karbonhidrat dokularından 10 kat fazla enerjiyi temsil eder. Normal bir insanda, vücut ağırlığının yüzde 15 ilâ 20 si yağdır; aşırı şişmanlarda vücut ağırlığının yüzde 50 sini yağlar oluşturabilir.

Depolanan yağlardaki bu farklılıklar, vücudumuzun çalışma biçiminin sonucudur. Vücudunuzun yakabileceğinden daha fazla miktarda protein, yağ ya da karbonhidrat alırsanız, vücudunuz fazla enerjiyi yağlı doku olarak saklayacaktır. Ancak, diyetimizdeki yağ, kalorisi çok yüksek olduğu için,protein ya da karbonhidrat yendiğinde alınacak olandan daha fazla kalori alınmasına yol açar. Buna karşılık, vücudumuzun ihtiyaç duyduğundan daha az yersek, yakıt depolarımız günlük enerji açığını kapatmak için harekete geçerler ve yağlı dokular azalır ama yağ dokularındaki kalori zenginliği nedeniyle, daha yavaş bir şekilde.

Vücut yağlarının temel işlevi yakıt deposu olmak gibi görünüyor, ama aynı zamanda bir yastık ve yalıtım görevi de görürler. Fazla kilolu insanların mindersiz bir sırada ya da sandalyede zayıf insanlara göre ne kadar uzun ve rahat bir şekilde oturduklarını hiç fark ettiniz mi? Ve zayıf insanlar soğuk yerlerde ne kadar çabuk üşürler?

Vücut yağları ayrıca kadınlarda bazı hormonların düzenlenmesine katkıda bulunurlar. Yağ stokları çok yetersiz olan kadınlar adet görmeme eğilimindedirler. Anorexia nervosa ya da bazı başka açlık biçimlerine maruz kalan kadınlarda olan genellikle budur ve zayıf kadın atletler arasında bu bir sorun olabilir.

Kişisel yağlılık derecelerini ölçmek zordur. Deri-kıvrımı ölçümü yöntemlerden biridir, ama özel aletler, büyük beceri ve pratik gerektirir.

Bazı kaba tahminler için çeşitli yöntemler vardır. En kolayı belki de ağırlık ve boy tablolarının kullanılmasıdır. Ancak, cinsiyetiniz ve boyunuz için uygun görülen ağırlığın, bireysel yapınızı ve iskelet yapınızı (kalın kemikli misiniz?) ve kas miktarınızı (fazla kaslı mısınız?) dikkate almadığını akılda tutun. Bunlar yararlı ortalamalardır, ama zayıflık-şişmanlık terazisindeki yerinizi belirlemede son söze sahip olarak kabul edilmemelidirler.

Yağ konusunda son bir söz. Doktorlar ve bilim adamları sık sık, çok az miktarda vücut yağına sahip olmanın koroner arter hastalığı gibi bazı hastalıklara karşı bir engel olup olmadığını tartışmaktadırlar. Aslında, yapılan bir araştırma Amerika Birleşik Devletleri nde en uzun insan ömrünün ortalamanın en az yüzde 10 üzerindeki kilolarda ortaya çıktığı sonucuna . varmaktadır.

Buna karşılık, yalnızca asgari vücut yağı biçiminde küçük bir kalori yedeğinin olması, ciddi yaralanma, enfeksiyon ya da stres ve nekahatin uzun sürdüğü hastalıklarda hayatta kalma şansınızı azaltabilir, şişmanlık hiçbir koşulda sağlıklı kabul edilmez, ama zayıflık da başka sağlık sorunları yaratabilir.

Vücut Bileşiminizi Değiştirmek

Yetişkin vücudunun bileşimi yaşam süresince değişir. Kas hacmi 30 ilâ 35 yaşından sonra yavaş yavaş, 55 yaşından sonra daha hızlı azalmaya başlar. Bu, terazinizin dilinde,65 yaşında 30 yaşında olduğunuzdan 5 kilo fazla geliyorsanız, aslında 8 ilâ 9 kilo ?daha yağlısınız? anlamına gelir.

Hayatın ilerleyen yıllarında fazla yağ dokusuyla ağırlaşan şeker ya da yüksek tansiyon gibi bir rahatsızlığınız varsa, 25 ilâ 30 yaşındaki kilonuzu bir hedef olarak kabul edebilirsiniz (o sırada oldukça ortalama bir kiloya sahipseniz). Ancak herkesin sağlık sorunları birbirinden çok farklıdırlar, doktorunuz farklı bir kiloyu hedef olarak belirlemeniz için nedenler ileri sürebilir.

Yağın dağılımı da yaşla ilgilidir. Yaşlandıkça derialtı yağları vücudumuzun dış bölgelerinden (yüz, kollar, bacaklar ve boyun) ortasına (gövde ve karna doğru kayar. Ayrıca, yaşlandıkça yağlar deri iç depolarından vücut boşluklarındaki ve böbreklerin çevresindeki birikimlere kayar gibi görünmektedir. Yaşlı insanların genellikle yüzlerinin, kol ve bacaklarının ince olmasının nedeni budur. Aynı zamanda, mideleri çıkıntı yapabilir, ama karın üzerinde pek az ?sıkıştırılabilir? derialtı yağı vardır.

Metabolizma

Yediğimiz karbonhidratların, proteinlerin, yağların ve diğer gıda maddelerinin geçtiği işleme metabolizma denir. Bu, yediğimiz yiyeceklerin enerji ve yapıya dönüştürüldüğü son derece karmaşık bir süreçtir. Süreç, ısı, karbondioksit, su ve atık maddeler üretir. Yaratılan enerji, vücuttaki temel kimyasal dönüşümleri gerçekleştirmek ve kas etkinliği için kullanılır, ısı vücut sıcaklığının korunmasına yardımcı olur.

Metabolizmanın hızı ne kadar oksijen kullanıldığını ve ne kadar karbon dioksit atıldığını ölçerek belirlenebilir. Uyandıktan hemen sonra ve yemekten hemen önce ölçülen bu hıza, bazal metabolizma hızı (BMR) denir. Doktorların, ortalama BMR yi ya da istirahat halindeki kalori harcamasını metabolik hız standartlarıyla hesaplamak için formülleri vardır.

Metabolizma hızı ve dolayısıyla vücut ısısı üretimi, yemeklerden bir ya da iki saat sonra artar. Metabolizma hızı fiziksel çabayla da artar. Efor harcadığınız zaman, yağ ve glikojen (depolanmış nişasta) artan bir hızla tükenir.

Mikrodalga Fırınlar

Pazar, 04 Kasım 2007

1946 yılında radarla ilgili bir araştırma projesinde Dr. Percy Spencer gorevlendirilir. Dr. Spencer magnetron denilen vakum tüpü üzerinde çalışırken cebindeki çikolataların eridiğini farkeder ve şaşırir. Sonra bir deney yapar. Mısır tanelerini magnetronun yanına koyar ve görur ki mısırlar patlamış, her tarafa saçılmış. Sonra çiğ bir yumurtayı koyar magnetronun yanına. Arkadaşları ile ne olacağını beklerken yumurtanın piştiğini ve patladığını görurler. Dr. Spencer kendi kendine sorar: Yumurtayı bile pişiren bu mikrodalga enerji yemekleri de pişiremez mi? İşte mikrodalga fırınlar üstündeki ilk çalışmalar bu tesadüf sonucu başlamıştır.

Mikrodalga fırınları kullanırken dikkat etmeniz gereken birkaç temel nokta vardir.

- Çalışan bir mikrodalga fırından en az bir kol mesafesi kadar uzakta durun ve yüzünüzü yemek pişmiş mi diye fırına yaklaştırmayın

- Fırın boşken çalıştırmayın

- Kapak kapanmıyor veya hasar görmüşse fırını çalıştırmayın.

- Fırının içini sık olarak temizleyin.

- Yemek pişirirken metal kap kullanmayın.

- Kalın kabuklu yiyecekler pişince içinde buhar kalır ve kabuk çatlayınca dışarı buhar fışkırır. O yüzden dikkatli olun.

SORU - CEVAPLAR

Çelik tenceremle mikrodalga fırında yemek pişirebilir miyim?

Hayır, çünkü mikrodalga ışınlar metal malzemelerden yansırlar, içlerinden geçemezler. Ama cam, seramik, plastik ve hatta kağıt kapta bile yemeğinizi pişirebilirsiniz.

Mikrodalga ışınlar zararlı radyasyon yayar mı?

Mikrodalga ışınlar iyonize olamayanlar grubuna dahildir. Yani bunlar rontgen filmi cekmek icin kullanilan isinlardan farklidir..Hucrenin icindeki maddeleri iyonize ederek zarara neden olmazlar..Ama Bilim ve Teknik Dergisini yayimlayan Tubitak in hazirladigi rapora gore iyonize olamayan isinlar da hucrenin isinmasina yolaciyor ve hucreye zarar veriyorlar..Mikrodalga firinlarin beyine ne tur ne derece bir zarar verdigi ise henuz tam olarak aydinlatilmis degil..Sonucta Mikrodalga firinlardan,yemegin pisme suresi boyunca uzak durmakta fayda var..

Mikrodalga fırına çalışırken elimi soksam ne olur?

Sakın böyle bir şey denemeyin. Mikrodalga fırınınızda sadece yemek pişirin. Eğer elinizi çalışırken sokmaya kalkarsanız o da pişer.

Mikro dalga fırında pişen yemek zararlı mıdır?

Hayır değildir. Mikrodalga fırınlar elektrik enerjisini, mikrodalga enerjisine; mikrodalga enerjisini de ısı enerjisine çevirir. Fırından çıkan yemekte radyasyon falan yoktur, afiyetle yiyebilirsiniz.

Mikrodalga fırının içini kapaktan bakınca görüyorum. Peki mikrodalga ışınlar buradan ışık gibi dışarı sızmıyor mu?

Mikrodalgalar kapakta bulunan metalin üstündeki ufak deliklerden dışarı çıkamazlar. Çünkü mikrodalganın fiziki karakteristikleri buna uygun değildir. Dalgaların frekansı (saniyedeki titreşim sayısı) ile dalga boyu arasında şu ilişki vardır: Yüksek frekans kısa dalga boyu, alçak frekans uzun dalga boyu demektir. Bunu terside doğrudur. Kapakta bulunan ufak delikler ışık dalgalarının geçmesine izin verirler ve fırının içini görürüz. Çünkü ışığın dalga frekansı son derece yüksektir, dolayısıyla dalga boyu da çok küçüktür. Dalga boyunun çok küçük olması kapaktaki deliklerden geçmesine müsaade eder. Mikrodalgaların ise frekansı düşüktür ve dalga boyu daha uzundur. Bu yüksek dalga boyuyla kapaktaki ufak deliklerden geçemezler ve içeri tekrar geri yansırlar.

Ofis Malzemeleri Mikrop Yuvas

Pazar, 04 Kasım 2007

ABD de yapılan bir araştırmada, ofislerde kullanılan bilgisayar klavyesi, mouse ve telefonlarda, klozet kapağından daha çok mikrop barındığı ortaya çıktı.

Arizona Üniversitesi nin araştırmasına göre, işyerlerindeki en pis nesneler telefonlar. Ofis telefonlarının her 6.5 santimetrekarelik alanında ortalama 25 bin 127 mikrop bulunuyor. Telefonları, 3 bin 295 mikropla bilgisayar klavyeleri ve 1676 mikropla bilgisayar mouse ları izliyor. Ortalama bir ofisin her 6.5 santimetrekarelik alanında da 20 bin 961 adet mikrop bulunuyor.

İşyerlerinde, bir klozet kapağında bulunandan 400 kat daha fazla mikrop bulunduğuna dikkat çeken araştırmacılar, nezle veya grip olan kişilerin, dokundukları yeri mikrop transfer noktası na dönüştürdüklerini hatırlatıp işyerlerinde düzenli olarak temizlik yapılmasını öneriyor.

Pozitif Düşünce Stresi Önlüyor

Pazar, 04 Kasım 2007

Pozitif düşünce, stres, heyecan, kaygı, kendine güvensizlik ve sinirlilik gibi insan hayatını etkileyen olumsuzlukları ortadan kaldırıyor.

Anormal beyin dalgalarını sağlıklı beyin dalgalarıyla değiştirme tekniği olarak bilinen Neurofeedback sistemi sayesinde, öğrenciler özellikle Haziran ayında yapılacak Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı öncesi heyecan ve stresle artık baş edebilecek.

Türkiye´de ilk defa Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri tarafından uygulanan sistemle öğrenciler, başarılarını frenleyen iç engelleri tanıyarak onları ortadan kaldırabilecek, olumludüşünceyle bilgilerini en üst noktaya çıkararak başarıya daha çabuk ulaşabilecek.

Neurofeedback uzmanı Kemal Pancar, yaptığı açıklamada, insan beyninin biyoelektriksel ve biyokimyasal bir yapıyla çalıştığını belirterek, beyin dalgalarının insan yaşantısına etkileri hakkında bilgi verdi.

Pancar, beynin uyku anındaki dalga seviyesi olan delta dalgasının alt seviyeye çekilmesi gerektiğine işaret ederek, bilincin açıklığını temsil eden delta dalgasının yüksek tutulmasının bilginin ortaya çıkarılmasında önemli olduğunu vurguladı.

Şimdiki zamanı kullanarak düşünceyi istenilen noktaya konsantre edebilmenin önemine değinen Pancar, şunları söyledi: (Ben başarıyorum), (Ben kazanıyorum) demek çok önemli. Beynimize hangi komutu verirsek onu aynı şekilde geri alırız.

Negatif şekilde bir komut verdiğimiz zaman duygu, düşünce ve davranışlarımız çok alt seviyeye iner. Vücudumuzdaki elektrik yapısı da negatife indiği için düşünce yapımız alt seviyede olur. Böylece başarı motivemizi de çok alta indirmiş oluruz.

´Ben başarıyorum´ deyip beyin gücümüzü belli bir noktaya topladığımız an, yapamayacağımız hiçbir şey yoktur. Genellikle imtihananında heyecanlanmadan bu komutu beyinlerine veren kişiler daha başarılı oluyorlar.

Doğru nefes almak çok önemli

Neurofeedback Uzmanı Kemal Pancar, yanlış nefes alma nedeniyle beyine az oksijen gittiği için beynin tam olarak kullanılmadığına dikkat çekerek, doğru nefes almanın karından alınan nefes olduğunu söyledi.

Beynin glikozla beslendiğine işaret eden Pancar, şunları söyledi: Dolayısıyla beynin yakıtı da glikoz oluyor. Ancak, glikozu doğalşekerden almak gerekiyor. Öğrencilere kuru kayısı, incir, çekirdekli üzümü tavsiye ediyoruz.

Diğer çikolata tarzı yiyecekler bir anda kana karışır, hızlı çıkar ve çabuk şekilde de aşağıya iner. Bu, antrenmansız bir kişiyi 100 metre koşturmaya benzer. Yani öğrenciler sınav süresince ihtiyaçları olan enerjiye çikolatayla kavuşamazlar.

Sınava girecek öğrencilere bu bilgiler ışığında tavsiyelerde bulunan Pancar, her şeyden önce beyine doğru komut verilmesini istedi. Pancar, şöyle konuştu: Sınava girecek kişinin endişelenmemesi gerek. Bunu, düşüncesinden silmeli. Çünkü endişe duygusu bütün beyindeki biyokimyasal yapıyı değiştirir.

Bu biyokimyasal yapının değişmesi stres hormonunu fazlalaştırır. Stres hormonlarının fazlalaşması da diğer fiziksel hormonlarımızı olumsuz etkiler. Mide ağrıları ve mide krampları ortaya çıkar. Öğrenci, ´Ben üniversite sınavına giriyorum vebütün bilgiler beynimde´ diyerek beynine doğru komutu vermeli ve doğrunefes almalı.

Hayatınızı olumlu yönde değiştirebilirsiniz

Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık´da psikolojik danışmanlık yapan Doktor Işın Akı da sistemin nasıl işlediği hakkında bilgi verdi. Dr. Akı, Neurofeedback aleti aracılığıyla baş derisine ve kulak memelerine yerleştirilen elektrotlar kullanılarak beyin dalga frekanslarının ölçüldüğünü söyledi.

Daha sonra kişiyle görüşerek asıl sorunun ne olduğunun tespit edildiğini anlatan Dr. Akı, bunun ardından çözüme yönelik bir tedavi sürecinin geliştirildiğini kaydetti.

Dr. Akı, düşünce gücüyle olumlu beyin dalgasının artırıldığını belirterek, sakin ve mutlu halin tüm beyin loblarını etkileyerek beyini en uygun öğrenme haline soktuğunu bildirdi. Dr. Akı, şunları kaydetti:

Bir insan 14 yaşına kadar 48 bin tane olumsuz ileti alır. Dolayısıyla öncelikle, kişinin temel sorununun nereden kaynaklandığınıbulmak gerekiyor. Bazı insanlar ´Ben başaramıyorum´ veya ´ben şanssızım´ gibi inanışlara yönelmiştir. Bunun ortadan kaldırılması önemli.

İnsan hayatındaki değerlerin önemine de işaret eden Dr. Akı, Örneğin ders çalışan, sınava girecek bir öğrenci için mutluluk değil, başarı ve cesaret birinci derecede değer olmalıdır diye konuştu. Dr. Akı, uygulamanın 1,5 saatlik seanslar halinde yapıldığını ve kişiye göre tedavinin 10 seansa kadar çıkabildiğini bildirdi.

Dr. Akı, bu yöntemden sadece sınav stresi altındaki öğrencilerin değil, kilolarıyla başedemeyenlerin, iş bulamayanların, kayınvalidesiyle anlaşamayanların, aşk acısı çekenlerin, yeteneğini geliştirmek isteyenlerin de yararlanabileceğini söyledi.

Rengınız Karakter Yapınızı Ele Verıyor

Pazar, 04 Kasım 2007

İnsanların karakter yapısını ve olası davranışlarını saptamaya yönelik çok sayıda girişim ve yöntemden bahsediliyor. Eğer bu konulara ilgi duyuyorsanız işte size renklerle karakter tahlili !!!

Kırmızı :

Siz, sert, cesur, enerjik, hırslı, tutkulusunuz. Bu renk sizi sarıyorsa agresif ve vurucusunuz demektir. Kırmızı renk kan basıncını yani tansiyonu etkiler, kırmızı giymeniz veya bu rengin hakim olduğu bir ortamda bulunmanız tansiyonunuzu etkileyebilir. Aksiyon ve eylemleriniz yine bu rengin kontrolu altındadır, bu rengi seçtiğinizde yaşamı dolu dolu hisseder ve tüm zevkleri bir an önce peşpeşe yaşamak istersiniz, başarabilirsiniz de ama çok büyük bir yorgunluk hissedeceğinizi unutmayın. Kırmızıyı çok sık kullanıyorsunuz hazırlıklı olun ve hiç unutmayın ki sağlığınızı düzenli olarak izlemelisiniz. Yaşamda seçmiş olduğunuz dal veya işiniz için kırmızı önemli bir konsantrasyon rengidir, olayların derinine iner ve ayrıntıları kullanabilirsiniz ama bu rengin insanlari için o an önemlidir, geleceğe yönelik planlar yapmazlar ve tedbir almayı pek düşünmezler. Uyumlu olmaya çalışırlar. Ama aslında çevresindekiler onun için basamaktır ve onlari itici güç olarak kullanırlar. Toplum ile ilgilidir kırmızıyı seven insan ve bu insan gözlemlenmekten çok hoşlanır, önemli olan ilgi çekmesidir. Kırmızı çok sevilen ve gücü simgeleyen renktir; kırmızı kullanıyorsanız siz bir savaşçısınız ve meydan okumaya bayılıyorsunuz. Ve siz bünyesi sağlıklı, iyimser ve yüksek ruhlusunuz. Insanlarla ilişkiniz direkt ve dinamiktir, liderlik güdüsü sizde doğal olarak vardır. Geleceğe yönelirken güvenlik önlemlerini son anda alırsınız, cesaretiniz çok ünlüdür, bu da kendinize olan güveninizi arttırır. Kırmızının müzikteki karşılığı do notasıdır. Tercihiniz pembe ise çocuksu bir kişilik verir, çabuk küser ve alınabilirsiniz, size kötülük yapıldığında sadece acı acı gülümser ve yapılan kabalığı anlayıp hemen özür dilenmesini beklersiniz. Fakat dost, sıcak ve yardım seversiniz, hatta gücünüzü aşan yardımları dahi vaadedersiniz. Nazik, kibar ve vericisiniz. Eğer kırmızıyı sevmiyorsanız rahatınızı bozmak istemiyorsunuz demektir; gerilim ve korkulara karşı deneyimlisiniz, hayal kırıklıklarından bıktığınız gibi barış ve güvenliğe öncelik veriyorsunuz. Fiziksel huzurdan çok ruhsal huzuru seviyorsunuz.

Sarı :

Sarı güneş ışığının ve altının rengidir; zekayı, arzuları ve ruhsal gelişimi simgeler. Siz sarı rengi seven biri olarak belki de büyük düşüncelerin ve umutların insanısınız. Büyük düşünürlerin ve ideoloji yaratıcılarının favori rengi genelde sarıdır. Bu renk sıradanlığın dışında olmayı amaçlayan insanların rengidir, farklılık getirir ve sizi ayrıcalıklı yapar. Düşünceleriniz çoğu zaman yoğundur ve büyük planlar yapmayı hep sürdürürsünüz. Siz başarılı olmak için başkalarından daha fazla avantajlara doğal olarak sahipsiniz. Sosyal, etkileyici ve iletişimcisiniz. Eğer siz portakal rengini seviyorsanız kolay dost olursunuz, her zaman tebessüm ederek teşekküre hazırsınız, küçük diyaloglarla etkili ve olumlu sonuçlar almayı becerebilirsiniz. Büyük hayalleriniz var demiştim, bu nitelik aşk yaşamınıza da yansır ve bir ömür boyu sürse de hayalinizdeki eşi ve aşkı bulamazsınız. Bunun farkında olduğunuz için de hem arayışınızı sürdürür hem de bulamayacağınızı bilirsiniz. Siz bir politikacı olarak doğdunuz, bunu her zaman anınsayın, başarılarınız garantidir, mesela bir seçime girseniz kesin oylarınız hep vardır. Sizinle çalışmak zevktir ve sizinle çalışmak isteyenler çoktur ve hep vardır. Sıcacık gülümsemeniz insanların kalbini ısıtır ve onları rahatlatır. Siz yaşam ve güven dolusunuz. Organizesiniz, işinizin ehlisiniz ama temponuz düşüktür. Ayrıca sarı renk çevrede yardım ve destek enerjileri sağlar, bu renk sayesinde daha çok desteklendiğinizi kısa zaman içinde görürsünüz. Eğer odanız sarı renkle döşenmişse, kendinizi sürekli enerjik ve güçlü hissedeceksiniz demektir. Sarının müzikteki karşılığı mi notasıdır. Portakal renginin ise re notası. Sarı rengi sevmiyorsanız yaşamınızın çok parlak olması sizi rahatsız ediyor demektir, belki de rüyalarınız sık sık büyük güçler veya engelleyemediğiniz nedenler yüzünden yarım kalmış ve bozulmuştur; yeniliklerden ve değişimlerden korkuyorsunuz.

Mavi :

Deniz mavisini seven insan düzen ve disiplini de sever. Açık mavi ise, sakinleştirici ve huzur vericidir, duygusallığı ve duyarlılığı her an ortaya çıkabilir. Mavi gözlü insanlar genelde tahrik edici ve teşvik edicidir. Öte yandan onların duygularını anlayamazsınız, kendilerini davranışlarıyla ortaya koyarlar. Araştırmacılar mavi gözlü insanlarin olayların nedenlerini görme yönünde güçlü sezgilere sahip olduklarını söylerken mantık güçlerinin kuvvetini de vurguluyorlar. Mavi gözlü insanlar gerçek bir strateji uzmanıdırlar, herşeyi önceden uzun uzun planlarlar. yaptıklarından kolay tatmin olmazlar ve yeterli olup duracaklari bir yer yoktur. ekip çalişmalarına uygun ve çok yararlıdırlar ama ona değer vermezseniz sizi o anda bırakıp giderler. Eğer maviyi ve mavinin tonlarını kullanan, seven biriyseniz sakin bir yaşamı seçmiş birisiniz. size bariş dolu, streslerden arınmış bir dünya gerekir, uyumlu çevreler ve sınırsız özgürlük için herşeyinizi verebilirsiniz. mavinin çok değişik tonlamaları farklı etkiler yaratir; koyu maviler örneğin çivit ve gece mavisi yatıştırıcı ve sakinleştiricidir. Mavi genelde insanların rahatlamak için farkında olmadan, içgüdüsel olarak seçtikleri renktir. Mavinin müzikal notası sol, civit mavisinin ise la dır. Bu rengin insanları çok çalışkan, sebatkar, iradeli, dikkatli ve gayretlidir. mavinin insanları dostluk ilişkilerinde hızlı ve spontanedirler, o an tanıdıkları insanlarla hemen derin ve çok yakın dostluklar kurarlar. Unutmayın mavi inceliğin ve nezaketin rengidir. Mavi yaratıcılık, hayalcilik, zeka, ciddiyet, güvenilirlik ve idealizm getirir. Bu rengi seviyorsanız siz sadık, vefalı ve çok bilmişsiniz. Mavi renk günümüzde kesin olarak stres çözücüdür. size soğukkanlılık, sükünet, olgunluk ve pozitif atmosfer getirir. Mavi sizi dayanıklı kılacaktır. Eğer mavi rengi sevmiyorsanız değişimler sizin içindir. Bir iş konusunda veya özel yaşamınızda karar verirken hata yapmaktan çok korkuyorsunuz demektir. Ilişkileriniz inançlarınızla bir bütündür ve ilişkilidir. Yaşamın köşeli ve sivri uçlarından kaçıyorsunuz belki de çok yara aldınız. Daha özenli, özgür ve barışçı yaşamak istiyorsunuz yani her insan gibi sakinliğe ihtiyacınız var.

YeÅŸil:

Araştırmalara göre yeşil gözlü insanlar çabuk tepki veren esnek insanlardır. Içgüdüsel olarak hemen o anda olayları değerlendirir ve yargılarlar, işte o ilk düşünceleri önemlidir çünkü genelde doğruyu bulurlar. Durup dururken ortada kaldıklarını sanırlar ama bu onlar için salt bir duygudur. Yeşil gözlü insanları bir düzene veya klasmana sokamazsınız, sizi her an şaşırtırlar. Insan sevecen ve besleyici, onunla yaşamaktan zevk alırsınız, size zevk verir, kendinizi sıcak bir günde ulu bir meşenin altında serin bir gölgede bulursunuz. bilimsellik, sevecencilik, maceraperestlik, yenilikçilik sizin özelliklerinizdir. Özellikle doğa yeşili; uysal, etkili, ruhsal, gizemli ve duyarlı olmanızı sağlar. Yeşilin müzikteki notası fa dır. Yeşil biliyorsunuz doğanın veya doğal canlılığın rengidir. Saygı uyandıran, dikkat çeken bu renk aynı zamanda bağımsızlığı simgeler; kalıplardan kurtulmayi ve gelenekleri yenilemenin gereğini anlatır. Yeşili seven biriyseniz size en yakın rahatlatıcı renk mavi olacaktır. Gücünüzü ve yeteneklerinizi biliyorsunuz, tavır ve eylemleriniz titizdir. Belki de yaşamsal deneylerinizin sonuçlarını ve kişisel güvenliğinizi ömrünüzün ilk yıllarında alacaksınız. Eğer siz bir kadınsanız duygusallığınız olağanüstüdür ve sezgileriniz genelde hep doğruyu gösterir. Zarif ve espritüelsiniz ama bilgiçlikten hoşlanıyorsunuz. Evinizi dekore ederken canlı çiçeklerin çokluğu ve arzulanması aslında yeşile olan ihtiyaçtan kaynaklanir. Eğer yeşil ve tonları sizi rahatsız ediyorsa bu renkle kendinizi yanlız ve agresif hissediyorsunuz. Başkalarının sizin başarılarınızı ve atılımlarınızı negatif olarak etkileyecekleri korkusu içinizde uyanıyor. Yapınızdaki doğal kiskançlığı bu renk daha çok ortaya çıkarıyor.

Mor:

Mor duygu rengidir, çok özel bir renktir, mistik bir yücelik getirir ve metafizik gücü simgeleştirir. Mor imparatorlukların, dinlerin, ölümün, cazibenin ve sevginin sembol rengi olarak yüzyıllar boyu kullanılmıştır. Mor rengi mistikler, büyük sanatçılar, düşünürler, toplumları düşünce ve ideallerle yönlendirenler tarafından seçilir ve kullanılır. Büyük, ölümüne ve çok özel aşklar mor rengin aşklarıdır onlardan sürekli mor renk yayılır. Bu renk nedeni anlaşılmaz bir bütünlük ve birlik sağlar çünkü bu gizemli gücün önünde mor bir sis ve buğu vardır. Müzikte mor rengi veren nota si dir. Istemediğiniz sorumluluklar sizin için çekilmezdir, bu duruma zorunlu olarak düşerseniz asla mutlu olamazsınız. Çevrenizde bu rengi yayan bir ortam bir şekilde muhakkak olmalıdır, yoksa yaşama küsebilirsiniz. Siz zor karar veren ve aslında çevreye yani sıradanlığa uyumsuz birisiniz. bu da ayrıcalığınızdır. Bütün yeni çağ aktiviteleri başta astroloji olmak üzere, parapsikoloji, kristaller ve ruhsal şifa sizin için doğal ve uygun konulardır. Eflatun seçilmiş ve mükemmeliyetçi bir renktir, seçilmişler içindir. Manevi enerjiyi simgeler, ruhsal yetenekleri geliştirir, sır küpü olmanızı sağlar. Zeka düzeyinizi arttırır. Mavinin ve kırmızının karışımı olan mor size korunma güdüsü sağlar, kendinizi sanki sağlam bir kalkanın arkasında gibi hissedersiniz. Mor renk size güç verir, yeteneklerinizi pozitif olarak etkiler. Konsantrasyonu arttırır aynı zamanda da meditasyon için çok uygun bir renktir. Mor renkli bir ışığın veya enfraruj bir lambanın yandığı bir odada oturup kendinizi dinlemeniz ve sizi yoran düşünceleri yarım saat için olsa da kafanızdan atmanız tahmininizden öte size dinlendirecek ve sakinleştirecektir. Mor renk sizi rahatsiz ediyor ve sevmiyorsaniz sizi korkutan güçler var demektir; beklenmedik tehlikeler düşlüyorsunuz ve ani sürprizlerden korkuyorsunuz. Ilişkilerinizin daima dengeli ve dozunda olmasını istiyorsunuz; çok sıcak ve çok soğuk ilişkiler size göre değil.

Siyah:

Siyah yanlızlığın rengidir, gizemli görünmekten hoşlanır, siyahı seven insan sürekli olarak en büyük sırlari bilen kişi olmanın gayreti içindedir. Eğer siyahı seviyorsanız siz kadere aldırmayan karşı birisiniz. Öte yandan da süper bir demogog ve ikna edicisiniz; mantığınıza kimse kolay direnemez; muhakkak bir şekilde derdinizi veya düşüncenizi anlatırsınız. Dikkat edin siyah dengenin, hazır olmanın ve kendine hakim olmanın rengidir. Aynı zamanda da bilgeliğin ve yıkıp yeniden yaratmanin? Eğer aşkta aldanmışsanız ki siyah renk aşkda aldanmayı da simgeler, bilin ki yaşama karşı çok cesur ve korkusuzsunuz ve başınıza gelen dertleri dahi siz yönlendirirsiniz. Hissettikleriniz çok zengindir ve duygusallığınız inanılmaz biçimde farkli olabilir. Siz güçlü, alıcı, disiplinli, özgüvenli ve kudretlisiniz. Siyahın yakınında bulunan gri ne gerilimi, ne de süküneti simgeler ancak kaçışı simgeleyebilir. Eğer renk seçiminizde listenin başinda gri varsa, siz herşeyin önüne bir duvar çekmek istersiniz. Dışardan gelen etkiler bu duvar tarafindan engellenmelidir ve korunmalısınız. Olayları uzaktan kumanda ile kontrol etmek istersiniz; yerinizden kalkıp savaşmak sizin için zor ve hatta imkansız bir eylemdir. Gri zor ve karamsar bir renktir kolay rahat ettirmez. Içe kapanıklık ve acıya katlanmak hatta acıdan zevk almak bu rengin etkileri içindedir. Gri rengi kullanan insanların mutlulukları da, üzüntüleri de süreli olmaz, kısa dönemlerde hızlı dönüşümler ve değişkenlikler gösterirken yanisıra da tekrarlar yaparlar. Gri; durağan ve kısıtlayıcıdır, altında ateş yakarsaniz o zaman harekete geçebilir, tutucudur, kuralcılığı ve gelenekçiliği ile gurur duyar. Pasif, zaman zaman stresli, bireyci, tarafsızdır. Yine yakın bir renk olan gümüş renk ise, sürekli gerçeği arayıcılık ve romantizm verir. Siyah uç renktir yani marjinaldir; yapılan renk testlerinde ilginçtir fiziksel olarak çok güzel ama duygusal olarak acımasız birçok kişinin siyahı seçtikleri görülmüştür. Ve siyah geçiş rengidir; iki dünya arasında köprüdür. Siyah ve gri sizi itiyor rahatsız ediyorsa yani sevmiyorsanız yaşamınızın aktif ve açık olmasını istiyorsunuz; yaşam sizin için ağır tempolu ve sıradan olmalı. Siyah renk öte anlamda ölüm korkusunu da simgeler, bilinmeyen sizi ürkütüyor ve kabus oluyor. Kaderden korkuyorsunuz ve kaderinizin efendisi olmanın yollarını arıyorsunuz.

Kahverengi:

Kahverengi toprağın rengidir yani doğumun ve bereketin rengi, yaşam orada döllenir ve büyür. Kahverengiyi seven insanlar fiziksel olarak çok duyarlıdırlar, tenleri çok hassastır ve sinirleri mükemmel bir alıcı olarak çalışır. Bir dokunun bin duyarsınız. Renk listenizin başında eğer kahverengi varsa, özel bir çevreye daima ihtiyaç duyarsiniz, kendinizi ancak bu çevrede güvenli hissedersiniz. Fiziksel rahatlık sizin için çok önemlidir, rahat bir yaşamı yitirirseniz sinirleriniz buna dayanmayabilir. Gerek duygusal, gerekse de maddesel güvensizlik sizi hasta edebilir. Huzursuz, gerilimli ve sıkıcı atmosferlerden daima kaçmalısınız, yüksek elektrikli ortamlar sizi dünyaya küstürebilir. Her ne kadar finansal işlerde veya para konularinda doğal olarak yetenekliyseniz de size bu konularda bir danışman şarttır, bu size güven verir. O bir dünyasaldır; tam bir madde insanı. Her an her konuda birşeyler satmaya çalışır, herşeyi bilir ve doğru tahmin eder hatta onun herşeyi eleştiren ve geleceği belirleyen konuşmalari sırasında can sıkıntısından uyuyabilirsiniz. Dürüst, güvenilir, namusludur, ilişki ustasıdır ve destekleyici. Kahverengi gözlü insanlar çoğu zaman duygularına göre davranırlar, yanlizlık onlara göre değildir ve her an birilerine ihtiyaçlari vardir. Sevilmeye sonsuz gereksinmeleri vardır, sevilmemek onlar için ölüm demektir. Sevgileri bencil değildir ama farklı olma çabaları yüzünden öyle sanılabilir. çok sempatik ve çekici olabilirler. Kahverengi renk olarak yardımseverlik rengidir. Kahverengini sevmiyorsanız ve sizi rahatsız ediyorsa, bilin ki siz birisini değil birilerini istiyorsunuz. Çabuk düşünüyorsunuz ama davranışlarınız ağır ve temkinli. Çok ortada olmak sizi korkutuyor ama en önemlisi kahverengi sizde yeterince önemsenmediğiniz duygusunu yaratıyor.

Beyaz :

Beyaz parlak ve ihtişamlidir; beyaz rengin bulunmadiği bir duygu düşünülemez. beyaz kişisel değildir ve bazı insanlar için sıkıcıdır. Geleneksel olarak beyaz saflığı, temizliği ve el değmemişliği simgeler. Bu rengi seçen insanlar doğasında tepkisizlik ve sessizlik vardir, uzmanlar beyazın hak ve adalet rengi olduğunu belirtiyorlar. Beyaz öncelikle bilinmeli ki, tüm renklerin bütünüdür ve içinde bütün renklerin anlamlarını ve güçlerini taşır. Fakat yanısıra da deneyimsizliği ve acemiliği de anlatir. Gerek beyaz gerekse de siyah insan denen varlığın toplam yaşam gücünü gösterirler. Beyazın gizem dilindeki temel anlamı saflık ve deneyimsizliğin yanısıra içinde bilgeliği ve sonsuzluğu bulundurmasi yani iki ucu. hem saf, lekesiz, hem de yaşam ve ölümün tüm bilgisine sahip. Öyleyse beyazı yaşamınızda kullanıyorsanız, ya kendinizi saf, çocuksu, deneyimsiz ve siğinacak yer arıyor gibi göstermek istiyorsunuz, ya da siz bilginize, ruhsal ve maddi gücünüze haddinden çok fazla güveniyorsunuz. Öylesine ki, karşınızda kimsenin durmasina tahammül edemiyorsunuz. Dikkatli olun ve beyaz rengi kullanırken iyi düşünün. Beyaz rengi sevmiyor ve kullanmıyorsanız deneyimsizlik ve gösteriş sizi rahatsiz ediyor, hatta korkutuyor. Yaşamınızı doğal duygularla yaşamak amacıdasınız. Birşeyin değişmesinden rahatsizlik duyuyor ve yenilikleri merak etmiyorsunuz.

Renkler Ve Medeni Durumunuz

Pazar, 04 Kasım 2007

Kullandığınız arabanın rengi medeni durumunuzu da yansıtıyor. Bekâr erkekler siyah arabaları kullanırken, kadınlar kırmızı rengi tercih ediyor. Artık kırmızıda durduğunuzda yandaki arabanın rengine daha dikkatli bakmanız gerekecek. Çünkü İngiltere de yapılan bir araştırmaya göre arabaların rengi insanların medeni durumunu da ele veriyor. Araştırmaya göre bekâr ve yalnız erkekler siyah arabaları tercih ederken evliler tercihlerini griden yana kullanıyor. Yalnız kadınların arabalarında tercih ettiği renk ise yalnız erkeklerden çok daha farklı. Bekâr kadınlar en dikkat çekici renklerden kırmızıyı tercih ediyor.

EVLENİNCE RENK YEŞİL OLUYOR

Fakat evlendikleri ve çocuk sahibi oldukları zaman kadınların tercihi yeşile dönüyor. Araştırmayı yapan uzmanlar ?İnsanların dikkatini çekebilmek için bu araştırmayı yaptık. Sonunda ortaya çok ilginç sonuçlar çıktı. Neden bu renkleri tercih ettiklerini bilmiyoruz. Fakat kırmızı ve siyah her zaman çok daha fazla dikkat çeker. Belki de bu yüzden yalnız kadınlar kırmızı renkli arabaları tercih ederken bekâr erkekler siyah kullanmayı tercih ediyor? diyor.

Renklerle Tedavi

Pazar, 04 Kasım 2007

Renk terapistleri, pek çok hastalığın renklerle tedavi edileceğini öne sürüyor. Depresyon ve duygusal dengesizlik halleriyle sindirim sistemi rahatsızlıklarında turuncuya başvurulabileceğini belirten terapistler, yeşilin sakinleştirici, mavinin de dinlendirici özelliği bulunduğunu bildiriyor.

Renk terapisini, ?Metabolizmada sağlıklı denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemi? olarak tarif eden uzmanlar, her rengin belli özelliği olduğunu ve bu özelliklerine göre de çeşitli hastalıkların tedavisinde iyi sonuçlar verdiğini belirtiyor.

Kırmızı canlandırır:

Renk terapistleri, kırmızının, sahip olduğu yoğun enerji sebebiyle, insanların fiziki öğelerini uyandırdığını ve daha etkin biçimde faaliyete soktuğunu söylüyorlar. Ama, dikkat çektikleri bir nokta var. Kırmızı; intikam, kin, mantıksız bir cesaret, aşk ve seks duygularını da harekete geçirebileceği için dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Kırmızı, aşırı dozda uygulandığı takdirde, duygusal düzensizliklere ve depresyona yol açabiliyor. Her şeye rağmen kırmızı, vücut sıcaklığını artırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak için uygun bir renk.

Turuncu neÅŸelendirir:

Neşenin ve bilgeliğin sembolü olan turuncunun, insanlardaki sosyalleşme duygularını faaliyete geçirdiğini ifade eden uzmanlar, bu rengin aşırı kullanımının, sinir sistemini olumsuz yönde etkilediğini vurguluyor. Uzmanlar, bu sebeple turuncuyu, yeşil ve mavinin tonlarıyla birlikte kullanmak gerektiğine dikkat çekiyorlar.

YeÅŸil sakinleÅŸtirir:

Sembolik olarak ümidi temsil eden yeşilin, dünyada en çok bulunan renk olduğunu kaydeden uzmanlar, ağaçları, ormanı sevmemizin, onun sakinleştirici özellik taşımasına bağlıyorlar. Uzmanlar, yeşilin, sinir sistemini dengeleyici, ritmik düzeni koruyucu ve ateş düşürücü etkileri olduğunu de bildiriyorlar. Dostluk, ümit, inanç ve barış duygularının geliştirilmesinde de yeşil rengin enerjisinden faydalanıldığını belirten uzmanlar ayrıca, yeşilin kalp rahatsızlıklarında, yüksek tansiyonda, baş ağrısı ve bitkinlik hallerinde tedavi amaçlı olarak kullanıldığını ifade ediyorlar.

Sarı moral verir:

Renk terapistleri, sarının verdiği enerjinin, kişinin zihni faaliyetlerini her yönüyle harekete geçireceğini iddia ediyor. Moral bozukluğunu giderebileceği gibi yaşama sevinci ve gücü de aşılayabilen sarının yardımıyla, insandaki iyimserlik ve kendine güven duygularının da arttığını vurguluyor.

Terapistler, sindirim, mide, bağırsak ve mesane rahatsızlıklarında sarıyı kullanıyor ve bu renkle onun altın sarısı tonlarının, hem hayati vücut fonksiyonları hem de zihin üzerinde olumlu etkiler meydana getirdiğini söylüyorlar.

Mor dengeler:

Morun, denge rengi olduğunu ve bu yönüyle de fiziki ve ruhi dünyamızın enerjileri arasında sağlıklı denge kurulmasını kolaylaştırdığını kaydeden terapistler, eklem iltihabı hastalıklarında maviye yakın mor renk kullanıldığını bildiriyor. Terapistlere göre ayrıca, bazı sindirim sistemi sorunlarının giderilmesi ve çeşitli minerallerin vücut tarafından kullanımı, bu renk ile ayarlanabiliyor. Mor, insanlardaki rüya aktivitelerini de geliştiriyor.

Mavi dinlendirir:

Mavinin, vücut enerjisini dengelediğini, solunum sistemini güçlendirdiğini, yüksek tansiyonu düşürdüğünü ve çeşitli boğaz sorunlarını giderdiğini anlatan terapistler, ayrıca sezgilerin güçlendirilmesi ve üzüntü duygusunun giderilmesi için, mavinin çok uygun renk olduğunu ifade ediyorlar. Terapistler, mavinin enerjisinin, sanat duygularının ve ilham kaynaklarının geliştirilmesinde de etkili olduğunu savunuyor.

Lacivert yatıştırır:

Terapistler, renklerle tedavi alanında, mavinin diğer koyu tonları gibi lacivertin de, ruhi ve fiziki rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkin yere sahip olduğundan söz ediyor.


Destekliyoruz arkadaþ - arkadas - partner - partner - arkadaþ - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - wordpress - wordpress tema - seo - backlink - video izle - jinekolog - kadýn dogum doktoru - kadýn doðum uzmaný -