‘Faydalı Bilgiler’ Kategorisi için ArÅŸiv

Vücuttan Parça Almadan Kanser Teşhisi

Pazar, 04 Kasım 2007

Akdeniz Üniversitesi’nde görev yapan Doç. Dr. Murat Canpolat tarafından geliÅŸtirilen optik biyopsi tekniÄŸiyle kanserli hücreler vücuttan operasyonla parça alınmadan anında teÅŸhis edilmeye baÅŸlandı.

Bel Soğukluğu (Gonore) - Bulaşma Ve Tedavi Üzerine Makale

Pazar, 04 Kasım 2007

Bel soÄŸukluÄŸu (Gonore)

Erkek SağlığıBel soğukluğu (Gonore)

Neisseria gonorrhoeae (gonokok) adı verilen bakterinin yol açtığı bir enfeksiyondur. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık görülenidir.

A.B.D.’de her 30 saniyede bir kadının bel soÄŸukluÄŸuna yakalandığı ileri sürülmektedir. Bu kiÅŸiler 3-5 gün süren kuluçka dönemi süresince ileri derecede bulaÅŸtırıcı olmaktadırlar. Gonoreli bir erkek ile iliÅŸki kuran her kadın enfekte olmaz. Sadece %60-90 kadında enfeksiyon geliÅŸir. Kadından erkeÄŸe bulaÅŸma ise daha zordur.

Gonoreli bir kadınla iliÅŸkide bulunan erkeklerin %20-40′ı enfekte olur.

Kadınlarda en çok rahim ağzında yerleşir.

Dokuların yapısı nedeni ile vajina dokusunda gonore bakterisi yerleÅŸemez. Rahim aÄŸzı (serviks) dışında sırasıyla ürethtra ve vajinanın hemen giriÅŸinde her ki yanda yer alan bartholin bezlerini tutar. Kadınların %80′inden fazlası asemptomatik kalır yani hiçbir belirti olmaz. Bu kuluçka döneminin deÄŸiÅŸken olabileceÄŸinin belirtisidir. Gonoreye neden olan diplokoklar

Bel soÄŸukluÄŸuna neden olan gonokoklar

Belirtileri

Bel soğukluğunun en sık yarattığı yakınma vajinal akıntıdır. Bu akıntı sarı-yeşil renkli ve kötü kokuludur. Sümüğümsü bir yapısı vardır. Beraberinde nadiren kaşıntı da olabilir. Bu tabloya idrar yaparken yanma da eşlik edebilir. Akıntıdan sonra en sık görülen yakınma ise kasık ağrısıdır.Genelde her iki tarafta da ağrı olur. Öğleden sonra ve akşam çıkan ateş görülebilir. Bartholin bezi tutulmuş ise vajina girişinde oldukça ağrılı bir şişlik yani bartholin absesi olabilir. Mikroorganizma kan dolaşımına geçer ise eklemlerde de enfeksiyona neden olabilir.Eklem ağrıları ve şişlikleri görülür. Tek bir eklemde belirtiler olmaz. Ağrılar gezici tiptedir. Bir eklem düzelir belirtiler bir diğerinde başlar. Buna gezici eklem ağrıları adı verilir. Nadiren gonokoka bağlı boğaz enfeksiyonları gelişebilir. Doğum esnasında anneden bebeğe geçerek yenidoğanın gözlerinde konjuktivite yol açabilir.

Gonorenin en önemli komplikasyonu pelvik iltihabi hastalıktır. Enfeksiyonun tüplere ve yumurtalıklara kadar ilerlemesidir. Kısırlık dahil pekçok komplikasyon yaratır.

Tanı

Servikal ve vajinal akıntının incelenmesi ile konur. Vajen kültürü alınmasının en faydalı olduğu durum gonoredir. Kültürde gonokokların üretilmesi tanı için yeterlidir.Klinik olarak tanı konmuş olsa bile bunun kültür ile doğrulanması gerekir.

Tedavi

Bel soğukluğu tedaviye son derece duyarlı bir hastalıktır. Antibiyotik tedavisi ile genelde iyileşme sağlanır. Antibiyotik kullanımından bir hafta sonra kültürler tekrarlanarak enfeksiyonun geçtiği teyid edilmelidir.

Erkekler, 102 Sinirina Dikkat!

Pazar, 04 Kasım 2007

Viyanada 5?incisi yapılan Erkek Sağlığı ve Cinsiyet Kongresi?ne katılan uzmanlar, erkeklerin bel kalınlığının 102 cm?yi geçmemesi gerektiği konusunda birleşti.28.09.2007 12:41

Suriye asıllı ABD?li Prof. Dr. Ridwan Shapsigh ile Türkiye?den katılan Prof. Dr. Halim Hattad, Bayer Schering İlaç?ın düzenlediği basın toplantısında erkekleri uyardı. Erkeklerde ereksiyon problemlerinin 40 yaşından sonra başladığını belirten uzmanlar, ?Erkeklerin bel çevresi 102 cm?yi geçince çok dikkatli olmalılar? dedi. Uzmanlar, ?Bel kalınlığına yüksek tansiyon, diyabet, obezite, yüksek kolestrol ve testosteron eksikliği de eklenince erkeklerde tehlike sinyalleri çalmaya başlamıştır. Yapılacak şey, çekinmeden bir uzmana gitmek. Birkaç testle ve Testojel tedavisi ile mutluluğu yeniden yakalamak mümkün? diye konuştu.

akÅŸam

Meme Kanseri Mutlaka Okuyun

Pazar, 04 Kasım 2007

daha sonra keske dememek icin asagidaki yaziyi mutlaka okuyun.Cunku teshiste gecikildigi zaman hasta ve yakinlari cok buyuk acilar cekiyorlar

dunya capinda hizla yayilan gogus kanseri ile savasmanin simgesi

bugun aldigim bir email herkesin bu lanet hastalikla karsi karsiya kalma ihtimalinin oldugunu tekrar hatirlatti.

orta yasli ve duzgun giyimli bir adam sessizce kafeye girerek kosedeki masaya oturur. garsona siparis vermek icin beklerken yan masadaki genclerin kendisine bakarak gulustuklerini farkeder. belli ki yakasina taktigi kucuk pembe kurdele seklindeki rozetine gulmektedirler bu alayli bakislari gormezden gelen adam, yan masadakilerin bu israrli siritmalarina dayanama¤¤¤¤¤ elini lacivert ceketinin yakasindaki rozete goturerek, “bu mu?” diye bakisanlara sorar. yan masadakiler yuksek sesle gulerek, “kucuk guzel pembe kurdeleniz lacivert ceketinize pek de yakismis!” diyerek siritmaya devam ederler. orta yasli adam bu sozu soyleyen delikanliya donerek, “lutfen masama buyrun bunu tartisalim” der.

biraz once tum sevimsizligiyle siritan delikanli sebebini anlamadigi bir utanma ve sikinti hissine kapilsa da gelip masaya oturur.

adam anlasilir ve yumusak bir sesle, “bu rozeti tum dunyada, icinde oldugumuz ayda, kadinlarin arasinda meme kanseri bilincini yayginlastirmayi ifade ediyor. ben bu rozeti annemin adina takiyorum” der.

bu aciklama karsisinda baskalasan delikanli, “cok uzuldum, anneniz meme kanserinden mi oldu” diye sorar.

“hayir” diye cevap verir orta yasli adam ve devam eder: “annem sag. kucuk bir cocukken kendimi yalniz hissettigim korkulu anlarimda her zaman basimi saklayabilecegim ve huzur bulacagim yumusak bir yuvadir annemin memeleri. annemin sagligi icin dua ediyorum.

“himmm” diye kekeler delikanli.

“bu rozeti karim icin takiyorum” diye devam eder orta yasli adam.

“kariniz da herhalde iyi” diye sorar delikanli.

“evet, evet” der adam “karim benim icin ask ve sevgi kaynagi olmustur her zaman. 23 yil once sevgili kizimizi beslemistir memesiyle. karimin sagligi cin tanriya sukrediyorum.”

“sanirim kizinizin sagligi icin de takiyorsunuz?

“hayir…kizimi bir ay once meme kanseri nedeniyle kaybettik.yasinin cok genc oldugunu dusunerek ihmal etmis memesinde farkettigi kitleyi. bu nedenle gec kaldik.”

genc delikanli, yuzundeki utangac ve uzuntulu bir ifadeyle, “cok uzgunum bayim. ozur dilerim” der…

orta yasli adam “kizimin anisina ogunerek takiyorum bu kucuk pembe kurdeleyi. bu sayede cevremdekileri de aydinlatabiliyorum. simdi evine git, karinla, kizinla, annenle konus” deyip cebinden cikardigi kucuk pembe kurdele rozetini uzatirken, delikanli one egilir ve orta yasli adam ”yardim edebilir misiniz?” diye mahcup mahcup sorar.

bu oykuyu turkiye meme vakfi’ndan dr. can gurbuz gonderdi..

oykunun altina bir de not dusmus:

“bir mumun, diger mumu yakarak aydinlatmasiyla kaybedecegi hicbir sey yoktur..lutfen bu hikâyeyi ya¤¤¤¤¤ diger mumlari da aydinlatin…tum aydinliklar kadinlarin olsun…”

ve hanim efendiler lutfen kendinize zaman ayirin, gerekli kontrollerinizi hic olmazsa yilda birkez yaptirin. bundan korkmayin,gec kalmaktan korkun.

İshal Vakalarinda Artiş Yok

Pazar, 04 Kasım 2007

Sağlık Bakanlığı, ishal vakalarında artış olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 2007 yılı yaz ve sonbahar aylarında vaka sayılarında herhangi bir artış olmadığını belirtti03.10.2007 19:37

SaÄŸlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Ankara’da su kesintisinin yaÅŸandığı AÄŸustos ayından itibaren ÅŸebeke suları üzerinde yapılan incelemelerde herhangi bir bakteriyolojik üremeye rastlanmadığı belirtildi.

Haftalık hastalık verilerinin önceki yılların aynı dönemiyle kıyaslanarak deÄŸerlendirildiÄŸinde, akut kanlı ishal vaka sayısının 2006 yılı Temmuz-Eylül ayları döneminde 74 iken, bu sayının 2007 yılının aynı döneminde 30′a düştüğü vurgulandı.

Ayrıca, 3-9 Eylül 2007 tarihleri arasında toplam 7 bin 250 ishal vakası bildiriminin olduğu, 24-30 Eylül tarihleri arasındaki vaka sayısının ise 6 bin 125 olarak gerçekleştiği kaydedildi.

Türkiye’de hastalık verilerinin saklandığı yönündeki açıklamaların da doÄŸru olmadığı belirtilerek ÅŸu ifadelere yer verildi:

?Bakanlığımız halk sağlığını ilgilendiren verileri bugüne kadar kamuoyu ile paylaştığı gibi paylaşmaya da devam edecektir. Çünkü Bakanlığımız her yıl istatistik yıllığı hazırla¤¤¤¤¤ verileri kamuoyu ile paylaşmakta, konuyu bilimsel platformlara taşı¤¤¤¤¤ tartışılmasını sağlamaktadır. Hal böyleyken, bazı kurum temsilcilerinin bilimsel verilere ve somut bilgilere dayanmayan açıklamalarını toplumsal sorumlulukla izah etmek mümkün değildir.?

Emzirmek, Meme Ve Yumurtalık Kanserinden Koruyor

Pazar, 04 Kasım 2007

SİNOP (İHA) - Sinop Sağlık İl Müdürlüğü Ana Çocuk Sağlığı (ACSAB) Şube Müdürü Dr. Arzu Eser, göğüs ve yumurtalık kanserine, bebeklerini emziren annelerin yakalanma riskinin çok daha düşük olduğunu söyledi.

Annelerin hem kendi hem de bebeÄŸinin saÄŸlığı için mutlaka emzirmesini isteyen ACSAB Åžube Müdürü Dr. Arzu Eser, “Emziren annelerin hayatlarının ileriki dönemlerinde meme ve yumurtalık kanserine yakalanma riski azalır. Emzirme süresi arttıkça kanser riski de aÅŸağıya çekilir. Her annenin sütü kendi bebeÄŸinin ihtiyaçlarını en iyi ÅŸekilde karşılayabilecek özelliklere sahiptir” dedi.

Anne sütünün sayılamayacak kadar faydası olduÄŸuna dikkat çeken Dr. Eser, “Bir defa anne sütü ilk 6 ay her besini tek başına içerir. Her annenin sütü kendi bebeÄŸine özeldir. Anne sütü alan bebeklerde ishal, solunum yolları hastalıkları, gaz problemleri, ortakulak iltihabı gibi hastalıklar daha az görülür. Bebek bu hastalıklara karşı direnç kazanır. Ayrıca anne sütü alan bebeklerde zeka düzeyleri, mamayla beslenen bebeklere göre 8 puan daha fazladır” diye konuÅŸtu.

Çocuğunuzun Sağlığı İçin Dikkat!

Pazar, 04 Kasım 2007

Anaokulu ve ilköğretim çağı çocuklarında en sık rastlanan hastalıklar başında kulak burun boğaz yolları ile bulaşan hastalıklar geliyor.

Üst solunum yolları enfeksiyonlarının kolayca bulaÅŸması ve çocuklarda sık sık tekrarlaması okul döneminde hatta eriÅŸkin hayatta yıllarca sürebilecek KBB hastalıklarına yol açıyor. Basit bir nezle ya da grip sonrası oluÅŸan enfeksiyon ihmal edildiÄŸi taktirde henüz bağışıklığı tam oluÅŸmamış çocukları özellikle sinüzit hastalığına daha çok eÄŸilimli kıldığını belirten NiÅŸantaşı Kulak Burun BoÄŸaz Grubu’ndan Doç. Dr. Erhun Åžerbetçi, ?Üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda okul devamlılığını ve dolayısı ile baÅŸarışını ciddi ÅŸekilde düşürürken, tedavi edilmeyen çocuk sinüzitleri de orta kulak sorunlarından kronik akciÄŸer sorunlarına kadar farklı komplikasyonlara yol açabiliyor? dedi.

Gözlük Tedavi Etmiyor

Pazar, 04 Kasım 2007

TOKAT (İHA) - Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Savaş Eriz, gözlük kullanmanın amacının gözdeki dereceyi tedavi etmek olmadığını, insanın net görmesini sağlamak olduğunu söyledi.

Gözünün numarası olmayan yanlış gözlük kullanmanın insanın gözünü bozmayacağını söyleyen Opr. Dr. Eriz, gözlük kullanmanın amacının net görmeyi saÄŸlamak olduÄŸunu, net görmenin saÄŸlanamadığı takdirde gözde kayma ve tembellik olabileceÄŸini kaydetti. Eriz, “Yanlış gözlük kullanımı sonucu gözde bozukluk meydana gelmez. İnsan bulanık görür, başı aÄŸrır, yorulur ama gözü bozulmaz. 1970-1980′li yılların refleks bozukluÄŸu teorilerinde bunun üzerinde duruluyordu. Fakat günümüzde bir insanın göz derecesinin doÄŸuÅŸtan 20-30 yaşına kadar ne olacağı sadece genetik kodlarında kayıtlı. Bunun elinin ayağının, gözünün kulağının büyümesi gibi bu organların büyümesinin deÄŸiÅŸtirilemeyeceÄŸi gibi gözünün de hangi numaraya geleceÄŸine deÄŸiÅŸtirmemize imkan yok. O yüzden aileler bu çocuÄŸun gözünü erkenden tedavi ettirelim, gözünde miyop varsa müdahale ettirelim gibi bilinçte oluyorlar. Bu da anlamlı ya da sonuç alınacak bir çaba deÄŸil. Gözlük kullanmamızın amacı gözdeki dereceyi tedavi etmek deÄŸil. Gözlük kullanmamızın amacı insanın net görmesini saÄŸlamak” dedi.

Gözün net görmediÄŸi takdirde gözde kayma ve tembellik meydana gelebileceÄŸine dikkat çeken Eriz, “Özellikle çocukluk düzeyinde bu önemli. Çocuk yaşında bunun üzerine gidilip tedbir alınmazsa, yaÅŸ 12-13′ü yaşı geçtikten sonra zihinsel geliÅŸim oturacağı, belli bir noktaya geleceÄŸi için daha sonra düzeltilemez. O yüzden çocukların iki yaÅŸ itibariyle her yıl ve okul öncesi mutlaka muayene edilip ondan sonra yıllık takiplerinin yapılması gerekir. Gözler arasında farklılık ya da kayma tespit edilirse kapama tedavisi mutlaka yapılmalı” diye konuÅŸtu.

Gözlük kullanımında yanlış bilinen bir noktaya daha deÄŸinen Eriz, konuÅŸmasına şöyle devam etti:”‘Gözlüğü bir senedir takıyorum, gözlüğün numarası artıyor. 3 senedir takıyorum hala düşmedi’ gibi sözler için gözlük verilmiÅŸ bir ÅŸey deÄŸil. Gözlüğü taktığı sürece net görür. SaÄŸ gözü zayıftır yolun karşına geçerken aracı göremez ve hayatı tehlikeye girer. O nedenle gözlük mutlaka kullanılmalı.”

Kronik Hastalıkları Olanlar Grip Aşısı Yaptırmalı

Pazar, 04 Kasım 2007

ELAZIĞ (İHA) - Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, gripten korunmak için özellikle yaşlıların, çocukların, kronik hastalığı olanların ve riskli grupların grip aşısı yaptırmaları gerektiğini belirterek, gripten kurtulmanın en etkili yolunun sağlıklı beslenme olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Yasemin Açık, grip hastalığını oluÅŸturan influenza virüsünün solunum yoluyla insan vücuduna girerek ateÅŸ, titreme, baÅŸ, sırt, kol ve bacaklarda aÄŸrı, boÄŸaz aÄŸrısı, kuru öksürük, burun akıntısı, gözlerde yanma, halsizlik, iÅŸtah kaybı, kas ve eklem aÄŸrısı, bulantı gibi belirtiler vererek salgınlar oluÅŸturduÄŸunu belirtti. Prof. Dr. Açık, Dünya SaÄŸlık Örgütü’nün verilerine göre gribin her yıl dünya nüfusunun yüzde 5′ini etkilediÄŸini, her yıl gribe baÄŸlı komplikasyonlar nedeniyle 250-500 bin

kiÅŸinin hayatını kaybettiÄŸini ve hastalığın dünyada iÅŸe devamsızlığın yüzde 10′undan sorumlu tutulmakta olduÄŸunu kaydetti.

Gribin hasta kiÅŸilerin bulunduÄŸu ortamlarda hapşırma ve öksürme yoluyla ve virüs bulaÅŸmış ellerle temas (örneÄŸin tokalaÅŸma) sonrasında kolaylıkla bulaÅŸtığını ifade eden Yasemin Açık, “Hasta kiÅŸilerden çevreye saçılan virüs parçacıklarının havada asılı kalabilme yeteneÄŸine sahip olması, bulaşıcılığı daha da artırmaktadır. Hasta kiÅŸinin kapalı bir ortama girip çıkması bile o ortamda bulunan kiÅŸileri virüsün bulaÅŸması açısından risk altına sokmaktadır. Bu nedenle grip ev, iÅŸyeri, okul, kreÅŸ ve toplu ulaşım raçları gibi kapalı mekanlarda çok kolay bulaşır. Enfekte olanlar enfeksiyon baÅŸlamadan 2 gün öncesinden baÅŸla¤¤¤¤¤, belirtiler baÅŸladıktan 7 gün sonrasına kadar virüs yayarlar. Bu süre içinde duyarlı kiÅŸiler için enfekte olma riski yüksektir” diye konuÅŸtu.

Gribin larenjit, farenjit, sinüzit ve orta kulak iltihabına dönüşebileceÄŸini söyleyen Prof. Dr. Açık, “Sonbahar ve kış aylarında çocuklarda görülen orta kulak iltihaplarının yaklaşık yüzde 30-35′inin nedeni griptir. Daha da önemlisi zatürree, menenjit, beyin ve kas iltihabı gibi yaÅŸamı tehdit eden veya ölümle sonuçlanan hastalıklar da ortaya çıkarabilir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kiÅŸilerin salgın mevsiminden önce grip aşısı yaptırmaları çok önemlidir” uyarısında bulundu.

Grip aşısının inaktive edilmiÅŸ (ölü) influenza virüslerinden veya antijenlerinden yapıldığını, aşı uygulandıktan sonra bağışıklık sisteminin aşıdaki inaktif virüse karşı antikorlar oluÅŸturarak enfeksiyon oluÅŸumunu önlediÄŸi veya ağır hastalık riskini azalttığını belirten Prof. Dr. Açık, “Grip aşısının her yıl tek doz olarak uygulanması önerilir. Grip aşısının her yıl tek doz olarak uygulanmasının nedeni ise grip virüsünün hemen her yıl genetik yapısını deÄŸiÅŸtirmesi ve farklı bir virüs olarak ortaya

çıkmasıdır” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Grip aşısının uygulanması için en uygun zamanların Eylül-Ekim-Kasım ayları olduğu ve grip aşısından sonra kesin koruyuculuğun başlaması için en az 10-14 günlük bir süre gerektiğini söyleyen Dr. Açık, grip aşısı olması gereken kişiler arasında 65 yaş ve üstündeki kişiler (özellikle huzur ve bakım evlerinde kalanlar), kronik hastalığı olanlar, kalp damar sistemi hastaları, akciğer, karaciğer ve böbrek hastaları, romatizma hastaları, diyabet hastaları ve endokrin sisteme ait hastalıkları olanlar, bağışıklık

sistemleri baskılanmış kişiler, kanser hastaları, organ ve kemik iliği nakli yapılanlar, 6 aydan büyük çocuklar, uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuklar ve gençler, hamileler (ilk 3 aydan sonra olmak üzere) ve emziren anneler, sağlık personeli (doktorlar, hemşireler vs.), sık sık özellikle yurtdışına seyahat edenler, gribin tıbbi ve ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak isteyenlerin (öğretmenler, iş adamları, sporcular, askerler, üretimde çalışanlar) olduğunu belirtti.

Dr. Açık, “Grip aşısı, özellikle hastalığa yakalanma ve sonrasında oluÅŸabilecek hastalıklar yönünden risk taşıyan yüksek risk grubu dediÄŸimiz kiÅŸilere faydalıdır. Sonbahar ve kış aylarında sık görülen gripten korunmanın en etkili yolu; saÄŸlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, yeterince istirahat etmek ve sigaradan uzak durmak gibi davranışlarla bağışıklık sistemini kuvvetli tutmaktan geçer. Öksüren ve hapşıran kiÅŸilerden hele de ağız ve burunlarını kapatmıyorlarsa uzak durmak ve sık sık elleri ıkamak korunmada etkili yöntemlerdir” dedi.

Meme Ameliyatlarında Doğru Bilinen Yanlışlar

Pazar, 04 Kasım 2007

İSTANBUL (İHA) - Meme ameliyatlarında doÄŸru bilen bazı yanlışlarla ilgili bilgi veren Estetik Plastik Cerrah Doç Dr. İbrahim AÅŸkar, “Meme büyütme ameliyatı meme geliÅŸimini tamamlamış her yaÅŸtan kadına rahatlıkla uygulanabilmektedir. 17-20 yaÅŸlar arasındaki kızlarda bile meme büyütme ameliyatı yaptıranlara rastlanmaktadır. Yaklaşık 100 yıllık geçmiÅŸi olan meme büyütme ameliyatlarında bazı riskler sözkonusudur. Bu nedenle iyi bir planlama ve gerçekçi beklentiler ameliyat sonrası mutlu son için son derece önem arzetmektedir” dedi.

Estetik ameliyat olan meme büyütme ameliyatlarının silikon protezlerle gerçekleÅŸtirilebildiÄŸini kaydeden AÅŸkar, “Zaman zaman deÄŸiÅŸik materyallerden protezler üretilmiÅŸ olsa da en az riskli olanı silikon protezlerdir. Meme protezi isteyen kadınlar genellikle sütyen numarasına (85 v.b.) göre isteklerini belirtmektedir. Bu numara göğüs kafesinin geniÅŸliÄŸini belirtmekte olup, protez konulduÄŸunda bu numarada bir deÄŸiÅŸiklik olmayacak, ancak sütyenlerin “cup size”ı diye adlandırılan ve A, B ve C harfleri ile belirtilen meme boyutunu ifade eden kısımlarında deÄŸiÅŸiklik olacaktır. DeÄŸiÅŸik hacim ve ÅŸekilde olan protezler hastanın isteÄŸine uygun olarak doÄŸal görünümü bozmayacaksa tercih edilmektedir. Seçilecek protezin büyüklüğü ve ÅŸekli göğüs kafesi geniÅŸliÄŸi, meme dokusu, hastanın boyu ve daha birçok faktöre baÄŸlı olarak belirlenmektedir. Yine ameliyat sırasında prova protezleri ile protezin büyüklüğü kontrol edilmektedir. Ancak yapılacak ameliyatta memenin sarkık olup olmadığı, meme derisinin protez için geniÅŸlemeye toleransı da dikkate alınmalıdır. Yapılacak cerrahi giriÅŸim sırasında meme derisinde fazlalık varsa, mutlaka bu çıkarılmalı ve istenilen dik göğüslere ulaşılabilsin; yada deri geniÅŸlemeye fazla uygun deÄŸilse, protez buna uygun seçilmelidir” dedi.

AÅŸkar, ayrıca “Kırk yaşın üstündeki kadınlarda ailevi meme kanseri hikayesi varsa, mutlaka mamografi ile inceleme yapılmalıdır. Meme büyütme ameliyatı sonrası geçici ÅŸiÅŸlik ve aÄŸrı görülebilir. Meme uçlarında uyuÅŸukluk da görülebilmektedir. Ayrıca kanama, iltihap (enfeksiyon), dikiÅŸlerin açılması, protezin belirginleÅŸmesi, dikiÅŸlerin altında sıvı toplanması gibi problemler ortaya çıkabilir. İltihap tedavi edildÄŸiÄŸ halde ortadan kaldırılamamışsa, protezin deÄŸiÅŸtirilmesi en doÄŸrusudur. Bunun yanı sıra haftalar geçtiÄŸi halde dikiÅŸlerden akıntı oluyor, dikiÅŸler kapanmıyorsa, protez bu aradan görünüyorsa, yine protezin deÄŸiÅŸtirilmesinde protez deÄŸiÅŸtirilmelidir. Halk arasında dedikodu ÅŸeklinde söylenegelen ’silikon kanser yapar’, ‘gebeliÄŸe engel olur’ ve ’süt vermeyi zorlaÅŸtırır’ gibi inanışların gerçeklikle bir ilgisi yoktur. Yapılan araÅŸtırmalarda protez konan kadınlarda meme kanserine daha az rastalnmıştır” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Meme protezlerinin zarar görmesiyle ilgili olarak da Doç Dr. AÅŸkar, “Herhangi bir baskı uygulama protezlere zarar veremez. Trafik kazaları ve yüksekten düşmeler protezin yırtılmasına neden olabilir. Zarar gören protez mutlaka çıkarılmalı, hastanın isteÄŸine baÄŸlı olarak yenilemelidir. Protez konulmuÅŸ memesi olan kadınlar muayene sırasında protezlerini doktora bildirmelidir” dedi.

AÅŸkar son olarak “Meme büyütme ameliyatı son derece iyi ve kalıcı sonuç veren kadının psikolojisini düzelten ve kendine güvenini arttıran estetik bir ameliyattır. Unutulmamalıdır ki, bu ameliyatlar mutlaka estetik plastik cerrahi uzmanlarınca yapıldığında daha az riskli ve daha güvenli olabilmektedir” ÅŸeklinde konuÅŸtu.