‘Faydalı Bilgiler’ Kategorisi için ArÅŸiv

Grip Aşısının Tarihine Dikkat

Pazar, 04 Kasım 2007

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) bildirimi doğrultusunda bu yıl için hazırlanan grip aşısındaki suşlardan (bakteri veya virüsün farklı alt türlerinin, aralarında genetik farklılıklar bulunan grupları) biri geçen yılınkinden farklı olduğu için, geçen yılki aşının bu yıl kullanılması durumunda koruma işlevini yerine getirmeyeceği bildirildi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı İnfeksiyon Hastalıkları Ünitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, eylül ve ekim aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının çok görüldüğünü söyledi.

Her iki hastalığın da viral olduÄŸunu, nezleye ”rhino” virüsünün yol açtığını kaydeden Ünal, ”Burun mukozasında çoÄŸalan bu virüs hapşırık, burun akıntısı, ateÅŸ ve bir miktar halsizlik ve bitkinlik yapar. Ancak bu hastalıkta ateÅŸ fazla yükselmez ve kas aÄŸrısı olmaz” dedi. Gribe yol açan ”influenza” virüsünün ise hem boÄŸaz ve burun

mukozasında hem de akciğerde çoğaldığını, daha yaygın ve sistemik bir hastalık yaptığını anlatan Ünal, bu hastalıkta hapşırık, öksürük, 40 dereceyi bulan ateş, halsizlik, bitkinlik ve çok şiddetli kas ağrısı görüldüğünü bildirdi.

Nezlenin kendiliÄŸinden 2-3 gün içinde iyileÅŸtiÄŸini; istirahat, bol sıvı, dengeli beslenme ve ateÅŸ düşürücü ilaç önerildiÄŸini kaydeden Ünal, gribin ise daha ciddiye alınması gerektiÄŸini söyledi. Gripten aşıyla da korunulabileceÄŸini bildiren Ünal, ”Grip aşısı, çocukluk döneminde belirli bir takvime göre yapılıp tamamlanan aşılardan farklıdır. Çünkü yıl içinde genetik yapısında deÄŸiÅŸiklik meydana gelen grip mikrobu, geçen yıl için hazırlanan aşıda bulunmayabilir. Her yıl hangi virüsün salgın yapacağı DSÖ tarafından belirlenir. Bu yıl için tespit edilen virüslerden ikisi aynıyken, H1N1 antijenlerini içeren, Solomon adalarından 2006′da izole edilmiÅŸ A grubundan yeni bir suÅŸ önerildi. Aşı firmaları da bu yıl için DSÖ’nün bildirdiÄŸi bu suÅŸları içeren yeni aşılar ürettiler. Bu yıl gribe karşı koruma saÄŸlanmak isteniyorsa bu aşıdan yaptırılması gerekir” dedi.

‘öfkeye Kalkan, Zararla Oturur’

Pazar, 04 Kasım 2007

SAMSUN (İHA) - Rehberlik ve AraÅŸtırma Merkezi Psikolojik Danışmanı Ruken Aydıner, hangi bir olayla karşılaşıldığında insanlara tepki vermeden 15 saniye düşünülmesi ve yapılacak davranışın sonucu hesap edilerek ona göre davranılması gerektiÄŸini belirterek, “Öfkeyle kalkan, zararla oturur” sözüne dikkat çekti.

Canik Belediyesi tarafından 29 Fatih Parkı’nda yapılan ve ev hanımlarının yoÄŸun ilgi gösterdiÄŸi eÄŸitim seminerinde öfkeyi yenme yollarını anlatan Psikolojik Danışman Ruken Aydıner, öfkenin 7′den 77′ye herkeste olan normal bir duygu olduÄŸunu vurguladı. YetiÅŸkinlerin öfkelerini baÅŸkalarını kırarak, çocukların ise aÄŸlayarakyatıştırdığını anlatan Aydıner, öfkenin insanlarda çeÅŸitli ÅŸekillerde ortaya çıkabileceÄŸini ifade ederek, “Genelde insanların haksızlığa uÄŸradıklarında ortaya çıkan öfkede çocuklar,

aÄŸlarlar veya bir yerlere tekme atarak giderirler. YetiÅŸkinler ise öfkelerini diÄŸer kiÅŸileri incitmek için verilmiÅŸ bir onay olarak görürler. Oysa ki insanlar öfkelendiklerinde kendileri ile belli saatlerde baÅŸ baÅŸa kalıp, kendilerini dinlendirmeliler. Yapılan bu davranış insanların öfkesinin geçmesine vesile olacağı gibi, ev hanımı veya herhangi bir iÅŸte çalışan kiÅŸinin verimini de artırıyor” dedi.

“Öfkeye kalkan, zararla oturur” sözünü hatırlatan Aydıner, “Her nerede olunursa olunsun her hangi bir olayla karşılaşıldığında insanlara tepki vermeden 15 saniye düşünülmeli, yapılacak davranışın sonucu hesap edilerek, ona göre hareket edilmeli” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Programa katılanlar arasında yapılan çekilişlerle hanımlara çeşitli hediyeler dağıtıldı.

Karşılıksız Aşk Vereme Davetiye Çıkarıyor

Pazar, 04 Kasım 2007

ANTALYA (İHA) - Uzmanlar, ‘kara sevda’ olarak tanımlanan karşılıksız aÅŸk acısı çekenleri uyarıyor. Antalya Devlet Hastanesi doktorlarından Psikiyatrist Dr. Erhan Özcan, Türk filmlerinde ‘ince hastalık’ olarak tanımlanan verem hastalığının en önemli nedenlerinden birinin depresyon olduÄŸunu belirtti.

KADINLARDA İKİ KAT FAZLA

Depresyonun kadınlarda görülme sıklığının erkeklere oranla iki kat fazla olduÄŸuna dikkat çeken Özcan, “Kadınlarda görülme sıklığı yüzde 20-25 olan depresyon erkeklerde yüzde 10-12 oranında görülüyor” dedi.

Depresyonun kronik bedensel hastalıklardan daha yıkıcı olduÄŸunu ifade eden Özcan, şöyle konuÅŸtu: “Depresyon kalp, damar, hipertansiyon, ÅŸeker, astım gibi hastalıkların oluÅŸmasına zemin hazırladığı gibi bu hastalıkları artırabilir de. Kronik romatizma hastalıklarının kökeninde depresyonun ciddi etkisi olduÄŸu bugün Dünya SaÄŸlık Örgütü tarafından ortaya konmuÅŸ bir gerçektir. Çünkü depresyon hücresel bağışıklık sistemini bozar. ÖrneÄŸin, bir cilt hastalığı olan sedef ile kas romatizmasının kökeni depresyondur.”

DEPRESYON SINIR TANIMIYOR

Pek çok insanın depresyonu kendine yakıştıramadığı ve kabullenemediÄŸine dikkati çeken Özcan, bu ruhsal hastalığın akıl, zeka, irade, kiÅŸilik yapısı, benlik gücü, sosyoekonomik durum, eÄŸitim seviyesi ve cinsiyet gibi sınırlar tanımadığını söyledi. Hastalığın toplumun her kesiminden insanlarda görülebileceÄŸini anlatan Özcan, ilaç ve terapiden oluÅŸan doÄŸru tedavi ile depresyonla baÅŸ edilebileceÄŸini belirtti. Dünya SaÄŸlık Örgütü’nün konuya büyük bir ciddiyetle yaklaÅŸtığını bildiren Özcan, şöyle konuÅŸtu:

“Dünya SaÄŸlık Örgütü, tüm dünyada en sık rastlanan ruhsal hastalık olan depresyonun tanısı ile ilgili hekimleri uyarıyor. Psikiyatristin bulunmadığı saÄŸlık ocakları gibi ilk basamak saÄŸlık kuruluÅŸlarına baÅŸvuran hastalara doÄŸru tanı konması için diÄŸer branÅŸlardaki hekimlerin gerekli hassasiyeti göstermesini istiyor.”

Depresyonun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu anlatan Özcan, ilaç ve psikoterapiden oluşan kombine tedavi sonunda hastaların eski yaşamlarına dönebildiğini söyledi.

AMAÇ, HASTALARI BİLGİLENDİRMEK

2007 yılının Haziran ayında bir internet sitesi hazırlayıp hizmete sunan Özcan, amacının hastaları bilgilendirmek olduğunu belirtti.

“http://www.erhanozcan.com” adresli siteyi bugüne kadar 3 ayda 3 bin kiÅŸinin ziyaret ettiÄŸini ifade eden Özcan, sitede merak edilen ruhsal hastalıklara yer verdiÄŸini söyledi. Özcan, amaçlarından birinin, “hastaların bir psikiyatri uzmanına gitmelerini hızlandırmak” olduÄŸunu belirterek “Çünkü ruhsal hastalıklar, profesyonel yardım almadan atlatılamaz” diyor.

Sadece 5 Yiyecek Yiyebiliyor

Pazar, 04 Kasım 2007

İngiltere’de, nadir görülen bir hastalık yüzünden hemen hemen her tür besine alerjisi olan bir çocuk, sadece 5 yiyeceÄŸi yiyebiliyor. Tyler Savage adlı 12 yaşındaki çocuk ne zaman süt ürünleri veya tahıl, yumurta, soya, laktoz ve gluten içeren gıdalar alsa çok hasta oluyor.

Tyler sadece tavuk, üzüm, havuç, patates ve elma yiyebiliyor.”Thisislondon” internet sitesindeki habere göre, bu gıdalarla beslenmesi yetmediÄŸi için de gerekli vitamin ve mineraller doÄŸrudan çocuÄŸun midesine bir tüp vasıtasıyla veriliyor. Annesi, Tyler’ın hastalığının ilk 6 yaşında ortaya çıktığını, bir lokma yemek yediÄŸinde bile acı içinde kıvranmaya baÅŸladığını ve bunun sonucunda hızla kilo kaybettiÄŸini anlattı.

Başlangıçta kendilerine bunun mide enfeksiyonundan kaynaklandığının söylendiğini anlatan anne, nihayet geçen sene yapılan araştırmalar sonucunda bunun, bağırsakların çok sayıda akyuvarlar ürettiği, nadir görülen bir hastalık olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Bu hastalıkta, akyuvarların minik bir bağışıklık sistemi gibi işlev gördüğü ve bu sebeple sindirim sisteminden geçen gıdalara saldırdığı bildirildi.

Homeopatik Tedavi Nedir Ve Astımım İçin Denemeye Değer Mi ?

Pazar, 04 Kasım 2007

Homeopati sözcüğü Yunancada ?benzer? ve ?ıstırap? an¤l¤¤¤¤¤ gelen iki sözcüğün birleşiminden oluşmuştur ve bir şeyi benzeri ile tedavi etme prensibine dayanır. Homeopatide yüksek dozlarda verildiğinde tedavi edilmek istenen duruma yol açan madde çok düşük dozlarda verilir. Belirtiler vücudun kendini bu maddelerden kurtarmak is¤temesine bağlıdır ve uygulama bu sorunun daha etkili bir şekilde üstesinden gelmesi için vücudun uyarılmasını sağ¤lamaya yöneliktir. Ayrıca uzun vadeli sorunların çözümü için bireyin yapısını değiştiren uygulamalar da vardır. Homeopatiden yarar görmk için bir sürenin geçmesi gereke¤bilir. Belirtiler başlangıçta kötüleşebilir ve yararlı bir etkinin görülmesi için aylarca beklenebilir.

İlaçlar çok küçük miktarlarda verilen sebzeler ve mineral¤lerden oluşur. Müstahzar ne kadar seyreltilmişse o kadar güçlü olduğuna inanılır. Homeopatiye karşı çıkanların dayanak noktası da budur: etken madde o kadar çok seyrel¤tilmiştir ki, saptanması dahi mümkün değildir. İlaçlar em¤niyetlidir ve yan etkileri çok nadirdir.

Homeopatinin saman nezlesi tedavisinde etkili olduğunu gösteren birkaç çalışma vardır, ancak bu çalışmalar tıbbi ilaç¤ların etkinliğini araştıran bilimsel çalışmalardan farklıdır. Saman nezlesi vücudun az sayıdaki bitki proteinine verdiği yanıtın bir sonucu olduğuna göre, benzer bitki ekstrelerine nasıl yanıt verdiğini görmek mümkündür. Egzama da aynı şekilde tedavi edilebilir. Siz özellikle astımı soruyorsunuz, ancak astım homeopatiye çok iyi yanıt vermez. Astım bir in¤sanda çok sayıda tetikleyici tarafından ortaya çıkarılabilece¤ğinden bu durum çok şaşırtıcı değildir.

“anjiyo Ödem” Nedir?

Pazar, 04 Kasım 2007

“Anjiyo Ödem” nedir?

Anjiyo ödem ürtiker ÅŸeklindeki döküntü ile birlikte veya döküntüsüz olarak görülebilen ciltte yaygın ödem geliÅŸmesi ile seyreden bir allerjik reaksiyondur. Ödem en sık göz kapakları, ağız çevresi, el ve ayaklarda görülmektedir. Ciltte ÅŸiÅŸmeye ses tellerini tutan ödemin de eÅŸlik ettiÄŸi daha ağır olgular da görülebilmektedir. Ses tellerinin tutulması halinde ses kısıklığı ve nefes almada güçlük söz konusu olabilmektedir. “Anjiyo Ödem”e neler sebep olur?

Enfeksiyonlar, gıda allerjileri, ilaç allerjileri, böcek sokmaları bu reaksiyondan sorumlu tutulmaktadır.

“Anjiyo Ödem” nasıl tedavi edilir?

Tedavide sorumlu etkenin uzaklaştırılması, allerji ilaçları (antihistaminikler) ve kortizonlu ilaçlar yer almaktadır.

Ürtiker Nedir?

Pazar, 04 Kasım 2007

Ürtiker nedir?

Ürtiker halk arasında “kurdeÅŸen” olarak bilinen ciltte döküntü kaşıntı ile seyreden bir hastalıktır. Genellikle tüm vücutta yaygın olarak görülebilen, ciltten hafifçe kabarık, sınırları belli, birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar deÄŸiÅŸebilen büyüklükte döküntüler ÅŸeklindedir. Basmakla solma özelliÄŸi vardır.

Ürtikere ne sebep olur?

Çocukluk çağında ürtikerin en sık nedeni enfeksiyonlardır. İkinci sırada gıda allerjileri gelir. Sindirim sisteminde parazitlerin varlığı ve ilaç allerjileri de nedenler arasında yer almaktadır. Ancak kronikleşmenin söz konusu olmadığı durumlarda nedene yönelik araştırma yapmaya gerek yoktur.

Ürtiker nasıl tedavi edilir?

Tedavi sorumlu etkenin ortadan kaldırılması ile başlamalıdır. Bununla beraber ağızdan allerji ilaçları (antihistaminik) ile tedavi söz konusudur. Tedaviye yetersiz yanıtın söz konusu olduğu durumlarda kortizonlu ilaçlarla ağızdan tedavi uygulanabilir.

Allerjik Egzama

Pazar, 04 Kasım 2007

“Allerjik Egzama” nedir?

Allerjik egzema özellikle hayatın ilk yıllarında en yoğun olarak görülen cilt kuruluğu, döküntü ve kaşıntı ile seyreden bir cilt hastalığıdır. Tipik olarak yanaklar, boyun altı, dirsek içleri ve diz arkası gibi bölgeler en çok etkilenen alanlardır. Altı yaşına doğru şiddeti git gide azalır.

“Allerjik Egzama”ya ne sebep olur?

Allerjik egzemada en önde gelen sebep gıdalara karşı gelişen allerjidir. Gıdalar içinde de en sıklıkla inek sütü ve yumurta bu durumdan sorumlu bulunmaktadır. Ancak hava yolu ile alınan ev tozu gibi allerjenlerin de sorumlu olabildiği gösterilmiştir.

“Allerjik Egzama”da ÅŸikayetleri artıran etkenler nelerdir?

Allerji geliştirilmiş olan madde ile gerek sindirim sistemi yolu ile gerekse hava yolu ile gerçekleşen temas döküntü ve kaşıntıyı artırmaktadır. Bunun dışında terleme, şiddetli sürtünme gibi fiziksel uyaranlar da şikayetlerin artmasına sebep olabilmektedir.

“Allerjik Egzama” nasıl tedavi edilir?

Deri Bakım Ürünleri

Pazar, 04 Kasım 2007

Deri Bakım Ürünleri

Parfüm, losyon ve kozmetikler alerjik kontakt dermatite neden olabilir. Bazı kişiler kozmetik ürünlerdeki koku maddelerine hassastır. Diğer bir kısım hastalar ise kozmetik maddelere bozulmayı engellemek için konulan Koyuyucu maddelere karşı alerji gelişebilir.

Koku veren maddeler karşı alerjisi olanlar kokusuz kozmetik ürünleri kullanmalıdır. Fakat kokusuz ürünler bile, içerdikleri kimyasalların kokusunu gidermek amacıyla eklenen kokuları ihtiva edebilir. Gerçekten prezervatif (koruyucu) madde içermeyen ürün çok azdır. Koruyuculara karşı olan alerji patch (yama) testi ile saptanabilir.

Kromatlar

Krom içeren kromatlar sıklıkla alerjik kontakt dermatite neden olur. Kromatlar çimento, deri, bazı kibritler, boyalar ve paslanmayı giderici ürünlerde bulunur. Bu madde ile temas, otomobil, kaynak, çimento, döküm işleri, yol yapımı işleriyle uğraşanlarda sıktır. Kromatlar açık kahve renkteki deri ayakkabı ve kıyafetlerin yapımında da kullanılır. Ayakkabı dermatitleri kromat içeren deri ürünlerinin kullanılması sonucunda oluşur.

Tedavi

Alerjik kontakt dermatiti olan kişiler aşağıdaki kurallara uymalıdırlar:

* Reaksiyona neden olan maddeden uzak kalınmalıdır. Dermatoloji uzmanları etken olan maddeler ve bunlardan korunma konusunda hastalarını bilgilendirir.

* Alerjen maddeyi içermeyen ürünler kullanımı alerjik reaksiyon gelişimini engeller. Dermatoloji Uzmanınızdan bu ürünler hakkında bilgi alınız.

Polenler

Pazar, 04 Kasım 2007

Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar.

Polenler, çayır-ot (grass) polenleri, ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır.

Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır


eXTReMe Tracker