‘DiÅŸ SaÄŸlığı’ Kategorisi için ArÅŸiv

Diş Gıcırdatma

Pazar, 04 Kasım 2007

Diş Gıcırdatma (Bruxizm)

Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Toplumumuzda sık rastlanır. Genellikle bu alışkanlığa sahip bireyler bundan habersizdir.

Nedenleri:

-Dişlerin diziliş ve sıralanışındaki bozukluklar

-Duygusal nedenler

Bruksizm Sonucu Ortaya Çıkan Sorunlar:

-Dişlerin çiğneyici yüzünde oluşan aşınma:

-Dişlerde kırılma

-Dişlerde aşırı hassasiyet:

-Diş etinin geriye çekilmesi ve genellikle bununla birlikte oluşan dişin boynunda diş eti hizasında oluşan çentik şeklindeki aşınmalar:

-DiÅŸlerde sallanma

-Yanaklarda hassasiyet

-Kas ağrısı

-Baş ağrısı

-Çene ekleminde

Tedavi:

Tedavinin amacı dişlerde çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemenin yanında ağrıyı da azaltmaktır.Ama bu sorunun neden kaynaklandığını bulmak ve buna yönelik bir tedavi yapmak en doğrusu olacaktır.

Buruksizmde diş hekimi tarafından hazırlanan ve uyku esnasında dişlere geçirilen ?gece koruyucuları? bu belirtileri ve oluşturabilecekleri zararları en aza indirmek için kullanmaktadır.

Diş Dolguları

Pazar, 04 Kasım 2007

Diş Dolguları:

Çürümeye yüz tutmuş dişi hemen çekmek çok eski dönemlerde kaldı.Şimdi esas olan;kişinin orijinal dişini ne olursa olsun kurtarmaya yönelik tedavilerdir.Dolgu da bunun en yaygın ve kolay yollarından biridir.Dolguların çeşitleri vardır.Bunlardan hangisinin kullanılacağı hekimle hastanın birlikte alacakları karara bağlıdır.

1.Amalgam Dolgular (Metal Dolgular):

Çok dayanıklı ve ekonomik bir dolgu maddesidir; fakat görünümü estetik değildir. İçinde % 70 gümüş, % 23 kalay, az miktarda bakır ve çinkodan oluşan tozun cıva ile karıştırılmasıyla hazırlanır. Karışım diş hekimi tarafından hazırlanan oyuğa yığılır ve dolgu birkaç saatte sertleşir. Özellikle azı dişleri için günümüzde kullanılan en iyi dolgu maddesidir. Ama gülme gibi ağzın kontrolsüzce açıldığı durumlarda dişlerde kararma varmış gibi görünür.

2. Porselen Simanlar, Kompozitler:

Amalgamın aksine estetik görünümlü dolgu maddeleridir.Ama amalgam kadar sağlam ve dirençli değildir .Daha çok ön dişlerde kullanılırlar.

3. İnlaylar:

Döküm dolgulardır. Dolgu için şekillendirilmiş oyuğun ölçüsü alındıktan sonra, laboratuarda altın veya porselenden hazırlanır ve dişe yapıştırılır. Özel teknik ve çok hassas çalışma gerektirirler.

DiÅŸ Protezleri

Pazar, 04 Kasım 2007

Protez sözcüğü kullanılamayacak kadar harap olmuş ya da tamamen yok olmuş bir organın fonksiyonunu taklit edebilmek amacıyla yapılan,organik olmayan madde ve aletlerdir.

Kuron-Köprü Protezleri

Ağız içinde görülebilen yerleri(kuron) çok harabiyete uğramış dişler,kalan kısımları çeşitli restorasyon işlemlerinden geçirilerek üzerlerine diş şeklinde protez yapılmasıyla tedavi edilirler.Bu da köprü olarak bilinen protez şeklidir.

Tedavi ile kurtarılamayıp çekilmesi gerekmiş olan dişin yerinde kalan boşluğun bir an evvel doldurulması gerekir.Aksi takdirde ,komşu dişlerde oluşan boşluğa doğru kaymalar görülür.Karşı çenede de boşluğa karşılık gelen dişler, boşluğun olduğu yer boyunca uzama eğilimi gösterirler.Bu yüzden de acilen ya köprü protezi ya da implant yapılmalıdır.

Total-Parsiyel Protezleri:

Implant ya da köprü protezleri uygun olmayan tam veya kısmi dişsizlik problemlerinde uygulanır.Uzun süre dişsiz kalmak alveol kemiğinde yani, protezin oturtulacağı çene kemiğinde erimeleri hızlandıracağından,diş çekimlerinden sonra belli bir iyileşme süreci beklenip,ardından hemen protez yapılmalıdır.Ayrıca ağız içi uzun süre boş kaldığında dil büyür ve sonrasında takılan protezle küçülmesi güç olabilir.

En doğrusu bu iyileşme döneminde dahi,geçici protezler kullanmaktır.

İmplantlar

Pazar, 04 Kasım 2007

Diş implantları ;diş köklerinin yerine yerleştirilen yapay kök maddeleridir. Vida, silindir ve kama şeklinde olabilirler.Çene kemiği içerisine yerleştirilir ve onunla bağlantı yaparlar. Diş implantı için kendi alanında bir devrim demek çok da yanlış olmaz.

Avantajları:,

-Diş implantları, tıpkı doğal dişleri destekleyen diş kökleri gibi, yapay dişleri destekler

-Oynayan takırtı yapan ve ağrıya sebep olan takma dişlerin daha rahat ve emin olmalarını sağlar

-Diş implantları sayesinde hemen çekilen bir dişin yerine veya daha önce çekilmiş diş boşluğuna yandaki dişlere zarar vermeden yeni bir diş yerleştirilebilir

-İmplant uygulaması ile rahat bir gülümseme ve istenen gıdaların yenmesi gibi avantajlar ortaya çıkar.

-Özel implantoloji eğitimi görmüş diş hekimlerinin daha önceden bilimsel araştırmalarla denenmiş implant sistemleri kullanımı ile uygulamaların başarı oranın % 90?ın üzerinde olduğu görülmüştür.

-Evde yapılacak etkili bir ağız bakımı ve düzenli diş hekimi kontrolleri ile diş implantları 20 sene gibi uzun bir süre hatta bütün hayat boyu görev yapabilirler.

Kimlere Uygulanır:

-Bu uygulama için ideal kişiler genel sağlığı iyi olanlar ile çenelerinde yeterli miktarda kemikleri bulunanlardır.

-Buna ek olarak implant uygulanacak kişilerin ağız hijyenlerine çok düşkün olmaları ve diş hekimine düzenli zaman aralıklarıyla gitmeleri gerekmektedir.

-Hastanın bu işlem için uygun olup olmadığına radyografiler ve çeşitli analizlerle karar verilir.

Dezavantajları:

-Pahalıdır

-Tedavi uzun zaman alır

-Özel bir bakım gerektirir

Dişlerimiz Hakkında Genel Bilgiler

Pazar, 04 Kasım 2007

Dişlerimizin yapısı ve çeşitleri hakkında detaylı bilgiler;

Mine:

Vücudumuzdaki en sert maddedir.Dişi en dışından koruyucu bir katman olarak sarar. Duyarlı değildir, çünkü içinde sinir hücreleri yoktur. % 97?si kalsiyum tuzlarından oluşur.Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir.Bu birikme, anne rahminde başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir.O zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder.

Dentin:

Minenin altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75?ini oluşturur. Kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya duyarlıdır.

Gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi) tabakası oluşturur.

Dentin adını verdiğimiz oluşum , taç kısmında(dişin ağızda görünen kısmı) mine; kök kısmında da sement ile örtülüdür.

Dentin canlı bir yapıdır ve % 70?i mineral tuzları; % 20si organik madde ve % 10?u da sudan oluşur. Dentinde çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere ?Odontoblast? denir. Dentin kanalcıklarının milimetrekarede sayıları 10.000?e. yaklaşır.

Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.

Pulpa (Dişözü):

Dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya verilen addır. Kökün ucuna kadar devam eder.

Dişin bu bölümünde; kan damarları yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalır. Aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir.

Diş özü, dentin tarafından oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlarla , duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan oluşur.

Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır. Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı, dişi korur. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler yenik düşerlerse, diş özü açılır ve iltihaplanır.

Sement:

Kökün etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır, çok incedir. diş kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlar.

Dişler ve yapıları:

Kesici DiÅŸler

Alt ve üst çenedeki ön dişler ?Kesici Diş? olarak adlandırılır. Üst çenede genişliği 9-10 mm. olanlar orta kesici; 6-7 mm. olanlar ise üst yan kesicilerdir. Alt orta ve yan kesicilerin genişlikleri ise 6-7 mm. arasındadır.

Kaninler (Köpek Dişleri)

?Köpek dişi?adı da verilen kaninler ,kesici dişlerden sonra gelir, alt ve üst çenede sağlı-sollu birerden dört (4)tanedir. Uçları sivri olup koparmaya yararlar.

Azı Dişleri

Kaninlerin arkasında, azı dişleri yer alır. Yapı olarak birbirinden farklı olan azı dişleri, her bir yarım çenede, iki küçük azı, üç de büyük azı olmak üzere beşer tane ve bir çenede toplam on (10) tanedir.

Bütün küçük azıların çiğneme ve kenetlenmeye yarayan ikişer tümsekçikleri vardır. Üst çenedeki büyük azıların dörder tümsekçiği; alt çenedeki büyük azıların beşer tümsekçiği vardır. Bu tümsekçiklere ?tüberkül? adı verilmektedir.

Akıl Dişleri (Yirmi yaş Dişleri)

Üçüncü Büyük Azılar olan yirmilik dişler ,evrimleşen insanoğlunda çene kemikleri gittikçe küçülmeye başlamasıyla bazı insanlarda artık çıkmamaktadır.Bu tamamlanması gereken evrimin doğal sonucudur.

Ancak herkes bu kadar kolay kurtulamamakta ve gömülü olduğu varsayılan ve çenenin evrimsel daralmasından dolayı çıkamayan ya da kısmen çıkan bu dişler genellikle sorun olmaktadır.

Doğru Diş Bakımı

Pazar, 04 Kasım 2007

Günümüzde artık tıbbın her alanında olduğu gibi diş sağlığında da,koruyucu hekimlik ve erken tanı önem kazanmış durumdadır. Bu; bilginin daha kolay ulaşılabilirliği ve bireylerin bilinçlenmesiyle paralel bir gelişimdir. Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelere baktığımızda onların çocukluklarından itibaren , hayatlarında sürekliliği olan bir diş hekimi olduğunu görürüz.Bu öyle bir aşamadadır ki, artık diş kayıtları diye bir olgu vardır.

Bizimki gibi ülkelerin vatandaşları için diş hekiminin sürekliliği eskiden bir lüks belirtisi iken bu da yavaş yavaş değişime uğramaktadır.Yılda en az iki kez diş hekimi kontrolünden geçmek bir lüks değil,zorunluluktur.

Bu kontroller sayesinde,bir diş yitirilmeden erken tanı yöntemleriyle müdahalesi yapılabilir.Özellikle diş çürüklerinin ,dişeti hastalıklarının önlenmesinde hekim kontrolü çok önemlidir.

Bunun yanında her gün yapmamız gereken bir ağız be diş bakımı olduğunu unutmamalıyız.Özellikle tatlı ve asitli gıdalar tükettikten sonra dişlerimizi fırçalamalıyız .Genel olarak günde iki kez fırçalamanın yeterli olduğu görüşü yaygındır.Ama bu bakımın da püf noktalarını iyi bilmeliyiz.

1-Diş Fırçalama Tekniği

Doğru Fırça seçimi:

En uygun fırçalar; naylon ve orta sertlikteki fırçalardır. Ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere kadar rahat ulaşabilmesi açısından fırçanın kafasının fazla büyük ve sapının çok düz olmaması tercih edilir. Diş fırçaları birkaç ayda bir, en geç altı ayda değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır.

Diş Macunu Seçimi:

Piyasada genelde kontrolsüz macun satışı yoktur.Sizin kokusundan rahatsızlık duymayacağınız bir macun, işinizi görecektir.Ama florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır.

Ama;içeriğinde fazla kullanımda diş minesine zarar verecek maddeler olan bir macun seçmemeye özen göstermelisiniz.Bunun için de satın alırken kutuyu okumalısınız.Diş parlatma tozları,dışardan gelen beyazlatma ürünleri de doktorunuza danışmanız gereken ürünlerdir.Abartılı kullanımı ne yazık ki diş sağlığınız açısından sakıncalıdır.

Fırçalarken:

-Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır.

-Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil, yumuşak ve daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır

-Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır.Fırça eğik tutularak, diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir.

-Sonra ise, dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.

-Fırçalama işleminin en az iki-üç dakika sürmesi gerekir.

-Son olarak da dil üzerinin fırçalanması,dil üzerindeki artık ve oluşumların tekrar dişe yapışmasını önleyecektir.

-Unutmayın!!!Sağlıklı diş etleri fırçalama sırasında kanamaz.

Diş İpi Kullanırken

-Dişler fırçalandıktan sonra diş ve diş eti çizgisi ile dişler arasında kalan yemek artıklarının temizlenmesi için diş ipi kullanılır. Bu artıklar en önemli çürük nedenlerindendir.

-Otuz santimetre kadar diş ipi alınır. Diş ipinin bir bölümü bir elin orta parmağına diğer ucu da diğer elin orta parmağına dolanır. İpin bir bölümü ortada kalmalıdır.

-Ortada kalan ip bölümü işaret parmağı ile geriye doğru itilir.İp, dişler arasından geçirilir. Bu hareket sırasında sert olunmamalıdır. İp diş etine kadar indirildikten sonra ağız boşluğuna doğru diş aralarını sıyıracak biçimde indirilir. Bu sırada sert ve kontrolsüz hareketler yapmamak,dişetinin kesilmememsi açısından önemlidir.

-Aynı uygulama başka bir parça ip alınarak alt dişler için de tekrarlanır.

DiÅŸ Beyazlatma

Pazar, 04 Kasım 2007

Ağartma dişlerin yapısında bulunan boya ve renklenmeleri uzaklaştırma işlemidir. Bu işlem peroksit içeren özel ilaçlar ile yapılmaktadır. Dişlerin sararma ve grileşmesinde bir çok etken rol oynar

-Kahve

-Çay, kola

-Sigara

-Yaşlılık

-Eski kaplamalar

-Bazı antibiyotikler (tetrasiklin)

-Fazla florid kullanımı

Bu nedenlerin yanında diş renginin de göz rengi gibi kişiye özel olduğunu unutmamak gerekir.Kalıtım da diş renginde önemli bir faktördür.Ne kadar dikkat edilip ne kadar iyi bakılsa da bazen istenilen beyazlığa ulaşamayabilir dişler.Beyazlatma işlemi,gebeler ve emziren annelerle,küçük çocuklar dışında hemen herkese yapılabilir.

Ağartma Yöntemleri:

1-Kalıpla:

-Dişlerin tüm yüzeyleri temizlenir.

-Ağızdan alınan ölçülere göre, laboratuarda saydam plastik bir taşıyıcı kalıp hazırlanır.

-Bu kalıpta diş beyazlatma jeli için özel yerler ayrılır.

-Beyazlatmada ?Carbamide perokside? içeren özel ilaçlar kullanılır.

-Bu ilaçlar set halinde diş hekimi tarafından hazırlanır ve hastaya şırıngalarda sunulur

-İlaçlar taşıyıcı kalıptaki hazırlanmış olan özel yerlerine sıkılır

-Kalıp dişe yerleştirilir.

-Bu kalıp ağızda 6-8 saat kalmalıdır bu yüzden de uyurken takmak en mantıklısıdır.

-Bu tedavi genellikle 1 ila 4 hafta sürer.

2-Hekim Trafında Yapılan Ağartma İşlemi:

-Ağartıcı ilaç bu işlem hakkında deneyimi olan bir hekim tarafından diş üzerine yerleştirilir.

-İlgili dişin üzerine beyaz renkli dolgu yapılırken kullanılan ışık kaynağı belli bir süre tutulur.

-İlaç yıkanır yıkanmaz dişin renginin ağarmış olduğu görülür.

Diş Eti Hastalıkları

Pazar, 04 Kasım 2007

Tıbbi olarak Periodontal hastalıklar olarak adlandırılan dişeti hastalıkları;dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi durumlardır.Periodontal hastalıklar iki aşamada kendini gösterir.

Gingivitis:

Dişler üzerinde, düzenli olarak biriken bir mikrop tabakası vardır. ?Dental plak? da denilen mikrop tabakasının dişler üzerinde birikmesine izin verilirse yani günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımına önem verilmezse;bu tabaka içinde yaşayan bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler dişetlerinde iltihaba yol açar.

Dişeti hastalığının bu erken dönemine ?gingivitis? denir.

Belirtileri:

-özellikle diş fırçalarken dişetlerinin kanaması

-kırmızı bir görünüm,

-hacim olarak büyümüş, şiş dişetleri

Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir ama,bu aşamadayken tedavi edilmelidir.Tedavi edilmezse hastalık ilerler.Bu aşamadan sonra periodontitis adını alır.Ne yazık ki bazen hiç belirti vermeden de ilerleyebilir.

Önlenmesi:

Kişinin kendisine düşen görevleri yapmasıyla ve düzenli aralıklarla diş hekimi kontrollerine gitmesiyle olay hiç oluşmayacaktır.

Dişimizin sağlığından biz sorumluyuz.Yediklerimizden sonra kalan artıkları ve oluşan dental plağı (bakteriyel diş plağı) günlük doğru fırçalama ve diş ipi kullanımıyla rahatlıkla temizleyebiliriz.

Biz bu özenli bakımla diş taşı ve tartar oluşumunu en aza indirgeyebiliriz.

Ama tamamen oratadan kaldıramayız.Düzenli diş hekimi kontrolleri de burada devreye girer.

Tedavi:

Diş hekimi tarafından yapılır

-dişler tartar ve diş taşından arındırılır.

-düzgün bir kök yüzeyi sağlanır

-hastaya usulüne uygun günlük etkin ağız ve diş bakımı eğitimi yapılır.

Periodontitis :

Tedavi edilmeyen gingivitisde,diş yüzeyine tutunan dental plak dişeti seviyesinin altına uzanır ve iltihabı olayı yayar. Bu durum genellikle çok yavaş ilerler ve dişe destek olan kemiğin harabiyeti ile birlikte diş ile dişeti arasında, normalde çok düşük olması gereken bir boşluk oluşumuna neden olur. Bu boşluğa ?periodontal cep? adı verilir.Bu cep iltihabın yayılması ile daha da derinleşir.

İşte ?periodontitis? dişeti hastalıgının bu dönemine verilen addır. Yıkıma uğrayan kemik miktarı arttıkça, dişler artan oranda sallanmaya başlar. Dişeti ceplerinin derinleşmesi çogu zaman beraberinde dişeti apselerinin oluşumuna neden olur. Bazı durumlarda da kemiğin erimesini takiben dişeti çekilir ve kökler görünecek şekilde ortaya çıkar. İltihabın bu derece ilerlemesi genelde ağrısız oldugu için hasta, olayın farkında bile değildir.

Belirtileri:

-sürekli ağız kokusu

-ağızda tat bozukluğu

-dişler ve dişetleri arasından iltihabi akıntı

-dişetleri dişlerden kolaylıkla ayrılıp uzaklaşabilir

-diÅŸleri destekleyen diÄŸer dokularla birlikte alveol kemiÄŸinde de hasar oluÅŸur.

-hastalık ilerledikçe, çürüksüz dişlerin sallanmasına ve çekilmesine kadar gider

Tedavi:

Cerrahi tedaviyi gerektirebilir.

- bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek,

-cebin büzülerek eliminasyonunu sağlamak

-düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.

Tedavi sonrasında sanki dişler uzamış gibi görülebilir.Bu; dişeti iyileşmesinin doğal sonucu olarak dişetinin küçülmesinden kaynaklanır.

Ayrıca az da olsa dişlerde sallanma bir süre devam eder.2-3 ay içinde tamamen düzelir.Ayrıca dişlerde artan sıcak-soğuk hassasiyeti de görülebilir bu da zamanla geçer.Ama bu durum için özellikle yüksek florürlü diş macunları kullanılabilir.

Sonraki dönemde, artık düzenli doktor takibi yapılır.Ama en etkin olan kişinin günlük ağız ve diş bakımına gösterdiği özendir.

Çapraşık Dişler

Pazar, 04 Kasım 2007

Dişlerdeki çapraşıklıkların nedenleri nelerdir?

Çocukluk döneminde süt dişlerin değişip,kalıcı dişlerin gelmeye başlamasıyla pekçok çocukta çapraşıklıklar gözlenir. ?Çocuğumun dişleri eğri geldi ?sözleriyle anne babalar büyük bir endişeyle dişhekimine başvururlar. Bu durumun en büyük nedeni kalıtımdır. Ancak zamanında alınmayan bazı önlemler de çapraşıklara yol açmaktadır. Dişlerdeki çapraşıkların nedenleri ve alınması gereken önlemler kısaca şöyledir;

1)Genetik olarak çocukta çene boyutuyla dişlerin genişlikleri arasında uyumsuzluk olması ya da çenelerin gelişmesini olumsuz yönde etkileyen solunum yolu problemleri gibi faktörlerin bulunmasıdır. Çocuğunuzun burun yollarındaki solunumu engelleyen faktörler öncelikle üst çenenin daha sonrada alt çenenin normal büyümesini etkileyerek dişlerin düzgün sıralanmasına engel olurlar. Bu durumda mutlaka uzman bir dişhekiminin (ortodontist) müdahalesi gerekir.

2)Dişlerdeki çapraşıklığın bir diğer nedeni de süt dişlerin normal değişme zamanı gelmeden çekilmesidir. ?Nasıl olsa yerine yenisi gelecek? düşüncesiyle tedavi edilebilir düzeydeki süt dişlerinin çekimi son derece hatalıdır. Çünkü bu dişler altlarından gelecek kalıcı dişlerin yerini koruyarak çapraşıklıkları önlerler. Bir süt dişi zamanından önce çekilirse yandaki dişler çekilen dişin boşluğına doğru kayar. Alttan gelecek kalıcı dişin süreceği yeri kapatır,kalıcı diş bulabildiği boşluktan sürmeye çalışır yada gömülü kalır. Her iki durumda da diş sisteminin dengesi bozulur ve çapraşıklıklar gözlenir.

3)Süt dişlerini ara yüzlerinde görülen çürükler zamanında tedavi edilmezse yandaki dişler çürüyen, kayıp diş dokusu kadar boşluğa kayar. Çapraşıklıkların bir diğer nedeni de budur.İşte bu nedenlerden dolayı süt dişlerinde görülen çürüklerin tedavisi son derece önemlidir.

Dişlerdeki çapraşıklıklar sadece estetik sorun mu yaratır?

Dişlerin düzgün sıralanması sadece estetik açıdan önemli değildir. Dişlerdeki çapraşıklıklar bu bölgelerin temizlenmesi güç olacağından çürüklere,dişeti hastalıklarına ve eklem ağrılarına neden olurlar.

Dişlerdeki çapraşıklıklar her zaman tedavi edilebilir mi?

Çapraşık dişler her yaşta değişik tedavi yöntemleriyle ortodontistler tarafından tedavi edilebilmektedir. Ancak bu tür tedaviler oldukça pahalıdır. Bu nedenle çürüyen süt dişlerinin çekiminden çok tedavisi yoluna gitmek daha da önemlisi iyi bir ağız bakımıyla dişleri sağlıklı olarak ağızda tutmak en doğru yöntem olacaktır.

Dişeti Hastalıkları ( Periodontal Hastalıklar )

Pazar, 04 Kasım 2007

Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70?inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.

Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur. Diş-dişeti arasında ?periodontal cep? oluşur. Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.

Dişeti hastalığının belirtileri nelerdir?

Dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır;

Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri

Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri

Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri

Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı

Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması)

Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi

Bölümlü protez uyumundaki değişiklik, bozulma.

Sürekli kötü ağız kokusu.

Bununla beraber, periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla dişhekimine gitmek son derece önemlidir.

Dişeti hastalığının nedeni nedir?

Dişeti hastalığının en önemli nedeni ?bakteriyel diş plağı? adı verilen, dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile diş plağının uzaklaştırılması sağlıklı bir ağız için temel gereksinimdir. Eğer plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca bağlayan lifler yıkıma uğrar, dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir, bakteriler daha derine; kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

Dişeti hastalığı nasıl önlenir?

Periodontal hastalığın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sağlıklı bir durumda sürdürmek için, günlük ağız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipliği kullanma) bakteriyel diş plağının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi mevcut diş plağı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.

Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?

Dişeti hastalığının erken döneminde tedavi, dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sağlar. Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda, diştaşı temizliği, plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.

Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.