‘Erkek Sağlığı’ Kategorisi için Arşiv

Peniste Sertleşme Güçlüğü

Pazar, 04 Kasım 2007

SORU: ?Viagra? deyince ilk aklınıza gelenler??

- Viagrayı üreten Pfizer şirketinin İngiltere Birimi Halkla İlişkiler Şefi Bayan Miranda Kavanagh?ın naklettiği bir şaka: İlk balayınızla ikincisi arasındaki fark nedir? Cevap: ?İlki Niagara idi, ikincisi Viagra!? Şaka bir yana, Viagra bir ilaç olmaktan ziyade, çok-cepheli bir fenomen olarak girdi hayatımıza. Kültürel, ekonomik, edebi, sosyal? Tarih boyunca yeryüzünde en hızlı satılan ilaç Viagra. Wall Street analistlerine göre, ilk çıktığı yıl 5 milyar dolarlık bir satış rakamına ulaştı. Bu gerçekten inanılması güç bir rekor. İngiltere?nin muhafazakar gazetesi Times , birinci sayfasındaki bir editör köşesinin tümünü Viagra?ya ayırmışsa, bu ciddiye alınması gereken bir fenomen demektir.

SORU: Viagra bir mutluluk ilacı mı?

- Bir anlamda hayır, bir anlamda evet. Pfizer tarafından aslında kalp ve damar hastalıkları tedavisinde kullanılmak üzere üretilen, fakat yan etki olarak ereksiyon yaptığının gözlenmesi üzerine ?tesadüfen? keşfedilen Viagra?nın etken maddesi ?sildenafil? , asla bir afrodizyak değil. Yani cinsel ilgi veya arzuyu artırmaz. Birçoklarının kendisinden beklediği gibi, normal erkeği süper erkek yapmaz. Bu bakımdan, mutlu olamayan bir erkeğin Viagrayı alıp mutlu olması sözkonusu değil. Ancak, sildenafilin, normal seksüel uyarıya karşı oluşan ereksiyon cevabını güçlendirip artırdığı gözönüne alınırsa, tıbbi anlamda sertleşme sorunu yaşayan ve bu nedenle aile hayatları zehir olan, psikolojileri bozulan milyonlarca erkeğin Viagra sayesinde yeniden mutluluğu yakaladıkları bir gerçektir.

SORU: Cinsel sorunların çözümündeki yeri nedir?

- Erektil disfonksiyon olarak tıbbi ifadesini bulan sertleşme sorununda Viagra kullanımının sonuçlarına bakıldığında, sebepten bağımsız olarak %84 lük bir ortalama başarı yüzdesi ile karşılaşıyoruz. Aynı gruba, plasebo adı verilen ?boş ilaç? uygulandığında bu rakam %25?e düşüyor. Yani % 84, psikolojik bir etkiden çok, gerçek ilaç etkisini yansıtıyor

SORU: Erektil disfonksiyon cinsel sorunların ne kadarını oluşturur?

- Bu gerçekten zor bir soru. Çünkü bu noktada tam bir kavram kargaşası yaşıyoruz. Bu ülkede, erotik film ve hikayelerde rastladıkları ?film-kurgu? erkeklerin skoruna ulaşamadıkları için kendilerini ürologa zor atan ve cinsel sorunlarından (!) yakınan binlerce erkek var çünkü. Biz konuya bilimsel olarak yaklaşırsak, şunları söyleyebiliriz: Cinsel fonksiyon bozuklukları, cinsel cevap döngüsü esas alınarak tanımlanır. Cinsel cevap döngüsünün ise; istek, uyarılma, orgazm ve çözülme olmak üzere dört evresi vardır. İşte ?cinsel sorunlar? genel tanımı, bu evrelerin herhangi birindeki aksama ve problemi ifade eder. Erektil fonksiyon bozukluğu, ya da halkımızın yaygın tercihiyle ?iktidarsızlık? ise, cinsel cevabın ikinci safhası olan uyarılma evresinde erkeklerde görülen aksamaların adıdır. Erektil disfonksiyonun yaygınlığı hakkında en sağlıklı rakamlar ABD?den alınmaktadır. Buna göre, 40-70 yaş arasındaki erkeklerde, %10 oranında tam ereksiyon bozukluğu, %52 oranında ise değişik derecelerde erektil disfonksiyon mevcuttur. Bunların % 80 kadarı, organik bir nedene bağlıdır. Toplumsal şartlar ve cinsellik kavramına yaklaşım farkı gözönüne alındığında, ülkemizde erektil disfonksiyon ve cinsel sorunların daha yüksek oranda olduğu, ancak bunların altında yatan psikolojik etmen yüzdesinin hatırı sayılır bir rakama ulaştığı söylenebilir.

SORU: Erektil disfonksiyon için risk faktörleri nelerdir?

- Kalp-damar hastalıkları (hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi), şeker hastalığı, omurilik travması, ürolojik cerrahi müdahaleler (prostat büyümesi ve prostat kanseri ameliyatları gibi), depresyon-stress gibi psikolojik faktörler, daimi kullanılan bazı ilaçlar, sigara ve alkol kullanımı? en önemli hazırlayıcı etkenler olarak sayılabilir.

SORU: Viagra, erektil disfonksiyonların hepsini ve her derecesini tedavi edebiliyor mu?

- Elbette hayır. Öyle olsaydı, artık bu konuda araştırma ve çabaya, hatta ürologlara veya hekime gerek kalmaz, eczaneden alınacak bir Viagra tableti ile çözülen cinsel sorunlar, yaşanan hayattan çekilip, tıp kitaplarının tozlu sayfaları arasına terkedilirdi. Durum böyle olmamakla beraber, yapılan araştırmalar, Viagra ile, birçok değişik etmene bağlı erektil disfonksiyonlarda belli oranda da olsa başarı elde edildiğini göstermiştir. Bunlar arasında, hipertansiyon, depresyon, şeker hastalığı, yaşlılık, omurilik travmasına bağlı felç ve prostat operasyonlarına bağlı sertleşme bozuklukları sayılabilir.

SORU: Viagra sadece erkekleri mi mutlu ediyor?

- Sevdiği, hayatını paylaştığı erkeğinin sertleşme bozukluğu nedeniyle hem onun ruh dünyasında oluşan travmayı birlikte yaşayarak muzdarip olan, hem de doyurucu cinsel ilişkiden mahrumiyet sebebiyle orgazm mutluluğuna erişemeyen bir kadını düşünelim. Bir gün, eşi elinde bir hapla çıkageliyor ve birkaç saat içinde bu iki insanın cinsel hayatlarında bir devrim oluyor. Aylar, belki de yıllar sonra bu iki insan, cinsel tatminin tarif edilemez, ancak yaşanabilir hazzına ulaşıyorlar, yeniden? Bu cepheden bakıldığında, Viagranın sadece erkekleri değil çiftleri mutlu ettiği söylenebilir. Ancak, sualiniz, Viagranın kadın cinsel fonksiyon bozukluklarında etkili olup olmadığını sorguluyorsa, bu konuda henüz neticelenmemiş yoğun çalışmalar bulunduğunu söylemekle yetineyim.

SORU: Viagra?nın alternatifi ya da muadili yok mu?

- Ülkemizde ?sildenafil? içeren ikinci bir ilaç, yani Viagranın muadili, ?Sildegra? adıyla piyasaya çıktı. Alternatifine gelince, bundan, ağız yoluyla alınan başka ereksiyon ilaçlarını anlamak gerek diye düşünüyorum. Bu manada, ilaç piyasasını V.Ö. ve V.S. şeklinde ikiye ayırmak, hakedilmiş bir kadirşinaslık olacaktır. Viagradan öncekiler, yani mevcut ilaçlar gerçekten çok zayıf, hatta bazı araştırmalara göre anlamlı etkisi olmayan haplardı. Üzerinde yoğun araştırmalar süren ve pek yakında piyasaya girmesi beklenen ?apomorfin? ve ?fentolamin? içerikli oral ilaçlar ise, belki de Viagra kadar etkili olmaya aday gözüküyorlar.

SORU: Neden bu kadar parıltılı bir tanıtımla tanıtıldı?

- Erektil disfonksiyon için kullanılacak ideal ajanın özellikleri sayılırken şunlar sıralanır: Uygulaması basit, invazif olmayan, ağrısız, çok etkili, minimal yan etkisi olan ve ekonomik. Dört tabletlik bir kutu Viagranın ülkemizde 20 milyon TL civarında bir fiatı bulunduğunu düşünürsek pek ekonomik olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bunun dışındaki tüm ideal ilaç özellikleri, sanki Viagrayı tarif etmekte gibi. İşte tıp tarihi boyunca, böylesine ideale yakın bir ereksiyon ilacının ilk defa uygulamaya girmesi, cinsel sorunların her toplum ve kültürde yaygın biçimde görülen bir şikayet olması, ilacın parıltılı bir tanıtımı hakettiğini düşündürüyor. Dünya erkekleri, bu sayede, kaybettikleri ?iktidar?larını kimsenin haberi olmadan (belki de gizlice yutuverdikleri minik bir hap marifetiyle) yeniden ele geçirdiler. Bu, az şey midir?!

SORU: Herkesin kolayca erişilebileceği bir ilaç olmasında fayda var mı?

- Adı üzerinde, Viagra bir ilaç. Bana göre, hiçbir ilaç, kolayca erişilebilir olmamalıdır. Hele, Viagra gibi, yanlış insanda kullanılırsa ciddi sorunlar doğurabilecek, yahut etki mekanizması tam bilinmeden, popüler kültürdeki yanlış yönlendirmelerle lüzumsuz yere ve sonuçsuz beklentilerle kullanılabilecek bir ilaçsa, asla! Konunun uzmanı bir hekim, yani ürolog, kişiyi etraflıca değerlendirmeli, gerçekten Viagra kullanımının uygun olduğuna karar vermeli, o kişiye uygun kullanım şartları ve dozunu tayin etmeli, ilaç reçeteyle ve kayıtlı olarak alınıp, hekimin takibi altında kullanılmalıdır.

SORU: Viagra, neredeyse deyim olarak lügatlere geçti. Popüler kültürde Viagra?ya karşılık gelen bir boşluk mu vardı? Viagra dilbilimde hangi imaların karşılığı olabilir?

- Ülkemiz için, cinsel sorunlar birçok batı ülkesinden farklı olarak veya daha yoğun olarak bir eğlence mevzuu gibi algılanır. Aganigi-naganigi?nin ima ettiği ögeler, tarihte veya dünyada kudret ilacı ya da afrodizyak olarak revaç bulurken bizde kollektif tebessüme sebep olur. Bu algılama biçimi içerisinde, Viagra bir tıbbi ilaç olmaktan ziyade bir güç sembolü, bir erkeklik timsali gibi görülmekte ve daha önce böyle bir enstrümandan mahrum olan popüler kültür, onu sömürürcesine kullanmaktadır. Viagra fıkraları, yalnızca popüler kültürde varolan bir boşluğu doldurmak için mi, yoksa anlatanların bireysel hayatlarındaki bir eksikliğin telafisi için mi dilden dile dolaşmaktadır, bilmiyorum. Ancak, bizdeki kadar olmasa da, dünyanın heryerinde Viagranın doktor reçetelerinden daha çok toplumun ve medyanın gündeminde yeraldığını yadsıyamayız. Viagranın halk dilinde ?kaldırmak? fiili yerine de kullanıldığını anlatan güzel bir örnek, doktordan ¼ Viagra hapı isteyen 80 yaşındaki ihtiyarın, bunun sebebini, ayaklarının dibine değil de biraz ileriye işeyebilmek arzusuyla izah etmesinde görülebilir.

SORU: Viagra siz ürologların pratiğine neler getirdi?

- Ürologlar, teknik ve bilimsel gelişmelerin, ellerindeki ?kutsal ve dokunulmaz? tedavi gücünü başka kişi ve kurumlara aktardığından hep yakınmışlardır. Böbrek taşı kırma makinasının, taş ameliyatlarını hemen hemen bitirmesi gibi. İşte Viagra da benzer bir etki yaptı üroloji pratiğinde. Erektil disfonksiyon yakınmasıyla ürologa gelen hasta, hemen daima bir Viagra reçetesi beklemekte artık. Bu beklenti bir yana, gerçekten de, çok ayrıntılı ve eziyetli ileri tetkikler yerine ?Viagra testi? yapmak, bizim de uyguladığımız bilimsel bir yöntem olarak literatüre girdi. Bundan böyle, temel incelemeleri ve muayeneyi takiben hastaya bir Viagra tableti kullanıp cinsel ilişki denemesi önerilmekte, başarılı olursa bu tedaviye devam edilmektedir

SORU: Yanetkiler adam öldürecek kadar tehlikeli mi, dersiniz? Viagra?dan öldü sözü ne kadar doğru ve ne kadar yerinde?

- Viagra kullanımı sonrasında oluşan birçok ölüm vakası bildirilmekle beraber, bu ölümlerin doğrudan ve yalnızca sildenafil etken maddesine mi bağlı olduğu, yoksa o kişilerin genel sağlık durumu, ilave kalp hastalıkları, cinsel ilişki sırasındaki efora karşı performanslarının da etkili mi olduğu sorusu cevaplanamamıştır. Karşı görüşü savunan bazı araştırmalarda, aynı sağlık statüsü ve yaşta olan insanlar arasında Viagra veya plasebo verilen iki mukayese grubundaki kardiovasküler yan etki oranının aynı olduğu bildirilmiştir. Bu soru karşısında verilebilecek en net cevap, kalp damar hastalığı için damar genişletici (nitrogliserin) alan kişilerde Viagra kullanımının ölüm tehlikesi taşıdığı ve yasak olduğudur. ?Viagradan öldü? ifadesi ise acı ve mutluluğu, hüzün ve hazzı ironik biçimde birleştiren bir çağrışım yapmaktadır kulaklarda.

SORU: Türkiye?de Viagra ile ilgili çalışma yapılıyor mu?

- Gerek klinik gerekse laboratuvar araştırmaları düzeyinde birçok çalışmanın ülkemizde de yapılmakta olduğunu söyleyebilirim. Bizim de bu konuda henüz devam etmekte olan birkaç klinik çalışmamız mevcuttur.

Saygılarımla

Prostat Büyümesi Bph

Pazar, 04 Kasım 2007

Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir.

Organizmanın ikincil sex organıdır. Vazifesi spermayı sulandırmaktır. Meninin seminal kese sıvısı ile birlikte %95 ini prostatik salgi oluşturur. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Prostat egenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye başlar .

Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Prostat yaklaşık bir ceviz büyüklüğündedir. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekli bir koniye benzer.

PROSTAT BÜYÜMESİ

50 yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Kötü huylu bir tümör değildir. Bu büyümenin hormonal etki ile meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın iyi huylu büyümesini kanser ile karıştırmamak lazımdır. Oluşum mekanızmaları değişik olup, biri meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında ikisi beraber bulunabilir.

Prostat büyüdükten sonra idrar dış kanalını tazyik ile sıkıştırıri hasta idrarını zorlukla yapar ve hatta zamanla idrarını yapamaz duruma gelir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür. İleriki safhalarda gevşer ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur.

İdrar atılamadığı için böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Zamanla böbrek dokusu erir. Daha sonraki safhada böbrek dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek yetmezliği oluşur.

Belirtiler:

Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tam boşalamama hissi oluşur. İdrar hemen gelmez ve bir süre beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma süresi uzar. Sık sık idrara çıkılır. Normalde gece ya idrara çıkılmaz veya bir defa kalkılabilir. Prostat büyümesinde gece idrar kalkmaları olur. İdrarda kanama meydana gelebilir. İdrarın tam yapılmaması sonucu böbereklere kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar meydana gelir. Kanda üre yükselirse bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur. İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar kaçırması olur.

Tanıda Ultrasonografi çok önemli bir tetkiktir. Bu tetkik prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından önemlidir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki farkıda ortaya koyar.

Ayrıca Sistoskopik tetkikte yapılabilir. Sistoskopide idrar yolundan sokulan ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.

Tedavi

İlaç Tedavisi: Alfa bloker ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü, halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar. Erkeklik hormonuna etki eden ilaçlarda prostatın küçülmesini sağlıyarak tedavide kullanılırlar.

Cerrahi tedavi En etkili tedavi şeklidir. Ameliyat 2 şekilde yapılır

1- Açık amaliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat düşünülür. Bunu yanında başka bir patolojide varsa açık amaliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta kasık bölgesi kesilir ve mesane açılarak prostat parmakla sökülür. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır.

2- Kapalı ameliyat: Işıklı düz bir borudan oluşan TUR aleti denilen bir alet ile yapılır. ( Resim ) İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde kesilir parçalar halinde dışarı alınır. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır ve Ameliyat sonrası konfor daha iyidir.

Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın yakılması esasına dayanan bir metottur. Henüz standart tedaviler arasında yerini almamıştır.

PROSTAT HASTALIKLARINDA YARDIMCI BİTKİSEL TEDAVİ

BROKOLİ

Brokoli, A, E ve C vitaminleri bakımından zengin ve çok miktarda kalsiyum içerir. İçerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Demir, selen, bakır ve potasyum kaynağıdır. Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde çok faydalıdır. Antibiyotik özelliğe sahip olan brokoli bu yönüyle prostatitise karşı etkili olması kuvvetle mhtemeldir.

Brokolinin meme, prostat, bağırsak, akciğer ve idrar kesesi kanserlerine ve kalp dolaşım hastalıklarına karşı koruyucu olduğu iddia edilmektedir. Brokoli içerdiği bazı indol ve indol türevleri (bitkisel hormonlar) açısından ayrıca önem taşımaktadır. Bu sayede vücudumuzdaki hormon dengesini ayarlayıcı özelliğe sahiptir.

Prostat Enfeksiyonu İltihabı

Pazar, 04 Kasım 2007

PROSTATİT

Prostatit terimi, birkaç ayrı sendromdur.Bunlar :

1- Akut bakteriyel prostatit,

2- Kronik bakteriyel prostatit,

3- Nonbakteriyel prostatit

3-a)Enflamasyonlu Nonbakteriyel prostatit

3-b)Enflamasyonsuz Nonbakteriyel prostatit

4- Asemptomatik prostat enflamasyonu

AKUT PROSTATİT

Akut prostatit prostat bezimim enfeksiyonudur. Hastalarda yüksek ateş, titreme, ağrı, sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi, idrar yaparken yanma, halsizlik vardır. Hastaların çoğu idrar yapma zorluğu çekerler. Hastaların hastaneye yatırılmaları gerekir. Serum ve antibiyotik tedavisi başlanır. Ayrıca ağrı kesici, antienflamatuar tedavi yapılır.

Hastanın ateşi düşüp şikayetleri geçtikten sonra bile oral antibiyotik tedavisine 30 gün süreyle devam edilmelidir.

KRONİK PROSTATİT

Kronik prostatitli hastalarda ağrı, sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi, idrar yaparken yanma gibi belirtiler vardır. Ateş olmaz. Prostatik sıvıda bol miktarda lökosit saptanır. Orta idrardan yapılan kültür temiz çıkarken, prostatik masajla alınan sıvının kültürü veya masaj sonrası alınan idrarın kültüründe üreme olması tanı koydurur. Kronik prostatitin tedavisi oldukça problemlidir. Üriner enfeksiyonlarda etkili olan ilaçlar kronik prostatitte etkili olmayabilmektedir. Trimetoprim-sulfometoksazol ile 4-16 haftalık tedavi, %30-40 oranında kür sağlamaktadır. Kültürleri pozitif olmaya devam eden hastalar için 6-8 aylık tedaviler gerekebilir. Ancak antibiyotikler kesildikten sonra tekrarlama olabilmektedir. Böyle hastalar devamlı baskılayıcı antibiyotik tedavisinden yararlanabilir. Örneğin trimetoprim-sulfometoksazol?ün normal tabletinden günde bir adet veya nitrofurantoin100 mg., günde 2 veya 4 kez kullanılabilir.

NONBAKTERİYEL PROSTATİT

En yaygın prostatit sendromudur Prostatın bilinmeyen bir nedenle enflamasyonudur. Aynı kronik prostattaki gibi ağrı, sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi, idrar yaparken yanma gibi belirtiler vardır. Bu hastaların kültürleri negatiftir ve üriner sistem enfeksiyonları yoktur. 2-4 hafta süreyle doksisiklin veya eritromisinle tedavi yararlı olabilir. Şikayetlerin düzelmesinde antienflamatuar ajanlar ve antikolinerjikler faydalı olabilir.

ASEMPTOMATİK PROSTAT ENFLAMOSYONU

Çok az idrar yakınmaları ve pelvik ağrı, ASEMPTOMATİK PROSTAT ENFLAMASYONU için karakteristiktir. Hastalar genellikle 20-45 yaşlarındadır. Prostatik sekresyonda enflamasyon hücreleri yoktur ve enfeksiyon saptanmaz. Nedeni; işeme esnasında mesane boynu ve sfinkterin gevşemesini önleyen bir fonksiyonel bozukluk olabilir..

Antibiyotikler etkili değildir. Alfa adrenerjik blokerler işemeyi kolaylaştırırlar. Diazm ve kas gevşeticiler faydalı olabilir.

Sünnet Ve Tarihi

Pazar, 04 Kasım 2007

I. GİRİŞ:

Penisin uç kısmındaki sünnet derisinin kesilip çıkartılması şeklinde tarif edilebilecek olan ?sünnet? binyıllardır uygulanan bir gelenek olması yanında, bugün sözgelimi A.B.D.?nde en sık uygulanan pediatrik cerrahi işlem olarak da tıp dünyasının gündemindedir. Sünnetin gereksizliği ve zararlarından bahisle aleyhinde olanlarla, sünnetin faydalarını savunan taraftarların tartışmaları eskiden beri süregelmektedir. Tartışmalar bir yana, sünnet birçok toplum ve kültürde, faydasını düşünmeden dini inanç ve gelenekler nedeniyle uygulanmaktadır.

Bugün, dünya erkek nüfusunun yaklaşık 1/6?i sünnetlidir. 1990 yılında A.B.D.?nde yenidoğan erkeklerin %80?inin sünnet edildiği tahmin edilmektedir. Bu yazımızda, böylesine yaygın bir tıbbi işlemin ve sosyolojik vakıanın, özetle de olsa, tüm yönleriyle incelenmesine çalışılacaktır.

II. KISA TARİHÇE:

Antropologlar sünnetin başlangıcı hakkında görüş birliğine varamamıştır. Sünnetin tarihini M.Ö. 15000 yıllarındaki taş devrine kadar götürenler varsa da, antropolog Ashley Montagu?nun da savunduğu gibi, 6000 yıl önce antik Mısır?da sünnetin varolduğu kesinleşmiştir. 4000 yıl önce Eski Ahit?te ise, doğumun sekizinci gününde dini sünnet uygulamasına atıf yapılmıştır (bris milah veya brit milla). Eski ve Yeni Ahit?te, sağlıkla ilişkilendirmeden sünnete yapılan çok sayıda atıf vardır.

Hastalıklara karşı profilaksi amacıyla rutin yenidoğan sünnetinin yaygınlık kazanması 19. yüzyıla rastlar. Özellikle ingilizce konuşulan ülkelerde sünnet, kısa sürede kabul görmüştür.

1989 yılında Amerikan Pediatri Akademisinin sünnetle ilgili görev komisyonu, yenidoğan sünnetinin potansiyel tıbbi faydaları ve avantajları yanında, risk ve dezavantajları da olduğunu deklare ederek, girişim öncesinde ebeveyne bunların anlatılmasını önermiştir.

III. ENDİKASYONLAR:

A. Tıbbi:

1. 1. Postit

2. 2. Balanopostit

3. 3. Fimozis

4. 4. Parafimozis

B. Tıp dışı:

1. 1. Dini

2. 2. Sosyokültürel

3. 3. Ailevi (Babanın sünnet durumu)

IV. POTANSİYEL TIBBİ FAYDALAR:

1. 1. Sünnet derisi ile ilgili problemleri önler, veya varsa giderir.

2. 2. Penis kanseri riskini elimine eder.

3. 3. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (HIV gibi) ve serviks kanseri insidansını düşürebilir.

4. 4. Yenidoğan erkeklerde üriner enfeksiyon insidansını on kat azaltır.

V. DEZAVANTAJLAR:

1. 1. Çocuğun yaşadığı geçici davranışsal ve fizyolojik değişiklikler

2. 2. Potansiyel komplikasyonlar

3. 3. Sünnet derisinin irreversibl kaybı

VI. KONTRENDİKASYONLAR:

A. A. Mutlak:

1. 1. Tüm penil anomaliler (hipospadias, epispadias, megalouretra vs.)

B. B. Rölatif:

1. 1. Kanama diyatezi

2. 2. Prematürite

3. 3. Ciddi sağlık problemleri

VII. SÜNNET DERİSİ:

Fetal hayatın üçüncü ayında başlayan sünnet derisi gelişimi, beşinci aydan önce tamamlanır. Yenidoğanda sünnet derisinin glansa yapışık olması gayet tabiidir. Bu iki yapının ayrışması intrauterin hayatın geç döneminde başladığından, doğumda bebeklerin ancak

% 4?ünde sünnet derisi tümüyle geri çekilebilir. Yenidoğanların neredeyse % 50?sinde, sünnet derisi eksternal meatusu görebilecek kadar dahi geri sıyrılamaz.

Altıncı aya kadar bebeklerin ancak % 20?si tümüyle sıyrılabilen sünnet derisine sahipken, bu sayı 3 yaşında % 90?a ulaşır. Puberteye kadar ise hemen tüm çocukların sünnet derileri tamamen geri çekilebilecek hale gelir.

Gelenek ve görenek sebebiyle olsa gerek, birçok kişi sünnet derisinin erken yaşta geri çekilmeye alıştırılmasını savunur. Bunlara bazı hekimler, özellikle pediatristler dahildir. Ancak, tıbbi yönden bakıldığında, sünnet derisinin erken manipulasyonu gereksiz olduğu gibi; kanama, skarlaşma, ağrı ve psişik travmaya neden olabilir. Sünnet derisinin glanstan tümüyle ayrışmasının doğumla başlayan ve 10-14 yıl kadar sürebilen bir ?süreç? olduğunu bilmek ve ebeveynlere anlatmak gerekir.

VIII. İDEAL YAŞ:

Bu konuda konsensus yoktur. Bize göre sünnet, ya çocuğun ne yapıldığını anlayamayacağı ve yabancıyı tanıyamayacağı kadar erken dönemde (tercihan doğumu takiben veya ilk iki yaşın içinde), ya da sağlıklı iletişim kurulabilecek çağa geldiğinde (6-7 yaşından sonra) yapılmalıdır. Ara yaşlarda ise, çocuğa sünnetin gerekliliğini anlatmak, ondan anlayış beklemek ve rahat bir cerrahi girişime izin verecek sükuneti sağlamak oldukça zordur.

IX. ANESTEZİ:

Sünnet girişimini, elektif ve sporadik bir cerrahi işlem olarak düşündüğümüzde, pediatrik populasyondaki hemen her cerrahi girişim gibi sünnetin de genel anestezi altında yapılması ?ideal? gözükebilir. Ancak, ülkemiz gibi dini ve geleneksel nedenlerle tüm erkek nüfusun mutlaka sünnet edildiği toplumlarda, tüm sünnetlerin genel anestezi altında yapılması pratik olarak mümkün değildir. Çünkü, sünnete aday populasyon, kümülatif olarak ülke nüfusunun yarısıdır. Onmilyonlarla ifade edilecek bu sayıya genel anestezi uygulayacak ameliyathane bulmanın bir ütopya olması yanında, genel ekonomik şartlar, sağlık sigortasından mahrumiyet ve anestezi maliyeti gözönüne alındığında tüm sünnetlerin genel anestezi altında yapılması ?cost-effective? bir yaklaşım da değildir. Ayrıca bu kadar çok sayıda genel anestezi uygulamasının getireceği komplikasyonlar ?belli orandaki ölüm riski de dahil olmak üzere- kabul edilemez boyutlara ulaşacaktır. İşte, sünnetin bir sosyokültürel gereklilik olarak tüm erkeklere rutin uygulandığı toplumlarda, sayılan temel argümanlardan hareketle, bu işlemin genel anestezi ile yapılmasını bazı özel durumlar ve kişisel tercihlerle sınırlayıp, lokal anestezi altında sünnet uygulamasını ön plana almak gereklidir.

Bugün birçok batı ülkesinde de lokal anestezi ile pediatrik sünnet yapılmaktadır. Eskiden, özellikle ilk bir ay içinde yenidoğanın ağrı duymayacağı savıyla anestezisiz sünnet yapan cerrahlar mevcutken, yoğun klinik araştırmalar bu savın yanlışlığını kesin olarak ortaya koymuş ve bugün, anestezisiz sünnet yapma görüşü bilimsel olarak reddedilmiştir. Sünnet girişimi sırasında uygulanan lokal anestezi seçenekleri şunlardır:

1. 1. Dorsal penil sinir bloku

2. 2. Penis kökünde veya gövdesinde ring blok

3. 3. EMLA krem ile topikal anestezi uygulaması

Bloklarda otöre göre değişmek üzere 0.5-2 cc arasında %1 lidokain veya benzerleri kullanılmakta ve ağrı kontrolü bakımından mükemmel sonuç vermektedir. Kirya ve Werthman, Journal of Pediatrics?de yayınladıkları 52 vakalık klinik serilerinin ışığında şu yorumu yapmaktadır: ?? Şimdiye kadar, ebeveyn ve doktor tarafından, sünnetin oldukça ağrılı bir işlem olduğu bilinir ve bu nedenle ebeveynin işlemi izlemesine nadiren izin verilirdi. Penil sinir blokundan beri, sünneti izlemeye çağrılan ebeveynlerde belirgin bir rahatlama görülmektedir.?

Lander ve arkadaşları, JAMA?da yayınlanan randomize, kontrollü klinik çalışmalarında yenidoğan sünnetinde ring blok, dorsal sinir bloku, EMLA ve plaseboyu karşılaştırmışlar ve en etkili lokal anestezi yönteminin ring blok olduğunu saptamışlardır. Otörlere göre, plasebo ile sünnette şiddetli ağrı duyulmakta, ayrıca sünnet öncesi oral asetaminofen verilmesi etkili bir ağrı kontrolü yapmamaktadır. Bizim de, son 13 yıl içinde pediatrik yaş grubunda uyguladığımız 5000?i aşkın lokal anestezili sünnete ait deneyimimiz, penis kökünde ring blokun çok etkili ve yeterli bir ağrı kontrolü sağladığını göstermiştir.

X. SÜNNET YÖNTEMLERİ:

Sünnet uygulamasında yöntem ne olursa olsun, Kaplan?ın 1983?te ifade ettiği dört temel prensip daima gözönünde tutulmalıdır:

1. 1. Asepsi (sıklıkla ihlal edilir, ancak çoğu kez sorun doğurmaz)

2. 2. Yeterli fakat aşırı olmayan eksizyon

3. 3. Hemostaz

4. 4. Kozmetik görünüm

Dini ve geleneksel açıdan sünnetin hedefi ?gerek müslüman gerek musevi şeriatında- sünnet derisinden bir miktarını almış olmaktır. Sünnet derisini veya mukozayı tümüyle yok etmek gibi bir amaç yoktur. Hatta, dindar museviler, bris periah adı verilen tüm sünnet derisini yoketme işlemine karşılık, bris milah denilen sünnet derisinin bir kısmını alma yönteminin kutsal metinlere daha uygun olduğunu savunmaktadır. Tıbbi açıdan sünnetin hedefi de, Baskin?in belirttiği gibi, ileride fimozis ve parafimozis gelişimini engelleyecek miktarda deri ve mukozanın eksizyonudur. Böylece, gerek tıbbi gerek sosyokültürel açıdan, sünnette mutlak olarak belirlenmiş bir eksizyon sınırının olmadığı, dolayısıyla kullanılan yönteme bağlı olarak farklı miktarlarda cilt ve mukoza çıkarılmasının her bakımdan kabul edilebilir olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, her cerrahın kendi zihnindeki ideal penis modeline göre farklı bir sünnet metodu seçmesi tabii olmakla birlikte, bu yöntemin mutlak ve standart olarak tüm sünnet yapanlara dayatılması tıbbi ve sosyokültürel açıdan rasyonel değildir.

Kaplan ve Baskin?e göre, bugün uygulanan tüm sünnet yöntemleri dört ana başlık altında toplanabilir:

1. 1. Dorsal slit

2. 2. Shield metodu (Sünnet kalkanı, Mogen klempi vb)

3. 3. Özel sünnet klempleri

4. 4. Açık cerrahi yöntemler:

a) a) Slit + eksizyon

b) b) Sleeve metodu

Dorsal slit yöntemi, sünnet derisine saat 12 hizasında yapılan vertikal bir insizyondan ibarettir. Böylece glans ortaya çıkar ve fimozis önlenmiş olur, ancak bu yöntem kozmetik yönden kabul edilebilir değildir. Dorsal slit, akut fimozis ve parafimozis vakalarına sınırlanmalıdır.

Shield metodunda, musevi din adamlarının kullandığı Mogen klempi, ülkemizde bazı sünnetçiler tarafından kullanılan sünnet kalkanı gibi bir alet, yöntemin temelini teşkil eder. Sünnet derisi yukarı doğru gerilir, bir elin baş ve işaret parmakları glansı aşağı doğru iterken diğer elle kalkan veya klemp frenulumu koruyacak bir açı ile dışarıdan yerleştirilir ve kıstırılır. Daha sonra klempin distalinden giyotin usulü ile kesici bir alet kullanılarak sünnet derisi eksize edilir.

Özel sünnet klempleri, shield tekniğinin modifikasyonları olup, 1920?lerden itibaren değişik otörlerce bulunup kullanılan ve temelde glansı kesilmekten koruyup sünnet derisini sıkıştımaya yarayan metal ve/veya plastik aletlerdir. Bu aletlerin bizim bulabildiğimiz örnekleri şunlardır:

· · Doyen ekrazörü

· · Winkelman klempi

· · Gomco klempi

· · Plastibell klempi

· · Sheldon klempi

· · Tara Klamp

· · Millers Messer knife

· · Ross sünnet halkası

· · Yellen klempi

· · Glansguard

· · Bronstein klempi

Açık cerrahi yöntemlerden slit + eksizyonda, saat 12?ye yapılan dorsal slitten sonra, uygun miktarda mukoza bırakılarak, tüm sünnet derisi makasla çepeçevre kesilir ve hemostazı takiben kalan cilt ve mukoza birbirine dikilir. Sleeve tekniğinde ise, eksize edilecek cilt ve mukoza sınırlarına bistüri ile sirküler tarzda birer insizyon yapıldıktan sonra, arada kalan tüm sünnet derisi band halinde kesilip çıkarılır. Bunu hemostaz ve dikiş takip eder.

Sünnet yöntemlerinden bahsedilirken, yukarıdaki tekniklere yardımcı olarak kullanılan ve kesme ya da hemostaz amacıyla uygulanan enerji kaynaklarına da değinmek gerekir. Bu bağlamda üç enerji tipinden sözedilebilir:

· · Laser enerjisi

· · Elektrokoter

· · Termokoter (Diatermi)

Karbondioksid laserin, cerrahinin birçok alanında ve özellikle çok kanlanan organlarda, vasküler tümörlerde, koagülopatili hastalarda, mikrocerrahide, beyin cerrahisinde, plastik ve estetik cerrahide başarıyla kullanıldığı bilinmektedir. Bu cümleden olarak, hemofilik hastalarda laser kullanılarak sünnet yapıldığı, böylece kan kaybının ve antihemofilik faktör kullanımının minimale indirildiği bildirilmiştir. Ancak, laser kullanımının yüksek maliyeti sebebiyle rutin sünnetler için bu enerjinin uygulanması rantabl değildir.

Elektrokoter, birçok pediatrik genital cerrahi vakasında olduğu gibi, sünnette de, damarların nokta koagülasyonu amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, Baskin?in belirttiği gibi, bu konuda dikkatli olunmadığı takdirde, elektrik akımının penil kan akımına etki edip, tromboz ve glans nekrozuna yolaçma riski mevcuttur. Ayrıca, sünnette metal bir klempe temas halinde elektrokoter kullanılırsa, ciddi penis yanıkları ve cilt soyulmaları meydana gelebilir.

Ülkemizde sünnet havyası olarak da bilinen termokoter veya diatermi cihazı ise, elektrokoterden farklı olarak dokuya sadece ısı enerjisi transfer eden ve böylece elektrik yanığı yapma riski bulunmayan bir enerji kaynağıdır. Yerli üretimde pilli ve elektrikli modelleri bulunan cihaz, bir kalemin ucuna monte edilmiş elektrodun ısınmasıyla aktif hale gelir ve gerek kesme, gerekse damar koagülasyonu amacıyla kullanılabilir. Dokuya akım iletmediği ve ısının doku derinliği çok az olduğu için metal klemplerle kombine olarak da güvenle uygulanabilir.

Tercih ettiğimiz sünnet yöntemi:

Bizim son 13 yıl içinde 5000?den fazla vakada uyguladığımız sünnet tekniği, shield yöntemi + termokoter kullanımı + primer dikiş koymanın kombinasyonundan oluşmakta ve lokal anestezi altında yapılan işlemin süresini birkaç dakikaya indirerek sünnetin çocuklar için kolaylaştırılmasını amaçlamaktadır.

Bu yöntemde, penis köküne ring blok tarzında lokal anestezi uygulamasını takiben, sünnet sahası temizlenip örtülür. Mukoza ve glans arasındaki yapışıklıklar giderilip sünnet derisi serbest hale geldikten sonra, saat 12 ve 6 hizasına konan iki düz klemple sünnet derisi asistan tarafından yukarı doğru çekilir. Operatör, sol elinin baş ve işaret parmaklarıyla penis cildinin dışından glansı hissedip penis köküne doğru bastırırken, sağ eliyle Modifiye Mogen klempini, glansın distalinde kalan sünnet derisini kavrayıp sıkıştıracak tarzda ve frenulumu koruyacak bir eğimle yerleştirir ve kilitler. Daha sonra DC veya AC beslenmeli bir termokoterle, klempin distalinde kalan sünnet derisi kesilir. Bu esnada, aletin kesici elektrodunun, klempin distal yüzüne sıkı temas halinde olması, düzgün bir kesi hattı oluşmasını sağlar. Klemp açıldıktan sonra penis cildi, köke doğru bastırılarak glans ekspoze edilir. Genellikle hiçbir kanama ile karşılaşılmaz. Nadiren görülen birkaç kanayan damar, termokoterin ucu ile koagüle edilir. Son olarak, kalan mukoza ve cilt dudakları sık aralıklı 5/0 normal katgüt ile primer dikilir. Dikiş hattına antibiotikli krem uygulanıp işleme son verilir. Tampon, sargı veya ilave pansumana gerek yoktur.

Bu yöntemle sünnet edilen çocuk, işlem bittiği andan itibaren normal aktivitesine döner. Kesi hattında birkaç gün süren hiperemi ve ödem görülür. Kesi hattından aldığımız biopsilerin histolojik incelemesi, laser insizyonu ile benzer özellik ve derinlikte diatermi etkisi göstermiş; derin doku, sinir ve damarlarda herhangi bir değişiklik saptanmamıştır.

Tercih ettiğimiz yöntemle sünnet edilen ve puberteden geçen birçok birey, bugün herhangi bir genital şikayetleri olmaksızın normal cinsel aktivitelerini sürdürmektedir. (Kişisel görüşme bilgisi)

XI. KOMPLİKASYONLAR:

İşlemin yaygınlığı ve kayıtsız uygulama nedeniyle sünnete bağlı gerçek komplikasyon oranı bilinemez. Ancak, sınırlı sayıdaki vaka serilerine dayanılarak, Batı literatüründe değişik komplikasyon oranları verilmiştir:

· · Williams ve Kapila % 2-10

· · Metcalf % 4

· · MacCarthy % 1.5-5

· · Baskin % 0.2-5

Sünneti yapan kişinin eğitim ve deneyim düzeyi aşağı indikçe, veya toplu sünnetlerde olduğu gibi, ardarda yapılan sünnet sayısı arttıkça komplikasyon oranı da yükselmektedir.

Genel olarak sünnet komplikasyonlarını dört ana başlık altında toplayabiliriz:

1. 1. Anestetik (ölüm dahil)

2. 2. Psikososyal

3. 3. Ürolojik ? Cerrahi

4. 4. Nadir ve ilginç komplikasyonlar:

· · Mide rüptürü

· · Pulmoner emboli

· · Kalp yetmezliği

· · İmpotans

Burada bizi daha ziyade ilgilendiren ürolojik-cerrahi komplikasyonları ise, erken ve geç olarak iki grup halinde sıralayabiliriz:

Erken komplikasyonlar:

· · Kanama

· · Fazla veya az eksizyon

· · Penil amputasyon

Geç komplikasyonlar:

· · İnfeksiyon

· · Cilt köprüsü

· · İdrar retansiyonu

· · Fistül

· · Gangren/Nekroz

· · Meatit/Meatal ülser/Meatal stenoz

· · Kordi

· · Lenfödem

· · İnklüzyon kisti

· · Hipospadias/Epispadias

· · Fimozis/Buried veya Concelaed penis

XII. SOSYOKÜLTÜREL YÖNLERİ:

Toplumumuzda dini inanç ve gelenekler nedeniyle uygulanan sünnet, korkularıyla, törenleriyle, hediyeleriyle çocuğun dünyasında önemli bir yer tutar. Sünnetin uygulanmasındaki yanlış tutumlar, sünnet hataları, çocuğun duygusal gelişiminde olumsuz etkiler bırakabilir. Bu nedenle, sünnetin tören kısmına verilen önem kadar, tıbbi ve ruhsal yönlerine de eğilmek gerekir.

Sünnetten önce çocuk, gerçek bilgilerle bilgilendirilmelidir. Çocuklara ?sünnet olmayacağı, iğne veya kesme gibi işlemler yapılmayacağı, sadece muayene olacağı? şeklinde kandırmalar sıklıkla yapılmaktadır. Daha sonra çocuk gerçekle karşılaştığında korku ve tepkisi daha fazla olmakta, ayrıca ebeveynine ve hekime güveni sarsılmaktadır.

Toplu sünnet uygulaması da ayrı bir eleştiri konusudur. Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmesi, her çocuk için ayrı steril alet temini zordur. Kargaşa ortamında hatalı sünnet, infeksiyon ve diğer komplikasyonların oluşma ihtimali daha fazladır. Bu sebeplerle toplu sünnet uygulamasından kaçınmak gereklidir.

Sünnet önemli ve hassas bir cerrahi işlemdir. Ancak uygulamada oldukça hafife alınmakta, resmi sağlık kuruluşlarında bile sünnetler hemen daima en deneyimsiz ve kıdemsiz hekimlere ve ciddi süpervizyon olmadan yaptırılmaktadır. Toplumsal uygulamada sünnetlerin büyük kısmı ?sünnetçi? adıyla bilinen ve çoğunluğu yeterli tıbbi-cerrahi bilgiden yoksun olan kişilerce yapılmaktadır. Bu kişilerin tercih edilme nedenlerinden biri de, işlerini çok süratli ve pratik biçimde halletmeleri, buna karşılık doktorların sünnetinin uzun sürmesidir. Ülkemizde sünnete aday populasyonun çokluğu ve sağlık sisteminin her sünnet adayını hastaneye yatırma imkanı vermemesi de dikkate alındığında, sünnet yapan hekimlerin de lokal anestezi altında uygulanabilecek, pratik, hızlı ve sağlıklı bir sünnet yöntemini tercih etmeleri, uzun vadede, sünnet yapanların ?sünnetçiler?den daha ziyade ?hekimler? olmasını sağlayacaktır. Bu gelişme, hekimlerin olduğu kadar, ehil ellere teslim edilen sünnet adaylarının da lehinedir.

KAYNAKLAR

· · [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] (sünnete dair her bilgiyi içeren internet sitesi)

· · Baskin LS : Circumcision. Baskin, Kogan, Duckett: Handbook of Pediatric Urology içinde. Lippincott-Raven, Philadelphia, 1997, s.1

· · Koo HP ve Duckett JW: Circumcision ? Quo Vadis? Williams ve Etker: Contemporary Issues in Pediatric Urology içinde. Logos, İstanbul, 1996, s.149

· · BJU International, 83 (suppl.1), January 1999 (Circumcision özel sayısı)

· · Karaman MI ve ark.: An alternative method of circumcision for boys with hemophilia. Haemophilia, 4:181, 1998.

· · Kavaklı K ve Aledort LM: Circumcision and haemophilia: a perspective. Haemophilia, 4:1, 1998.

· · Kaplan GW: Complications of circumcision. Urol Clin N Amer, 10:543, 1983.

· · Metcalf TJ ve ark.: Circumcision: a study of current practices. Clin Ped, 22:575, 1983.

· · Kirya C ve Werthman MW: Neonatal circumcision and penile dorsal nerve block ? a painless procedure. J Pediatrics, 92:998, 1978.

· · Lander J ve ark.: Comparison of ring block, dorsal penile nerve block and topical anesthesia for neonatal circumcision: a randomized controlled trial. JAMA, 278:2157, 1997.

Vazektomi Erkekte Kanalların Bağlanması

Pazar, 04 Kasım 2007

NEDİR?

Vazektomi erkeklerin kullanabileceği, basit, güvenli, geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir.

Döllenmeye yapan erkek tohum hücrelerinin geçtiği kanalların bağlanıp kesilmesidir.

Cinsel ilişkiyi etkilemez.

NE DEĞİLDİR?

Vazektomi hadım etmek değildir.

Kanallar bağlandıktan sonra erkeğin görünümünde, cinsel arzu ve yeterliliğinde, cinsel doyumunda, erkeklik organının (penisin) sertleşmesinde ve boşalmasında hiçbir değişiklik olmaz.

NASIL YAPILIR?

Vazektomi hayaların üzerindeki deri uyuşturularak yapılan basit bir cerrahi işlemdir. Deriden açılan küçük bir delikten girilerek erkek tohum hücrelerini taşıyan kanallar bağlanır ve kesilir. İşlem 10-15 dakika sürer. Deride hiç iz kalmaz. İşlem yapıldıktan sonra hemen eve veya iş yerine dönülebilir.

NASIL ETKİLİ OLUR?

Vazektomi işlerinde kanallar bağlanıp kesildiği için hayalarda (testislerde) oluşan erkek tohum hücreleri (spermler) cinsel ilişkide boşalan sıvıya (meniye) geçemez ve kadının yumurtasını dölleyemez.

NE ZAMAN KORUMAYA BAŞLAR?

Vazektomi işleminden sonraki ilk 20 boşalmada meni içinde hala erkek tohum hücresi olacağı için bu sürede başka bir aile planlaması yöntemiyle (kılıf gibi) korunmak gerekir. Yirmi boşalmadan sonra mümkünse vazektomi uygulayan klinikte erkek tohum hücresi sayımı yaptırmak gerekir. Sayımda erkek tohum hücresi görünmüyorsa artık başka bir ek yöntemle korunmaya gerek yoktur.

KİMLER İÇİN UYGUNDUR?

Kesinlikle daha fazla çocuk istemeyenler

Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler

KARAR NASIL VERİLMELİDİR?

Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemi olduğundan ileri pişmanlık duyulmaması için işlemden önce danışmanlık hizmeti mutlaka alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından imzalanmalıdır

Erkek İnfertilitesi Kısırlığı

Pazar, 04 Kasım 2007

Evli çiftlerin 1 yıl korunmasız ve düzenli birlikteliklerine rağmen gebelik elde edememelerine infertilite ( kısırlık ) denir. Hiç gebelik oluşmamışsa bu çift primer infertil olarak tanımlanır. Evli çiftlerin 1 yıl içinde %80-85 inde gebelik olur. Olmazsa olası bir kısırlık varsayılır. Kısırlık problemli çiftlerin yaklaşık % 5 inde erkek sebebli, % 5 inde kadın sebebli ve yaklaşık % 5 inde ise hem erkek hem kadın sebebli infertilite vardır. İnfertilite araştırmasında çifti birlikte değerlendirmek gereklidir.

Bu konuda erkek sebepli infertilite anlatılacaktır.

ERKEK ÜREME FİZYOLOJİSİ

BEYİN-TESTİS HORMONAL İLİŞKİ

Beyinde hipofiz denilen bir bezden LH ile FSH isimli üreme ile ilgili iki hormon salgılanır. Bunlar yumurtadaki Leydig ve Sertoli hücrelerindeki özel alıcılara bağlanır.

TESTİS

Testislerde LH ye bağlı testosteron sekresyonu yapan leydig hücreleri vardır. Testosteron plazmada sabah erken pik yapar ve akşam üzeri de en düşük düzeye iner. Normalde Testosteronun %2 si serbest, %44 ü testosteron-estrogen bağlayıcı globülin TeBG ye bağlı, %54 ü albümin ve diğer proteinlere bağlıdır. Spermatogenezin başlaması için FSH ve LH gerekli, sürdürülmesi içinse testosteron yeterlidir.

Testis hacminin %85-90 ını germ hücreleriyle bunları destekleyen sertoli hücreleri oluşturur. Sertoli hücrelerinin birbirlerine sıkı bağları vardır (kan-testis bariyeri). İmmun sistemin spermatozoalara karşı reaksiyon oluşturmamaları için bu bariyer önemlidir.

Germinal yada spermatojenik hücrelerinin ürettiği spermler 13 değişik aşama gösterir ve germ hc lümene doğru gözlenir. Erken spermatogonyumdan olgun spermatozoa aşamasına dek uzun bir süre geçer. Bu yaklaşık 74 gün sürer.

SPERMİN OLGUNLAŞMASI VE DEPOLANMASI

Spermler testiste iken henüz ovumu döllüyebilecek olgunluğa gelmemiştir. Epididimden geçerken hareket ve döllüyebilme yeteneği kazanır sperm taşıyan tüpler içinde ilerlerler. Bu tüpler 30-35 cm lik borulardır. Daha sonra seminal kese sıvısı spermlere eklenir. Bu sıvı meni hacminin %65 ini oluşturur.

Kadının hamile kalabileceği yumurtlama döneminde servikal mukus incelir ve akışkanlaşır, böylece spermlerin uterusa geçişi kolaylaştığı gibi vaginal asiditeden de korunur. Vajen içine atılan sperm rahime oradan da tüplere geçer ve ovuma yaklaşan sperm hareketlenir ovumun dış tabakalarını geçip dölleme işlemini gerçekleştirir.

İNFERTİLİTE NEDENLERİ

İzole Gonadotropin yetmezliği (Kallman sendromu)

İzole LH yetmezliği (Fertil Önük)

izole FSH yetmezliği

Konjenital hipogonadotropik hastalık

Pituiter yetersizlik (tümörler,infiltratif olay, ameliyat, radyasyon)

Hiperprolaktinemi

Hemokromatosis

Eksojen hormonlar (androjen- estrojen, glukokortikoid fazla verilmesi, hipo-hipertiroidi )

Klinefelter Sendr,XX hst , XYY sendromu

Noonan Sendr (erkek Turner sendromu)

Myotonik distrofi

Bilateral anorşi

Sertoli cell only sendromu (germ hc aplazisi)

Gonadotoksinler (ilaç,radyasyon)

Orşiepididimit

Travma

Böbrek yetmezliği,

Karaciğer hastalığı,

Sickle Cell anemi,

Androjen sentez veya etki bozukluğu

Kriptorşizm

Varikosel

Sperm transport Hastalığı

Sperm motilite ve fonks bzk

Konjenital sperm kuyruk defekti

Maturasyon defekti

İmmünolojik hastalık

İnfeksiyon

SEMEN ANALİZİ

Semen analizi hormonal, spermatogenetik ve tüp sisteminin durumu hakkında oldukça bilgilendirici bir incelemedir. 3 kez 15-20 gün ara ile yapılan analizle olgu yüksek doğrulukta değerlendirmektedir. Semen 3-4 günlük ejakülasyon yasağından sonra verilmelidir. Kullanılan kaplar spermleri zedeleyecek maddeler bulundurmamalıdır.

Sperm motilitesi en temel kalite göstergesidir. 20 milyon/cc normalin alt sınırı sayılır. Motilite değerlendirilirken total sayıya göre hareketli oranına ve ileri hızlı hareketlilerin oranına bakılır. İleri doğrusal hızlı hareket 0 ile 4 arasında derecelendirilmiştir. En az %50 sinin iyi kalitede hareketli olması gerekir. Başbaşa kuyruk kuyruğa aglütinasyonlar görülmesi infeksiyon ya da immün olayları akla getirmelidir. Sperm morfolojisine boyanarak bakılır ve %30 oranında normal görünüm alt sınırdır. İmmatür, amorf ve baş şekil bozuklukları varikoseli düşündürür. Azoospermi, düşük hacim varsa fruktoz bakılmalı, tüp tıkanıklığı açısından incelenmelidir .

HORMONAL DEĞERLENDİRME

İnfertil olguların çoğu hormonal bakımdan normaldir. Rutin değerlendirmede sperm sayısı çok düşük değilse ve klinik olarak endokrinopati düşünülmedikçe hormonal incelemeye gerek kalmaz. Anca hotrmonal bir bozukluk düşünülüyorsa kontrole FSH ve testosteron düzeyi ölçülerek başlanabilir. Düşük testosteron hipogonadizmin göstergesidir. Yüksek FSH düzeyi germinal epitel harabiyetini gösterir ve azoospermi ya da ağır oligospermi vardır. FSH normal iken azoospermi veya ağır oligospermi varsa testis biopsisi gerekebilir. Yüksek FSH ve atrofik testis irreversibl infertiliteyi gösterir biopsi gereksizdir.

İMMÜNOLOJİK İNCELEME

Kesin bir infertilite nedeni sayılmasa da antisperm antikor varlığı fertilite şansını azaltıcıdır. Post koital teslerde anormallik olan çiftlerde antisperm antikor (ASA) bakılmalıdır ( ASA servikal mukustan geçişi olumsuz etkiler).

BAKTERİYOLOJİK İNCELEME

Klinik ve laboratuar bulguları prostatit lehine ise kültür gereklidir. Semptomatik olmayan infeksiyonların olumsuz etkisi tartışmalıdır.

Yukarıdaki incelemeler yapılan hastalara , sebep sao,ptanıp sebebe yönelik cerrahi veya tıbbi tedavi yapılır. Eşlerle birlikte değerlendirme yapılıp hastanın tedavi edilemediği durumlarda spermin iyileştirilmesi ve yardımci üreme yöntemlerinden biri ( aşılama, tüp bebek işlemi gibi ) denenenebilir.

VARİKOSEL

(Erkek infertilitesinin en sık sebebi)

Varikosel nedir?

Varikosel, skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında yumurtalıkların etrafında oluşan varisli damarlardır. Varikosel sol tarafta daha sık görülür. Erkeklerin %10 unda görülen bu durum genellikle herhangi bir şikayete yol açmaz.

Varikosel yumurtalıkların muayene edilmesi ve ultrasonografik inceleme ile tespit edilir. Varikoseli olan erkeklerde kan akımının yavaşlaması ve geri akımına bağlı infertiliteye neden olabilir.

Varikosel niçin kısırlığa neden olur?

Genişlemiş damarlar testisler tarafından kullanılmış venöz kanı taşıyamazlar. Akımda durgunluğa ve hatta geri akıma neden olurlar. Bu nedenle sperm parametreleri etkilenir ve kısırlıga neden olur.

Erkek infertilitesinin tedavi ile en iyi düzeltilebilen sebebidir. Tedavi oldukca yüz güldürücüdür.

Ameliyatta yandaki resimde görülen genişlemiş ve fonksiyonlarını kaybetmiş toplar damarlar iptal edilir.

Varikosel için cerrahi girişim gerekir mi?

Varikosel cerrahisinde genişlemiş venler bağlanarak tedavi edilir. Cerrahi tedavi ile sperm sayısı ve hareketlilik arttırılabilir. Varikosel infertiliteye neden olmuşsa veya ağrıya neden olmuşsa cerrahi girişim önerilir.

Erkek İnfertilitesi Hakkında sıkça sorulan sorular:

Erkek infertilitesinin nedenleri nelerdir?

Sperm sayısı, hareketliliği ve normal yapıdaki sperm oranında azalma, menide hiç sperm olmaması ve antisperm antikorlarının varlığı infertiliteye yol açar. Ayrıca meninin vajinaya ulaşmasını engelleyen anatomik bozukluklar ve cinsel fonksiyon bozuklukları da çocuk sahibi olmayı engeller.

Azoospermi nedir?

Menide hiç spermin olmadığı durumlara azoospermi denir. Azoospermi sperm kanallarının tıkalı olduğu, testislerde sperm üretiminin çok az olduğu veya hiç sperm üretiminin olmadığı durumlarda görülür. Erkek infertilitesi nedeni ile başvuran hastaların %5?inde sperm üretimi hiç yoktur. Bu durum beyindeki bezlerden hormon üretilmediğinde veya yumurtalıkların bu hormonlara cevap veremediği durumlarda görülür. Yumurtalıkların hormonlara cevap vermediği testiküler yetmezlik olarak adlandırılan bu durum genetik bozukluklara, inmemiş testislere, testislerdeki yaralanmalara ve kabakulak gibi enfeksiyonlara bağlı olabilir. Sperm kanallarındaki tıkanıklık ise doğuştan olabilir veya sonradan yaralanmalara ve enfeksiyonlara bağlı olarak gelişebilir. Erkeklerin %1?inde meniyi pompalayan kaslar düzenli çalışmaz ve meni mesaneye geri kaçar, retograd ejakülasyon (geri boşalma) olarak adlandırılan bu duruma bazı ilaçlar, sinirlerdeki hasar, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve cerrahi girişimler yol açabilir.

Azoosperminin tedavisi mümkün müdür?

Azoospermi nedenine bağlı olarak tedavi edilebilir. Hiç sperm üretiminin olmadığı durumların tedavisi mümkün değildir. Bu durumda FSH düzeyi çok yüksek, testisler sert ve küçüktür. Günümüzde kullanılan gelişmiş yöntemler sayesinde testislerde sperm üretimi çok az olan veya testislerin sadece belli bölgelerinde sperm üretimi olan erkekler testis biyopsisi ile elde edilen parçalardan ayrıştırılan sperm hücreleri kullanılarak çocuk sahibi olabilmektedir.

Beyinde hormon üretiminin eksik olduğu vakalar hormon ilaçları kullanılarak tedavi edilebilir. Kanallardaki tıkanıklıklar cerrahi olarak giderilir, cerrahi ile giderilemeyen vakalarda ise yumurtalıklardan biyopsi ile elde edilen parçalardan spermler ayrıştırılarak mikroenjeksiyon yöntemi uygulanır. Bu hastaların birçoğu mikroenjeksiyon yöntemi ile sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Geri boşalma yakınması olan erkeklerde ise idrardan elde edilen spermler ayrıştırılarak aşılama yapılabilir.

Sperm sayısı az olan erkeklerin dış görünümünde bir farklılık var mıdır?

Kesinlikle hayır, sperm sayısı ile erkeklerin dış görünümünün ilişkisi yoktur. Erkek karakteristikleri çok gelişmiş bazı erkeklerde hiç sperm olmayabileceği gibi erkek karakteristikleri hiç gelişmemiş bazı erkeklerde sperm sayısı normaldir.

İnmemiş testisler infertilite ye neden olur mu?

Evet, bu durum çocuk altı yaşına gelmeden önce düzeltilirse vereceği zarar daha az olur. Testislerinin sadece bir tanesinin inmemiş olması sperm sayısının normalden az olmasına yol açar.

Çok fazla mastürbasyon yapmak veya sık cinsel ilişkide bulunmak infertiliteye yol açar mı?

Hayır, bu yanlış bir inanıştır.

Dar ve sıkı iç çamaşırı giymek ve sıcak banyo infertiliteye neden olur mu?

Erkeklere rahat ve çok sıkı olmayan iç çamaşırı giymeleri, çok sıcak duş ve saunalardan uzak durmaları ve çok ağır egzersizler yapmamaları önerilir.

Soğuk duş sperm sayısını arttırır mı?

Soğuk duş almanın sperm sayısını arttırdığına dair kesin bir kanıt yoktur.

Sigara ve alkol infertiliteye neden olur mu?

Sigara sperm sayısını ve hareketliliğini azaltır. Alkol ise hem sperm sayısını azaltarak hem de fazla miktarda alındığında iktidarsızlığa neden olarak çocuk sahibi olmayı zorlaştırabilir.

Kabakulak infertiliteye neden olur mu?

Kabakulak enfeksiyonu ergenlik döneminden sonra geçirildiğinde vakaların %20?sinde testisleri etkiler. Eğer testislerin her ikisi de etkilenirse sperm üretimi azalır, bu durum ileride infertiliteye yol açabilir.

Enfeksiyonlar infertiliteye yol açar mı?

Birçok enfeksiyon infertiliteye yol açabilir, bunlardan birçoğu cinsel temas yolu ile bulaşan enfeksiyonlardır. Gonore (belsoğukluğu), tuberküloz, klamidya ve mikoplazma enfeksiyonları kanallarda tıkanıklıklara yol açarak veya sperm üretimini ve hareketliliğini azaltarak infertiliteye neden olur.

Antibiyotik tedavisi yararlı mıdır?

İnfertilite nedeni olarak enfeksiyonlar düşünüldüğünde antibiyotik tedavisi yararlıdır. Enfeksiyon etkeni mikroorganizmalar tespit edilerek uygun antibiyotikler verilmelidir. Bu enfeksiyonların tedavisinde üreme organlarına geçen ve bu organlarda yüksek konsantrasyonlara ulaşabilen antibiyotikler tercih edilmeli ve eşler beraber tedavi edilmelidir.

Hormon ilaçlarının kullanılması sperm sayısını arttırır mı?

Hormon tedavisi ancak hormon eksikliği tespit edildiğinde önerilir. Hormon düzeyleri normal olan hastaların hormon ilaçları kullanmasının etkileri tartışmalıdır.

Aşılama nedir, nasıl yapılır?

Erkek eşten alınan meni özel yöntemler ile hazırlanarak, hareketliliği fazla ve yapısı normal olan spermlerden zengin hale getirilir. Hazırlanan spermler kadının vajinasına yerleştirilen ince bir katater ile rahim içine verilir. Bu işlemden önce kadın eş yumurtalıklarının uyarılması için ilaç kullanabilir. Bu uygulama ile çoğul gebelik ihtimali artar. Kadın eşe ilaç kullandığı süre içinde ultrasonografik incelemeler yapılarak yumurta gelişimi izlenir ve yumurtanın içinde bulunduğu folikül adı verilen kesenin çapı 18-20 mm?ye ulaştığında hCG enjeksiyonu (folikülün çatlamasını sağlayan iğne) yapılır. Bundan 34-38 saat sonra aşılama yapılır. Aşılama yapılırken meninin hazırlanmadan kullanılması sakıncalıdır. Bu durum kadında alerjik reaksiyonlara, enfeksiyonlara ve ağrıya neden olabilir.

Kısırlaştırma ameliyatı geçirmiş bir erkek tekrar çocuk sahibi olabilir mi?

Mikrocerrahi yöntemler ile kanallar düzeltilerek birçok erkek tekrar çocuk sahibi olabilir. Fakat kısırlaştırma ameliyatının üzerinden çok uzun zaman geçtiği durumlarda erkekte sperme karşı antikorlar geliştiği ve bu antikorlar spermi hareketsizleştirdiği için cerrahi tedavi ile bu erkeklerin çocuk sahibi olmaları mümkün olmayabilir. Günümüzde yardımcı üreme tekniklerinden yararlanılarak bu kişiler kolaylıkla çocuk sahibi olabilir.

Sperm kanalları tıkalı olan erkekler çocuk sahibi olabilir mi?

Cerrahi ile bu tıkanıklıklar açılabilir, yapılan cerrahinin başarısı tıkanıklığın yerine bağlıdır. Günümüzde testislerden biyopsi ile alınacak küçük parçalardan elde edilen spermler ile mikroenjeksiyon yapılarak bu erkekler çocuk sahibi olabilir.

Erkekte Kanalların Bağlanması Vazektomi

Pazar, 04 Kasım 2007

NEDİR?

Vazektomi erkeklerin kullanabileceği, basit, güvenli, geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir.

Döllenmeye yapan erkek tohum hücrelerinin geçtiği kanalların bağlanıp kesilmesidir.

Cinsel ilişkiyi etkilemez.

NE DEĞİLDİR?

Vazektomi hadım etmek değildir.

Kanallar bağlandıktan sonra erkeğin görünümünde, cinsel arzu ve yeterliliğinde, cinsel doyumunda, erkeklik organının (penisin) sertleşmesinde ve boşalmasında hiçbir değişiklik olmaz.

NASIL YAPILIR?

Vazektomi hayaların üzerindeki deri uyuşturularak yapılan basit bir cerrahi işlemdir. Deriden açılan küçük bir delikten girilerek erkek tohum hücrelerini taşıyan kanallar bağlanır ve kesilir. İşlem 10-15 dakika sürer. Deride hiç iz kalmaz. İşlem yapıldıktan sonra hemen eve veya iş yerine dönülebilir.

NASIL ETKİLİ OLUR?

Vazektomi işlerinde kanallar bağlanıp kesildiği için hayalarda (testislerde) oluşan erkek tohum hücreleri (spermler) cinsel ilişkide boşalan sıvıya (meniye) geçemez ve kadının yumurtasını dölleyemez.

NE ZAMAN KORUMAYA BAŞLAR?

Vazektomi işleminden sonraki ilk 20 boşalmada meni içinde hala erkek tohum hücresi olacağı için bu sürede başka bir aile planlaması yöntemiyle (kılıf gibi) korunmak gerekir. Yirmi boşalmadan sonra mümkünse vazektomi uygulayan klinikte erkek tohum hücresi sayımı yaptırmak gerekir. Sayımda erkek tohum hücresi görünmüyorsa artık başka bir ek yöntemle korunmaya gerek yoktur.

KİMLER İÇİN UYGUNDUR?

Kesinlikle daha fazla çocuk istemeyenler

Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler

KARAR NASIL VERİLMELİDİR?

Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemi olduğundan ileri pişmanlık duyulmaması için işlemden önce danışmanlık hizmeti mutlaka alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından imzalanmalıdır

Hidrosel

Pazar, 04 Kasım 2007

Hidrosel testisleri çevreleyen zarlar içinde sıvı birikimi sonucu oluşan bir veya iki torbanın şişmesidir.

Yeni doğmuş bebeklerde yaygın olarak görülür. Anne karnında bebeğin oluşumu esnasında karın bölgesinden torbalarına doğru bir kanal uzanır ve bu kanalda ilerleyen testisler torbalara doğru indikten sonra bu kanalın karın ile bağlantısı kesilir. Bazı durumlarda bu kanal kapanmaz. Açıklık küçük ise karın içi sıvısı bu açıklıktan geçerek torbalarda ve testis çevresinde şişliğe neden olur. Bu durum hidrosel olarak adlandırılır. Açıklığın büyük olması durumunda ise bu açıklıktan karın içi organları sarkarak fıtık oluşturabilir.

Ayrıca torbalara uygulanan travma, testis ve epididim iltihapları sonucuda hidrosel oluşabilir. Bu tipi erişkin erkeklerde ve daha yaşlılarda görülür.

Hidroseller normal olarak doğumdan sonraki birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Bu sebeple 2-3 yaşından önce ameliyata gerek görülmez.

Genellikle acısız bir veya iki torbadaki şişlik en önemli belirtisidir.

Hidrosel tanısında doğumdan itibaren torbalardaki şişlik hikayesi önemlidir. Muayene ile ele şişlik gelir. Şiş torbanın arkasına bir ışık kaynağı tutulursa sıvı ile dolu olan torbanın ışığı geçirerek parladığı (transillüminsyon) görülür. Tanıyı doğrulayabilmek için ultrasound yapılması gerekebilir. Fıtıklarla ve testis torsiyonu gibi acil ameliyat gerektirebilecek durumlarla karışabileceğinden ayırıcı tanının mutlaka uzman doktor tarafından yapılması gereklidir.

Bilinen hiçbir önleme yolu yoktur.

Tedavi:

Hidrosel genellikle tehlike yaratmaz.bazı durumlarda kendiliğinden kaybolabilir. Tedavide iğne ile sıvının boşaltılması veya ameliyat seçenekleri uygulanır.

İğne ile sıvının boşaltılması daha sonra hastalığın tekrarlamasını engellemez.

Ameliyat seçeneğinde ise hem sıvı boşaltılır, hem de fıtık ameliyatında olduğu gibi torbalarla karın arasındaki açıklık tamir edilir.Çocuklarda kendiliğinden kaybolma olasılığı yüksek olduğundan 1 yaşından önce ameliyat önerilmez.

Hidroselle birlikte fıtık varsa, ağrı çoksa acil ameliyat edilmesi gerekebilir.

Ameliyat ehli ellerde basit bir operasyondur.Ameliyattan sonraki 24 saatlik sürede torbalara buz konulması gerekebilir.

Penis Eğriliği

Pazar, 04 Kasım 2007

İnsan vücudundaki eş organların (eller, gözler, testisler gibi )hiç biri birbirinin aynısı değildir, arada mutlaka bazı farklar vardır.

Tüm insanlarında yapıları ve organları hem dış görünüş olarak hem de işlevleri sırasında farklılıklar gösterirler.Bu farklılık bazen çok çok az ,bazen ise çok fazla olabilir.

Penis bildiğimiz gibi bir erkek cinsel organı olup spermleri (meni - ersuyu ) kadın vajeninin derinlerine bırakma görevi vardır ve bu görev sırasındada kişiye haz (zevk ) vermektedir.

Penislerde hem boy olarak hem de şekil olarak bir birinden farklı olmaktadır.

Hiç bir penis şekil olarak cetvelle çizilmiş gibi doğru değildir veya düzgün sınırlara sahip değildir.Bu farklar kişiden kişiye göre değişmekte,kiminde çok az bir sağa veya sola eğrilik olurken bazılarında bu daha fazladır.Bazı penislerde ise hem sağa -sola eğrilikle beraber aşağıya da doğru eğrilik olabilir.

Bunun sınırı nedir ? Ne kadar eğrilik normaldir,ne kadarı bir anormallik veya sakatlık olarak görülmelidir?

Bunun kesin sınırı şudur; eğer bu eğrilik sizin cinsel ilişki kurmanızı engelliyor,ilişki sırasında size veya partnerinize acı veriyorsa bu düzeltilmesi gereken bir sorundur.

*Bir de eğer kişi ciddi anlamda penisinin eğriliğinden estetik açıdan, yani görüntüsünden rahatsız oluyor ve bu yüzden soyunmaktan kaçınıyor veya ilişkiye giremiyorsa bu da düzeltilmesi gereken bir sorun sayılır.

Penis eğriliği düzeltilirmi; evet,herşey yapılabildiği gibi (bu gün yeniden el, parmak veya penisin yapılabildiği bir bilgi ve teknolojiye sahibiz) penis eğriliğide düzeltilebilmektedir.

Eğer sizde de penis eğriliği gibi bir şüphe veya sıkıntı varsa çekinmeden ve mutlaka muayeneye gidiniz.Bu şüphe , sıkıntı, veya utanma duygusu ile geçirdiğiniz her süre sizi üzecek ve cinsel hayatınızı olumsuz etkileyecektir. Hekiminiz sizi aydınlatacak ,eğer gerekli ise cerrahi bir müdahele önerecek ve yapacak veya eğer bir sorun yoksa sizin rahatlamanızı ,kendinize güveninizin gelmesini sağlayacaktır.

Bizim kliniğimize bu şikayetle gelen kişilerin çoğunluğu yaptığımız muayene ve açıklamalar sonunda hiç bir sorunları kalmadan huzur ve güven içinde rahatlamış olarak dönüyorlar. Şimdiye kadar çok az kişide cerrahi müdahale -ameliyat gerektirecek sorun görüldü, bunlarda gerektiği biçimde düzeltilip kişilerin normal cinsel hayatlarına dönmeleri sağlandı.Sadece estetik açıdan kaygı duyan hastalarımız oldu,bunların çoğunluğu yaptığımız muayene ve görüşme sonucunda bu kaygı ve komplekslerini kaybedip normal şekilde yaşamlarına devam ettiler,ancak bir kaçı psikolojik açıdan rahatlamak için gerekli operasyonla bu eğrilik düzeltildikten sonra sonra bu sıkıntıyı duymaz oldular.

Penis Kırılması

Pazar, 04 Kasım 2007

ABD Minneapolis Kalp Enstitüsü Vakfı?nın yaptığı araştırmaya göre, erkeklerdeki sertleşme sorunu, kalp ve damar hastalıkları için erken uyarı olabilir. Dr. Marc Pritzker, sertleşme sorunun damardan kaynaklandığının anlaşılması halinde, kalp ve damar hastalıkları bakımından da araştırma yapılması gerektiğini söyledi. Pfizer İlaç Firması?nın Sağlık Bülteni?nde yer alan araştırmaya göre, Dr. Pritzker, sertleşme sorunun, ?penis stres testi? diye de adlandırılabileceğini belirtti. Dr. Pritzker, ?Efor stres testinde, kalpten gelen elektrik sinyalleri, kalpteki hastalıklı kan damarlarının saptaması için kullanılıyor. Penis stres testi de hastalıklı kan damarlarının saptanması için de başka bir yol olabilir? dedi.

Penisiniz kırılabilir!

Penis sert halde iken yatakta aniden dönme, mastürbasyon esnasında anormal bükülme, ereksiyonu sonlandırmak için penisin bükülmesi, at tepmesi penis kırılmalarına neden oluyor. Almanya?da her yıl 600 erkeğin penisi kırılıyor. Penis kırılmalarında penis şişiyor ve morarıyor. Erkek aniden ağrılar içinde kıvranmaya başlıyor. Vakaların verdiği bilgiler çoğunlukla yanlış. Hekimlerine ??sabahleyin yataktan düştüm ya da çocuğumu severken aniden penis bölgeme tekme attı ve birden penisim şişti anlayamadım,? diyerek doğru bilgi vermiyorlar. ?Mastürbasyon yaparken penisi kırılan genç ameliyata alındı.? Bu haberin kahramanı 26 yaşında, oto tamircisi, evli bir erkek. Eşi sekiz aylık hamile olduğu için bir süredir cinsel ilişkiye giremeyen genç adam, sabah işe gitmeden önce banyoya girip mastürbasyon yapmaya başlamış. Birden penisi şişip çok acı hissedince de hastaneye kaldırılmış.

Çoğu Bekar

Penisi kırılan tek Türk erkeği bu genç değil. Penis kırılmaları olağan bir durum olmasına rağmen vakalar utandıklarından hastaneye gitmedikleri için sayıları bilinmiyor. Uluslararası tıp literatüründe her 175 bin hastane başvurusundan birinin penisin bu tür yaralanması olduğu yazılı. Örneğin Almanya?da yılda 600 erkek cinsel ilişki sırasında penisini kırdığı için hastaneye gidiyor. Onların aralarında da utançtan doktora gitmeyenlerin sayısı az değil. Uzmanlar hemen doktora görünülürse oluşabilecek iktidarsızlık tehlikesinin de önlenebileceğini belirtiyorlar. Penis kırılmaları bilinçsiz cinsel ilişki, penis sert halde iken yatakta aniden dönme, mastürbasyon esnasında anormal bükülme, ereksiyonu sonlandırmak için penisin bükülmesi, at tepmesi gibi durumlarda oluşabiliyor. ?Ancak çoğu zaman hastanın öyküsünden gerçek sebep öğrenilemez,? diyor Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında öğretim görevlisi Yrd. Doç. Yılmaz Aksoy: ?Hastanın verdiği bilgiler çoğunlukla yanlış. Örneğin sabahleyin yataktan düştüm ya da çocuğumu severken aniden penis bölgeme vurdu gibi çelişkili konuşuyorlar. Oysa çocuğunu insan severken penis ereksiyon halinde olmaz. Kliniğimizde tedavi olmuş hastaların yaş ortalamaları 29 ve çoğu da bekar. Çekindikleri için böyle şeyler uyduruyorlar.?

Penis bandajlanıyor

Tanı hastanın öyküsü ve fizik muayenesi ile konuyor. Muayenede kırılma olan tarafta kan birikmesi ve peniste karşı tarafa doğru eğilme, şişlik, morarma saptanıyor. İki veya üç silindirik cisimli şiddetli kırılmalarda ise idrar yolu kanaması ve yumurtalıklarda kan birikmesi görülebiliyor. Ancak çok küçük olan yırtıklar Kavernozografi adı verilen özel görüntüleme yöntemleri ile saptanabiliyor. Penis kırığı daha önceleri penise bandaj uygulanması, lokal soğuk pansuman tatbiki ve şişlik giderici ilaçlar verilerek tedavi edilmeye çalışılırmış. Şimdi ise tanı konur konmaz cerrahi müdahale ile başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor. Nasıl mı? Ameliyatta penis cildi sünnet hattından çepeçevre açılarak geriye doğru çekiliyor ve etrafa birikmiş olan kan boşaltıldıktan sonra yırtık kısım bulunarak dikişle tamir ediliyor.

Penis yatakta kırılıyor

Penis kırığı ile idrar yolu yaralanmaları arasında doğru bir orantı var. İşeme zorluğu, idrar yolundan kan gelmesi veya hastanın idrar yapamaması durumlarında penis ucundan ilaç verilerek film çekiliyor. Böylece bir yaralanma varsa o bölge net olarak gösterilebiliyor. Ardından hastanın idrar torbasına göbeğin altından özel bir sonda yerleştiriliyor. Ve yırtık cerrahi müdahale ile düzeltiliyor. Penis kırığı tedavi edilmezse peniste şekil bozukluğu, ağrılı sertleşme, cinsel ilişkide zorluk, iktidarsızlık, idrar yolunda bölgesel genişleme, kanama bölgesinde Peyroni hastalığı adı verilen sert şişlikler oluşabiliyor.

Olumsuz etkiler

Penis kırılması erkeğin cinsel yaşamını önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Bunun olmaması için alınması gereken tedbirler çok önemli. Araştırmalar penis kırılmalarının daha çok cinsel ilişki sırasında penisin vajinadan kayıp etraf dokulara isabet etmesi ile meydana geldiğini gösteriyor. Penis ereksiyon halinde iken yatakta kırılma sıklığı tıp literatüründe yüzde 28-38 olarak bildirilmiş. Bunun için cinsel ilişki sırasında ani ve ters hareketlerden kaçınılması, penis sertleşme halindeyken kıvrılmaması gerekiyor. Cinsel ilişki sırasında kadının üstte olduğu pozisyonlarda ise kırılma riski daha artıyor. Orta yerinden çatlatıyor Erkek üreme organı; kamış kökü, gövde ve kamış başı olmak üzere üç bölümden oluşan bir organ. Penisin dıştaki bölümüne gövde, vücutla birleştiği bölüme ise kök adı veriliyor. Kamış gövdesinde birbirine lifsi yapılarda bağlanan ve dikilgen doku olarak bilinen silindir biçimli üç cisim yer alıyor. Bu silindirik cisimler penisin uzama ve genişleme kabiliyetini sağlıyor. Bunlardan ikisi penisin sırt kısmında bulunuyor ve bu cisimler ?Tunigia Albuginea? adı verilen kalın ve sert bir kılıfla sarılı. Penisin sırt kısmındaki bu silindirik cisimlere ise ?Korpus Kavernozum? adı veriliyor. Üçüncü cisim ise daha ince yapıda ve etrafında sert bir kılıfla sarılmış değil. Bu üçüncü cisime de ?Korpus Spongiozum? adı veriliyor. Ereksiyon sırasında her üç silindirik doku kanla dolarak penisin boyunda uzama, genişleme ve ardından sertleşme meydana geliyor. Bir penis kırılmasında ereksiyon halindeki bir penis orta yerinden aniden kıvrılınca sert kılıf yırtılıyor. Ve penisin sırt kısmında kalan kan, cisimsel dokular arasında dağılıyor. Erkek kırılma sesi duyduktan sonra hızlı bir ereksiyon kaybı, morarma ve şişmenin oluyor sonra da peniste şiddetli ağrı duyuyor.


paypal