A)   Şeker hastalığı nedir?
Åžeker hastalığının tedavisini kavramak isteyenler, bu hastalıÂğın ne olduÄŸunu bilmelidirler. Bu hastalık, ırsî istidada dayanır ve bir iç ifraz bezinde bozukluktan ve o bezi idare eden sinirlerin te-ÅŸevvüseuÄŸramasmdan ileri gelir. Åžeker hastalığının bütün ÅŸekillerinÂde ağırlık merkezi, pankreas bezi iÅŸleyiÅŸinin bozulmasıdır.
Bezler, çeşitli vazifeler gören bir takım maddeleri meydana getirirler. Bunların iki çeşidi vardır.
1)   Meydana getirdikleri maddeyi, bir özel kanalla uzvun dışına akıtan bezler. Bunlara (dış ifraz bezleri) denir. Meselâ tükrük bezÂleri, tükrüğü ağız boÅŸluÄŸuna dökerler. Mide bezleri, mide usaresini meydana getirerek mide boÅŸluÄŸuna dökerler. Böylece meydana geÂlen maddeler, mayalardır. Bu sayede gıda maddeleri yapı taÅŸlarına parçalanırlar, kana karışacak hale gelirler. Åžeker hastalığında haÂzım umumî suretle bozulmuÅŸ değüdir.2)   Hasıl ettikleri maddeyi özel bir kanalla uzvun dışına akıtÂmadan derhal kana veren bezler: bunlara «iç ifraz» veya «hormon» bezleri denir. Boyundaki katkan bezi böbrek üstü bezi, hipofiz, teÂnasül bezleri gibi. Bu hormonlar vücutta önemli vazifeler görürler.
Pankreas, özel ve karışık yapılı bir guddedir. Bir taraftan maÂyalar meydana getirerek barsaÄŸa döker, bir yandan da bir horÂmon yaparak kana verir. Bu hormona «insülin» derler. «İnsülin», adada meydana gelen demektir. Bu adı almasının sebebi, pankreasın Jüagerhans tarafından keÅŸfedildiÄŸi için onun adiyle anılan adacıkÂlarında hasıl olmasındandır.
Åžeker hastalığı, pankreasın yeter derecede inüsülin yapamamaÂsından ileri gelir.
înüsülinin vazifesi gıda ile alınan ÅŸeker ve karbonhidratlı madÂdeleri (un, hamur iÅŸleri, ekmek, patates, süt) gereÄŸi gibi deÄŸerlenÂdirmek vücutta yanıp kalori meydana getirmelerini saÄŸlamaktır. Bu yapılmazsa maddelerin yanması bozulmuÅŸ demektir. Böylece ÅŸeÂker hastalığı meydana gelir.
Son senelerde anlaşılmıştır ki, insülin teÅŸekkülünün bozulmaÂsında öteki hormon bezleri ve sinir cümlesi bozukluklarının da roÂlü vardır. Hormon bezleriyle nebatî sinir cümlesi (Bunlar kalb, miÂde, karaciÄŸer gibi uzuvlar cümlesini birbiriyle ayarlı iÅŸleten iki büÂyük sinir ve onların dallarından ibarettir. Bu sinirlerin adı vagus ve sempatikustur.) bir bütün teÅŸkil eder irademize tâbi olmadan iÅŸÂleyen uzuvları idare eden sinirlerdir. Nebatî Hipofiz bezi bütün öteÂki bezlere hâkimdir. Onun için buna bezlerin başı denebilir. Nebatî sinir cümlesinin merkezi arabeyindedir. Bunların ikisi de «Türk eÄŸeÂri» denilen yerde beyinin kaidesinde ve çok mahfuz bir durumdaÂdır. Bu arabeyinden bütün iç uzuvlara sempatik ve vagus yolu ile nebatî sinirler gider. Hipofizin ön bölümünde meydana gelen horÂmonlar baÅŸka bezlere hızlandırıcı veya yavaÅŸlatıcı tesirler yaparlar. Böbrek üstü bezinin kabuk tabakası bu tesirlere aracılık eder. SaÄŸÂlam bir vücutta bütün bu hormon uzuvları arasında tam birahenk ve iÅŸ birliÄŸi vardır. Åžeker hastalığı, iÅŸte bu tanzim sisteminde her hangi bir bozukluk baÅŸ gösterdiÄŸi zaman görülür ki, buna istidat irsidir. Bu uzuvlardan biri senelerce iyi iÅŸledikten sonra günün biÂrinde bozuk iÅŸlemeye baÅŸlar. Böylece meselâ tenasül bezleri veya böbreküstü bezinin az çalışmalarda ÅŸiÅŸmanlama, kalkan bez faaÂliyetinin bozulmasında meydana gelir. Bütün bu hastalıklar, Hormon bezlerinin nizamlanma bozukluklarıdır. Åžeker hastalığında pank-reasdan baÅŸkahormon bezleri de bozulmuÅŸtur. Bu yüzden ÅŸeker iyi yanmadığı gibi vücutta baÅŸka bozukluklar da baÅŸgösterir. Bu bezÂlerin hastalıklarında dış tesirler de rol oynayabilir. Meselâ ÅŸeker hastalığında besleniÅŸ kusurları mühim rol oynar. En baÅŸta, fazla yaÄŸlı yemek gelir.
Ruhi sebepler de mühimdir. Her iki âmil daha ziyade medeni memleketlerde rol oynayacağından bu hastalıklara «medeniyet hasÂtalıkları» da diyenler vardır.
Åžeker ve niÅŸasta hayat motorunun benzini gibilir. Bu maddeÂler adalelerimizde yanarak onların hareketine ve böylece iÅŸ görmeÂmize imkân verir. Bu yanmada ÅŸeker tamamen yanarak asit karboÂnik ve su haline çevrilir. Asit karbonik nefese havasiyle su da idÂrarla dışarı atılır. Böylece vücutta zararlı olabilecek bir artık kalÂmaz.
Şekerin böyle tam yanabümesi işin kanda yeter derecede instt-lîn bulunması lâzımdır. Şeker hastalarında kâfi insülin bulunmadığı için şeker tam olarak yanmaz. Böylece vücutta toplanır. Vücutta şekerin haddinden fazla çoğalışı kandaki miktarın artmasıyle tes-bit edilir.
Kanda daima bir miktar ÅŸeker bulunur ki, buna «kan ÅŸekeri» deÂnir Bunun miktarı, saÄŸlam insanda aç karnına hiç bir zaman yüz gramkanda 120 - 130 miligramı geçmez. Yani bir litre kanda 1,2 -1,3 gr. kadar ÅŸeker bulunur.
SaÄŸlam insan ÅŸekerli gıda yediÄŸinden kan ÅŸekeri 0,18 i bulaÂbilir fakat bunu geçmez. Ve iki saat sonra tekrar normal seviyesine düşer. Çünkü kana insülin gelir ve bu da ÅŸekerin yanmasını temin eder.
Åžeker hastasında durum baÅŸka türlüdür. Bunlarda pankreas- yeÂter derecede insülin vermez. Bu hastalarda aç karnına kandaki miktarı yüzde 0,15 - 0,30 dur. Bazan daha da fazladır. Gıda aldıkÂlarında bu miktar daha da artar. Ve iki saat sonra tabiî haddine düşmez. Çünkü kâfi insülin yoktur. Bu yüzden ÅŸeker yanamaz. Tam zamanında tedavi baÅŸlamazsa vücut ÅŸekerle öyle dolar ki, bir nevi, ÅŸekerle zehirlenme hali baÅŸgösterir.
Åžeker hastalığının en emin alâmeti kanda ÅŸeker miktarının artÂmasıdır. İdrarda ÅŸeker aranması ve bulunması o kadar emin bir delil deÄŸildir. İnsanlar vardır ki, senelerce, idrarlarında yüzde beÂÅŸe kadar ÅŸeker çıkarabilirler. Fakat yine de ÅŸeker hastası deÄŸildirÂler. Çünkü kanlarındaki ÅŸeker normaldir, öte yandan idrarlariyle hiç ÅŸeker çıkarmadıkları veya pek az çıkardıkları halde ÅŸeker hasÂtası olan insanlar da vardır. Bu hal ÅŸeker hastalığının ne kadar kaÂrışık bir hastalık olduÄŸunu ve bazan tecrübeli hekimleri bile ÅŸaÂşırttığını izah eder.
İdrarla şeker çıkarılmasının sebebi, dolan bir kabın taşması gibi kanda fazlalaşan şekerin böbreklerden taşmasıdır. Kanda şeker nis-beti yüzde 0,18 gr. geçerse böbrek artık bu miktar şekeri tutamaz. İdrara geçirir. Sağlam insan şeker yese bile kan şekeri nisbeti hiç bir zaman yüzde 0,18 i geçmediğinden idrarında şeker bulunmaz.
Åžu var ki kanda ÅŸeker miktarı normal olduÄŸu halde böbrekleri idrara ÅŸeker geçiren insanlar da vardır. Bu gibileri daima idrarla ÅŸeÂker çıkardıkları halde kandaki ÅŸekerleri normal olduÄŸundan ÅŸeker hastası sayılamazlar. Öte yandan bilhassa yaÅŸlı ÅŸeker hastalarında
kanda ÅŸeker yüzde 0,30 a yükseldiÄŸi halde bile, idrara ÅŸeker geçmeÂmesi vâkidir. Bu gibi adamlar idrarla ÅŸeker çıkarmadıkları halde ağır ÅŸekilde hasta olabilirler. Bundan anlaşılır ki, ÅŸeker hastalığının iyi kavranabilmesi için mutlaka kanda ÅŸekerin   aranması ÅŸarttır.
Fakat bir ÅŸeker hastasında daima kan ÅŸekeri aranması ÅŸart demek deÄŸildir. Umumî olarak idrarla çıkarılan ÅŸekere göre hesap yapmak kabildir. Çünkü her ÅŸeker hastasının böbreÄŸinin ÅŸeker süzme dereÂcesi az çok sabittir.
İnsülin ÅŸekerin tanı bir ÅŸekilde yanmasını saÄŸlar. Fakat bir vaÂzifesi daha vardır. Meselâ uykuda ÅŸeker yanmasına fazla ihtiyaç olÂmadığı zaman ÅŸeker depo edilecek ve çalışma zamanında gıda alınÂmasa da depodaki bu ÅŸeker kullanılacaktır. Bu yedek ÅŸeker karaciÂÄŸerde, adalelerde depo edilir. Depo edilen bu ÅŸeker glikojen haÂlindedir, iÅŸte glikojenin teÅŸekkül edebilmesi için de kçfi insüline ihÂtiyaç vardır, tnsülin kıtlığında yani ağır ÅŸeker hastasında veya inÂsanın uzun zaman pek az ÅŸeker ve niÅŸasta yediÄŸinde vücut, yedek ÅŸeker meydana getiremez.
Bunun amelî ehemmiyeti büyüktür. İnsülin kıtlığı dolayısiyle ÅŸekerlerin yanması ve yedek ÅŸeker teÅŸekkülü bozulursa, gıda ile alınan yaÄŸlar da iyi deÄŸerlendirilemez. YaÄŸlar da yanıp kalori veren maddelerdir. SaÄŸlam vücutta bunlar da tam yanarak asit karbonik ve su meydana getirirler. Åžeker yanması ve glikojen teÅŸekkülü duraklarsa yaÄŸlar da tam yanamaz olur. Onların yarım yamalak yanmasından meydana gelen ara mddeleri vücutta yığılır ve zehir tesiri yapar. Bu maddeler, aseton, aset (sirke) asidi ve beta oksi-bütrik asididir. Bunların vücutta hasıl olmalarını behemehal önleÂmelidir. Bunun da çaresi vardır. Fakat bu tedbirler vakti zama-niyle alınmazsa ağır bir zehirlenme tablosu ve koma denen bayÂgınlık meydana gelir ve ölüme sebep olabilir.
Aseton saÄŸlam insanın idrarında da nadiren, bilhassa çok az ÅŸeker ve niÅŸasta yiyenlerde görülebilir. Meselâ günlerce aç kalan sadece yaÄŸla beslenenlerde baÅŸ gösterebilir. Gebelerde ve süt çoÂcuklarında bir kaç saat açlık, bazan aseton teÅŸekkülüne sebep olaÂbilir.
A ? Şeker hastaları ne yemeli.
Åžeker hastalığı tedavisinin esası, doÄŸru beslenmedir. Bu olmaÂdıkça, bütün baÅŸka tedbirler faydasızdır. Her ÅŸeker hastasında ev
velâ beslenme ve perhiz ilk iÅŸ olarak tanzim edilmelidir. Yani ÅŸeker hastası bir gıda rejimine ayarlanmalıdır. Tayin edilen rejim deÂvamlı olarak tatbik edilmelidir.
însülinin keÅŸfinden önce şöyle düşünülüyordu. Åžeker hastası maÂdemki ÅŸeker yakamıyor, ona hiç ÅŸeker ve karbonhidrat vermemeli Hasta bu düşünce ile uzunca bir zaman aç bırakılır ve sonra ÅŸeker yerine büyük miktarda yaÄŸ: ve albüminli gıda (et, balık, yumurta, peynir), cüzi miktarda sebze ve pek az ekmek verilirdi.
Fakat insülin keÅŸfolunalı beri artık bu türlü harekete lüzum yoktur. Çünkü hastayı dermandan düşürür. Ve çalışma kabiliyeÂtini azaltır. Çünkü ÅŸeker hastasına hiç ÅŸeker verilmezse, yedek ÅŸeker yani glikojen meydana getiremez. Bu yüzden aseton teÅŸekkül edebilir. Bol yağın baÅŸka zararları da vardır. Kan damarlarında ki-relçlenmeyi kolaylaÅŸtırır. Eskiden ÅŸeker hastalarında damar sertÂliÄŸi ve genç yaÅŸta ölüm diÄŸer insanlara nisbetle dört misli fazla idi.
Åžeker hastalarına kçfi niÅŸasta ve kıt yaÄŸlı bir rejim lavsiye etÂmelidir. Maalesef bu hayırlı usul henüz umumî olarak tatbik edilÂmemektedir. Bizim telâkkimizin isabetini, geçirdiÄŸimiz, harb ve kıtÂlık yılları isbat etmiÅŸtir. Gıda kıtlaÅŸmca ÅŸeker hastalığı ehemmiyetli derecede azalmış ve hafif seyretmeye baÅŸlamıştır. Çünkü hastalar bu kıtlık yıllarında yaÄŸ ve albüminli gıda bulamadıklarından ekÂmek ve patates gibi niÅŸastan gıda almaya mecbur olmuÅŸlardır. Bu gösterir ki, vücuda az yaÄŸ girince insan daha fazla ÅŸeker yakıp deÄŸerlendirebiliyor. Harb bitip iktisadi durum biraz düzelince fazla yaÄŸ yenmeye baÅŸlanmış bu suretle hastaların miktarı arttığı gibi hastalık da ağır seyretmeye baÅŸlamıştır.
Bu söylediklerimizden anlaşılır ki, ÅŸeker hastalığında tedavinin esası, kâfi derecede karbonhidratlı gıda vermektir. Yağı azaltmak suretiyle niÅŸastanın miktarını önemli derecede arttırmak kabildir. Unutmamalıdır ki, her hasta için tecavüz edilmesi caiz olmayan bir sınır vardır. însülin yardımı ile hastanın yakabileceÄŸi ÅŸeker miktaÂrının sonsuz arttırmak kabil deÄŸildir.
Şeker hastalığının tedavisinde karbonhidratlı gıdalar başka bir bakımdan da önemlidir. Çünkü bunların içinde vitaminler vardır ki, şekerin yanmasında ve yeniden teşekkülünde mühim rol oynar. In-sülinşekerin yanmasını ancak Bl vitamini hazır bulunmak şartiyle sağlayabilir. Bu vitamin esmer ekmekde ve mayalarda bulunur. Bundan başka glikojen yapısı için başka vitaminler de   lâzımdır.
(Laktoftavin, nikotin asit amid). Meyvelerde ve patatesde bulunan C vitamini de şekerin yanmasına yardım eder. Veludiyet vitamini olan E vitamini de bu nizamlanmalarda rol oynar. Bu vitaminlerin gıdada eksikliği insülinin tesirini zayıflatır.
Åžeker hastalarına saf ÅŸekerler verilmemeli, ve gıdanın umumî miktarı saÄŸlam insanlara nisbetle yüzde 20 - 40 nisbetinde eksik olÂmalıdır. Çok zayıflamış veya ağır iÅŸlerde çalışan ÅŸeker hastalarına verilecek miktar bundan biraz fazla olur.
Teferruata girmezden önce aÅŸağıdaki cetvelde bazı umumî esasÂları hülâsa edelim:       ı
1)   Rejim : Verilen talimata göre tatbik edilmeÂlidir.2)   Her öğünü terazi ile tartm£(k lâzım deÄŸilÂdir? Yalnız zaman zaman yaÄŸ ve niÅŸasta mikÂtarlarını kontrol etmelidir.3)   Gıda basit olmalıdır. Kabil olduÄŸu kadar tabiî gıda yenmelidir. «Diabetli gıdası» adı alÂtındaki  pahalı  maddelerden  vazgeçilebilir.4)   Her halde aşırı gıdadan sakınmalıdır. ÅžiÅŸÂmanlarda  şeker hastalığı daha  fazla olur.5)   Kâfi derecede  bedenî  çalışma  lâzımdır.
Bazı ÅŸeker hastalarına seçebilecekleri bir çok rejim planları verirler. Biz bunu lüzumsuz sayarız. Bunun yerine gıdaları grupÂlarına göre sınıflandırırız.
Hastaları kalori hesaplariyle uğraştırmak da lüzumsuzdur.
Standart olabilecek bir rejimin ana prensibi, günün övünlerine taksim edilerek kâfi niÅŸastalı gıda vermek ve yağı asgarî haddiÂne indirmektir. Albüminli gıdalar orta miktarlarda verilir. Son tecrübelere göre verilebilecek niÅŸastalı gıda miktarı biraz da artÂtırılmış yani 150 - 200 gram yerine 250 grama çıkarılmıştır. İca-bederse yaÄŸ miktarı daha da azaltılır.
1 ? YaÄŸlar : Günde azamî 70 - 80 gram vermekteyiz. Yaı-nız ağır iÅŸlerde çalışanlara biraz daha fazla verilir. Fakat o zaÂman niÅŸastalıların miktarım da arttırmalıdır. ÅžiÅŸman ÅŸeker hastaÂlarına 40 gram yaÄŸ verilir. Fakat bundan daha az vermemelidir ki zaten yemeÄŸin piÅŸirilmesi bakımından da imkânsızdır. Yemek boÅŸaldıktan sonra tencerede kalan yağı da hesaba katmalıdır. VeÂrilecek yağın yansı tereyaÄŸ veya margarin, yarısı da zeytinyağı olabilir.
2 ? Protein : Hayvani ve nebatî çeÅŸitleri vardır. Nebatî proÂtein kısmen niÅŸastan gıdalarda mevcuttur, (ekmek, patates, bakliÂyat). Hayvan! protein olarak günde 250 - 300 gram az yaÄŸlı et (ÇiÄŸ ağırlık). Veya bunun birbuçuk ilâ iki misli balık eti verilir. Et ve balığın yaÄŸlısı verilmemelidir. Lokantalarda ızgara yemeÂlidir. Çünkü bunlara yaÄŸ katılmaz. KaraciÄŸer ve kan sucuÄŸu fazla yenmemelidir. Et yerine yaÄŸsız peynirler tavsiyeye ÅŸayandır. YuÂmurta yaÅŸlı ÅŸeker hastalarına iyi gelmez. Damar sertleÅŸmesini koÂlaylaÅŸtırır.
3 ? Karbonhidratlar : Bizim hazırladığımız standart perhizde günde 250 gram nişasta vardır. Zayıflamış şeker hastalarında bu miktar 300 - 350 grama kadar çıkarılabilir. Şişmanlarda daha az verilmeli fakat 200 gramın altına düşmemelidir.
Katî olarak menedilecek ÅŸeyler, ÅŸeker her nevî tatlılar, pastalar hamur iÅŸleri, ÅŸehriye ve makarna, ve baldır. Çünkü bu maddeler kolay hazım oldukları iÅŸin sür?atle kana karışırlar. O zaman kanÂda anî olarak ÅŸeker artar ki, buna mani olmak lâzımdır. SebzeÂlerde meyvelerde az mahzurludur. Çünkü yavaÅŸ olarak kana geçer.
Åžeker yerine kaim olmak üzere sakkarin, sukrinet, dulsin (reÂçetesi: dulcin 1, sipirtus ad, 20 tatlılaÅŸtırmak üzere damla damla kullanılır ve sinon verilir.) Bu son iki maddenin faydası, piÅŸirme ve kaynatmada kullanılabilmesidir. Bütün bu tatlandırıcı maddeleri bol kullanmamalıdır.
Şeker hastasının ağzını tatlıya alıştırmamalıdır. Kahve ve çay tathlaştırılmadan içilmelidir. Bazı müstesna vesilelerle nişastası kıt cevizli,  bademli pastalar ve yulaf peltesi verilebilir.
Standart rejimimizde biz 250 gram niÅŸasta vermekteyiz. PratikÂte beslenme bakımından niÅŸastaları dört gruba ayırıyoruz: Sebze -meyve, ekmek unlular, patates. Bunlardan baÅŸka niÅŸasta bâzı di ÄŸer gıda maddellerinde, sütte ve keyf maddelerinde de bulunur. Sebze:
NiÅŸasta miktarının rejimde hesaplanmasına lüÂzum  yoktur.  Ortalama  olarak  günde  iki  defa 500  -  750  gram  verilir. I Ispanak,  kuÅŸkonmaz,  lahana,  mantarlar,  engiÂnar, salatalık, domates, kuzukulağı, kabak, baÂyır turpu, kırmızı turb, ravent. Az sirke, tereyaÄŸ veya limonlu taze salata.
ilk piÅŸme suyu dökülmeli;  taze bezelye,  taze fasulye,  şalgam,  havuç,  pancar,  lahana,  kereÂviz, soÄŸan. 1 ? Sebze : Bunların bir kısmı çiÄŸ bir ÅŸekilde salata halinde verilerek ÅŸeker hastasının daha fazla muhtaç olduÄŸu vitaminler ve madenî maddeler muhafaza edilmiÅŸ olur. Aynı sebepten dolayı sebzeler bazı müstesnalarla uzun zaman piÅŸirilmeli, hafif ateÅŸte piÂÅŸirilmelidir. Sebzenin konesrve, kurtulmuÅŸ ve dondurulmuÅŸ ÅŸekilleri de yenebilir. Åžeker hastalarının çoÄŸu için bakliyat yasaktır. 3 nuÂmaralı cetvelde en mühim sebzeler kaydedilmiÅŸtir. Bazı tahditlerle bu sebzeler, istenildiÄŸi kadar yenebilir.  Yer altında yetiÅŸen bazı sebzelerle bol niÅŸastalı sebzelerden gayrisi piÅŸirilirken ilk piÅŸirme suyu dökülmelidir. Çünkü bu suda bir kısım niÅŸastalar erimiÅŸ buÂlunuyor. Ortalama olarak günde iki defa, bu sebzelerden 500 - 750 gram verilebilir.
Dördüncü cetvel standart diyette hesap edilmesi lâzım gelen niÂÅŸasta miktarı hakkında bir fikir verir.
Standart diyette ÅŸeker hastasına günde 250 gram karbonhidrat verilecektir ki, tekabül ettiÄŸi kıymetler ÅŸunlardır : 300 gram esmer ekmek (altı dilim ekmek, 250 gram patates yumurta büyüklüğünde dört elma). Bu niÂÅŸasta çeÅŸitleri, kitabımızdaki mübadele cetÂveline göre çeÅŸitlendirilebilir. 2 ? Meyve  :
Åžeker hastasma 50 gram niÅŸastaya    tekabül edecek meyve verilir, meyve ham ve fazla olÂgun olmamak.  KurutulmuÅŸÂ meyve,  incir,  hurÂma, tatlı kiraz, muz ve üzüm yasaktır. Limon, kabak,   rabardar   sapı   meyveden    sayılmaz. Ceviz ve fındık yaÄŸÂ ihtiva ettiÄŸinden az yenÂmelidir. Meyveyi tartmaya lüzum yoktur. Yalnız zaman zaman bir iki numune almalıdır. Meyve daha ziÂyade çiÄŸ yenmelidir. Meyvenin ÅŸeker hastalarına tesiri   farklıdır. Meselâ bazı hastalarda çilek idrarda ÅŸeker çıkmasına sebep olur. Halbuki bazılarına bir ÅŸey yapmaz. Hastanın muayyen meyvelere karşı aşırı hassasiyetleri araÅŸtırılmalı ve bu çeÅŸit meyve verilmeÂmelidir. Meyvenin bol mevsiminde günün muhtelif öğünlerinde çeÂÅŸitli meyveler vermelidir. Meselâ güzün yalnız armut vermekle yeÂtinmemeli armuttan baÅŸka elma, erik ve sair meyveler verilmeli
dir. Komposto için fazla olgun olmayan meyveler kullanılmalıdır. Jelatin, yumurta sarısı, yumurta köpüğü ile ve ÅŸeker yerine kaim olacak Sionon ve dulcin ile tatlılar yapmalıdır. Bu maksatla limon, moka yaÄŸsız peynir ilâve edilebilir. Åžeker ve niÅŸasta ile karıştırmaÂmak ÅŸartile az miktarda marmelat verilebilir. Meyve sularına karÂşı ihtiyatlı olmalıdır. Çünkü çok defa ÅŸeker karıştırılır.
3 ? Ekmek ve unlular : Esmer ekmeği tercih etmelidir. Çünkü
bol miktarda vitamin, bilhassa Bl vitamini ihtiva eder. Graham ekÂ
meği ve pahalı olan hususî ekmekler tam esmer ekmek yerine kaim
olmazlar. Onun için bunlardan vaz geçilebilir. Midesi zaif insanlara
daha az miktarlarda olmak ÅŸartiyle beyaz ekmek verilir (Cetvel
5)
Ekmeği de her zaman tartmaya lüzum yoktur. Yalnız ara sıra bir numune alarak bir dilim ekmeğin ağırlığı tartılabilir. Ekmek yerine çeşitli unsurlar ve pirinç uygun miktarlarda olmak şartiyle ikame edilebilir.  (Cetvel 5.)
4  ? Patates en mühim C vitamini kaynağıdır ve ucuzdur.5  ? Süt: 250 gram sütte 12 gram niÅŸasta vardır. Günde 100 santimetre kübden az olmak ÅŸartiyle günün muhtelif saatlerine daÂğıtarak kahve veya çayla baÅŸka yemeklerde kullanılabilir. KaymaÂğın ihtiva ettiÄŸi yaÄŸ hesaba katılmalıdır. Åžeker karıştırılmadan yapılmış kondanse süt yenebilir. Peynirin ihtiva ettiÄŸi niÅŸasta kale alınmayabilir. Bol miktarda yaÄŸsız peynir tavsiyeye ÅŸayandır.6  ? Baharat ve keyif maddeleri, sirke, hardal ve Maggi bahaÂratı aleyhine söylenecek bir ÅŸey yoktur. Tuz mutat miktarlarda alıÂnabilir. Genç ÅŸeker hastalarını tuzsuz rejimle beslememelidir.
Maden sularının ÅŸeker hastalığına iyi tesir ettiÄŸi iddia edilÂmektedir. Bir tesirleri olsa bile mübalâğa edilmektedir. Bizim teÂlâkkimize göre maden suyu hiç kullanılmasa da olur.
Kahve, çay ve bunlar yerine kaim olan maddeler ve kakaoya izin vardır. «Diyabet çikolatası» denen ÅŸeyden vaz geçilmelidir. VaÂkıa bunların niÅŸasta miktarı mutat çikolatadan biraz azsa da lezÂzetli olduklarından fazla kaçırılır. Ve hakikî çikolata yemeÄŸe iÅŸtah uyandırır. Kokakola yasaktır. Bira, ÅŸeker ilâve edilmiÅŸ alkollar yasaktır. Çünkü bunlar vücuttaki yanmaları bozarlar. Saf ren-Mo-sel-Bordo ÅŸarapları (çeyrek - yarım) litreyi geçmemeli içilebilir. Burgunt ÅŸarabı ve ÅŸampanya yasaktır. Az miktarda konyak ve ru-tna cevaz vardır. Fazlası vücutta yanmaları tehlikeli ÅŸekilde boÂzabilir.
Cetvel : 5
Birbirinin yerini tutabilecek gıdalar  :
25 gram nişasta şu gıdalarda bulunur :
50 gram esmer ekmek veya graham, knekker,
Pumpe,  nikel  ekmekleri.
40 gram beyaz ekmek.
30 gram buÄŸday ve arpa unu, mayzena, yulaf
pirinç, sago pirinç unu.
50 gram bakliyat  (fasulye, mercimek, bezelye)
125  gram patates  (yumurta  büyüklüğünde  iki
adet)
250 gram elma, armut, kiraz, şeftali.
400 gram portakal,  mandalina,  erik,  dağçileği
500 gram çilek, kaysı,
600 gram haydelber, ağaç çileği
1000 gram yeşil dağ çileği
Muz ve üzüm yasak
Yarım litre saf, (ÅŸeker katılmamış) meyve usaÂresi,
Yarım litre tam veya yağsız süt
2/3Â litre ayran
0,5 litre tabiî şarap
Bira yasak. Bu cetvelde nişasta ihtiva eden en mühim gıda maddeleri der-cedilmiştir. Her hasta bu cetvele göre değişik gıda seçebilir.
Mühim kaide olarak ÅŸunu söylemeliyiz: Hastaya niÅŸastalı gıda günün muhtelif öğünlerine dağıtılarak verilmelidir ki, vücutta mikÂtarları az çok sabit kalsın. Bu maksatla esas öğünler arasında küÂçük tali öğünler koymalı ve bu küçük öğünlerde meyve yenmelidir. «Vaktim yok» diyen ÅŸeker hastalarına da bu usulü tatbik ettirmeliÂyiz. Aksi takdirde aseton teÅŸekkül edebilir. 6 ncı cetvel, standart diyetin muhtelif öğünlerde taksimini gösterir.
20 gram beyaz ekmeğe tekabül eden (12 gram nişasta) gıdalar
Unlar                                              Bisküviler
Â
Beyaz
Â
17 gr.Muz unu
16 gr.
Yulaf bulguru                      19 gr. Yulaf bisküvisi                            20 gr.
Yulaf unu                           18 gr.Alevron bisküvisi                          12 gr.
Yulaf peltesi                       21 gr. Badem ekmeği                              13 gr.
Makarna                             16 gr.
Sebze                                            Taze Meyve
Â
Taze bezelye
115 gr.Elma
100-150 gr.
Åžeker hastaları için standart diyet ÅŸemaÂsı :
(250 gram niÅŸasta, 70 gram yaÄŸ, 80 gram protein bu 2.000 kalori eder).
Sabah: 150 gram esmer ekmek - 20 gram tereyağ yahut margarin, 70 gram hafif sucuk veya peynir - kahve veya çay - az süt.
KuÅŸluk : 250 gram elma veya diÄŸer meyÂve.
öğle yemeÄŸi: et suyu - 100 gram yaÄŸsız et veya 200 gram yaÄŸsız balık - 20 gram yaÄŸ sebze, salata, 125 gram patates, 125 gram elÂma veya baÅŸka meyve.
ikindi : 50 gram esmer ekmek - 10 gram tereyağ veya margarin - kahve veya çay -az süt.
Akşam yemeği : 70 gram yağsız sucuk veya balık veya peynir - sebze - 10 gram yağ - salata - 125 gram patates - 100 gram esmer ekmek - 10 gram tereyağ veya margarin.
Gece : 125 gram elma veya baÅŸka meyÂve veya 250 gram meyve usaresi.
Muayyen ihtilâtlarda tatbik edilmesi lâzım gelen hususî perhizÂlerden burada bahsetmeyeceÄŸiz. Yalnız yulaf veya yulaf meyve perhizinden bahsedelim. Eski üstadımız Von Noorden müşahade etÂmiÅŸtir ki bilhassa aseton çıkaran ÅŸeker hastalarına yalnız niÅŸas-talı gıda vermek esaslı bir iyilik getirmektedir. Bu rejimde yaÄŸ ve protein verilmez. Bu sayede aseton cisimleri kolayca yanar. Ve bu cisimler kaybolunca insülin tam bir surette tesir edebilir. Onun için umumî vaziyeti bozulan ve barsaÄŸmdan rahatsız olan hasÂtalarda zaman zaman yulaf veya yulaf - meyve günleri araya koymak doÄŸrudur. 7 inci cetvelde bir yulaf günü ve bir günÂleri bir araya koymak doÄŸrudur. 7 inci cetvele de bir yulaf günü ve bir yulaf - meyve günü numunesi verilmiÅŸtir. Yulaf yerine diÄŸer niÅŸastalı gıdalar; pirinç, bulgur, sagon, patates konabilir.
Yulaf günü :
150 - 200 gram yulaf çorbası 5-6 öğünde verilir. Az tuz konur. Çorba, pelte veya büs-küvi ÅŸeklinde verilebilir. İlâveten kahve, çay, ytl-ğı alınmış buyyon verilebilir. Bundan baÅŸka az sirke ve zeytin yaÄŸlı salata ve bir bardak kırÂmızı ÅŸarap verilebilir.
Yulaf - Meyve günü :
Sabah, öğle akşam yulaf çorbası ve ilâveten arzu edildiği kadar meyve.
ÇiÄŸ ve nebatî rejim muvakkaten ve hekim nezareti altında fayÂdalı olabilir. Fakat bizim iklimimizde devamlı olarak ne saÄŸlam insana ne de ÅŸeker hastasına elveriÅŸli deÄŸildir.
îleri derecede iÅŸtahsızlık, ateÅŸ ve ishal hallerinde ve diÄŸer ihtiÂlâtlarda aseton teÅŸekkülünü önlemek için kâfi derecede niÅŸasta verÂmelidir. Bu gibi hallerde istisnai olarak iyi hesab edilmek ÅŸartiyle glikoz gibi saf karbon hidrat veya esasen memnu olan bal gibi ÅŸekerli gıdalar ve keke cevaz vardır. Yalnız ÅŸuna dikkat etmelidir ki bu maddeler süratle vücuda geçtiÄŸinden standart diye ÅŸemasınÂda gösterilen miktarların yarısı kadar alınabilir. 30 gram kek, 30 gram balda 25 gram karbon hidrat (niÅŸasta) vardır. Bu gibi ihtilâfÂlar devam ederse behemehal hekime müracaat etmelidir.
Şeker hastalarında evvelâ gıdanın tanzimi suretile başa çık maya çalışmalıdır. Fakat buna muvaffak olunamazsa yani sıkı bir rejim tatbik edildiği halde idrarla çıkarılan şeker 10 gramdan aşağıya düşmez, kandaki şeker yüzde 0,18 den aşağı düşmez veya devamlı aseton görülür, vücut, zayıflar ve çalışma kabiliyeti
azalırsa hemen insülinle tedaviye baÅŸlamalıdır. Bu tedavi bilhassa, koma halinde, ciddi, ihtilâtlarda ve genç ÅŸeker hastalarında kesin, bir zarurettir? Bir çok ÅŸeker hastalarmda insülinin devamlı verilÂmesi lâzımdır. Bazılarında 4-6-8 haftalık bir Insülin tedavisinden, sonra gıda rejimi ile yetinilebilir. BaÅŸlangıçta insülin tedavisi hasÂtaya zahmetli gelir. Fakat sonraları bu tedaviye müteÅŸekkir olur. Çünkü bu sayede daha fazla yemek yiyebilir, daha fazla çalışaÂbilir. Ihtilâtlar önlenebilir ve hasta daha fazla yaÅŸayabilir. Bir hasta insülinsiz yüz gram niÅŸasta ile, şöyle, yaÅŸayabileceÄŸine insüÂlin yardımı ile 250 - 300 gram niÅŸastan yemek yiyebilir ki bu, deÂvamlı yarı açlıktan daha iyidir.
insülin 1890 da Alman bilginleri Mehring ve Minkovvski taraÂfından pankreasda bir madde eksikliÄŸinin ÅŸeker hastalığına sebep olduÄŸu tesbit edilmesinden sonra 1922 senesinde Amerikalı Banting ve Best tarafından elde edilebilmiÅŸ sebebini bilmek pratikde önem dir.
Pankreas, evvelce söylediğimiz gibi, dış hem iç ifrazı olan bir guddedir. Bu guddenin bir baş kısmı bir orta kısmı ve bir kuyruğu, vardır. Bütün gudde boyunca ifraz kanalı geçerek bir çok dallar verir. Bezde teşekkül eden mayalar bu kanal vasıtasile 12 parmak barsağına dökülür. Bunun alt kısmında safra mecrasının açıldığı yer vardır. Bu mayalar sayesinde barsakda çeşitli gıda maddeleri hazım olarak kana karışabilecek hale gelirler.
Bundan tamamen müstakil olarak bu bezin içinde adacıklar şeklinde yapılar bulunur ki İnsülin bu adacıklarda teşekkül eder. Bunlara, kâşifin adile «Langerhans adacıklar» denir.
Son zamanlarda, pankreasda ikinci bir hormon teÅŸekkül etÂtiÄŸi anlaşılmıştır. Buna glikagon derler. Tesirli insuline zıttır. Sı-hatli insanda insülin ve glikagon ifrazı bir muvazene halinde buÂlunur. Bazı ÅŸeker hastalıklarında glikagon tesiri ağır basar. Ve-böylece insülinin tesirini zayıflatır.
Pankreasda insülin ancak gıda ile niÅŸasta alınmak ÅŸartile teÂÅŸekkül eder.
İnsülin teÅŸekkülü bir sinirin de tesiri altındadır, (vagus). YeÂmeklerden sonra kanda ÅŸeker miktarı artınca bu sinir tahriÅŸe uÄŸÂrar. O da pankreası tenbih eder. Böylece insülin teÅŸekkül eder. SaÄŸlam insanda süratle insülin teÅŸekkülü için ve bu sayede kanda ki fazla ÅŸeker hemen yanacağı için kan ÅŸekeri miktarı yüzde 0,18 i geçemez. Åžeker hastasında ise pankreas hasta olduÄŸu için kâfi deÂrecede insülin yapılamaz. Bazan da sinir yolu ile iÅŸlemediÄŸi için.
insülin teÅŸekkül edemez. Bu sinir sistemim sıhhatli bir yaÅŸayış ve bazı ilâçlarla (lüminal, bellergal) teskin etmek ve böyle maddeleÂrin yanmasını düzeltmek kabildir.
Aynı sebepten dolayı insülin ağızdan alınamaz, zerk edilmesi lâzımdır. Çünkü ağızdan alınsa, barsağa geçince pankreasdan ge^ len mayalar yüzünden hemen tahrib edilir.
tnsülinden baÅŸka hormonlar, fermentler, vitaminler ve sinir ilâçları bazan faydalı olursa da hiç bir zaman insülinin yerini tutaÂmazlar.
însülinle tedavi zamanla geliÅŸmiÅŸtir. Bu ilâç ÅŸeker hastasının yaÅŸamasını kolaylaÅŸtırmış ve daha fazla gıda alabilmesine imkân vermiÅŸtir. Yalnız hekimin vazifesi güçleÅŸmiÅŸtir. Çünkü her hastaÂya uygun insülin dozunu bulmak bir san?attır.
İnsülin üç şekilde kullanılır. Alt - insülin, depo - insülin ve bunların ilcisini birden ihtiva eden muhtelit insülin. Bu ilâçların her birinin tatbik edilebileceği vak?alar vardır.
insülin ünitelerle hesaplanır. Bir ünite vücutta ortalama iki gram nişastanın yanmasına veya yedek şeker haline geçmesine yeten miktardır.
Umumî kaide olarak, ihtilatsız şeker hastalığı vak?alarında 24 saatte 80 üniteyi geçmemelidir. Hastaların çığuna 20-60 ünite kâfi gelir. Daha yüksek dozlar kullanan hastalar, gıdanın tanzimi ile daha küçük dozlara geçmeye gayret etmelidir. Yalnız ihtilâtlar da meselâ ateşli hastalıklarda ve tüberkülozda muvakkaten büyük dozlar kullanmak lâzımdır. Hasta, hekimine danışmadan insUIini bırakmamalıdır.
Åžeker hastası kabil olduÄŸu kadar ayni insülin preparatım kulÂlanmalıdır. DeÄŸiÅŸiklik yapılınca bazan teÅŸevvüşler baÅŸ gösterir.
Alt - insülin :
Bu madde insülinin berrak, asit, sulu bir eriyiÄŸidir. Bunun mahzuru çok sür?atli tesir etmesidir. Vücuda normal bir pankreaÂsın ifrazından daha büyük bir sür?atle ve miktarda karışır. Tesiri bir saat sonra baÅŸlayarak 3-4 saat sonra zail olur. Onun için 24 saat zarfında sık sık küçük dozlar zerk etmek lâzımdır. Bu ilâcın ikinci bir mahzuru, her zerkden yarım saat sonra niÅŸastalı gıda verilmesi zaruretidir.
Şeker hastasını Alt - insüline ayarlamak için bir ünitenin 2 gram şekeri yakabildiği hesaba katılır.
Åžoka mâni olmak için bir defada 24 üniteden fazla zerk etmeÂmelidir. Sabahleyin biraz fazlaca, öğleyin orta ve akÅŸam küçük bir doz vermek münasibdtr.