‘Cinsel Sağlık’ Kategorisi için Arşiv

Korunmasız İlişki Sonrasında Korunma

Pazar, 04 Kasım 2007

Acil korunma, korunmasız veya yetersiz korunma ile gerçekleşen bir cinsel ilişkiden sonraki ilk günler içinde yöntem kullanarak istenmeyen gebeliklerin önlenmesidir.

Yöntemlerle ilgili seçenekleri şöyle değerlendirebiliriz:

1. Doğum Kontrol hapları

2. Rahim içi araçlar (spiral)

Korunmasız bir cinsel ilişkiden sonra ilk 72 saat içinde doğum kontrol haplarıyla ya da ilk beş gün içinde rahim içi araç uygulanmasıyla istenmeyen gebelikler önlenebilir.

Haplar ne kadar erken ve kullanım tarifine uygun alınırsa, gebeliği önleme olasılıkları o kadar artar. Hapların doğru kullanımıyla her dört gebelikten üçü önlenebilir. Cinsel birleşmeden sonra ilk 5 gün içinde kullanılan rahim içi araç, gebelikleri yüzde yüze yakın bir oranda önleyebilir.

KULLANMA YÖNTEMLERİ

Gebelik için önlem alınmadan gerçekleşen cinsel ilişkiden sonra, istenmeyen gebelikleri önlemek için, aşağıdaki seçeneklerden birini uygulayabilirsiniz.

Hap kullanma seçeneği: İlişkiden en kısa süre sonra fakat 72 saat dolmadan

1) Düşük dozlu doğum kontrol hapları, 4 adet yutulur. Bu haplardan 12 saat sonra 4 adet daha alınır. Yani 12 saat arayla 4+4 toplam 8 adet hap yutulacaktır.

2) Yüksek dozlu doğum kontrol hapları, 2 adet yutulur. Bu haplardan 12 saat sonra 2 adet daha alınır. Yani 12 saat arayla 2+2 toplam 4 adet hap yutulacaktır.

Rahim içi araç (spiral) seçeneği

İlişkiden sonraki ilk beş gün içinde bir sağlık kurumuna başvurup size rahim içi araç uygulanmasını isteyebilirsiniz. Rahim içi araç uygulamasıyla acil olarak korunmak için adet görmüş olmak gerekli değildir. Ancak korunmasız ilişkiden önceki günlerde gebe olmadığınızdan emin olmalısınız.

DİKKAT

Doğum kontrol hapları farklı miktarlarda hormon içerir ve buna bağlı olarak acil korunma için kullanılabilecek miktarlar değişir. Yanda belirtilen dozajlara göre kullanınız. Haplar konusunda sağlık elemanlarından size yol göstermelerini isteyiniz.

YAN ETKİLERİ

Hapların geçici olarak hafif bulantı ya da kusmaya neden olabileceği bilinmektedir. Ancak kullanımdan yarım saat önce bulantıyı önleyici bir ilaç alarak bu durum önlenebilir. İlk iki saat içinde kusma olduğunda haplar tekrarlanmalıdır.

Memelerde dolgunluk ya da baş ağrısı olabilir. Beklenen bir başka etki de lekelenme şeklinde kanama olması ya da bir haftaya kadar görülen adet gecikmesidir. Bir haftadan uzun süren gecikmelerde gebe olma olasığını belirlemek için test yapılmalıdır.

Rahim içi araç uygulaması sonrası lekelenme gibi ya da daha fazla kanama görülebilir.

HERKES KULLANABİLİR Mİ?

Evet, zorunluluk halinde herkes uygulayabilir. Ancak sürekli kullanılacak bir yöntem değildir.

Önceden planlanmış bir cinsel ilişkiden sonra

Düzenli kullanılan gebeliği önleyici haplar üç gün üstüste unutulursa

Prezervatif yırtılınca ya da zamanından önce çıkarsa

Erkek geri çekme-dışa boşalma uygularken kontrol dışı bir boşalma olması halinde

Cinsel tecavüze maruz kalındıysa gebe olmamak için kullanılabilir.

SONRAKİ KORUNMA

Acil korunma amacıyla rahim içi araç, sizi etki süresi boyunca koruyacaktır.

Hapla devam etmek isterseniz adet sonrası yeni bir pakete başlayıp her gün bir tane alıp 21 gün sonra bir hafta ara vererek kullanmayı sürdürebilirsiniz.

Başka bir yöntem isterseniz ayrıca danışabilirsiniz.

KORUNMA YÖNTEMLERİ

Koruyucu haplar, depo provera (koruyucu iğne), rahim içi araç (ria), vazektomi (erkekte kanalların bağlanması), prezervatif, diyafram, tüp ligasyonu (kadında tüplerin bağlanması), doğal korunma.

Erektil Disfonkisyon Peniste Sertleşme Güçlüğü

Pazar, 04 Kasım 2007

Erkekte cinsel aktivite nasıl gerçekleşir?

Erkekte testisler (yumurtalıklar) görevlerini yerine getirdiği zaman normal libido (cinsel arzu), cinsel aktivite vardır ve/veya kendiliğinden gün içinde veya gece sertleşme görülür. Ereksiyon (sertleşme) erkek cinsel organının kasları, sinirleri ve damarları arasındaki uyum sonucu gelişir. Diyabetli erkeklerde ereksiyon bozukluğuna neden olan iki ana faktör vardır: diyabetik damar ve sinir hastalıkları.

Erektil disfonksiyon ne anlama gelmektedir?

Erkek cinsil organında (penis) ereksiyon olmaması veya olan ereksiyonun korunamaması durumuna erektil disfonksiyon denir. Erektil disfonksiyon gelişmekte olan diyabetin habercisi olabilir.

Diyabet erkekte nasıl erektil disfonksiyona sebep olur?

Diyabet beyinden çıkan sinyallerin erkek cinsel organına ulaşmasını etkiler ve ereksiyon için gerekli kan akımını kontrol eden sinirlerin görevini bozar.

Erektil disfonksiyon neden önemli bir durumdur?

Erektil disfonksiyon diyabetli erkeklerin %50-70?inde görülür. 20-29 yaş aralığında %9 iken 70 yaşında %95?e yükselmektedir. Diyabet tanısı konduktan sonra ilk on yıl içinde erkeklerde açık olarak erektil disfonksiyon gelişir. Erektil disfonksiyon diyabetlide damar sertliği varlığının bir göstergesi ve hatta kalp krizi riskinin belirleyicisi olabilir.

Erektil disfonksiyon değerlendirilmesi nasıl olmalıdır?

Erektil disfonksiyonu bulunan erkek ilk muayenesine eğer mümkünse eşiyle birlikte alınmalıdır. Böylelikle eşlerin ilişkisi ve bu bozukluğun düzelmesi halinde bu ilişkiyi nasıl katkıda bulunabileceğinin değerlendirilmesi yapılabilir.

Erektil disfonksiyon için hekime başvuran hastada sırasıyla aşağıdaki değerlendirme yapılmalıdır:

1. Öykü, özellikle tıbbi ve cinsel özgeçmiş

2. Fizik muayene ve pisikolojik değerlendirme

3. Hemoglobin A1c, testosteron, prolaktin ve tiroid fonksiyon testleri

4. Gece ereksiyon testleri (uykuda ereksiyon olmaması fiziksel bir nedenin varlığına işarat eder)

5. Sinir sistemini ve damarları değerlendiren testler

Gerçek neden nedir?

Erektil disfonksiyonu bulunan erkeklerin en önemli sorununu onlar için mahrem bir konuyu herkese açamamaları, doğru ve yeterli hikayeyi verememeleri oluşturmaktadır. Böyle bir yaklaşım doktoru doğru teşhisten uzaklaştırmaktadır. Ne tür bir problemin olduğunu belirlemek işin püf noktasıdır. Sorun kısmi sertleşme kaybı mı yoksa hiç sertleşme kaybı mı yoksa hiç sertleşme olmaması mıdır? Diyabetteki doğal seyir yavaş ilerleyen ve genellikle yıllar sonra tam bir kayıpla sonlanan bir ereksiyon bozukluğudur. Libido, yani cinsel arzu kaybı genelde yoktur. Psikojenik erektil disfonksiyonda olduğu gibi kayıp ani değildir; sabah, gece ve refleks ereksiyonlar kaybolmuştur ve zamanla ağırlaşan bir tablo çizilir.

Erektil disfonksiyonu olan diyabetli erkeklar için tedavi seçenekleri nelerdir?

Erektil disfonksiyonu olan diyabetli erkekler için üç belli başlı tedavi seçeneği bulunmaktadır:

1. Erektil disfonksiyona neden olabilecek ilaçların kesilmesi ve/veya psikolojik destek

2. İlaç tedavisi

3. Cerrahi tedavi

1. Herhangi bir tedaviye başlamadan önce erektil disfonksiyona neden olacak her türlü ilacı kesmek gerekmektedir. Sigara ve alkol bunların başında gelmektedir. Bazı tansiyon ilaçları, merkezi sinir sistemi üzerine etki yapan ve hormonal dengeyi bozan ilaçlar erektil disfonksiyondan sorumlu tutulabilir. Depresyon diyabetlilerde sık rastlanan bir hastalıktır ve psikojenik destek tedavisi veya ilaç tedavisi kişinin cinsel performansını arttırabilir.

2. Transuretral (penis içine) yerleştirme ile veya kendi kendine penise enjeksiyon yaparak ilaç verme uygulamaları yanısıra bugün ağızdan alınan, sildenafil denen bir maddeyi içeren ilaç kullanıma girmiştir. Hayati yan etki taşıma riski sebebiyle hiç bir ilaç doktor tavsiyesi dışında alınmamalı ve uygulanmamalıdır. İlaçların etki etmediği durumlarda vaküm yaratarak penisin kanla dolmasını sağlayıp ereksiyon sağlayan araçlar kullanılabilir.

3. İlaç tedavisi başarısız olanlarda penis protezi uygulanabilir. Genel anestezi altında cerrahi işlem gerektirir. Protezin çalışmaması, enfeksiyon ve erozyon sıklıkla karşılaşılan problemlerdir ve protezin çıkarılmasıyla sonuçlanır. Vaküm tedavisi ve diğer ilaç tedavilerinin varlığında protez uygulaması pek başvurulan bir tedavi şekli değildir. Bir diğer cerrahi girişim ise genç, diyabeti yeni ortaya çıkmış ve ileri derecede bölgesel damar tıkanıklığı olanlarda revaskülarizasyon (yeniden damarlandırma) tedavisidir.

Diyabetli kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğu neden gelişir?

Diyabetli kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğu sık görülen bir durumdur. Erkeklerde olduğu gibi onlar da bu problemlerini hekimlere açmaktan çekinirler ve çoğu zaman da kadındaki bu bozukluk ruhsal durumundaki dalgalanmalar, vajinit belirtileri ile karışabilmektedir. Kadınlarda depresyon erkeklerden daha fazla görülür ve bu da cinsel fonksiyon bozukluğunun bir sebebidir ve tedavi edilmelidir. Vajinal enfeksiyon cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur. Sistit ise cinsel birleşme sırasında rahatsızlık kaynağıdır. Pre-menstrual sendrom sırasında kan şekeri ayarında bozuklukların olması bu dönemde cinsel fonksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Kadın diyabetlilerin kullandığı tansiyon ilaçları gözden geçirilmelidir. Menopoz döneminde hormon tedavisi görmeyen kadınlarda cinsel arzu kaybı görülecektir.

Cinsel fonksiyon bozukluğu olan kadında değerlendirme nasıl yapılmalıdır?

1. Öykü, özellikle tıbbi ve cinsel özgeçmiş

2. Fizik muayene ve pisikolojik değerlendirme

3. Hemoglobin A1c, tiroid fonksiyon testleri

Tedavi prensipleri nelerdir?

Bazı tansiyon ilaçları, merkezi sinir sistemi üzerine etki yapan ve hormonal dengeyi bozan ilaçları kesmek gerekir. Depresyon diyabetlilerde sık rastlanan bir hastalıktır ve psikojenik destek tedavisi veya ilaç tedavisi kişinin cinsel performansını arttırabilir. Vajinit ve sistit tedavi edilmelidir. Menstruasyon öncesi ve menopoz öncesi dönemlerde kan şekeri ayarının bozulacağını bilerek önlem almalıdır. İyi bir diyabet ayarı sağlamak hedefimiz olmalıdır. Menopoz sonrası hormon tedavisi uygulamasına başvurulabilir.

Görüldüğü gibi problemin altında yatan neden ve tedavi şekli herkes için farklıdır. Siz sorununuzu doktorunuza her yönüyle açmadıkça dermana ulaşamazsınız. ?Sükutun? değil de sözün altın olduğu bir tıbbi durum içinde bulunduğunuzu her zaman hatırlamalısınız.

Penis Hastalıkları Genel

Pazar, 04 Kasım 2007

PENİS HASTALIKLARI

Penisin erkekte iki önemli fonksiyonu vardır.

1-İdrar atılımı:Böbrekten süzülen idrarın dış idrar kanal yolu ile dışarı atılımını sağlamak

2-Ürme fonksiyonu: Tesiste yapılan tohum hücrelerini meni vasıtası ile kadın haznesine ulaştırmak.

PENİSİN YAPISI:

Penis kök gövde ve baş olmak üzere 3 kısma ayrılır. Kök kısmı torbanın ön yüzünde makata kadar uzanan bölge içerisinde kaslara gömülü vaziyette durur.

Gövde deri ile kaplı ve içerisinde 3 tane sertleştirici kıkırdak dokusundan yapılmış organdan meydana gelir. Kıkırdakdan daha ince yaplıdır. Bu yapıya kan dolması neticesinde sertleşme meydana gelir.

Baş kısmı penisin en uc kısmında yer alır. Penisi ucunda bir şapka gibi durur. Bu bölge sünnet olmamışlarde deri ile kaplıdır. Sünnet ile kesilen kısım bu deridir.

Penisin kan dolaşımı atardamar ve toplar damar sistemi sertleşmede dolayısıyla döllenme ve seksüel aktifte çok önemlidir.

PENİSİN YAPI BOZUKLUKLARI:

Çok defa testis mesane gibi başka yapı bozuklukları da vardır. Penisin hiç olamaması nadirdir. Nadiren çift penis olur. Penis doğuştan kıvrık olabilir. Bunun yanında yine doğuştan büyük ve küçük penis olabilir.

1- Penis Sünnet derisinin dar olması:

Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır. Toplu iğne başı kadar bir açıklık vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabi bir olaydan sonra gelişir.

Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde yaralara neden olur. Tedavi sünnettir. (Sünnet için tıklayın)

2-Sünnet derisinin geriye kaçması:

Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri burada şişer ve kızarır, penis başını boğar.

Tedavide şayet erken devreyse deri öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa sünnetten başka çare yoktur. Sadece ufak bir deri parçasını kesmek ve iyileşmeye bırakmak çok defa sonuç vermez.

3-Penis yaralanmaları:

Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini korur

Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur.

Darbelerde penise kan oturur. Penis kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi önemlidir.

4-Penis iltihapları:

Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının iltihabı şeklinde olur.

5-Penisin kireçlenmesi: (Peyroni hastalığı)

Penisin kıkırdakımsı doku içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi belli değildir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette bükülmüş olarak durur. Ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz. El ile hisedilebilinir.

Zararsız bie hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa tedavi edilmelidir. Nadiren kendiliğinden kaybolur.

E vitamini faydalıdır. Ameliyat tavsiye edilmez. Plağın içerisine kireç giderici ilaçların verilmesi fayda sağlar

6-Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi:

Penis seksüel istek duymadan ve uzun süren sertleşmesidir. Hasta çok ağrı duyar. Her yaşta meydana gelir. Damar sisitemi bozulmuştur penisin kıkırdak dokusu içerisinde kan pıhtıları oluşur.

Sinir sistemi hastalıklarında da meydana gelebilir. Bazen sebeb tümoral bir oluşumdur.

Birden bire meydana gelir. Ağrılıdır. İdrara yapılamaz veya damlalar halinde gelir. Meni boşalsa bile sertlik devam eder. Sertleşme 1-2 gün bazen aylarca sürer. Normal haline dönse bile sonunda iktidarsızlık meydana gelir.

Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır. Pıhtıyı giderecek ilaçlar verilir. Ameliyat ile bu pıhtılar boşaltılır.

7-Penis Tümörleri

Penis siğilleri çok görülür. Penisin sırtında veya değişik yerlerinde olur. Tek veya çoktur. Küçük ben şeklinde fakat karnabahar gibi girintili çıkıntılıdır. Zararsızdır. Tedavide elektirik ile yakılır veya ameliyat ile çıkarılır.

Penis Kanseri: Çok defa sünnetsizlerde görülür.Penis başı iltihaplarından sonra gelişebilir. Müzmin tahriş edici maddelerden sonrada oluşabilir. Görünüşte yarayı andırır. Sert nodül şeklinde de olabilir. Teşhis parça alınıp patolojide incelenmesi ile konur. Erkan teşhis konulacağı için ameliyat ile alınır. Sonuç diğer kanserlere nazaran iyidir.

Sertleşme Güçlüğü Erektil Disfonsiyon Tanı Rehberi

Pazar, 04 Kasım 2007

Erektil Disfonksiyon olarak da bilinen sertleşme sorunları, milyonlarca erkeği etkilemektedir. Gerçekte sertleşme sorunu çok sık görülen tıbbi bir durumdur, çünkü 40 yaşın üzerindeki her 3 erkekten ikisi sertleşmeyi sağlama ya da sürdürmede bazı sorunlar yaşamaktadır ve bu erkeklerin çoğunda sorun en azından zaman zaman görülmektedir.

Bu yazı, kendinizde sertleşme sorunları olup olmadığını saptamanıza ve doktorunuzla cinsel sağlığınız ile ilgili konuşmayı başlatabilmenize yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.

İlk adım, sertleşme sorunlarını ve tedavisini daha iyi anlamak için broşürün tamamını okumaktır. İkinci adım, bu broşürün sonunda yer alan, kendi cinsel sağlığınızı anlamanıza yardımcı olacak araçları kullanmaktır. Üçüncü adım, doktorunuzla cinsel sağlığınız üzerine konuşmak ve sizin için uygun olan tedavi seçeneklerini tartışmaktır.

Sertleşme Sorunları (Erektil Disfonksiyon) Hakkında

Sertleşme sorunu, yeterli düzeyde cinsel performans için gerekli sertleşmeyi sağlayamama ve/veya sürdürememe durumudur. Her zaman, hiç sertleşme sağlayamama anlamına gelmemektedir. Türkiye?de sertleşme sorunu bulunan erkeklerin %80?inden fazlasında tam bir işlev kaybı değil, hafif ya da orta derecede sertleşme sorunu bulunduğu saptanmıştır.

Erkeklerde cinsel sağlığın genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğu çoğunlukla gözardı edilmektedir. Gerçekte, sertleşme sorunu bulunan hastaların yalnızca küçük bir bölümüne tanı konmaktadır, bu da sertleşme sorunu yaşayanların çoğunun soruna sessizce katlanmakta olduğu anlamına gelmektedir. Sertleşme sorunu birçok erkeğin konuşmaktan rahatsızlık duyabileceği bir konu olduğu için bunu anlamak zor değildir.

Gerçek:

Türkiye?de 40 yaşı üzerindeki erkeklerin %69?u çeşitli derecelerde sertleşme sorunu yaşamaktadır.

Sertleşme Sorunu Hakkındaki

Yanlış İnanışlar

1. ?Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorundur.?

Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.

2. ?Sertleşme sorunu yanlızca yaşlı erkeklerde görülür.?

Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.

3. ?Cinsel ilişki için çok yaşlısınız.?

Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.

4. ?Kalp hastalığınız varsa cinsel ilişkiye girmek kalp krizine yol açabilir.?

Kalp hastalığı önemli bir tıbbi durumdur ancak cinsellikten zevk alamayacağınız anlamına gelmez. Kalp hastalığı nedeniyle tedavi gören pek çok erkekte, sertleşme sorunu da güvenli ve etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Sertleşme sorunu ile ilgili herhangi bir tedaviye başlamadan önce, kalbinizin cinsel aktivite için fiziksel gereksinimleri karşılayabilecek güçte olup olmadığını doktorunuza sormalısınız.

Sertleşme nasıl oluşur?

Uyarıldığınız zaman beyniniz bir dizi olayı başlatmak üzere sinyal gönderir. Penis içindeki kan damarları gevşeyip genişleyerek penise gelen kan akımını hızlandırır. Aynı anda penis içinde uzanan, korpora kavernoza adı verilen süngersi oluşumlar da şişer ve toplardamarlar üzerinde baskı oluşturarak penis dışına çıkan kan akımını kısıtlarlar. İçeri giren kanın dışarı çıkandan daha fazla olması sonucunda penis büyüyerek sertleşme meydana gelir.

Bu süreç çok basit olmakla birlikte sertleşmenin, beyin, kan damarları, sinir ve hormonların bir bütün olarak mükemmel bir denge içinde çalışmasının bir sonucu olduğunu unutmamak gerekir. Eğer bu sürecin bir parçası bile sağlıklı yürümüyorsa, erkeğin sertleşme sağlama veya sürdürme yeteneği etkilenebilir.

Sigara, şişmanlık, alkol alışkanlığı veya ilaç kullanımı, normal dolaşım ya da sinirsel işlevleri bozarak sertleşme sorunlarının oluşumuna katkıda bulunabilmektedir.

Sertleşme Sorunu

Nasıl Oluşur?

Eğer sertleşme sorununuz varsa, sertleşmeyi sağlayan süreç bozulmuş olabilir. Sertleşmenin sağlanması ve sürdürülmesi için gereken penise gelen kan akımı, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, şeker hastalığı veya damar sertleşmesi gibi tıbbi bir bozukluğun sonucunda azalabilmektedir.

Beyin ve penis arasındaki bağlantı, omurilik yaralanması, multiple skleroz, inme ya da prostat veya kalın bağırsak ameliyatı gibi durumların yol açtığı sinir zedelenmeleri nedeniyle engellenebilir.

Sertleşmeyi sağlama ve sürdürme sürecini engelleyen diğer faktörler arasında, karaciğer ya da böbrek hastalıkları, depresyon, stres ve çeşitli ilaçlar bulunmaktadır.

Sertleşme sorununa yol açabilecek nedenler:

Yaşam biçimiyle ilgili faktörler:

Sigara

Alkol alışkanlığı

Stres

Şişmanlık

Sık görülen tıbbi durumlar:

Şeker hastalığı

Kalp hastalığı

Yüksek tansiyon

Yüksek kolesterol

Damar sertliği

Depresyon

Prostat kanseri ameliyatı

Barsak kanseri ameliyatı

Böbrek yetersizliği

Omurilik yaralanması

Multipl skleroz

Bazı ilaçlar (uzun süre kullanıldığında):

İdrar söktürücüler (diüretikler)

Tansiyon ilaçları

Kolesterolü düşüren ilaçlar

Şeker hastalığı ilaçları

Depresyon ilaçları

Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar

Bazı ülser ilaçları

Riskinizi nasıl azaltırsınız?

Sertleşme sorunlarının oluşma riskini azaltmanın belki de en iyi yolu sağlıklı bir yaşam sürdürmektir. Sigara içmek, fazla yağlı gıdalar tüketmek ve aşırı alkol almak, sertleşme sorunlarının görülme olasılığını önemli ölçüde artıran durumların ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Bunlardan kaçınmak riski azaltmak açısından önemlidir.

Doktorunuza yapacağınız düzenli kontrol ziyaretleri de, şeker hastalığı veya yüksek kan basıncı gibi sertleşme sorununa neden olan hastalıkların belirlenmesine yardımcı olabilir.

Sertleşme sorunu ile ilgili endişelenmek durumu müzminleştirebilir veya şiddetlendirebilir. Eşinizle sorunları açıkça konuşmanız bu endişeyi hafifletmeye yardımcı olabilir.

Sertleşme sorunları yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değildir!

Yaşlanma ile birlikte erkeklerin cinsel uyarılmaya karşı verdikleri yanıtlarda doğal olarak bazı değişikliklerin meydana geldiğini bilmekte yarar vardır: Sertleşmeyi sağlamak ve orgazma ulaşmak daha uzun zaman alabilmekte, doğrudan uyarı gereksinimi daha fazla artmakta ve sertleşmeler arasında daha çok zamana ihtiyaç duyulabilmektedir.

Ancak yaşlandıkça cinsellikten zevk alma yeteneğimizin azaldığı yanlış bir inanıştır. Yapılan çok sayıda çalışmada aktif cinsel yaşamın tüm yaş gruplarında normal olduğu kanıtlanmıştır.

Sertleşme güçlüklerinin oranı 40 yaşın üzerinde artmakla birlikte, sertleşme sorunları yaşlanmanın doğrudan bir sonucu olarak düşünülmemektedir. Daha çok, erkekler yaşlandıkça sertleşme sorunu görülme sıklığını ve şiddetini, yüksek kan basıncı ve şeker hastalığı gibi yaşa bağlı hastalıklar artırıyor gibi görünmektedir.

Sorundan kaçmak neden çözüm değildir?

Pek çok erkek halen, davranışlarını değiştirerek veya bir çözüm bularak sertleşme sorunları ile tek başlarına başa çıkabileceklerine inanmaktadır. Daha da kötüsü bazı erkekler sorundan kaçarak, kendileri ve performansları üzerinde baskı oluşturacak şekilde kendilerini suçlamaktadırlar. Bu baskılar kaçınılmaz olarak stres ve endişeleri artırabilmekte, bunun sonucunda da performans daha fazla düşebilmektedir.

Sertleşme sorununun genellikle dolaşım ve/veya sinir sistemine ait fiziksel bozuklukların yol açtığı tıbbi bir durum olduğunu unutmamak çok önemlidir. Bu nedenle sorunu kendi başına çözmeye çalışmak veya kendine baskı yapmak sertleşme sorununu ortadan kaldırmamaktadır. Sertleşme sorunu tıbbi bir durum olduğundan, en iyi yanıt doktorunuz tarafından önerilen tıbbi tedavilerle elde edilmektedir. Doktorunuzla sorunu konuşmanız bu nedenle önemlidir.

İnfertilite : Kısırlık

Pazar, 04 Kasım 2007

Kısırlık tanısı için yapılan tetkikler ve muayeneler adım adım uygulanır ve uzun zaman alabilir. Bu zamar doktorun problemi iyi anlamasına ve en etkili tedaviye karar vermesine yardım eder. Araştırmalar sonucu bir ve?ya birden fazla kısırlık nedeni bulunabileceği gibi çiftlerin yaklaşık %15?inde kısırlığın nedeni saptanamaz.

Kısırlığın mutlak olduğu durumlar nadirdir. Erken menopoz veya erkekte hiç sperm hücresi bulunmaması dışında diğer kısırlık nedenleri için doğal yollardan çocuk sahibi olma şansının azalmış olduğundan bahsedilebilir.

Kadındaki en önemli kısırlık sebepleri yumurtlama bozuklukları, endometriozis ve tüplerin hasarlı veya tıkalı olmasıdır. Erkekte görülen kısırlık nedenleri arasında ise sperm sayısının, hareketliliğinin yetersiz olması ve bazı durumlarda da sperm hücrelerinin anormal olması sayılabilir.

KADINDA KISIRLIK NEDENLERİ

Yumurtlama bozuklukları:

Kadında en sık görülen kısırlık nedeni yumurtlama bozukluklarıdır. Yumurtlama (yumurtanın yumurtalıklar dışına atılması) olmaksızın döllenme ve gebelik oluşamaz. Yumurtlama bozukluğu dendiğinde yumurtlamanın hiç olmaması veya düzensiz ve seyrek olması anlaşılır. Adetlerin seyrek veya hiç görülmemesi çoğu zaman bir yumurtlama bozukluğunu gösterir ancak adetlerin tamamen düzenli olduğu durumlarda da yumurtlama bozukluklarına rastlanabilir. Yumurtlama bozuklukları başlıca üç grupta toplanabilir.

Yumurtalıklardaki yumurta üretimini uyaran hormonların doğuştan eksikliğine bağlı olarak beyin sapından salgılanamaması:Bu durumda kadında ergenlikten itibaren hiç adet kanaması görülmez.

Beyin sapından süt hormonu prolaktinin normalden fazla salgılanması: Bu durum genellikle bu bölgedeki iyi huylu bir tümörün varlığına bağlı olmakla beraber bazen hiçbir sebep bulunamaz. İyi huylu tümörlerin cerrahi yollarla çıkarılması veya sebep bulunamadığı durumlarda çeşitli ilaç tedavileri ile prolaktin seviyeleri düşürülerek yumurtlama normal hale getirilebilir.

Polikistik over sendromu: Bu hastalığın tipik formunda genel olarak adetler düzensiz ve seyrektir (yılda 3-4 adet). Bazı hastalarda adetler hiç görülmezken diğerlerinde tamamen normal olabilir. Hastalar genellikle şişmanlamaya yatkındırlar. Ciltte ve saçlarda yağlanma, sivilce gibi problemler sıkça görülür. Yumurtalıklarda normalden fazla sayıda yumurta bulunmakta ve bunlar erkeklik hormonu salgılayarak normal yumurta gelişimini engellemektedirler.

Tüplerin hasarlı ve tıkalı olması:

Tüplerin kısmen veya tamamen tıkalı olması sperm ile yumurtanın buluşmasını engelleyerek döllenme ve gebeliği olanaksız kılar. Tüplerdeki bu hasar geçirilmiş enfeksiyon, endometriozis veya geçirilmiş bir ameliyat sonrası kalan karın içi yapışıklıkları gibi birçok nedene bağlı olabilir. Tüpler bir dış gebelik sonucu da hasara uğrayabilir. Gelişmiş ülkelerde cinsel yollardan bulaşan enfeksiyonlar tüplerdeki hasarın en önemli nedenidir. Ülkemizde çocukluk çağında alınan verem mikrobu da tüplerde geri dönülemez hasar oluşturmaktadır.

Endometriozis:

Endometriozis rahim içini döşeyen dokunun (endometrium) rahim dışında gelişmesidir. Endometriozis en sık olarak rahimi yerinde tutan bağlara yerleşmektedir. Diğer sık görüldüğü bölgeler ise rahim yüzeyi, tüpler ve yumurtalıklardır. Endometriozis tıpkı rahim içini döşeyen doku gibi hormonlara duyarlı olup adet sırasında kanar. Karın içinde oluşan bu mikro kanamalar zamanla iltihab benzeri yangısal durum oluşturmakta ve yapışıklıklara sebep olmaktadır. Endometriozis yumurtalıklarda yerleştiği zaman kist oluşumuna neden olmaktadır. Bu kistlere endometrioma adı verilir.

Endometriozisin en önemli belirtileri adet öncesi ve adet sırasında ağrı, ilişki esnasında veya sonrasında ağrı, düzensiz şiddetli adetler ve kısırlıktır. Daha az görülen diğer belirtiler yorgunluk, adet esnasında bağırsak hareketlerinin şiddetlenmesi veya ishal, kabızlık gibi diğer sindirim sistemine ait belirtilerdir. Bunların yanısıra endometriozis bazı kadınlarda hiçbir belirti vermeyebilir.

Endometriozisi olan kadınların yaklaşık yüzde 50?sinin çocuk sahibi olabilmeleri için tedavi gerekir. Yine kısırlık nedeni ile başvuran kadınların yaklaşık yüzde 25?inde endometriozis saptanmaktadır.

Rahim ağzına ait problemler:

Rahim ağzındaki yapısal, enfeksiyona ait veya bu bölgedeki salgıya (mukus) ait bozukluklar kısırlık sebebi olabilir. Rahim ağzından salgılanan mukus spermlerin genital yoldan taşınmasını kolaylaştırır. Östrojen ve progesteron hormonları etkisi altında mukusun siklus sırasında miktarı ve niteliği değişir. Polip gibi iyi huylu tümörler veya bu bölgeye uygulanmış olan cerrahi girişimler kısırlık sebebi olabilmektedir.

Alerjik nedenler:

Alerjik nedenler kısırlık nedeni olabilmekle birlikte teşhisleri ve tedavileri zordur. Alerjik ajan spermlerde veya mukusta bulunabilir. Antisperm antikorları adı verilen bu alerjik durumların tedavi etkinliği belli değildir ve tedavi edilen veya edilmeyenlerdeki gebelik oranları çok farklı değildir. Bu nedenle rutin olarak ölçülmelerinin gerekliliği tartışmalıdır.

ERKEKTE KISIRLIK NEDENLERİ

Çocukları olmayan çiftlerin yaklaşık %30-50?sinde problem erkekten kaynaklanmaktadır. Erkekteki kısırlık nedenleri başlıca 2 ana grupta toplanmıştır.

1-Spermin sayı ve kalitesini etkileyen üretim bozuklukları,

2-Spermi dışarıya taşıyan kanallardaki tıkanıklıklar.

Erkekteki bu problemlerin nedeni %30-40 olguda açıklanamaz. Sperm kalite ve sayısındaki bozuklukların nedeni bulunamadığında bir takım deneysel ilaç tedavileri uygulanmaktadır. Bu tedavilerin herhangi bir etkinliği olmadığı gösterilmiştir. Mikroinjeksiyon tekniğinin 1992 yılından itibaren uygulanmaya başlanması erkek kısırlığının tedavisinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu teknik ile şiddetli erkek kısırlığı durumlarında bile yüksek gebelik oranları elde edilmektedir.

Sperm üretim bozuklukları:

Erkek kısırlığı olgularında spermin üretim ve olgunlaşma bozuklukları en sık rastlanılan durumdur. Üretim bozukluğu sperm sayısı ile ilgili olabileceği gibi kadın yumurtasının döllenmesini engelleyen sperm hareketlerinin zayıflığı veya sperm şekillerinin (morfoloji) anormalliği ile de ilgili olabilir. Erkeğin sperminin normal kabul edilebilmesi için sayısının en az 20 milyon/ml, hareketli sperm oranının yüzde 30 ve yapısal olarak normal sperm oranının yüzde dördün üzerinde olması gereklidir. Sperm değerlerinin yukarıda belirtilenin altında olması halinde doğal yollardan gebelik elde edilmesinde belirgin zorluklar yaşanmaya başlanmaktadır. Birçok faktör spermiogenezi (sperm hücrelerinin üretimi ve olgunlaşması) olumsuz yönde etkileyebilir. Bunlar aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir.

İltihabi hastalıklar- Bazı bakteri ve virüsler erkekte yumurtalık iltihabına sebep olur. Yumurtalıklarından iltihabi bir hastalık geçiren erkeklerin yaklaşık % 25?inde kısırlık problemi oluşmaktadır.

Hormon bozuklukları- Sperm ve erkeklik hormonu olan testosteron hormonunun üretimi beyin sapından salgılanan iki hormon (folicle stimulating hormon ve luteinizing hormon) tarafından kontrol edilir. Bu hormonların salınımına ait bozukluklar erkek kısırlığının o/a 2-5?inden sorumludur.

Çevresel problemler- Kanser tedavisi için kullanılan ışın ve ilaçlar sperm üretimini bozabilir.

Yapısal bozukluklar

Spermin üretim yeri olan yumurtalıklardan dışarı çıkmasını engelleyen tam veya kısmi tıkanıklıklar kısırlık nedeni olabilmektedir. Bu tıkanıklıklar doğuştan olabileceği gibi sonradan bir enfeksiyona da bağlı olabilir. Yumurtalık bölgesinden geçirilmiş bir cerrahi müdahale de tıkanıklığa sebep olabilmektedir.

Nedeni açıklanamayan kısırlık

Günümüzde tıbbın olanakları ile nedeni ortaya konulamayan kısırlık durumlarında nedeni açıklanamamış kısırlık (idiopatik infertilite) söz konusudur. Testler ile ortaya çıkarılamayan sperm fonksiyon bozuklukları, yumurtanın çatlaması ve tüpler içindeki hareketinde bazı bozuklukların varlığı öne sürülen varsayımlar arasındadır.

Nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında rol oynayan psikolojik etkenlerin varlığı tam olarak belli değildir. Stresin kadın üreme sistemi ve hormon dengesi üzerinde olumsuz etkiler yapabileceği bilinmektedir. Ancak burada sebep-sonuç ilişkisi belli değildir. Yani kısırlık nedeniyle mi stres olmaktadır yoksa stres nedeniyle mi kısırlık olmaktadır. Stresin ortadan kalkma durumunda doğal yollardan gebeliklerin oluştuğu bildirilmiştir. Özellikle kısırlık tedavilerine cevap alınamayan çiftlerde bazen tedavinin kesildiği ve çifte dinlenme şansı verildiği aylarda kendiliğinden gebelik olabilmektedir.

Nedeni açıklanamamış kısırlık terimi günümüzdeki tanı yöntemlerinin sınırını göstermektedir. Tanı yöntemlerindeki ilerlemelerle birlikte bu gruba sokulan çift sayısı da azalacaktır

İnfertilite Tedavisi:

Tedavi araştırma safhasında bulunan nedene bağlı olarak yumurtlamayı sağlamak için hormon uygulanmasından cerrahi müdahaleye veya tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerine kadar değişebilir.

Yumurtlama problemleri

Kısırlık nedeniyle doktora başvuran kadınların yaklaşık % 20?sinde yumurtlama problemi vardır. Kadın üreme fonksiyonları bazı hormon bezleri tarafından salgılanan hormonlarla kontrol edilir. Bu bezlerden beyin sapında bulunan iki tanesi FSH ve LH hormonları yumurtlamanın oluşmasında temel rol oynarlar.

Bu bezlerdeki hormon salınımındaki bozukluklar yumurtlama problemlerine yol açarlar. Bu durumda yumurtlama çeşitli ilaçlarla (Klomifen, Pergonal Humegon, Metrodin) uyarılmalıdır. Yumurta gelişimi kandaki hormon seviyeleri ve ultrasonla takip edilerek, yumurtlama için uygun zaman tayin edilebilir. Bazı durumlarda yumurtanın çatlaması çeşitli ilaçlarla (Profazi, Pregnyl) sağlanabilir. Döllenme için en uygun zaman böylece belirlendikten sonra çifte ilişki önerilebileceği gibi halk arasında aşılama diye anılan spermlerin yıkanması sonrası rahim içine yerleştirilmesinden ibaret olan inseminasyon da yapılabilir.

İnseminasvon tedavisi

İnseminasyon daha çok rahim ağzına ait problemlerin bulunduğu, sperm sayısında ve hareketliliğinde hafif bozuklukların bulunduğu veya çifte ait hiçbir problemin bulunamadığı açıklanamayan kısırlık durumlarında uygulanmaktadır.

İnseminasyon için erkekten alınan sperm sıvısı laboratuar koşullarında çeşitli yıkama işlemlerine tabi tutularak sperm hücreleri dışındaki tüm sıvılarından arındırılmakta, sperm hücreleri çok az bir sıvı içinde konsantre edilmekte böylece sayı hareketlilik oranı artırılmaktadır. Daha sonra bu sıvı ince bir kateter yardımı ile rahim ağzından geçirilerek doğrudan rahmin içine verilmektedir.

Bu tedavi rahim ağzından salgılanan mukusun spermin rahim içine geçişini engellediği durumlarda en iyi sonucu vermektedir. İnseminasyon ayrıca nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında ve hafif erkek kısırlığı olgularında da daha düşük başarı oranları ile kullanılmaktadır. En yüksek gebelik oranlarının ilk üç uygulamada olduğu altı uygulamadan sonra gebelik şansının çok düşük olduğu gösterilmiştir. Uygun koşullarda yapılmış üç inseminasyon sonrası yardımcı üreme tekniklerine geçilmesi düşünülebilir. Özellikle nedeni açıklanamayan kısırlık olgularında çiftlerin yaklaşık yüzde 25?inde tüp bebek uygulanmasında spermden veya yumurtadan kaynaklanan bir döllenme bozukluğu görülmektedir. İnseminasyon tedavisi ile gebelik şansı altı uygulama sonucu yaklaşık olarak yüzde 30 civarındadır.

Yumurtlama yokluğu ilaçlara yanıt vermediği bazı durumlarda yumurtalık yetmezliğine bağlı olabilir. Tedavisi olmayan bu durumda tek çözüm ülkemizde uygulanmasına izin verilmeyen yumurta veya embriyo bağışıdır.

Yardımcı üreme teknikleri

Erkek ve kadın üreme hücrelerinin doğal yollardan bir araya gelemediği durumlarda daha ileri tekniklere başvurmak gerekmektedir. Bu tekniklerin çoğunda kadının yumurtaları ultrason kontrolünde bir iğne ile emilerek vücut dışına alınmaktadır. Bu amaçla çeşitli ilaçlarla aynı anda birçok yumurtanın gelişmesi sağlanmakta ve uygun koşullarda 20?den fazla yumurta hücresi elde edilebilmektedir. Sperm elde edilmesi ise çoğu zaman çok daha kolaydır ancak menisinde sperm bulunmayan erkeklerde spermleri yumurtalık kanalından veya doğrudan yumurtalıklardan elde etmek için cerrahi işlemlere gerek duyulmaktadır.

Dıafram, Servıkal Baslık

Pazar, 04 Kasım 2007

Diafram değişik boyutlarda, yumuşak kauçuktan yapılmış kenarları esnek daire şeklinde bir araçtır. Servikal başlık ise daha sert , yüksek kubbeli ve daha küçük özel tip bir diaframdır.

Rahim ağzını kapatacak şekilde yerleştirilir ve spermin rahim içine geçmesini engeller. Doğru yerleştirilmezse gebe kalınabilir.

Adet kanaması sırasında kullanılmamalıdır.

Diafram kullanılırken üzerine spermi öldürücü krem sürülürek kullanılımalıdır.

Bazen yerleştirilmesi zor olan bir yöntemdir. Ayrıca sürülen krem pahalıdır.

Hazneye yerleştirilen diafram cinsel ilişkiden sonra altı saat süreyle çıkarılmamalıdır.

Kesinlikle çocuk istemeyen aileler bu yöntemi kullanmamalıdır. Çünkü gebelikten korunmada güvenilir değildir.

Dollenme Ve Cınsıyet Olusumu

Pazar, 04 Kasım 2007

Spermler iki tip genetik şifre taşiyabilirler. Bu şifreler ya X ya da Y şeklinde olur . Ancak kadin yumurta hücreleri her zaman X şeklinde olup tek tiptir .

Eger yumurta hücresini dölleyen sperm X şifreli sperm ise döllenen yumurta da X şifreli olacagi için oluşan bebek (XX) yani, ? KIZ ? olacaktır .

Ama yumurta hücresini dölleyen sperm Y şifresini içeren bir sperm ise o zaman bebek (XY) yani, ? ERKEK ? olacaktır .

Yani doğacak çocuğun erkek veya kız olması babadan gelen spermin özelliğine bağlıdır.

Hangi tip spermin yumurtayı dölleyeceği bilinemez. Bu nedenle çocuğun erkek ya da kız olacağı bilinemez. Ancak döllenme olup döllenmiş yumurta rahim içine yerleştikten sonra henüz çocuk doğmadan bazı yöntemler kullanılarak cinsiyeti öğrenilebilir.

Cinsiyet babadan geçecek özelliklere bağlıdır.

Erkekte Amelıyatla Kısırlastırma (Vazektomı)

Pazar, 04 Kasım 2007

Ameliyatla erkegin kisirlaştirilmasi en etkili dogum kontrol yöntemlerindendir.

Testislerde üretilen sperm hücreleri döl yolundan meni kesesine giderler.

Eger bu döl yolu baglanirsa artik üretilen spermler daha ileri gidemeyecektir. Dolayisiyla meni boşalacak ancak içerisinde sperm olmayacaktir.

Vazektomi ile testislerin ameliyatla çikartilmasi demek olan igdiş edilme kariştirilmamalidir. Vazektomide sadece döl yolu kapatilmaktadir. Hastanede yatmadan yapilan basit bir ameliyattir.

Ameliyat sonrasi cinsel güç ve tatminde herhangi bir degişiklik oluşmaz, meninin miktari degişmez.

Ilerde çocuk sahibi olmak isteyenler için uygun degildir. Çünkü dönüşü olmayan bir yöntemdir.

Ameliyat olduktan sonra döl yolunda kalmiş spermler nedeniyle 2 ay süreyle dölleme riski devam eder. Bu nedenle vazektomi yapilanlar bu sürede başka bir yöntemle (prezervatif vb.) korunmalidirlar.

Gebelıgın Olusumu

Pazar, 04 Kasım 2007

Kadin yumurtaliklarinda üretilen yumurta tüpler araciligi ile yakalanir ve tüplerin içine alinir.

Bu arada bir cinsel ilişki olmuş ise hazneye boşalan meni içindeki spermler rahim agzindan geçerek rahim içine oradan da tüplere gelirler.

Tüplerde yumurta hücresiyle karşilaşan sperm hücrelerinden sadece birisi yumurta hücresini döller.

Döllenme; spermin uç kismindaki delici kisim yardimiyla spermin yumurta hücresinin içine girmesi ile olur. Sperm ve yumurta hücresi bu şekilde buluşmuş ve döllenme gerçekleşmiş olur.

Bu döllenmiş yumurta rahim içindeki tabakaya yerleşir ve orada büyümeye başlar.

Döllenen yumurta rahim içindeki tabakaya yerleştigi andan itibaren artik adet kanamasi ve yumurtlama olmaz. Yani gebe bir kadin gebeligi boyunca adet görmez.

Yerleşen döllenmiş yumurta büyümeye başlar ve bebek dogana kadar rahim içinde gelişmesine devam eder.

Gerı Cekılme

Pazar, 04 Kasım 2007

Cinsel ilişki sırasında hazne içine değil de dışarı boşalma şeklinde uygulanan bir yöntemdir. Ancak gebe kalmayı önlemez. Çünkü boşalmadan önce bile bir miktar meni dışarı çıkar ve bu meninin içinde spermler bulunabilir. Ayrıca eşlerin ruhsal durumlarını da kötü yönde etkiler.