‘Dahiliye’ Kategorisi için Arşiv

Aort Anevrizmas

Pazar, 04 Kasım 2007

Aort anevrizması

Bazı kişilerde damar sertliği ve yüksek tansiyon, aorta cidarında zayıflama ve giderek balonlaşmalara yol açar. Genetik faktörlerin de rol oynadığı bu damar hastalığına en sık olarak 50 yaşın üzerindeki erkeklerde rastlanır. Vücuttaki anevrizmaların ¾ ü karın (abdomen) aortasında oluşur.

Normalde karın aortu erişkinde 2-3cm arasında değişen çaptadır. Damar cidarindaki zayıflama nedeniyle giderek genişleyen karın aortu, çap 6 cm geçtikten sonra, aşırı gerginlik ve basınçla ani yırtılma tehlikesi oluşturur.

Çoğu zaman bel ve kalçalara doğru yayılan müphem ağrı şikayetleri veya karın bölgesinde kalp atışlarıyla birlikte ?atan? bir şişkinlik, hastalığın yegane belirtisi olabilir. Bazen de hiç bir belirti vermeden büyük çaplara ulaşan balonlaşmalar, yırılarak ani ölümlere sebep olurlar.

Yırtılmadan teşhis edildiğinde, % 98-100 oranında başarı ile tedavi edilebilen bu tehlikeli hastalığın tanısı, basit bir damar muayenesi ile konulur.

Çapları 5 cm ve daha küçük anevrizmalar (balonlaşmalar) yıllık kontrollerle ve gerekiyorsa tansiyon düşürücü ve kollestrol ilaçları eşliğinde takip edilir.

6 cm veya daha büyük anevrizmaları vakit kaybetmeden tedavi etmek gereklidir. Zira bu boyuttaki balonlaşmalarda 1 yıl içinde yırtılma olasılığı % 17-25 arasında değişmektedir.

Tedavi, genişleyen damar bölgesinin bir damar protezi ile yenilenmesinden ibarettir. Genellikle dakron malzemeden 2-2.5 cm çapında damar protezleri böbrek damarlarının altından bacak damarlarına kadar aortanın içine yerleştirilir. 2-3 saat kadar süren bir girişimdir, 24 saat kadar yoğun bakımdan sonra 4-5 gün kadar da hastanede kalınır. Uygun hastalarda bu işlem ameliyatsız, kasıkdaki damarlardan kateter yardımı ile yapılabilir. Bu durumda 24 saatlik yoğun bakımdan sonra 1 gün hastanede kalmak yeterli olmaktadır.

Anevrizma hastalığında bel, karın ve kalçalara vuran ani ve şiddetli ağrı, yırtılma belirtisidir. Böyle bir durumda 20-30 dk içinde tanı konulup ameliyata alınabilen hastalarda, kurtulma oranı (iyi cerrahların elinde daha yüksek) % 35-40 cıvarındadır.

Albert Einstein, George C.Scott, anevrizma nedeniyle kaybedilen tanınmış kişilerdir.

Diz Bağı Hastalıkları

Pazar, 04 Kasım 2007

Diz bağı hastalıkları

Diz vücudun en büyük ve harekette hayati önemde bir eklemdir. Dizin sabitliğini yan bağlar ve çapraz bağlar sağlar.

Çapraz bağlar diz ekleminin içinden uyluk(femur) ve kaval(tibia) kemiğini bağlar. Bu bağlar kısa bir halat gibi bu iki kemiği sıkıca birbirine bağlar , diz bükülürken ve düzken gerekli olan sabitliği sağlarlar. Önde bulunana ön çapraz bağ (ACL), arkada olana arka çapraz bağ (PCL) denir.

Yan bağlar femur ve tibia kemiklerini iç ve dıştan (dış yan bağ tibianın dış arkasında bulunan fibula kemiğine yapışarak indirekt yoldan tibia?yı sabitler) birbirlerine bağlayarak sabitler. Diz ekleminin her iki yana açılmasını engeller. Aynı zamanda bu kemiklerin dönme hareketlerini sabitlemede çapraz bağlara destek olur.

Ön çapraz bağ (ACL) yaralanmaları

ACL tibia?nın femur ?a göre öne kaymasını engeller.Aynı zamanda tibia?nın dönme hareketini de engeller.

Ön çapraz bağ aşağıdaki şekillerde yaralabilir;

Ani yön değiştirme, diz dönmesi

Koşarken, kayarken yavaşlama

Zıplama sonrası yere inerken

Dize direkt darbe

Belirtiler

Ön çapraz bağınız yaralandığında hemen bir ağrı hissetmeyebilirsiniz. Bununla beraber bir kopma sesi veya diz kontrolünün bozulduğunu genellikle hissedilir. 2-12 saat içinde diz şişer ve ayağa kalkıldığında ağrı olur. Ortopedist görene kadar buz uygulaması ve bacağın yukarı kaldırılması ağrı ve şişlik gelişimini azaltır.

Ön çapraz bağ yırtığı ile yürünürse diz kıkırdağı zedelenebilir. Özellikle ayak sabitken vücud döndürüldüğü zaman, kaval kemiği (tibia) sabit kalırken uyluk kemiği (femur) döner. Bu kıkırdak üzerinde öğütücü-yaralayıcı bir etki yapar.

Tanı

ACL yırtıklarının temel tanı ve değerlendirme yöntemi muayenedir. Çeşitli muayene testleri vardır. Özellikle operasyon kararını verdiren stabilite testleri muayene ile yapılmaktadır.

Bu tip yaralanmaları olan hastalarda başka kemik patolojilerini tesbit için direkt röntgenler, eklem içi patolojiler için MRG istenebilir. Nadiren bazı vakalarda artroskobik muayene gerekebilir.

Tedavi

Cerrani ve cerrahi olmayan tedavi alternatifleri vardır.

—> Cerrahi olmayan tedavi;

Tam olmayan (parsiyel) yırtıklar

Yaş veya genel olarak düşükfiziksel aktiviteleri olanlar

Stabilite testlerinde (pivot shift testi gibi) genel stabilitesi iyi durumda olan

Dizlerde cerrahi tedaviye gereksinim duyulmayabilir. Bu tür hastaların ömür boyu uyluk ön ve arka adelelerini (quadriceps ve hamstring) geliştirici düzenli çalışma yapmaları, riskli aktivitelerde özel dizlik kullanmaları önerilir.

—> Cerrahi tedavi;

ACL yırtığı olan aktif ve spor yapmak isteyen hastalarda gereklidir. Zaman zaman diz dönmesine gelişen aktivitesi daha az olan kişiler de dize güveni geri getirmek ve kıkırdak hasarını engellemek için önerilmektedir.

Cerrahi tedavide genellikle artroskobik olarak diz çevresindeki bir tendon (veya bir parçası) kullanılarak ön çapraz bağın orjinal anatomisine uygun bir rekonstriksiyon sağlanır. ACL rekostriksiyon ameliyatı sonrası yaklaşık 3 aylık ciddi bir fizik tedavi ve rehabilitasyon programı uygulanır.

Arka çapraz bağ (PCL) yaralanmaları

Arka çapraz bağ (PCL),ACL kadar sık yaralanmaz. PCL yaralanmaları genellikle aşırı gerilme çekilme ile olur. En sık nedeni dizin ön tarafına doğru bükülmesi hareketi neden olur. Bu tür hareket yalnış bir adımla olabileceği gibi, snowbord, motosiklet, futbol gibi sporlarda daha sık oluşur.

PCL yaralanmasında diz sabitliğinde bozulma olur. Özellikle tibia femura göre geriye doğru kayar. Bu hareket yumuşak diz eklem kıkırdağının zedelenmesine veya incelmesine neden olabilir. Bu aşınma ileri dönemlerde kireçlenme ile sonuçlanabilir.

PCL yaralanmasında belirtiler ACL yırtıklarına benzerdir. Ancak dizde dönde gibi instabilite bulguları daha nadirdir.

PCL yırtığı olan kişilerin çoğu normal aktivitelerine iyi bir rehabilitasyon programı sonrası ameliyatsız dönerler. PCL?in tibia?dan bir kemik parçası ile kopuğu veya rehabilitasyona rağmen kaza öncesi performansına dönemeyen sporcularda operasyon gerekebilir.

Yan bağ yaralanmaları

İç yan bağdaki (MCL) küçük tam olmayan yırtıklarda cerrahi tedavi gerekmeyebilir. Bu durumda doktorunuzun kararına göre bir bandaj veya çeşitli dizlik seçeneklerinden biri kullanılabilir. Bu durumlarda günde 2-3 kez 15-20 dakika buz uygulaması , bacağı yukarıda tutma, istirahat şişlik ve ağrının daha hızlı iyileşmesine yardımcı olmaktadır.

Yan bağ yaralanmalarının ilk günlerinde dizdeki şişlik ve ağrı yaralanmanın ciddiyetinin muayene ile tesbitini zorlaştırabilir. Bu durumlarda doktorunuzun anestezi altında muayene veya MR tetkiki tekliflerini ciddiye almak akıllıca olur.

Dış yan bağ (LCL) ve iç yan bağın tam yırtıklarında bağın lifleri yeterince güçlü iyileşmemesi dizde stabiliteyi riske atar. Özellikle genç ve spor yapan aktif insanlarda cerrahi tedavi tercih edilir. İç ve dış yan bağ yeni yırtıklarının cerrahisi kolay bir prosedürdür ve sonuçları oldukça iyidir. Cerrahi tedavi sonrası dizin eski fonksiyonlarına dönmesi yoğun fizyoterapi gerektiren bir dönem gerektirir.

Diz yan bağ yaralanmalarının yetersiz tedavisi sonucu oluşan dizin sabitliğinin bozulması spor yapmayı ve yüksek fiziksel aktiviteyi bozmakla kalmaz oluşan anormal hareket biçimi dizde erken kireçlenme gelişmesine neden olur. Bu durumda bağın rekonstriksiyon ( yeniden oluşturma) operasyonları< gerekir. Bu operasyonlar yeni yırtık operasyonlarına göre teknik açıdan daha zor ve tam iyileşme süresi daha uzun olmakla beraber iyi ellerde iyi sonuçlar vermektedir.

Penis Büyütme Ameliyatı

Pazar, 04 Kasım 2007

penis büyütme ameliyatı

Bir çoğunuzun da bildiği gibi çoğu zaman önemli olan penisin uzunluğu değil kalınlığıdır. Gözlemlerimize göre penise verilen yağ vücudun diğer taraflarına verilene oranla daha kalıcı olmaktadır. Ayrıca bu yöntem en fazla sünnetli erkeklerde başarılı olmaktadır, çünkü sünnet derisi ameliyattan sonra iltihaplanabilir, toplumumuz sünnetli olduğundan bu durum bir tehlike teşkil etmez.

Kadınların cinsel organları daha çok dış kısımlarında duyarlıdır (klitoris ve dış dudaklarda olduğu gibi ). İç kısımlar ise o kadar duyarlı değildir. Ay hallerinde kullanılan ve kadın cinsel organına yerleştirilen tamponlar kadınları rahatsız etmez. Bu nedenle kalın bir penis, ince ve uzun bir penisten daha etkilidir. Ayrıca penisin bizim yötemimizle kalınlaştırılması esnasında bir miktar da büyüme olmaktadır (sadece dış görünüm olarak ).

Penisin kendisini direkt uzatmak ancak bazı bağ dokusunu kesmek ile mümkün fakat biz bu yöntemi tavsiye etmiyoruz çünkü bu müdahaleden sonra penis sertliğin- den kaybetmekte ve sağa sola daha fazla oynamaktadır. Bu cinsel temas esnasında arzulanmayan bir durumdur.

Yöntem:

Hastaların kendi yağları ile uygulanan penis büyütme işlemi için genel anestezi ve hastanede yatmak gerekmez. Lokal anestezi en güvenli yoldur İlk önce müdahale için yağın elde edilmesi ve hazırlanması gerekir. Fazla kilolu insanlarda penis kökü veya pubik bölge dediğimiz bölge genellikle şişman olduğundan penis bunun içine gömülür ve daha kısa gözükür.Bu nedenle yağın bu bölgeden alınması penisi daha çok ortaya çıkartacak ve onun gerçek uzunluğunu gösterecektir. Yağ vücudun başka bir yerinden de özel bir yöntemle ve enjektörle herhangi bir kesiye gerek kalınma- dan alınabilir. Alınan yağın bir kısmı ilerde yapılacak enjeksiyon için dondurulur. Yağ bizim geliştirdiğimiz bir yöntemle penise enjekte edilir. Yine bu esnada herhangi bir kesi ye gerek yoktur. Enjekte edilen yer kendi kendine düşecek olan bir dikiş kapatılır.

Daha sonrası:

Başarı hemen gözle görülecek kadar belirgindir. Müdahalenin hemen sonrasında eve gitmekte bir sakınca yoktur. 3 gün sonra duş alabilirsiniz. Küvette sıcak banyo, sauna veya kaplıca ancak 3 hafta sonra mümkündür. Altı (6) hafta cinsel temas yasaktır. İstenmeden veya uyku halinde penisin büyümesi (ereksiyon) halinde herhangi bir tehlike yoktur. Kendi kendine ufalmasını beklemek gerekir. Masturbasyon ilk 6 haftada uygun değildir. İlk 3 gece sırt üstü yatmanızı tavsiye ederiz, eğer gece uyku da dönerseniz bu herhangi bir tehlike teşkil etmez. İlk idrarda biraz zorlanabilirsiniz. Hastalarımıza tedaviden sonra 1 gün evde dinlenmelerini ve çalışmamalarını öneriyoruz. 1 hafta aşırı hareketlerden kaçınılmalıdır. Bu işlemden sonra penis şiş, deforme ve kırmızı olabilir. Bu durum geçicidir. Bu şişlik 3 ila 7 gün içerisinde iner.

İlk bakıştaki korkularınız daha sonra sevince dönüşecektir. Düzensizlikler olursa bunlar dondurulan yağ ile düzeltilebilir. Her ameliyattta olduğu gibi size önlem olarak müdahale sonrası antibiyotik vereceğiz. Buna rağmen aşırı kızarıklık, sıcaklık, ağrı ve şişlik olabilir bu durumda bizi haberdar etmeniz gerekir. Çok nadiren enjeksiyon yerinde sertlikler hissedilebilir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi daha iyi bir sonuç için yağ enjeksiyonunu tekrarlamak gerekir. Bu ağrısızdır ve dondurulmuş yağınız ile yapılır. Bu işlem sabır gerektirdiğinden sabrınız yoksa bu tedaviye hiç başlamayın. Sigara iyileşme sürenizi uzatacaktır. Alkol ilk iki gün tavsiye edilmez. Dar pantalonlar yağı itip deformasyona neden olabilir.

Bu yöntem bir iktidarsızlık tedavisi değildir. Erkeklik gücünüze olumlu veya olumsuz Bir etkisi yoktur. Sorularınızı danışınız.

Mezoterapi

Pazar, 04 Kasım 2007

mezoterapi

Mezoterapi, uzun zamandan beri estetik tıpta en sık talep konusu olan lipodistrofi veya sellülit konusunda en seçkin tedavi biçimini oluşturmaktadır. İlk kez 1952 ‘de Dr. Michel Pistor tarafından uygulanmıştır. 1987 ‘de Fransız Tıp Akademisi tarafından geleneksel tıbbın bir parçası olarak kabul edilmiştir.

Fransa’ da ortalama 15.000 doktor, günde 60.000 den fazla hastayı mezoterapi yöntemi ile tedavi etmektedir. Uluslar arası Mezoterapi Derneğine üye olan Avrupa, Afrika ve Güney Amerika’da 14 ülkede yöntem başarı ile uygulanmaktadır.

Mezoterapinin kelime anlamı orta deri tedavisidir. Temeli, tedavi edilecek bölgeye 4-6 mm uzunluğunda çok ince iğneler kullanılarak çok küçük miktarlarda ilaçları lokal olarak enjekte etmeye dayanan tamamen tıbbi bir eylemdir. Endikasyona göre değişen çeşitli ilaç karışımları 5-10 dakika gibi bir süre içerisinde deri altına enjekte edilir.

Hangi Durumlarda Uygulanır ?

ESTETİK KULLANIMLARI;

Sellülit

Saç Dökülmesi

Ergenlik ve Hamilelikte Oluşan Çatlaklar

Yüz Gençleştirme

Yara İzleri, ( skatrisler )

DİĞER KULLANIM ALANLARI;

Romatoloji

Dolaşım Problemleri ( varis, varis ülserleri )

Migren

Spor Hekimliği

Mezoterapi seans aralıkları minimum 1 hafta olmalıdır.Bir seansta enjekte edilen ilaç dozu 10 cc yi aşmamalıdır.Mezoterapide ortaya çıkan yan etkiler genellikle seans aralığı ya da dozaja dikkat edilmedi ise görülmektedir.

Uygulanmaması Gereken Durumlar

Kalp Yetmezliği

Diyabet

Böbrek Rahatsızlıklarında

Antikuagülan Tedavi Altındaki Hastalarda

Sonuç

Mezoterapi, etkinliği bütün dünyada kanıtlanmış bir geleneksel tıp yöntemidir. Bir çok ülkede uygulanıyor olması, her gün binlerce doktorun hastalarına uygulaması, yararlı bir yöntem olduğunun en güçlü kanıtıdır. Hasta ile hekim arasında etkin bir dialoğun olması sonuçların biran önce ve en iyi şekilde elde edilmesi için gereklidir. Ancak mezoterapiden, her zaman çok kısa sürelerde sonuç alıp, mucize bir düzelme de beklenmemelidir

Dupuytren Kontraktürü

Pazar, 04 Kasım 2007

rhinoplasti rinoplasti estetik burun ameliyatı

Estetik burun cerrahisi burunun şeklinin düzeltilmesi ve yüz ile uyumlu hale getirilmesidir. Eğer hastada burun tıkanıklığı da varsa estetikle birlikte tıkanıklığında düzeltilmesi gerekir. Rekonstrüktif, Rhinoplasty doğumsal bozukluk veya yaralanma sonucu oluşmuş şekil bozukluğunu düzeltmek için yapılır.

Ameliyat Öncesi Değerlendirme Rhinoplasty düşünen kişinin ilk ve en önemli adımı tecrübeli bir plastik cerrah seçmektir. Eğer doktorunu iyi seçerse bundan sonraki adımlarda düzgün gider. Burun yüzün en önde ve en çok dikkat çeken organı olduğu için buradaki en küçük bir hata dikkat çeker. Yapılan ilk ameliyatta bozuklukları düzeltmek kolaydır. Fakat ameliyattan sonra oluşan hataları düzeltmek zorlaşır. Bu nedenle ilk ameliyatta tecrübeli bir cerraha gitmek son derece önemlidir. Kişi cerrahi sonrası görüntü ve beklentilerini açık yüreklilikle tartışmalıdır. Burun ameliyatı için en erken yaş 16-17 yaşlarıdır,üst yaş sınırı yoktur. Önemli olan hastanın sağlık durumudur. İlk görüşme esnasında cerrah kullanılacak teknik,anestezi,ameliyatın nerede yapılacağı ve sonuçlar nasıl olacak gibi özel detayları açıklayacaktır.

Riskler Cerrahinin muhtemel tehlikeleri ve Rhinoplasty ile ilgili özel riskler hakkında bilgilendirilmiş olmanız gerekir. Görünümü düzeltmek amacıyla ilk uygulandığında ameliyat sonrası komplikasyonlar ( enfeksiyon. gibi) nadirdir. Kötü iyileşme ikinci ameliyatı gerektirebilir. Komplikasyon riski iyileşme döneminde cerrahın önerilerini dikkatle takip ederek azaltılır.

Operasyon Burun estetiği, burnun boyutlarını küçültmek,büyültmek ucunu yeniden şekillendirmek(inceltmek),burnun tümsekliğini azaltmak,üst dudak ile burun arasındaki kötü açıyı düzeltmek (burnu kaldırmak),geniş burun kanatlarının daraltılması, burun deliklerinin küçültülmesi ve burun yaygınlığının giderilmesi amacıyla uygulanır. Operasyon lokal anestezi ile yapılabilirse de ben bir özel hastanede genel anestezi ile yapmayı tercih ediyorum. Çünkü mükemmel sonuç alabilmek için hastanın ve operatörünün sakin ve ideal şartlarda olması gerekir. Operasyon 1 saat kadar sürer. Burun deliklerindeki kesilerden girilip burun ucundaki kıkırdaklar traşlanarak burun ucu inceltilir ve yeni şekli verilir. Eğer burunda tıkanıklık varsa(deviasyon- konka hipertrofisi) önce bu düzeltilir. Daha sonra burun sırtındaki kemik çıkıntısı törpülenir. Kıkırdaklar da törpülenen kemik seviyesinde traşlandıktan sonra yandaki kemikler de keski ile kesilerek burun inceltilir. Eğer gerekirse burun delikleri de küçültüldükten sonra burun içi mukozası katgüt ile dikilir ,tampon konduktan sonra burnun yeni şeklini korumak için alçı kalıp yapılır ve hasta uyandırılarak odasına çıkarılır.

Ameliyat Sonrası Devre Ameliyattan sonra hasta yarı oturur durumda gözlerinin üstüne buz koyularak yatırılır. Bu arada ağrı ve bulantı için gerekli ilaçlar serum içinden verilir. 4 saat sonra hastaya ağızdan sulu diyet başlanır.4,5 saat sonra ayağa kaldırılır.5-6 saatte taburcu edilerek evine yollanır. Eğer hasta arzu ederse o geceyi hastanede geçirebilir. Evde oturur pozisyonda istirahat etmesi ve buz tedavisi yapması fazla şişlik ve morluk oluşmaması için yararlıdır. Dr. Erol Kışlaoğlu tarafından yapılan ameliyatlarda tekniği nedeniyle fazla şişlik ve morluk görülmez. Ameliyat sonrası ilaçlarla kolayca geçen hafif bir ağrı olabilir. Burun tamponları 2 veya 3.günde çekilir. Burun alçısı ameliyattan 1 hafta sonra çıkarılır. Birkaç gün kağıt bant konur. Göz çevresindeki morarmalar ameliyatı takiben birkaç gün içinde solmaya başlar ve genellikle ikinci haftada kaybolur. Burundaki hafif şişlik yavaşça geriler. Estetik rhinoplastylerin çoğu burun içinden yapıldığından görülebilir yara izi yoktur. Sadece yöntem geniş burun kanatlarını daraltmayı gerektiriyorsa her iki burun kanadı kıvrımında zor fark edilir bir iz bırakacak kesi yapılır. Normal iyileşme,kesin sonucun fark edilmesi için zaman gerektiren yavaş bir süreçtir. Burnun son görünümünü haftalar,hatta aylar sürebilir. Düzelmenin derecesi, uygulanan düzeltici uğraşın kapsamına ve burnunuzun, kıkırdaklarınızın ve derinizin yapısına bağlıdır. Ameliyattan önce şekil bozukluğu ne kadar çoksa sonuç o kadar dramatiktir. Az bozukluk olan burunlarda fark da azdır. Uygun iyileşme için koşma, yüzme ve hatta öne eğilme gibi kan basıncını arttıran aktiviteler ilk 1 ay kısıtlanmalıdır. İşe geri dönme kararı kişinin şişlik ve rahatsızlık derecesine bağlıdır. Genellikle hasta 1 hafta sonra işine dönebilir. Burun alçısı çıkarıldıktan sonra morlukları örtmek için kozmetik malzemelerin kullanımına müsaade edilir. Morluklar geçinceye kadar güneşten koruyucu kremler önerilir. 1,5 ay gözlük kullanılmaz, bunun yerine kontakt lens takılabilir.

Rhinoplasty Sonrası Hasta Bilgi Formu SAYIN HASTAMIZ, Estetik burun ameliyatı geçirmiş bulunuyorsunuz. Bu ameliyatta izler tamamen burun delikleri içindedir. Burun kanadı küçültmesi yapılan bazı hastalarda kenarda çok ince dikiş hattı olabilir. Her ne kadar hiç yara görülmüyorsa da burun içinde önemli bir operasyon geçirmiş bulunmaktasınız. Burun içinde ve dışında şişlik,deride yer yer morluklar ve ender olarak gözde kanlanma olabilir. Bu morluklar 3 ile 7 günde yok olur. Morlukları önlemenin ve azaltmanın en iyi çaresi 48 saat devamlı buz uygulaması ve dinlenmedir.

Ameliyat Sonrası Bakım ve Gelişmeler Hakkında Bilgi 1.Ameliyat sonrası ilk 48 saatteki bakım

Gözler üzerine sürekli buz uygulanmalıdır

Baş yatağa 45 derece açı yapacak şekilde tutulmalıdır

Burun ucunda kan ve serum sızıntısı oldukça kirlenen burun ucu tamponu değiştirilmelidir.

Ameliyattan 6 saat sonra sıvı gıdalar alınabilir,bulantı olmazsa daha sonra yumuşak ve normal beslenmeye geçilebilir

2.Ameliyattan sonra kullanılacak ilaçların cinsi,miktarı ve süresi aşağıda belirtilmiştir. Cipro 500mg tablet……günde……2……kez…….1 adet (5 gün süre ile)

Aprol tablet……günde……3……kez…….1 adet (ağrı olduğu müddetçe)

Becozyme fort tablet……günde……3……kez…….1 adet (5 gün süre ile)

3.48 saat dolunca burun içindeki tamponlar alınacaktır. Ağrısız bir işlemdir. Tamponların çıkarılmasından sonra mukozada meydana gelen şişlik solunum yolunu kısmen kapatacağından burnunuzdan rahat nefes almanız hemen mümkün olmayabilir. Şişler indikçe nefes almanız rahatlayacaktır

4.Buz uygulaması kesildikten sonra gözlerin çevresinde oluşabilecek morluklar güneş ışınından korunmalıdır. Göz çevresindeki morluklar kızarık bölgeler üzerine önce en az 25 faktörlü güneş koruyucu sürülüp bunun üzerine morlukları kapatacak şekilde continuous Coverage CLINIQUE SPF II SÜRÜLMELİDİR. Morluklar iyice kaybolana kadar uygulama devam etmelidir. Aksi halde morluklar leke bırakabilir.

5.Tamponlarınız çıkarıldıktan sonra burnunuzun içini günde 5 kez sprey ile 2 kez pomat ile temizleyeceksiniz.

6.7 gün dolunca burun sırtındaki alçı kalıp,tarafımızdan çıkarılacak,derinin gerekli temizliği yapıldıktan sonra alçı yerine özel bir bant uygulanacaktır.Bu andan itibaren 5 hafta süre ile burun kemiklerini yakınlaştırıcı masaj yapmanız gerekecektir.7 ile 30.günler arasında burnunuzun içini günde 2 kez terramicine göz pomadı ile yağlayın ve q tips (pamuklu çubuklar) ile temizlik yapın.1 ay içinde sümkürmek sakıncalıdır.

7.Ameliyat olduğunuz günden itibaren 10 ila 12 günde bant çıkarılacak ve burnunuz tümüyle açık bırakılacaktır. Burun derisi tamamen açık bırakıldıktan sonra günde 2 kez alkolle veya alkollü tonik ile temizlenmelidir(yaklaşık 3 hafta).

8.Burnunuz tamamen açık bırakılmadan boy banyosu yapmanız alçı ve bant kalıplarını gevşeteceği için sakıncalıdır. Bu dönemde saçlarınızı yüzünüzü ıslatmadan (kuaför tipi),gövdenizi ise her zamanki gibi yıkayabilirsiniz.

9.Ameliyat sonrası ilk 3 ay içinde sırtüstü yatmalı,grip,nezle,soğuk algınlığını geçiren ziyaretçilerden sakınmalıdır.

10.İlk 45 gün gözlük takmanız sakıncalıdır.İkinci 45 günde hekiminizin bu lensleri yine hekiminize sorarak takmanızda mahsur yoktur.

11.Burun ve çevresindeki şişlikler 15 günde büyük oranda,45 günde gözle görülebilir bir şekilde ve 3 ayda %90 oranında inecektir.Bundan sonra gözle takip edemiyeceğiniz iyileşme 6 ay kadar sürecektir.Bu devrede burnun değişik taraflarında şişlikler olup geçecektir.Şişlerinizin bir an önce geçebilmesi için ilk 3 hafta içinde evde istirahat etmeniz,dolaşmalar sonrasında muhakkak sırtüstü yatarak şişliklerin geçmesine yardımcı olmanız,sürekli başınız önde çalışmalardan kaçınmanız gerekmektedir.

12.Morluklar genelde göz çevresinde oluşmakta ve bu dönemde direkt güneş ışığına çıkılmamalıdır. Aksi halde bu alanlarda kalıcı renk değişiklikleri olabilir. Bunun dışında güneşin burun ameliyatına hiçbir etkisi yoktur.

13.Gelişmelerin en iyi şekilde takip edilebilmesi için normal olarak 3 hafta,6 hafta,3 ay,6 ay ve 1 yıllık kontrollerinizi yaptırmalısınız.

Dupuytren Kontraktürü

Pazar, 04 Kasım 2007

Dupuytren Kontraktürü

Tanım:

El ayasında yer alan fasia adı verilen bir katmanın kalınlaşması ile ailesel geçiş gösteren bir hastalığıdır.Bu hastalık adını 19. yüzyıl başlarında yaşamış ve onu tarif etmiş olan Fransız cerrahı Baron Dupuytren den almıştır.Bu hastalıkta elin parmaklarının hareketini sağlayan Tendonlar, kalınlaşma nedeniyle hareketlerini kaybedebilir.

Burada hastalığın ailesel olduğu,sigara kullanımı,damar hastalıkları ile ilişkisi,epilepsi ve diabet ile bağlıntılı olduğu bilinmekte ama asıl sebep bilinmemektedir.Kanda Kollagen III miktari artmistir. Antikonvulzan (sara ilaçları) ilaçlar nedeniyle de olusabilir. Erkeklerde daha sik gorulur. siklikla her iki elde de tutulum vardir.

Klinik:

Belirtiler:Bir veya birkaç parmağı açamamak,avuç içinde küçük bir şişkinlik veya sertliktir.

Dupuytren kontraktürü genellikle ağrılı değildir, fakat elde ilerleyen bir deformasyon meydana getirebilir. Aynı zamanda ayak tabanında da buna benzer doku sertleşmesi ve çekmesi görülebilir. Bu rahatsızlık en çok yüzük parmağı ve küçük parmakta oluşur fakat herhangi bir parmağı, ayak tabanını hatta penisi etkileyebilir.

Erken donemde avuç içinde yuzuk parmagi hizasinda bir nodul halindedir. Bu bolgedeki kalinlasma zaman içinde 5 parmaga dogru genisleyerek bir bant halinde fleksiyon(parmak yumma hareketi) deformitesine neden olur. Aylar-yillar içinde bu fleksiyon deformitesi ilerler. Cilt bu fasial banta oldukça siki bir sekilde yapismistir. Baslangiçta nesneleri yakalama-sikma hareketlerinde agri yakinmasi olusturur.

Tedavi:

Tedavide zaman zaman steroid enjeksiyonları ağrılı olan nodüller için kullanılsa da ana tedavi cerrahidir.Cerrahi elin hareketlerinde kısıtlanmanın oluştuğu an yapılır,el ayasındaki yapışıklıkların çıkarılmasını içerir. Hasta elini duz zemin uzerine tam olarak koyamadiginda ideal ameliyat zamani gelmis demektir.Ameliyattan sonra tekrarlama ihtimali siktir.

Aldesteron Fazlalığı.(Hiperaldestorizm, Conn Sendromu)

Pazar, 04 Kasım 2007

ALDESTERON FAZLALIĞI.(HİPERALDESTORİZM, CONN SENDROMU)

TEMEL BİLGİLER

TANIMLAMA

Böbreküstü bezinde(Sürrenal) üretilen bir hormon olan Aldosteron salgısının artması, Böbreklerde üretilen renin adı verilen maddenin düşüklüğü , Potasyum düşüklüğü , sistemik tansiyon yükselmesi ile karakterize olan nadir bir hastalıktır.

NEDENLERİ

? En sık görülen (% 60) neden tek taraflı böbrek üstü bezin tümörleri olup,Tek taraflı böbrek üstü bezinin çıkarılması ile tedavi sağlanır.

? Sebebi bilinmeyen aldesteron fazlalığı (IHA).% 35 oranında görülür. Bu hastalar Cerrahi tedaviden fayda görmezler .Bazen hayat boyu devam eden ilaçla tedavi yapılması gerekebilir.

Yaş:

Genellikle 30 ve 60 yaş arasında görülür.

Cinsiyet:

kadınlarda erkeklere göre % 40 daha fazladır

BELİRTİ VE BULGULAR

? Hastaların çoğunda herhangi bir şikayet olmaz.

? Potasyum düşüklüğüne bağlı kas güçsüzlüğü, kramplar,baş dönmesi,görme bozuklukları,baş ağrısı,bazen bulantı ve kusma,çarpıntı, çok su içme , çok idrara gitme olur.

? Ayaklarda şişme ( Ödem)

? Tansiyon yükselmesi

? Kan şeker seviyelerinde yükselme

? Ultrasonda böbrekde görülen basit kistler, Conn hastalarında daha fazla görülür.

GÖRÜNTÜLEME

?Böbreküstü bezinin bilgisayarlı Tomografisi ve MR 5 mm’lik kesitlerle taranarak tömörün varlığı gösterilmeye çalışılır.

TEDAVİ

GENEL ÖNLEMLER

? Tek taralı böbreküstü bezinin selim tümörüne bağlı tablolarda tedavi kesinlikle cerrahidir.

? Düşük sodyum diyeti verilir(Tuz kısıtlaması)

? Hasta İdeal vücut ağırlığına indirilir.

? Sigara yasaklanır.

? Potasyum kısıtlanır.

? Tansiyon düşürücü ajanlar kullanılır.

KAYNAKLAR

? Young, W.F., Jr Hogan M.J: Renin-independent hypermineraiocoicoidism Trends endorcrinol Metab., 5:97; 1994

? VVeinberger, M.H.,et al.: Primary aldosteronism in diagnosis, localization and treatment Ann intem Med. 90:386,1979

Yazar Dr. W.F. Young

Aldesteron Fazlalığı.(Hiperaldestorizm, Conn Sendromu)

Pazar, 04 Kasım 2007

ALDESTERON FAZLALIĞI.(HİPERALDESTORİZM, CONN SENDROMU)

TEMEL BİLGİLER

TANIMLAMA

Böbreküstü bezinde(Sürrenal) üretilen bir hormon olan Aldosteron salgısının artması, Böbreklerde üretilen renin adı verilen maddenin düşüklüğü , Potasyum düşüklüğü , sistemik tansiyon yükselmesi ile karakterize olan nadir bir hastalıktır.

NEDENLERİ

? En sık görülen (% 60) neden tek taraflı böbrek üstü bezin tümörleri olup,Tek taraflı böbrek üstü bezinin çıkarılması ile tedavi sağlanır.

? Sebebi bilinmeyen aldesteron fazlalığı (IHA).% 35 oranında görülür. Bu hastalar Cerrahi tedaviden fayda görmezler .Bazen hayat boyu devam eden ilaçla tedavi yapılması gerekebilir.

Yaş:

Genellikle 30 ve 60 yaş arasında görülür.

Cinsiyet:

kadınlarda erkeklere göre % 40 daha fazladır

BELİRTİ VE BULGULAR

? Hastaların çoğunda herhangi bir şikayet olmaz.

? Potasyum düşüklüğüne bağlı kas güçsüzlüğü, kramplar,baş dönmesi,görme bozuklukları,baş ağrısı,bazen bulantı ve kusma,çarpıntı, çok su içme , çok idrara gitme olur.

? Ayaklarda şişme ( Ödem)

? Tansiyon yükselmesi

? Kan şeker seviyelerinde yükselme

? Ultrasonda böbrekde görülen basit kistler, Conn hastalarında daha fazla görülür.

GÖRÜNTÜLEME

?Böbreküstü bezinin bilgisayarlı Tomografisi ve MR 5 mm’lik kesitlerle taranarak tömörün varlığı gösterilmeye çalışılır.

TEDAVİ

GENEL ÖNLEMLER

? Tek taralı böbreküstü bezinin selim tümörüne bağlı tablolarda tedavi kesinlikle cerrahidir.

? Düşük sodyum diyeti verilir(Tuz kısıtlaması)

? Hasta İdeal vücut ağırlığına indirilir.

? Sigara yasaklanır.

? Potasyum kısıtlanır.

? Tansiyon düşürücü ajanlar kullanılır.

KAYNAKLAR

? Young, W.F., Jr Hogan M.J: Renin-independent hypermineraiocoicoidism Trends endorcrinol Metab., 5:97; 1994

? VVeinberger, M.H.,et al.: Primary aldosteronism in diagnosis, localization and treatment Ann intem Med. 90:386,1979

Yazar Dr. W.F. Young

Gözyaşı Kanalı Hastalıkları Dakriosistit

Pazar, 04 Kasım 2007

Gözyaşı kanalı hastalıkları dakriosistit

Dakriosistit

Nazolakrimal kanal tıkanıklığı sonucu gözyaşı kesesinde gelişen inflamasyondur. Konjenital yada akkiz olabilir.

Tanı:

1. Anatomik tıkanıklığın yerini ve türünü saptamak için sistemin içine radyoopak madde verilerek direkt orbita grafisi çekilir (Dakriosistografi).

2. Lavaj, sonda

3. Lakrimal sistem endoskopisi

Konjenital Dakriosistit (Dakriostenoz):

Yeni doğanlarda %2-6 oranında görülür. Nazolakrimal kanalın alt ucundaki membranın (Hasner valvülü) doğumda henuz diferansiyasyonunu tamamlayarak açılmadığı durumlarda ortaya çıkar.

Doğumdan 2-3 hafta sonra bir yada iki gözde sulanma, çapaklanmaya yol açar.

Membranın diferansiyasyonunu tamamlaması sonucu ilk 6 ay içinde spontan olarak açılma şansı %80-90?dır. Bu nedenle 6-8. aya kadar kadar müdahele edilmez, sadece masaj ve enfeksiyon varsa topikal antibiotik önerilir. İlk 8 ay içinde spontan olarak açılmazsa sonda ile nazolakrimal kanalın alt meatusa açılan ağzındaki kanal perfore edilir. 2,5-3 yaşın üzerindeki olgulara sonda başarısı azaldığından uygulanmaz. 5-6 yaşlarında cerrahi yöntemler ile yeni bir drenaj yolu açılır (Dakriosistorinostomi ameliyatı).

Akkiz Dakriosistit: Akut yada kronik tablo ile seyreder.

Akut Dakriosistit: Gözyaşı kesesinin akut, süpüratif iltahabıdır. Preseptal sellülit gelişimine neden olur. Kese bölgesinde ağrı, ödem, hiperemi ve sulanma ile karekterizedir. Etken çogunlukla pnömokok yada stafilokok türleridir. Kese üzerine bası ile punktumlardan pü regürjite olabilir, yada kesede abse gelişerek deriye fistülize olabilir.

Tedavide antibiotikler ve antienflamatuar ilaçlar kullanılır. Enfeksiyon geçtikten sonra yapışıklıklar nedeni ile sistem, çoğu kez nazolakrimalis seviyesinde tıkandığından cerrahi uygulanır..

Kronik Dakriosistit: Süpüratif belirtiler olmaksızın gelişen gözyaşı kesesi inflamasyonudur. Sulanma ve basmakla punktumlardan saydam mukoid salgı gelmesi ile karekterizedir. Tedavide antibiotiklerden yararlanılır. Kesin tedavisi dakriosistorinostomi ameliyatıdır. Bu ameliyatta orta meatus hizasında burun boşluğu ile kese arasında anastomoz sağlanır

Kaynak : Ders Notları, Prof Dr Ayşe Yağcı ; EÜTF Göz Hast. ABD, İzmir

Kıllanma: Hirsutizm

Pazar, 04 Kasım 2007

Kıllanma: Hirsutizm

Vücudun normalden aşırı kıllanmasına Hirsutismus diyoruz. Bu bir kadın için büyük üzüntü kaynağıdır. Aşırının ölçüsü toplumdan topluma, insandan insana değişebilmektedir,mesela dudak kenarındaki tüylenmeden erkek tipi bıyığa kadar değişebilir. Bir insana göre veya bir topluma göre önemli olan kıllanma, bir diğer insan veya topluma göre mutsuzluk nedeni olabilir.Batı toplumlarında kadınlarda alışılmışın dışında kıllanma kabul edilemez bir durumdur,bu durumdaki kadınlar kendilerini çekici hissetmezler,güvensiz olurlar ve sosyal ilişkilerde zorlanırlar,hatta bu yüzden karşı cinse yaklaşamayan kadınlar dahi vardır.

Kıllanma kozmetik ve görsel bir problem den daha fazlasıdır genelde,çünkü altında hormonal bir neden yatmaktadır.

Nedeni:Normal dışı kıllanma her hanımda az miktarda var olan erkeklik hormonunun çeşitli nedenlerle artmasına bağlı olarak gelişir.Çok az olarak ta bazen kıl köklerinin bu hormona hassasiyeti artar.

Kıllanmada ( hirsutismus?da ); üst dudakta, alt çene ve üst çenede, şakaklarda, memeler rasında, meme başı etrafında, göbek altında, kuyruk sokumunda ve kalçalarda anormal kıllanma vardır. Bu bölgelerde hanımlarda da var olan ince, renksiz, kısa ayva tüyleri kalın, uzun koyu renkli kıllara dönüşür ve deri yağlanır, yüz sırt ve göğüs civarında akneler(siyah lekeler) oluşabilir.

Kıllanma sorunu olan bir hanımda sorulması gerekli sorular şunlar olabilir;

-Kıllanma ne zaman başlamış, artıyor mu ?

-Ailevi mi ?

-Erken adet başlangıcı, veya menopoz(adetten kesilme) ?

-Kıllanmaya karşı ne tür kozmetik yöntem kullanıldı ? ( mesela jilet kullanılarak kıllar arttırıldı mı ?)

-Adet düzensizliği, adet görememe, kısırlık şikayeti var mı ?

-Kıllanma yapabilecek herhangi bir ilaç kullandı mı ?

-Sistemik bir hastalığı var mı ?( şeker gibi )

Kıllanma derecesi seçilir, hafif, orta ve ağır kıllanma olarak değerlendiririz.

-Hafif kıllanma; yüz yanlarında, çenede ( tam sakal değil ), kol ve bacaklarda hafif kıl artışı, ve karında artma, kıl yapısı ince, yumuşak ve açık renkte

-Orta derecede kıllanma, kıl yapısı kalın ve koyudur, yüzde ( tam sakal değil ), göğüste, karında kıllanma vardır.

-Aşırı kıllanmada ise kaba kalın kıllar, yüzde sakal oluşumu, kulaklar, parmaklarda dahi kıllanma vardır.

Dokuz farklı vücut bölgesinde kıllanma skorlaması yapılır.

Normal değerler:

toplamda 4-8 arası normaldir.

8 üstü hafif kıllanmaya,16üstü şiddetli kıllanmaya girer.Ayrıca tek alanlarda 3-4 de tek başına kıllanma göstergesidir.

3 tip kıl vardır;

1-Lanugo kılları :Bebek anne karnındayken olan vücuttaki kıllar,erken doğmuş bebeklerde daha sık görülür

2-Vellus kılları : Ayva tüyü tabir edilen kıllar

3-Terminal kıllar : Ayva tüylerinin bluğ çağına(cinsel olgunluk başlaması)girilmesi sırasında hormonların etkisi ile son halini alması.

Erkekler ve kadınlar doğduklarında aynı sayıda kıl tomurcuğuna sahiptirler, ve insan vücudundaki kıl tomurcukları sayısı ve dağılımı ırklara göre farklılık gösterebilir.

Kıl tomurcuğu gebeliğin 2. ayında gelişmeye başlar,doğumda çocuğun hayatı boyunca sahip olacağı tüm kıl tomurcuğu(folikülü) mevcuttur.

Kılların üzerinde erkeklik ve kadınlık hormonlarının farklı etkileri vardır.Mesela erkeklik hormonu erkeklerde göğüste kıl çıkmasını uyarırken,kadınlarda kadınlık hormonu(östrojen)göğüste kıl çıkmasını engeller,sakaldada aynı olay gerçekleşir.

Ne yapmalıyız ?

Her konuda dediğimiz gibi altta yatan neden araştırılmalıdır, bunun içinde bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına müracaat etmelisiniz.

Doktorunuz sizi sorgulayacak ( ne zamandır gibi? ) ve muayene edecektir.

Muayene ve ultrasonografi ile olabilecek bir anomaliyi ( yumurtalık yokluğu gibi ) veya fazla erkeklik hormonu salgılanmasını sağlayan bir tümör gibi olabilecek olasılıkları değerlendirecek, gerekirse radyolojik tetkikte isteyerek,

laboratuar tetkiki isteyerek hormon düzenini inceleyerek sebep olan faktörleri ortaya çıkarmaya çalışacaktır.

Toplumumuzda görülen kıllanmalarının bir çoğu basit nedenlerden oluşmakta hastanın yaşı, konumu, çocuk isteyip istemediği gibi durumlar değerlendirilerek verilen tedavilerle bu konu çözümlenmektedir.

Tedavide kıllanmayı oluşturan faktörün bulunup ortadan kaldırılması veya tedavi edilmesi birinci basamak ikinci basamak ise oluşmuş kıların kozmetik yöntemler ile temizlenmesidir.

Şişmanlarda adet düzensizliği ve kıllanma varsa önce zayıflama kürlerine baş vurularak zayıflatılmalı ve kozmetik yöntemlere baş vurulmalıdır.

Adet düzensizliği ve kıllanma arasındaki yakın ilişki göz ardı edilmemeli bu tip yakınmaları olanlar en kısa sürede hekime başvurmalıdırlar.

Başka neler kıllanma yapabilir?;

bazen gebelik,

polikistik over hastalığı (adet düzensizliği,gebe kalamama,kıllanma şişmanlık,yumurtalıklarda problemin olduğu bir hastalık)

bazı yumurtalık tümörleri,

diğer bazı beyin tümörler

bazı böbrek üstü bezi hastalıkları

kronik stress

bazı bünyelerde bazı doğum kontrol hapları vs

Sayın bayanlar her şeyin çözümü mevcuttur, şikayetleriniz için geç kalarak geçirdiğiniz süre bedeninize kalıcı zararlar verebilir. Erken tehşis ile her şey çözülebilir.

Hanımlarımızdan bir ricamızda kıllanmanın kozmetik çözümleri hakkında iyi araştırma yapmadan rastgele tedavi ve tüy döktürücü işlemler yaptırmamalarıdır. Özellikle son zamanlarda bazı kişilerin hanımlarımızın bu zaafları ve iyi niyetlerinden faydalanarak yüksek paralar karşılığında bilinçsizce laserle epilasyon tedavisi veya ne olduğu bilinmeyen bir takım karışımlar ,jeller ile tüy dökücü seanslar yapmaları sonucu ciddi sağlık problemleri ortaya çıkmıştır, uzun vadede neler yapabileceği ise ürkütücüdür.

Unutmayınız var olan kıllar yok edilemez,sadece zayıflatılabilir,kıllanmanın birinci tedavisi nedeni yok etmektir,sonra ise kılların alınması(kozmetik çözüm) gelir.

Çeşitli kuruluşlar ve yerler kılları kesinlikle yok ettiklerini söyleyebilirler ama bu çok zordur,sadece günlerce süren seanslar ve tonlarca para sonucu ya cildiniz yanar yada bir sure sonra kıllar tekrar çıkmaya başlar.

Bu konuda danışma alabileceğiniz size yol gösterebilecek çok ciddi kurumlar vardır, lütfen onlara danışarak seçiminizi yapınız.

KAYNAK:

“Dr.Cenk Kiper www.mutluinsan.com tel: (212) 231 5555″