‘Faydalı Bilgiler’ Kategorisi için ArÅŸiv

Hareketsiz Kalmayın

Pazar, 04 Kasım 2007

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Arsan BiliÅŸli, Ramazan’da uzun süreli açlığa baÄŸlı olarak metabolizmanın hızının azalmaması için hareketsiz kalınmaması gerektiÄŸini söyledi. Prof. Dr. BiliÅŸli, uzun süreli açlığın organizmada deÄŸiÅŸiklere neden olduÄŸunu belirterek, “Hareketsiz kalınmaması, az ve sık beslenmenin tercih edilmesi gerekir” dedi. BiliÅŸli, kronik hastalıkları olanların ve iftarda fazla yemek yiyenlerin, tok karnına ağır sporlardan kaçınmaları gerektiÄŸini belirtti.

Dünyanın ‘akıl SaÄŸlığı’ Tehlikede

Pazar, 04 Kasım 2007

Dünya SaÄŸlık Örgütü’nün iki yıllık araÅŸtırma sonuçlarını deÄŸerlendirdiÄŸi ‘Dünya Akıl SaÄŸlığı’ baÅŸlıklı rapor, dünyada yetiÅŸkin ya da çocuk her beÅŸ kiÅŸiden birinin yardım almasını gerektiren akıl hastalığı ya da psikolojik sorunlarla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu.

“çocuklarda Obezitede Yüzde 25 Artış”

Pazar, 04 Kasım 2007

Türkiye Milli Pediatri DerneÄŸi Genel Sekreteri Prof. Dr. Enver HasanoÄŸlu, refah düzeyinin yükselmesinin obeziteyi tetiklediÄŸini belirterek, “Son yıllarda hastanelere, obezite ÅŸikayeti ile baÅŸvuran çocuk sayısında yüzde 25 artış oldu” dedi.

Zayıflamak İçin ‘light Gıda’ Çözüm DeÄŸil

Pazar, 04 Kasım 2007

Özellikle yaz aylarında tüketimi artan ve kilo aldırmıyor gibi algılanan ‘light ürünler’, ‘enerjisi azaltılmış gıda’ anl¤¤¤¤¤ geliyor. Zayıflamak için yaÅŸa ve cinsiyete göre bilinçli diyet yapılması öneriliyor.

Doğal Yollarla Güzelleşin

Pazar, 04 Kasım 2007

Doğal yollarla güzelleşin

Her alanda karşımıza çıkan doğal ürünler, son dönemde özellikle kozmetik ürünlerinin içeriklerinin de büyük bölümünü oluşturuyor. Buzdolaplarımızın vazgeçilmez besinleri, aynı zamanda inanılmaz birer güzellik silahına dönüşüyor.

EÄŸer doÄŸal kozmetik deyince aklınıza sadece “bio-reyonlar” geliyorsa, size yanıldığınızı hatırlatmak isteriz. Çünkü son dönemde birçok kozmetik markasının ürün içeriÄŸi neredeyse bir süpermarket alışveriÅŸ listesi kadar çeÅŸitli. Mutfaklarımızın vazgeçilmezleri üzüm, mango, bal, Hindistan cevizi, zeytinyağı güzelliÄŸin hizmetinde…

Özellikle zeytinyağı sadece yemeklere kattığı lezzetle deÄŸil tedavi edici özelliÄŸiyle de biliniyor. İçindeki bakım yapan besin maddeleri, alerjik ya da çok hassas ciltler için bile rahatlıkla kullanılabildiÄŸinden pek çok üründe yer alıyor. Zeytinyağı, kuru ciltlerin bakımının yanı sıra saç ve saç derisi bakımında da kullanılıyor. Zeytinin çekilmiÅŸ çekirdekleri de yumuÅŸak bir cilt peeling’i için ÅŸimdilerde ürünlerde yer alıyor.

Üzüm suyu, pirinç, salatalık

Üzüm suyu da güzelliğin yeni iksiri olarak bakım ürünlerinde sıkça kullanılıyor. Bileşimindeki polifenoller cilt için birer gençlik mucizesi olarak kadınların hizmetine sunuluyor. Üzümdeki OPC fenolleri, cilt kırışıklıklarının en büyük nedenlerinden biri olarak gösterilen serbest radikaller üzerinde etkili. Kırmızı üzüm de gerginleştirici ve hücre yenileyici özelliklerinden dolayı kozmetikçilerin tercihleri arasında yer alıyor.

Cilt yenilenmesinde etkili bir baÅŸka besin maddesi de pirinç. “Mikro-dermasion” peeling etkisiyle cildi pürüzsüzleÅŸtiriyor. Salatalık ekstresi ya da aloe vera ise cildi rahatlatırken aynı zamanda tazelik hissi veriyor.

Ve bal… Sadece benzersiz tadıyla sofralarımıza konuk olmuyor, aynı zamanda cilt kuruluÄŸunda ve elastikiyet kaybında kadınların imdadına koÅŸuyor. EÄŸer kendinizi günün stresinden arındırmak istiyorsanız, o zaman ölüdeniz tuzuyla kaybettiÄŸiniz mineralleri yeniden kazanmanız da mümkün…

Magnezyum iyi uykuya birebir

Artık rahat bir uyku çekebilmek için ilaçlara ihtiyacınız yok. EÄŸer gündüzleri içtiÄŸiniz kahveden vazgeçmenize, saat 20.00′den sonra egzersiz yapmayı bırakmanıza ve uyku maskesi kullanmanıza raÄŸmen bir türlü uyuyamıyorsanız, o zaman vücudunuzun magnezyuma ihtiyacı var demektir. Bir doz magnezyum sizi rahatlatır, uyumanıza yardımcı olur ve kendinizi sürekli yorgun hissetmenizi engeller.

Doktorlar sağlıklı kemikler ve kaslar için de günde en az 270 mg. magnezyum alınmasını öneriyor. Magnezyum ihtiyacını ayrıca yeşil sebze, balık ve fındık yiyerek de gidermek mümkün.

Aıds İçin Yeni İlaç Umut Verdi

Pazar, 04 Kasım 2007

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından gelecek ay onaylanması beklenen yeni bir ilacın, diğer AIDS ilaçlarına karşı bağışıklık gösteren hastalarda 1 yıl süreyle HIV virüsünü baskıladığı ve kandaki virüs oranını azalttığı tespit edildi.

Merck?in deneme aÅŸamasında olan “Isentress” adlı ilacı, 48 hafta boyunca kullanıldığında deneklerin kanındaki HIV virüsü oranını düşürdü. İlacın, bu süre sonunda hastaların yüzde 46 ila yüzde 64?ünün kanında bulunan HIV miktarını milimetre başına 50 virüsün altına indirdiÄŸi belirlendi. Daha önce üretilen ilaçların yeni bir karışımından oluÅŸan “optimize edilmiÅŸ terapi kombinasyonu” Isentress, ÅŸirketin 1999?dan bu yana çıkardığı ilk AIDS ilacı olacak. FDA heyeti, ay başında verdiÄŸi görüşte ilacın süratle onaylanmasını tavsiye etmiÅŸti. İlacın piyasa çıkar çıkmaz yılda 1 milyar dolarlık pazar oluÅŸturması bekleniyor.

Öte yandan Singapur?da yapılan bir araştırmayla kuş gribi virüsünü kısa sürede tespit edebilen bir alet geliştirdiği bildirildi. Bilim adamları, aletin akut solunum yetmezliği sendromu (SARS), AIDS ve Hepatit B gibi hastalıkların tetkikinde de kullanılabileceğini vurguladı.

İdeal Uyku 7 Saat!

Pazar, 04 Kasım 2007

Bilim adamları günde 7 saatten “az” uyumak kadar, fazla uyumanın da kalp ve damar hastalıkları riskini artıracağını açıkladı25.09.2007 18:03

Günde 7 saatten az ya da çok uyumanın kalp ve damar hastalıkları riskini iki katına çıkardığı belirlendi. İngiltere’deki Warwick Üniversitesi ve University College London tarafından yapılan araÅŸtırmada yaklaşık 10 bin kiÅŸinin uyku düzeni ve ölüm oranları karşılaÅŸtırıldı.

Araştırmada, düzenli olarak 7 saat uyumanın sağlık açısından en faydalısı olduğu, bu düzeni değiştirmeninse hastalıklara yol açabileceği ortaya çıktı.

7 saat yerine 5 saat uyuyanlarda ölümcül kalp-damar hastalıkları riskinin iki katına çıktığı, herhangi bir nedenden ölüm ihtimalininse 1.7 kat fazla olduğu belirlendi.

Yetersiz uykunun kilo alma, yüksek tansiyon ve ikinci tip diyabet gibi birçok soruna yol açabileceği belirtildi. 7 saat yerine 8 saat veya daha fazla uyumanın da ölüm riskini iki kat artırdığı tespit edildi. Araştırmacılardan Profesör Francesco Cappuccio, uykunun fizyolojik olarak yenilenme sağladığını belirtti.

Sigaranın Tarihçesi

Pazar, 04 Kasım 2007

Sigaranın, Avrupalı kâşiflerin Kuzey Amerika’ya gidip, oranın yerli halkıyla barış çubuÄŸu tüttürmesine kadar uzanan çok eski bir tarihçesi var. Sizlere burada tütünün kronolojik tarihçesini sunuyoruz:

19. Yüzyıldan Önce Tütün Kullanımı

1492′den önce: Amerika kıtasının yerlileri tedavi ve dini amaçlarla tütün üretimi yapıyorlardı.

1492: Kristof Kolomb Amerika’yı keÅŸfetti. Avrupa’ya döndüğünde yanında bu kıtada daha önce hiç görülmemiÅŸ olan tütün tohumları ve yaprakları vardı. Kolomb’un mürettebatından Rodrigo Jerez tütün içerken görüldü ve ÅŸeytan tarafından ele geçirildiÄŸi iddia edilerek hapis cezasına çarptırıldı.

1535: Montreal Adasına ulaÅŸan Jacques Cartier oradaki yerli halkın kendisine tütün sunmasından sonra günlüğüne “vücutlarını, ağızları ve burunları sanki birer bacaymışlar gibi tütene kadar, dumanla dolduruyorlar”, “biz de onları taklit ettik, ancak duman biber gibi acıydı ve aÄŸzımızı yaktı” diye yazmıştı.

1556: Fransa ilk defa tütünle tanıştı ve Jean Nicot kısa zamanda tütün içmeyi popüler hale getirdi (19. Yüzyıl bilim adamları “nikotin” olarak tanınan kimyasal maddeye onun adını verdiler). 1565 yılına gelindiÄŸinde, tüm Avrupa’ya yayılan tütün alışkanlığı, ünlü İngiliz aristokratı ve ÅŸairi Sir Walter Raleigh’nin tütün içmeye baÅŸlamasıyla, İngiltere’ye de girdi.

1610: Japonya’da tütün üretimi ve içimi yasaklandı.

1612: Amerika’da Virginia’da ilk defa ticari tütün ekimi yapıldı ve baÅŸarıya ulaÅŸtı. Amerikalı tütün ekicisi John Rolfe daha sonra ünlü Kızılderili kızı Pocahontas’la evlendi. On yıl içinde, tütün Virginia eyaletinin en önemli ihraç maddesi haline geldi. Tütün ekimi için köle iÅŸ gücü kullanılmaya baÅŸlandı.

1618: Virginia 20.000 libre tütün üretti.

1622: Virginia, bir Kızılderili saldırısında kolonisinin üçte birini kaybetmesine rağmen 60.000 libre tütün üretti.

1627: Virginia, 500.000 libre tütün üretti.

1629: Virginia tütün üretimini üç katına çıkararak 1.500.000 libre tütün üretti.

1634: Maryland kuruldu. Maryland’de de tütün üretimine baÅŸlandı. Rus Çarı tütün içimini tüm Rusya’da yasakladı. Tütün içerken yakalananların ceza olarak burnu kesiliyor, suçun tekrarı halinde ölüme mahkum ediliyorlardı.

1660: Tütün üreticisi olan Virginia ve Marland kolonilerinde kölelik başladı. Sayıları azalan beyaz uşaklar yerini kölelere bıraktı. Köle fiyatları tütün fiyatlarına göre belirlenmeye başlandı.

1676: New France Kolonisinde sokakta tütün içmek ve tütün taşımak yasaklandı. Bir süre için, perakende satışta yasaklandı ancak halkın kendileri için tütün yetiÅŸtirmeye baÅŸlamasıyla, Kanada’nın tütün endüstrisi düşüş gösterdi.

1732: Virginia’nın en zengin tütün üreticisi Robert King öldü. Öldüğünde 300.000 dönüm arazisi ve 700 kölesi vardı.

1739: Fransa, Kanada’dan tütün ithal etmeye baÅŸladı.

1761: İngiliz doktor John Hill, “Cautions Against the Immodetrate Use of Snuff” (Aşırı Enfiye Kullanımına Dikkat) isimli ve tarihte bilinen ilk tütün-kanser araÅŸtırması olan raporunu yayınladı.

1775: Virginia ve Maryland’in tütün üretimi 100 milyon libreye ulaÅŸtı.

19. Yüzyıl

1800: ABD’nin köle nüfusunun yarısından fazlası Virginia ve Maryland’deydi. Bu iki eyaletteki toplam zenci köle sayısı 395.000′di.

1800′lerin başı: Puro tüketimi, enfiye tüketimiyle rekabet etmeye baÅŸladı. Tütün çiÄŸneme ve pipo kullanımı ortaya çıktı.

1854: 1856 yılında sona eren Kırım Savaşı baÅŸladı. İngiliz ve Fransız askerleri Türk tütünüyle tanışıp, onu Avrupa’ya götürdüler.

1878: Kanada’nın Ontorio bölgesinin rahibi Albert Sims “The Sin of Tobacco Smoking and Chewing Together With an Effective Cure for These Habbits” (Tütün İçme ve ÇiÄŸneme Günahı ve Bu Alışkanlıkları Bırakmak İçin Etkili Tedavi) isimli kitabını yayınladı.

1881: ABD’de, John Bonsack ilk sigara yapan makinenin patentini aldı. Böylece ABD, günde 120.000 sigara üretmeye baÅŸladı. Bir makine 48 kiÅŸinin yaptığı iÅŸi yapıyordu. Üretim maliyeti düştü ve güvenli kibritin de icadıyla, sigara tüketimi bir anda patladı.

1889: Saint John Hastanesi sigaranın zararlarını ve gırtlak kanserine neden olduğunu anlatan bir kitap yayınladı.

1891: Kanada’nın British Colombia eyaletinde, 15 yaşından küçüklerin tütün içmesi yasaklandı.

1895: Sadece Kanada’da 66 milyon adet sigara satıldı.

20. Yüzyıl

1903: Kanada, İngiltere ve Amerika’da sigaranın zararları ciddi bir ÅŸekilde ele alınmaya baÅŸlandı, Kanada’da sigaranın yasaklanması için meclise kanun tasarısı verildi.

1914: Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla, sigarayı yasaklama hareketi sekteye uğradı hatta tüm dünyada, cephedeki askerlere tütün yollama kampanyaları başladı.

1920′ler: Tüm dünyada sigara kullanımı hat safhaya ulaÅŸtı, bir yılda tüketilen sigara sayısı milyarları buldu.

1930: Almanya’nın Köln Üniversite’si bilim adamları sigara ve kanser arasındaki iliÅŸkiyi istatistiksel olarak ortaya çıkardı.

1934: İlk mentollü sigara üretildi.

1938: John Hopkins Üniversitesi doktorlarından Raymond Pearl sigara içenlerin, sigara içmeyenlere oranla daha genç yaşta öldüklerini belirtti.

1939: Almanya Polonya’yı iÅŸgal etti ve İkinci Dünya Savaşı baÅŸladı. Cephedeki askerlere sigara taşınmaya baÅŸlandı.

Bu sırada Alman bilim adamları sigara ve kanser arasındaki ilişkiyi daha derinlemesine inceleyen yeni bir istatistiksel rapor yayınladı.

1943: Dünya yetiÅŸkin nüfusunun yaklaşık %60-%80′nin sigara içiyordu.

1944: Amerikan Kanser Derneği, sigaranın sağlığa zararlı olabileceğini belirtti. Akciğer kanseri ve sigara arasındaki ilişkinin henüz kesinlik kazanmadığını ama gene de dikkatli olunması gerektiği hakkında halkı uyardı.

1947: Kanadalı doktor Norman Delarue akciÄŸer kanseri hastalarının %90′ının sigara tiryakisi olduÄŸunu gösteren bir araÅŸtırma yayınladı.

Bu Meyveleri Kabuklariyla Tüketin

Pazar, 04 Kasım 2007

Elma, armut, incir gibi kabuklu meyvelerin, güneşten sağladıkları renk maddelerindeki vitamin değerleri dolayısıyla kabuklarıyla tüketilmesi gerektiği bildirildi. 26.09.2007 11:34

Elma, armut, incir gibi kabuklu meyvelerin, güneşten sağladıkları renk maddelerindeki vitamin değerleri dolayısıyla kabuklarıyla tüketilmesi gerektiği bildirildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arsan Bilişli, meyvelerin renk maddelerinin oluşması için güneş ışığı görmesi gerektiğini, bu sayede vitamin C ve glikozun oluştuğunu söyledi.

Meyvelerdeki renk maddelerinin tümünün, antikanserojen olduğu için kabuğuyla tüketilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Bilişli, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Kabukları, meyvelerin doÄŸal koruyucu unsurudur. Organik asitler yönünden çok zengindirler. Ancak, meyveler ne kadar yıkanırsa yıkansın zirai ilaç kalıntısı olabilir. Bu nedenle gıda güvenliÄŸi açısından kabuÄŸunu soymak zorunda kalıyoruz. Elma, armut, incir gibi meyveler, güneÅŸten saÄŸladıkları renk maddelerindeki vitamin deÄŸerleri dolayısıyla kabuklarıyla tüketilmelidir.”

Organları 4 Kişiyi Yaşatacak

Pazar, 04 Kasım 2007

Organları 4 kişiyi yaşatacak

26 Eylül 2007 Çarşamba 21:38

KuÅŸadası’nın tanınmış çevrecilerinden Nuran Toraman’ın organları bağışlandı

KuÅŸadası’nın tanınmış çevrecilerinden olan ve yakalandığı hastalık sonucu yaÅŸamını yitiren Nuran Toraman’ın organları, ailesi tarafından bağışlandı. Toraman’ın organlarının, 4 kiÅŸiye nakledileceÄŸi bildirildi.

KuÅŸadası Mal Müdürlüğü’nde veznedar olarak görev yapan, KuÅŸadası Eko Sistemi Koruma ve DoÄŸasevenler DerneÄŸi (EKODOSD) Üyesi Nuran Toraman, yakalandığı hastalık nedeniyle tedavi gördüğü hastanede vefat etti. KuÅŸadası’nda yaptığı çevre çalışmalarıyla dikkatleri çeken Toraman’ın yaÅŸamını yitirmesi, ailesinin yanısıra ilçede de büyük üzüntü yarattı.

Toraman’ın, tedavisi sırasında ”EÄŸer durumum kötü olursa, organlarımı bağışlamak istiyorum” dediÄŸini belirten yakınları, bu istek doÄŸrultusunda organlarının nakledilmesi için baÅŸvuruda bulundu. Ailenin bu isteÄŸinin kabul edildiÄŸi ve ”doku uyumluluÄŸu” konusunda yapılan incelemede, ilk etapta, organ nakli bekleyen 4 kiÅŸiyle uyumluluk saptandığı bildirildi. Kalbi, karaciÄŸeri ve böbrekleri bağışlanan Toraman’ın organlarının, belirlenen 4 kiÅŸiye nakli için gerekli giriÅŸimlerin baÅŸlatıldığı kaydedildi.

EKODOSD BaÅŸkanı Bahattin Sürücü, Nuran Toraman’ın, çalışmaları ve iliÅŸkileriyle örnek bir kiÅŸilik olduÄŸunu söyledi.

Sürücü, ”DoÄŸa dostu ve insan sevgisiyle dolu biriydi. Yanan yerlerin yeniden yeÅŸillendirilmesi, yaban hayatın korunması, Anadolu parslarının türlerinin korunması gibi konularda giriÅŸimlerde bulunmak için çaba sarfediyordu. YokluÄŸunu dolduramayacağımız bir arkadaşımız. Çok sevdiÄŸi Yediler Manastırı’na yapacağımız yürüyüşü, onun anısına düzenleyeceÄŸiz” diye konuÅŸtu.

changeTarget(document.getElementById(”news_content “))

Kaynak:


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný