‘DiÅŸ SaÄŸlığı’ Kategorisi için ArÅŸiv

Diş Eti Hastalıkları

Pazar, 04 Kasım 2007

Periodontal hastalık nedir?

Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70?inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.

Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur. Diş-dişeti arasında ?periodontal cep? oluşur. Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.

Dişeti hastalığının belirtileri nelerdir?

Dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır; Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması) Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi Bölümlü protez uyumundaki değişiklik, bozulma. Sürekli kötü ağız kokusu.

Bununla beraber, periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla dişhekimine gitmek son derece önemlidir.

Dişeti hastalığının nedeni nedir?

Dişeti hastalığının en önemli nedeni ?bakteriyel diş plağı? adı verilen, dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile diş plağının uzaklaştırılması sağlıklı bir ağız için temel gereksinimdir. Eğer plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca bağlayan lifler yıkıma uğrar, dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir, bakteriler daha derine; kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

Dişeti hastalığı nasıl önlenir?

Periodontal hastalığın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sağlıklı bir durumda sürdürmek için, günlük ağız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipliği kullanma) bakteriyel diş plağının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi mevcut diş plağı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.

Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?

Dişeti hastalığının erken döneminde tedavi, dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sağlar. Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda, diştaşı temizliği, plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.

Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.

Başlangıç Periodontal Tedavi Sonrası Öneriler:

Bilindiği gibi, komplike olmayan, basit gingivitis interdental ve marjinal dişetini etkileyen en yaygın dişeti hastalığıdır. Dişeti kanamasının başta gelen nedenlerinden biridir. Tedavisindeki başarısızlık yıkımın daha derin periodontal dokulara ilerlemesine ve erken diş kayıplarına neden olabilir. Diş plağını ve plak birikimini artıran ve/veya uzaklaştırılmasını engelleyen faktörlerin eliminasyonu başlangıç tedavi girişiminin ana hedefi olmalıdır. Basit gingivitis tedavisinde; dikkatli bir muayene yapılarak diş plağı, diştaşı, besin birikimi (food impaction), taşkın veya bozuk konturlu restorasyonlar, irritasyon oluşturan hareketli protezler ve cep derinlikleri değerlendirilmelidir.

Basit gingivitis tedavisi tek seansta bitirilmemeli ve sırasıyla şu aşamaları içermelidir.

1. Komplike olmayan gingivitis tedavisi plak kontrolünün öneminin hastaya anlatılması ve öğretilmesi ile başlamalıdır.

2. Dişler plak, diştaşı, boya gibi tüm eklentilerden arındırılmalı ve iyi bir polisaj işlemi yapılmalıdır. Polisaj, gingivitisin tekrarını önleyici önemli bir faktördür. Gingivitisin başlamasında ve diştaşı oluşumunun başlangıç aşamasında en önemli faktör olan bakteriyel plak polisaj yapılmamış pürüzlü yüzeylerde cok daha çabuk birikir.

3. Hasta kontrole geldiğinde dişeti gözlenir ve plak elininasyonunun etkinliği değerlendirilir. İltihabın hala mevcut olduğu alanlarda diştaşı ve plak eliminasyonu tam olarak başarılamamış olabilir. Tekrar temizlik işlemi yapılır, hasta plak eliminasyonu konusunda yeniden motive edilir. Tedavinin başarısı veya aşağıda sıralanan başarısızlık nedenlerinin değerlendirilmesi için hasta mutlaka kontrole çağırılmalıdır.

Gingivitis tedavisinde başarısızlık nedenleri:

· Özellikle mine-sement birleşiminin apikalinde kalan alanlardaki minik diştaşı partikülleri tam olarak elimine edilmemişse,

· Birikimler temizlendikten sonra iyi bir polisaj yapılmamışsa,

· Dişler üzerindeki eklentiler temizlenmiş ancak, irritasyonun primer nedeni elimine edilmemişse,

· Hasta etkin bir plak kontrolü yapamamışsa.

Tüm bu tedavi sırasında hastaya verilmesi gereken bilgiler ve öneriler:

1. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı ile başlar ve dişeti iltihabının en önemli etkeni diş plağıdır. Diş plağının kalsifiye olması ile diştaşı oluşur. Diştaşı pürüzlü bir yüzeye sahiptir ve üzeri daima kalsifiye olmamış plak ile örtülüdür. Böylece diştaşı, plak için uygun bir yuva oluşturarak iltihabın sürmesine ve şiddetlenmesine neden olur. Bu nedenle oluşmuş diştaşları mutlaka hekim tarafından temizlenmelidir. Temizlenmiş bir ağızda diştaşının yeniden oluşumu etkin bir ağız bakımı ile engellenebilir.

2. Hasta tedavi sonrası olası kanama konusunda uyarılmalıdır ve kontrole geldiğinde bu kanama alanları ve tipi değerlendirilmelidir. Kanama marjinal dişetinden geliyorsa, yeni oluşan plak bu kanamanın nedenidir ve plağın eliminasyonu problemi çözer. Kanama eğer cep tabanından geliyorsa kök yüzeyi tam olarak temizlenememiş ve kalan eklentiler, plak nedeni ile biyolojik olarak uygun nitelik kazandırılamamıştır. Kanamanın tam olarak eliminasyonu için bu eklentiler tamamen temizlenmelidir.

3. Diştaşı temizliği dişlere zarar verebilecek veya tehlikeli bir işlem değildir.

4. Diştaşı temizliği yapıldıktan sonra dişlerde hassasiyet olabilir, bu durum normaldir. Diştaşı temizliği sonrası önceden diştaşı ile örtülü yüzey açığa çıkar ve açığa çıkan bu yüzeyde soğuk ve sıcağa karşı duyarlılık olur. Bu duyarlılığın üç-dört günde geçmesi beklenir. Önemli olan, hastanın dişlerindeki duyarlılık nedeni ile etkin fırçalama ve ağız bakım işlemlerini ihmal etmemesidir.

5. Bazı hekimler diştaşı temizliği sonrası yeni oluşacak plağın mineralizasyonunu önlemek amacı ile anti-tartar diş macunu önerebilir. Bu tür diş macunlarının özellikle bu dönemde kullanılması hassasiyet olasılığını ve şiddetini artırabilir.

Periodontal Cerrahi Sonrası Postoperatif Öneriler:

Yapılan periodontal cerrahi işlem sonrası hasta yapması ve yapmaması gereken işlemler konusunda uyarılmalıdır. Hastaya yapılacak öneriler;

1. Cerrahi işlem sonrası 2 saat hiçbir şey yiyip içmeyiniz.

2. Ameliyat sonrası ilk 24 saat içerisinde sıcak yiyecek ve içeceklerden uzak durmanız gerekmektedir. Çiğneme operasyona dahil edilmeyen bölge ile yapılmalıdır. Yumuşak ve ılık yiyecekler uygundur. Asitli meyva suları, alkollü içecekler ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulması gerekmektedir. Aksi taktirde ağrıya neden olurlar.

3. Ameliyatı takip eden günlerde sigara içilmemelidir. Dişetini irrite ederek iyileşmeyi tehlikeye atacağından ve ağız içi sıcaklığını arttıracağından cerrahi işlem sonrası sigara içilmemesi gerekir.

4. Ameliyatı takiben 2 hafta süresince, eğer varsa, protezlerin mümkün olduğunca az kullanılması gerekmektedir.

5. Ameliyat yapılan bölgede pat yoksa veya düştüğünde süturlara bakmak için dudak ve yanağın kaldırılmaması gerekmektedir.

6. Ameliyat bölgesine konulan pat sizi rahat ettirmek ve yara bölgesini irritasyondan korumak içindir. Ağrıyı önler, yara iyileşmesini kolaylaştırır ve alışık olduğunuz aktiviteleri rahatlıkla sürdürebilmenizi sağlar. Pat ilk yerleştirildiği birkaç saat içinde rahatsızlık hissi verebilir. Dil veya parmakla patı oynatmayınız. Yerleştirilen pat küçük parçalar halinde kırılırsa panik yapmayınız. Büyük parçalar koparsa veya sizi çok rahatsız ederse doktorunuzu arayınız.

7. Hafif şişlikler olabilir. Operasyon bölgesinin üzerine ilk gün buz torbası hazırlayarak dışarıdan uygulayabilirsiniz. Sık olarak bir çay kaşığı tuz koyduğunuz bir bardak ılık su ile ağzınızı yavaşca çalkalayınız.

8. Operasyon sonrası ilk 4-5 saat içerisinde cerrahi bölgesinden bir miktar sızıntı olabilir. Bu da tükürüğünüze kırmızı renk verecektir. Bu durumda panik yapmayınız ve sızıntı devam ederse temiz bir gazlı bezi rulo haline getirip 20 dakika kadar kanama bölgesine bası yapacak şekilde uygulayabilirsiniz. Daha uzun süreli kanamalar doktorunuz tarafından kontrol altına alınmalıdır.

9. Operasyon sonrası ilk 24 saat içerisinde ürperti ve halsizlik hissi oluşabilir. Bu durum normaldir ve endişeye gerek yoktur. Günlük aktivitelerinize devam edebilirsiniz, ancak aşırı çaba gerektiren sporlar yapılmamalıdır.

10. Ameliyat sonrası iyileşme için doktorunuzun yazdığı reçeteyi uygulayınız. Eğer doktorunuz önermişse antibiyotikleri tarif edilen şekilde kullanınız. Ameliyat sonrası ağrınız olursa ağrı kesici alabilirsiniz. Bu durumda aspirin veya benzeri salisilik asit türevi ilaçlar alınmamalıdır.

11. Ameliyat edilmeyen bölgelere normal fırçalama işlemlerini uygulayabilirsiniz. Ameliyat bölgesindeki dişlerin ise çiğneme yüzeylerini fırçalayınız. Pat uygulanmamışsa o bölgedeki dişleri de fırçalayabilirsiniz. Ancak, dişipi kullanırken dişeti altına inmeyiniz. Doktorunuz önermişse fırçalama işlemleri sonrası önerilen ağız gargarasını kullanabilirsiniz.

12. Yemek sonrası ağzınızı çalkalayın. Patın üzerini nemli pamukla veya kulak temizleme çubuğu ile silebilirsiniz.

13. Doktorunuzun önerdiği süre (1 hafta veya 10 gün) sonunda dikişlerinizi aldırmak ve kontrol için doktorunuzu arayınız.

20 YaÅŸ DiÅŸi

Pazar, 04 Kasım 2007

?Gömülü Diş? ne demektir ?

Sürme zamanı geldiği halde çeşitli nedenlerle ağızda yerini alamayan dişlere ? gömülü dişler? denir. Üçüncü büyük azı dişleri ( yirmi yaş dişleri veya akıl dişleri olarak da bilinir ), en sık rastlanan gömülü dişlerdendir. Üçüncü azı dişlerinin sürebilmesi için ağızda yer bulunmuyorsa ve kişi 25 yaşına geldiği halde halen sürmemişse, ? gömülü ? olarak değerlendirilirler. Bazen de bu dişler kısmen sürer, ancak hiçbir zaman tam yüksekliğe ulaşamazlar. Üçüncü azılarınız henüz sürmemişse, dişhekiminizi ziyaret ederek durum hakkında bilgi edinebilir ve gömülü kalan dişlerin neden olabildiği ağrı, şişme, enfeksiyon, çürük ve dişeti hastalıkları gibi bazı problemler ortaya çıkmadan etken dişin çekilmesini sağlayabilirsiniz.

Üçüncü azılar neden düzgün bir şekilde sürmezler?

Evrimleşen insanoğlunda çene kemikleri gittikçe küçülmeye başladığı halde azı dişlerinde sayıca azalma tam olarak gerçekleşmemiştir. Bunun sonucu olarak günümüz insanında ağızda son süren üçüncü azı dişleri için genellikle yer kalmamaktadır. Bilindiği gibi üçüncü azı dişleri 15 ile 25 yaşlar arasında sürebilirler.

Gömülü üçüncü azılar ne tip sorunlara yol açabilir ?

Gömülü üçüncü azıların çevresinde kist ve tümörler oluşabilir. Öte yandan, kısmen sürmüş üçüncü azılar da ciddi bir enfeksiyon kaynağıdır. Bu tip dişler ağrının yanında dişeti problemleri ve apselere yol açabilirler. Ancak her üçüncü azı da bu problemlere neden olmayabilir.

Sadece Antibiyotik kullansam olmaz mı?

Antibiyotikler yanlızca kısa bir süre için rahatlama sağlayabilirler. Toplumumuzda bilinçsiz ve çok çeşitli antibiyotik kullanımı yaygın olduğundan, alınan antibiyotikler şikayetlere yol açan mikroorganizmalara her zaman etki etmeyebilir. Üstelik etkili olsalar bile, gerçek problemi ortadan kaldıramazlar. Diğer bir deyişle, antibiyotik alınsa da probleme yol açan diş hala ağızdadır.

Çekim ne zaman gereklidir ?

Üçüncü azı dişlerinin çekilmesi için mutlaka problem yaratmalarını beklemek yanlıştır. Dişhekiminizin de önermesi koşuluyla erken dönemde yapılacak üçüncü azı çekimlerinin ileride doğabilecek pek çok problemi önleyeceğini unutmayınız. Örneğin, gömülü üçüncü azılar, ikinci azı dişlerine zarar verebilirler. 16 yaşından önce yapılan çekimlerde iyileşme son derece hızlı olmaktadır. Daimi ikinci büyük azılar sürdükten sonra üçüncü büyük azıların alınması mümkündür. Bu da 11-12 yaş civarında gerçekleşir. Dişhekiminiz, bu dönemde alacağı röntgenler ile üçüncü azı dişlerinin sürmesi için yeterli yer olup olmayacağını tayin ederek çekim için gerekli öneride bulunacaktır.

Eğer şikayetim yoksa ne yapmalıyım?

Ağrı, şişme ve enfeksiyon şikayeti olan kişiler, üçüncü azılarını en kısa sürede çektirmelidirler. Ancak hiçbir şikayet söz konusu değilse, ileride oluşabilecek sorunları önlemek veya olası bir çapraşıklık riskini ortadan kaldırmak için bu dişlerin alınması yararlı olacaktır. Bunun yanı sıra, şikayete yol açmayan gömülü üçüncü azıların erken dönemde alınması ile; nedeni tespit edilemeyen çene ağrıları, hareketli protezlerin doku uyumsuzlukarı, dişeti hastalıkları ve tümör gelişimi gibi bazı riskler de ortadan kalkacaktır.

Gömülü dişler nasıl çekilir?

Gömülü dişin üzerindeki dişeti dokusu açıldıktan sonra kemik ve diş üzerindeki bağlayıcı dokular uzaklaştırılır. Ardından diş çekilir ve açılmış olan dişeti dikilir.

Bu operasyondan sonra hastanın dişhekimi tarafından önerilecek bazı ilaçları ( antibiyotik, ağrı kesici v.b ) alması gerekebilir. Genellikle 5. Günden sonra dikişler

DİŞ ÇEKİMİNİ TAKİBEN YAPMANIZ ÖNERİLENLER

? Diş hekiminizin yanından ayrıldıktan sonra, 15 dakika kadar çekim yerine diş hekiminizin koyduğu gaz tamponu ısırarak yerinde tutunuz. Eğer kanama veya sızıntı varsa ikinci bir tamponla değiştiriniz. İlk yarım saatlik süre zarfında ağzınızı çalkalamamaya özen gösteriniz , buradaki amaç çekim boşluğundaki pıhtının korunarak yara iyileşmesini hızlandırmaktır , ağız çalkalandığı taktirde çekim boşluğundaki pıhtı oluşumu engellenebilir ve kanama olabilir .

? 6 saat kadar sızıntı halinde kanamanız olabilir.

? Alkol ve kanamayı artırabilecek olan asetik salisilik asit ( örn. Aspirin) gibi ilaçları kullanmayınız.

? Çekimden sonra bir süre istirahat ediniz. Mümkünse başınız yüksekte olmak kaydıyla yatınız.

? Çekimden sonra 2 saat kadar hiçbir şey yemeyiniz. Sıcak yiyecek yada içeceklerden kaçınınız. Oda sıcaklığındaki süt yada süt ürünleri tercih edilebilir.

? Diş hekiminiz öneriyorsa, çekimden 2 saat sonra antimikrobiyal ilaçlar ve/veya ağız gargaraları ile ağzınızı çalkalayabilirsiniz.

? Eğer herhangi bir sorun olursa (ağrı, şişme, fazla ve uzun süren kanama) diş hekiminize danışınız.

Acil Sorunlar

Pazar, 04 Kasım 2007

Şiddetli gece ağrısı ; Genellikle en sık rastlanan ve şikayetçi olunan durumdur.

Şiddetli ağrının nedeni ; ileri derecede çürümüş bir dişin iltihaplanmaya başlamasıdır . Yeni oluşan iltihabın , dişin sinirini öldürmeye başlaması ve dişin dışına doğru yayılmaya çalışması dokularda basınç ve dolayısıyla ağrı oluşturur. Bu durum diş hekimliğindeki en şiddetli ağrıdır.

Şiddetli ağrının özellikle gece oluşmasının nedeni ; gece saatlerinde hormonal değişiklikler nedeniyle damarlarımızın genişlemesidir. Bunun bir sonucu olarak dokulara daha çok sıvı gider. Dolayısıyla dişin içine giren damarlardan daha çok sıvı gelir. Fakat iltihap nedeniyle bozulan diş içerisindeki damarlardan sıvı yeterince çıkamaz ve bu durum içerideki sıvı miktarını arttırır. Diş içerisindeki bu dolaşım bozukluğu basınca sebep olur ve diş içerisindeki sinirler üzerinde etkili oluşturarak ağrı oluşturur.

Ağrı kesiciler ; bu durumda kısa bir süre etki gösterdikten sonra yetersiz kalır. Çok sayıda ağrı kesici alınması , ağrı için bir çözüm olamamaktadır ( Sadece mideye zarar vermektedir) . Dişin üzerine bir takım malzemelerin direkt olarak uygulanması gereksiz hatta zararlı bir davranıştır.

Çözüm ; bu durumdaki bir hastanın dişe müdahale edilmesinden başka bir seçeneği olmadığından en kısa zamanda bir diş hekimine gitmektir . Diş hekimi tarafından anestezi yapılarak diş perfore edilir ( delinir ). Böylece diş içerisinde oluşan iltihabi basınç azaltılır . Daha sonra ise dişin sinirinin alınarak kanal tedavisi yapılması gerekir.

Dişte oluşan kırılma ve çatlamalar ;

Çeşitli darbeler sonucu oluşan diş kırıkları veya diş çatlamalarına çok sık rastlanmaktadır.

Dişte bir kırılma olduğunda yapılması gereken ; en kısa zamanda diş hekimine gitmektir. Bu arada bir ağrı kesici alınabilir.Fakat diş yüzeyine herhangi bir madde uygulanmamalıdır. Aksi takdirde dişe kalıcı zararlar verilmesi söz konusu olabilir.

Dişten bir kırık parçası koptuysa ; bu kırık parçası veya diş , enfekte edilmemeye çalışılarak ve bir miktar sütün içerisine koyularak hemen bir diş hekimine gidilmelidir . Bu durumda dişin veya parçanın tekrar yerine yerleştirilmesi söz konusu olabilir . Eğer diş komple yerinden çıktıysa ve enfekte edilmeden getirilebildiyse ? reimplantasyon ? yapılarak diş yerine yerleştirilerek ve fixe edilir .

Ağız Bakımı

Pazar, 04 Kasım 2007

Ağız ve diş sağlığı; Beslenme, Konuşma ve Estetik açıdan önem taşır.

Ağız ve diş sağlığı bozulan kişi yiyecekleri yeterince öğütemez, konuşurken sesleri çıkarmakta zorlanır ve ( kaybedilen dişlerin yerine göre) estetik olarak hiç hoş olmayan bir görünüm söz konusu olur.

Bu nedenle sistemli ve yeterli bir ağız - diş bakımı gereklidir.

Ağız bakımında en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Yeterli zaman ayırarak, sistemli bir şekilde yapılan bakım ile birçok sorunun oluşmasını engelleyebilirsiniz.

Biz diş hekimlerine düşen görev ise 6 ayda bir yapılan kontrollerle yapılan bakımı denetlemek, gözden kaçan - ihmal edilen - bölgeleri izleyip temizlemektir.

Günümüzde, çağdaş ülkelerde Tedavi edici hekimliğin yerini Koruyucu hekimlik almıştır. Özellikle dişhekimliği gibi mecbur olunmadıkça gitmekten kaçınılan, ancak son ana gelindiğinde de sevimsiz ve pahalı bir yığın tedavi gerektiren bir dalda, Koruyucu - Önleyici hekimliğin ne denli faydalı ve başarılı olacağı ortadadır. Yani :

Dişleriniz sizi diş hekimine gitmek zorunda bırakmadan, siz dişlerinizi bakıma götürmelisiniz.

Ağız bakımında neler, nasıl kullanılmalıdır ?

1. Diş fırçası : İyi bir diş fırçası baş kısmı kısa, düz saplı ve orta sert naylon kıllardan üretilmiş olmalıdır. Elektrikli diş fırçalarının dişleri daha iyi fırçaladığı söylemek doğru olmaz.Doğru Diş Fırçalamayı resimlerle görmek isterseniz burayı tıklayınız.

2. Diş macunu : Diş fırçasının mekanik fırçalamasının etkisini arttırır. Burada çok sık sorulan bir soruya da cevap vermek gerekiyor.Bize göre ?En iyi? ya da ?İdeal? bir diş macunu yoktur.En iyi diş macunu size diş fırçalamayı bir zevk haline getiren,tadı ve kokusu hoşunuza giden diş macunudur.Ancak zaman zaman diş macununuzu değiştirmeniz devamlı aynı aşındırıcı maddeye maruz kalmanızı önleyecektir.

3. Diş ipleri : Diş fırçasının tam temizleyemediği diş ara yüzeylerini temizlemekte kullanılır.Diş ipi kullanımını resimlerle görmek isterseniz burayı tıklayınız.

4.Ağız gargaraları : İçerdikleri maddelere göre ağızda (özellikle fırçanın ulaşamadığı yerlerde) bulunan mikroorganizmaların aktivasyonunu engeller, ağızda mevcut bakteri sayısını azaltır ve buna bağlı olarak ağız kokusunu ortadan kaldırırlar.Ancak unutmayın ağzı çalkalamak,bakteri plağını yerinden oynatmaz. Ağız gargaraları diş fırçalamanın ve diş ipi kullanımının yerini tutamaz, sadece artı bir koruma ve bakım yöntemidir.

5. Diş arası fırçaları: Diş araları ile köprü altlarını temizlemekte kullanılan özel yapılı fırçalardır.

Biliyormusunuz?

Ağız ve Diş Sağlığınız için % 100 etkili yöntem hangisidir?

A : Dişlerimi Fırçalarım

Dişlerinizi günde 2 kez fırçalıyorsunuz.Harika, peki ama dişlerin arayüzlerinde kalan artıklar ne olacak?

B : Diş İpi Kullanırım

Diş ipini doğru kullandınız, ama ya çiğneyen yüzeylerde ve dilde biriken artıklar ?

C : Ağız Gargarası kullanırım

Sadece gargara yaparak bakteri plaklarını uzaklaştırmak ve çürükleri önlemek mümkün değildir.

D : Hepsi

Bildiniz ! Tabii ki Hepsini birarada kullanmak gerek. Sağlıklı günler dileriz

Ortodonti

Pazar, 04 Kasım 2007

Ortodonti (Çarpık dişleri düzeltme):

Diş sıralamasındaki bozukluklar ve karşıt dişlerle olan ,kapanış bozukluklarını düzelten diş hekimliği alanı ortodonti olarak anılır.Önceleri sadece estetik bir branş gibi algılanan ortodonti bilinç seviyesinin yükselmesiyle şimdi gereklilik bazında hizmet vermektedir.

Ortodontik Sorunların Nedenleri:

Ortodontik bozuklukların nedenleri kalıtımsal ya da sonradan edinilmiş olabilir.

-Ebeveynlerin birinden gelen küçük çene geni, diğerinden gelen büyük diş hacmi ile karşılaştığında, dişler için yeterli yer olmaması sebebiyle çarpık dişlenme görülebilir veya tersi durumunda dişler arasında fazla mesafe bulunması gibi durumlar genetik faktörlere bağlıdır.

-Erken süt dişi çekiminden ötürü komşu dişlerin kayması,yalancı meme ve parmak emme gibi alışkanlığı olan çocukların buna uzun süre devam etmesi gibi faktörler sonradan edinilmiş ortodontik bozukluklara neden olurlar.

-Diş eti hastalıklarına bağlı ortaya çıkan diş düzensizlikleri

-Diş kaybına bağlı olarak çenede diş yerleşiminin bozulması,boşluk bırakan dişin dişlerin arasını açması

-Karışık dişlenme çağı, yani ilkokul dönemi;ağızda hem süt dişlerinin hem de daimi dişlerin bulunduğu dönemdir.Bu dönemde süt dişlerinin zamanından önce veya sonra kaybedilmesi,alttan gele daimi dişe rehberlik edememesi sonucu;çene içinde darlık problemleri oluşabilir.Bu da çarpıklığa neden olur.

Tedavide Yaş Sınırı:

Artık hasta kaç yaşında olursa olsun tedavi mümkündür.

Tedavi edilmezse:

-Dişlerin destek dokularında zamanla problemler çıkar

-Çapraşıklık dişlerin yeterli temizliğinin sağlanamamasına neden olur.

Bu da,çürükler,iltihaplar ve hatta kemik erimeleri demektir.

-Dişlerin birbirlerine üzerine basma şekilleri düzgün olmadığından çene eklemlerine gelen basınç daha fazla artar ve eklemlerde deformasyon, ağrı, çıtırtı sesi gibi rahatsızlıklara neden olma ihtimali çok büyüktür.

Ortodontik Tedavide Estetik Kaygılar:

Gelişen teknoloji sayesinde artık diş ve diş tedavilerine de yansımış durumda.Eskiden sadece ağızda metal bir görünüm oluşurken şimdi;kullanılan diğer materyallerle bu sorun en aza indirilmiştir.Hatta bazı uygun olgularda,braketler dişin arka yüzeyine yapıştırılarak estetik sorunla hiç karşılaşılmaktadır.

Ama eğer tamamen görünmez bir tedavi isteniyorsa artık bu da mümkündür.Ortodontide ki son gelişmelerden biri olan ?invisaling ? tekniği ile her yaştan hasta tedavi sürecini çok daha rahat geçirmektedir.

Gebelik Ve Ağız Sağlığı

Pazar, 04 Kasım 2007

Gebelik ve Ağız Sağlığı:

Hamilelik sırasında annede östrojen ve progesteron hormon düzeylerinde artış olur.Bu durum dişler üzerinde plak birikiminde artışa neden olur.

Eğer anne iyi bir ağız bakımı yapmıyorsa,bu durum dişeti iltihabına (gingivitis) bile neden olabilir.Bu durum ?hamilelik gingivitisi? adını alır.

-dişeti kırmızı,

-hacim olarak artmış,

-hassas ve kanamalıdır.

Bu tablo daha çok 2. üç aylık dönemde hamile kadınların çoğunluğunu farklı şiddette etkiler.

. Eğer gingivitis zaten mevcutsa hamilelik sırasında şiddeti artabilir ve tedavi edilmezse periodontitise ilerleyebilir. Hamile kadınlarda aynı zamanda ?hamilelik tümörü? geliştirme riski de vardır.

.En doğrusu; her gebe kalmayı planlayan ya da planlamadığı halde gebe kalan ve doğum kararı alan kadının, bir diş hekimi kontrolünde olmasıdır.Bu sayede sorun çıkmaması ya da çıktığı anda müdahalenin en uygun yöntemle yapılması sağlanabilir.

. Diş röntgeni çekilmek zorundaysa,kurşun gömlek giyilerek çekilebilir.Ama asıl önerilen ilk 3 ay, böyle bir işlemin yapılmamasıdır.

. Aşırı ağrının eşlik ettiği acil durumlarda;tedavi hamileliğin hangi döneminde olunursa olunsun yapılır.Ancak herhangi bir diş tedavisi için en uygun zaman; 4. ve 6. gebelik ayları arasındadır.Anestezi ya da ilaç uygulaması yapılmasını gerektiren durumlarda mutlaka hastanın jinekoloğuyla iletişime geçilir.

. Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir.

. Diş sağlığı için protein,Avitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir.

. Bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerekir. Alınan ilaç mutlak doktor kontrolünde olmalıdır.

. Kullanılan her antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere neden olduğu kanısı yanlıştır. Dişlerde renklenmelere neden olan antibiyotik grubu ?tetrasiklinler?dir. Bunun dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı kanıtlanamamıştır

Pedotonti

Pazar, 04 Kasım 2007

Pedodonti:

Çocuklardaki süt ve daimi dişlerin hastalıkları ile ilgili diş hekimliği dalıdır.

.Süt dişleri bebekliğin yaklaşık 6. ayında çıkmaya başlar ve 2,5-3 yaşına kadar ağızda 20 adet süt dişi oluşur.

.Yaklaşık 6 yaşından itibaren de, süt dişlerinin altından daimi dişler çenenin de büyümesine paralel olarak çıkmaya başlar.Yavaş yavaş süt dişleri dökülerek daimi dişler yerlerini almaya başlar.Bu 11-13 yaşlarına kadar bütün daimi dişler çenedeki yerlerini alana dek sürer.

.Küçük bebeklerde süt ya da yemek bulaşığı,sonrasında verilecek su ve annenin silmesiyle yapılacak bir ağız bakımıyla ortadan kaldırılabilir.Bu pamukçuk ,aft gibi ağız yaralarından da korunmayı sağlayacaktır.

.2,5-3 yaşlarından itibaren çocuğa diş fırçalama öğretilmeli ve özendirilmelidir. Çocuğa yavaş yavaş diş ve ağız bakımı eğitimi verilerek,diş hekimine götürme olayını bir ceza değil de sağlıklı olmanın bir şartı olarak aşılamak gerekir.

. Anne babalar çürük ve ağız enfeksiyonları konusunda uyanık olmalı ve bu konuda bir diş hekimiyle irtibatta olmalılar.

Ağız Kanserleri

Pazar, 04 Kasım 2007

Ağız Kanserinin Nedenleri:

Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber

-tütün ürünleri,

-alkol

-bazı besinlerdeki kanser yapıcı maddeler

-fazla güneş ışığına maruz kalınması

-genetik yatkınlık

gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bulunmuştur.

Belirtileri:

-Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar

-Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması

-Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar

-Seste boÄŸukluk veya boÄŸazda yutulamayan cisim hissi

-Çiğneme ve yutma güçlüğü

-Dil ve çene hareketlerinde zorlanma

-Dil veya ağzın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk

-Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması

Seyri:

Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır

Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır.Kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça, ağrı şikayeti de başlar.

Sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleri görüldüğü bölgelerdir.

Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformasyonlarına yol açabilir.Hatta ölümlere neden olabilir.

Kişinin kendi ağız kanserini fark etmesi güç olabilir. Diş hekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından önemlidir.

Öneriler:

-Sigara içmeyiniz

-Tütün çiğnemeyiniz

-Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayınız

-Meyve ve sebzeden zengin diyetle besleniniz

-Düzenli olarak diş hekimine gitmeyi ihmal etmeyiniz

Diş Çürüğü Ve Dolgular

Pazar, 04 Kasım 2007

Diş çürüğü nedir?

Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.

Dişler neden çürür?

Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.

Kimlerde daha çok çürük olur?

Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de dişhekimleri tükürük akışını arttırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.

Diş çürüğü önlenebilir mi?

EVET.

1. Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve hergün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.

2. Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında birşey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.

3. Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.

Amalgam Dolgular (Metal Dolgular)

Amalgam nedir?

Amalgam dolgular gümüş dolgular olarak ta tanımlanır. Amalgam; gümüş, kalay ve bakır alaşımının, cıva ile karıştırılması ile elde edilir. Karışımın %45-50?sini oluşturan civa, metalleri birbirine bağlayarak dayanıklı bir dolgu malzemesi yaratmış olur. 150 yıldan beri geliştirilerek kullanılmakta olan amalgam dolgular, çok sayıda dişin korunarak ağızda kalmasına hizmet etmiştir.

Amalgamdaki civa zararlı mıdır?

Amalgam dolgudaki civa zehirli değildir. Civa diğer metallerle birleştiğinde kimyasal yapısı değişir ve zararsız hale geçer. Çiğneme ve öğütme sonucunda ağızda açığa çıkan civa miktarı su, hava ve yiyeceklerde alınan miktardan çok daha küçüktür. Bütün bilimsel araştırmalarla civanın zararsız olduğu sonucuna varılmıştır. Amalgamlar söküldüğünde civanın oluşturduğu düşünülen bazı hastalıkların iyileştiği iddia edildiği halde bilimsel olarak ispatlanamamıştır.

Dişhekimleri amalgamı niçin tercih ederler?

Amalgam hala en zararsız, en uzun ömürlü ve en ucuz dolgu maddesidir. Yılda, bir milyardan fazkla amalgam dolgu yapıldığı hesaplanmıştır. Diğer dolgu maddelerine oranla çok daha kısa zamanda ve kolay uygulanabilirler. Porselen, altın ve beyaz dolgular gibi dolgu malzemeleri hem daha pahalıdırlar hem de daha çok zaman ve dikkat isterler. Ayrıca altının dışındakiler amalgam kadar uzun ömürlü değildir. Amalgam ancak civaya allerjisi kesin olarak tespit edilenlerde kullanılmamalıdır ki, bu da yüzde birden çok daha düşük bir olasılıktır. Gerekmediğinde amalgam dolgular sökülmemelidir. Çünkü hem gereksiz masraf getirmekte hem de dişe zarar verme olasılığını arttırmaktadır.

Amalgam restorasyon sonrası hastaya uyarılar

Uygulamanın yapıldığı tarafı en az bir saat kullanmaması ve takip eden 24 saat içinde de dikkatli olunarak sert şeyleri o bölgede çiğnememesi hastalardan istenmelidir.Hastaya 24 saat geçtikten sonra polisaj işlemi.,için ikinci bir randevu verilmelidir.Bu uygulama, hem amalgamın metalik özelliklerini iyileştirme hem de kullanım sonrası restorasyonun anatomik ve fonksiyonel olarak tekrar gözden geçirilme olanağını sağlayacaktır.

Amalgam dolgulardan sonra kısa süreli bir sıcak-soğuk duyarlılığı olabilmekte ve bu zamanla kaybolmaktadır.Ancak ender olsa da bazı kişilerde ağızda çeşitli metaller bulunduğunda ya da çatal gibi başka bir metal girdiğinde elektriklenmeden doğan hassasiyetler olabilmektedir.Geçmeyen duyarlılıklarda duyarlılığın yalnızca bu sebebten olduğuna emin olduktan sonra restorasyonu metal olmayan bir restoratif madde ile değiştiımek çözüm olabilir.

Kompozit Reçine nedir?

İçinde silikon dioksit parçacıkları olan bir plastik karışımdır. Diş renginde olduğu için beyaz dolgu olarak tanımlanırlar. 1960?larda yalnızca ön dişlerde kullanıldıkları halde materyalin ileri derecede geliştirilmesiyle çiğneme basınçlarına dayanıklı ve daha az aşınan bir dolgu maddesi larak arka dişlerde de başarılı olarak uygulanabilmektedirler.

Kompozit dolgular nasıl yapılır?

Kompozit dolgular, hazırlanmış kavitelere tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu işlem bitince kompozit dolgular dişe göre şekillendirilir ve düzeltilir. Bütün bu işlemler amalgam dolgu işleminden daha uzun sürer. Ancak amalgamın en az iki katı kadar daha pahalıdır. Kompozit dolguların ağızda kalma süresi de 7-10 yıldır ki bu süre amalgamın ömrüne yakındır. Ancak çok büyük dolgularda durum amalgamın lehinedir.

Avantaj ve dezavantajlar:

Bu dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır. Ayrıca bu dolgular dişlere iyice bağlandığı için diş dokularını destekler, kırılmaları ve sıcaklık geçmesini engeller. Kompozitler, yalnızca çürükleri restore etmek için değil, dişlerin rengini ve biçimini değişitirerek kozmetik etkileri için de kullanılabilmektedirler. En önemli dezavantajı işlem sonrası duyarlılıkların olmasıdır. Dolguların renkleri, kahve, çay gibi boyayıcı yiyeceklerle de hafifçe değişebilmektedir.

Kompozit restorasyonlar sonrası hastalara uyarılar

Kompozitlerde de artık aynı seansda polisaj işlemi yapılabilmektedir.Ancak çok büyük restorasyonlar ya da çok diş için yapılan seri restorasyonlarda hastayı bir defa daha kontrole çağınp varsa gerekli düzeltmeleri yapmak hem estetik hem fonksiyon açısından çok daha iyi olacaktır.

Bu mateyallerle ön dişlerde çok büyük kayıplar restore edilebilmekte bu nedenle hastaların ısırmada dikkatli olmalarının bu restorasyonların ömrünü uzatacağının da anlatılması gerekmektedir.Özellikle fasial yüzde yapılan uygulamalardan sonra ne kadar iyi polisaj yapılmış olsa da boyayabilen yiyecek ve içeceklerin dolguların renklerini değiştirebileceği yine hatırlatılmalıdır.Aşınma nedeni ile restore edilmiş dişlerde daha çok dikkat edilmesi gereken şey de hastaya çok sert olmayan diş fırçaları önermek ve fırçalama yöntemlerinde düzeltmeler yapabilmelerini sağlamaktır.Bu öneriler geniş fasial yüz restorasyonlan için de geçerlidir.

DiÅŸ Apsesi

Pazar, 04 Kasım 2007

DiÅŸ Apsesi:

Diş çürümeleri kişinin genellikle diş hekimine gitme alışkanlığının olmamasıyla ilerleme gösteren bir durumdur.Bu şekilde gelişmiş bir diş çürüğü,bakterilerin dişin özünü enfekte etmesine izin verir.

Bakterilerin köke ve çevre kemiğe yayılan enfeksiyonuna APSE denir.

Apse.eğer kemiğe kadar geçmişse genellikle diş kaybedilir.Ancak gereken önem gösterilmezse yan diş ve dokuda tehlike altındadır.Çünkü oluşan irin,çene boyunca kanalı aşındırabilir.Diş eti üzerinde şişme ya da içi irin dolu bir yaraya yol açabilir.

Belirtiler

-ateş ve genel kırıklık

-çiğnerken ağrı

-sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet

-dişte sürekli ya da zonklama şeklinde ağrı

-boyunda şişmiş lenf düğümleri

Tedavi

Geçmişte, apseli bir dişe yapılan tek tedavi, dişin çekilmesiydi Belirli koşullar altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak, günümüzde diş hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler. Ama tedavi kesinlikle dişin ve apsenin durumuna ve doktorun yaklaşımına kalmıştır.

-İlk adım olarak, enfeksiyonu gidermek için bir antibiyotik tedavisi uygulanır.Böylece enfeksiyonun vücudun diğer bölümlerine yayılması önlenir.

-Ağrı için ağrı kesici verilir.

-Duruma göre dişi kurtarmak için,o bölge uyuşturularak,o dişin dişözü yuvasına bir delik açılır ve basınç azaltılır.Dişözü yuvası temizlenerek,hareket etmeyecek şekilde bir maddeyle doldurulur.

-Gerekirse kültür yapılır.

-Hekim genellikle vereceği bir sonraki randevuda apsenin bıraktığı boşlukta kemik ve dokunun büyüyüp büyümediğini saptamak için dişin röntgeni çekilecektir.

-Eğer boşluk sağlıklı görünüyorsa, tedavi biter.


eXTReMe Tracker