‘Beslenme Diyet’ Kategorisi için ArÅŸiv

Yapraktan BardaÄŸa Akan YeÅŸil

Pazar, 04 Kasım 2007

Zayıflama programımızın başarılı olmasında, yeterli ve dengeli beslenme, bilinçli ve düzenli egzersiz yapabilme dışında başka bir takım olumlu ve olumsuz etkenler rol oynar. Olumlu etkenler şunlardır:

Amacımız zayıflamaksa, aynı besin grubundan, kalorileri daha az olanları tercih edin. Böylece, besinin termik etkisinde hızlı bir artış olur. Bu ise fazladan kalori harcamanızı sağlar.

Her sabah aç karnına bir bardak su için. Böylece iştahınız biraz bastırılır ve sindiriminiz kolaylaşır.

Sabah, öğlen ve akşam öğünlerinizi hep aynı saatlerde yiyin. Bu daha çabuk kilo vermenizi sağlar.

Az etli, çok az yağlı her türlü sebze yemekleri, en az kalori içeren sağlıklı besinlerdir. Çok posa içerdiğinden kabızlığı önler. Örneğin; taze sebzelerle hazırlanan zeytinyağlı sebzelerin porsiyonu 400-600 kalori, yağsız hazırlandığında ise 50-100 kalori arasındadır.

Öğün atlamayın

Akşam yemeğinizi saat 20.00 den önce yiyin. Bu saatten sonra bir şey yemek istediginizde tercihiniz yoğurt, meyve veya süt olmalıdır.

Masaya oturduğunuzda önünüze konulan her yemeği çabucak yemeğin. Küçük lokmalar halinde iyice çiğneyerek yediğinizde, daha az yemekle doyarsınız. Yemek yerken başka bir şeyle meşgul olmayın. Örneğin televizyon izlemeyin, gazete ve kitap okumayın. Çünkü fazla yediğinizin farkında olmazsınız.   

Yaşınıza, fiziksel aktivitenize ve becerinize göre egzersiz seçip, her gün düzenli olarak yapın. Ama bu egzersizi sevin.

Aç karnına egzersiz yapın

Egzersizleri sabah aç karnına yapın, böylece serbest yağ asitleri çok daha fazla çözülür ve daha kolay kilo verirsiniz.

Yaş ilerledikçe bazal metabolizma yavaşlayıp aktif hücreler azalmaya başlar. Bunları önlemek için, düzenli fiziksel aktiviteler yapmalısınız. Çünkü egzersiz metabolizmayı normal seviyede tutmaya yarar. Yağsız vücut kitlesini de arttırarak bazal metabolizmayı yükseltip enerji sarfını çoğaltır.

Egzersiz yaparak kendinize olan güveninizi artırabilirsiniz. Düzenli yapılan aerobik kapsamlı egzersizlerde kaslar, karbonhidratlardan çok yağları kullanmaya başlar. Böylece kan insülin düzeyi düşer, insülin de kan şekerini düşürür. Bu da açlık hissini azaltır. Egzersizin bir yararı da HDL (iyi kolesterol) oranını ve maksimum oksijen tüketim hızını yükseltmesidir.

Yüksek tempolu, nefes nefese bırakan egzersizlerden kaçının. Orta şiddette yapacağınız egzersizlerle, kanda serbest yağ asidinde üç kat, kaslardan geçen kanda ise on kattan fazla artış olur. Sonuçta kasın kendisinden geçen kandan çekip aldığı serbest yağ asidi de artar.

Eğer çok şişmansanız, önce sırt ve karın kaslarını kuvvetlendirilmeli omurganızı sağlam tutabilen bu kasları geliştirmelisiniz. Bacak, kol ve omuz kaslarınızı geliştirmeyi en sona bırakmalısınız. Esnetme ve gerdirme çalışmalarını da egzersizlerin önüne ve sonuna yerleştirmelisiniz.

Tempolu yürüyün

Bir kilo yağ dokusunun kaybı için 7 bin kalorilik enerji harcanması gerekiyor. Bunedenle egzersizle yetinmemelisiniz, düzenli fiziksel aktiviteler de yapmalısınız.

Yürüyüşlerinizde tempoyu yavaş yavaş artırın. Saniyede bir adım atarsanız dakikada 2-6 kalori, iki alım atarsanız dakikada 5-7 kalori harcarsınız. Bu da yılda size 5-6 kilo kaybettirecektir.

Kalçalarınız ve uyluğunuz için uygun egzersizler, yavaş tempolu koşu, yüzme, paten, engebeli arazilerde yürüyüş, tırmanma ve iniş olmalıdır. Ayrıca gün boyu yürürken, otururken, kalça kaslarını en az 30 kez kasıp gevşetin. Göbeğiniz sarkmış ise, karnınızı devamlı içeri ve yukarı çekin.

Çekirdekli Üzüm Suyu Harika

Pazar, 04 Kasım 2007

Adana?da, büyüme ve kansızlık sorunu bulunan 6 yaşındaki Orhan Yücel ile 26 yaşındaki Hilal Dönmez, çekirdekli üzüm suyuyla şifa buldu.

Adana?da yaşayan Alper Yücel, ilköğretim 1. sınıfa giden 6 yaşındaki oğlu Orhan Yücel?in doğuştan kansızlık ve yavaş büyüme sorunu bulunduğunu belirterek, ?Doğumundan bu yana Orhan?ı hastane hastane gezdirdik. Orhan?ın en büyük problemi bronşit astım olmasıydı. Ancak astımın yanı sıra iştahsızlık ve kansızlık sorunu yaşıyordu. İştahı olmadığı için iyi beslenemiyor, bu nedenle de büyüme sorunu yaşıyordu.

İştahının açılması ve kansızlığını gidermek için gitmediğimiz doktor kalmadı. Yıllar sonra bir arkadaşımın tavsiyesiyle oğluma çekirdekli üzüm suyunu içirmeye başladım. Üzüm suyunu içmeye başlayan oğlumun birden iştahı açıldı. Beslenme sorunu ortadan kalkınca ne kansızlık sorunu ne de büyüme problemi kaldı. Şimdi doktorlar Orhan?ın normal büyüme seviyesinde olduğunu söylüyor? dedi.

Artık büyümeye başladığını ve buna çok sevindiğini ifade eden Orhan Yücel de günde iki bardak üzüm suyu içtiğini söyledi. 26 yaşındaki 2 çocuk annesi Hilal Dönmez ise kansızlık, hemoroit ve kolundaki uyuşukluk sorunu için doktor doktor gezdiğini, ancak bir türlü rahatsızlıklarından kurtulamadığını belirtti. Doktorların kendisinde, B2 vitamin eksikliği olduğunu ve ilaç verdiğini anlatan Dönmez, ?Rahatsızlığımı ilaç kullanarak da atlatamadım. Rahatsızlığıma çekirdekli üzüm suyunun çare olacağını öğrenince üzüm suyu içmeye başladım. Günde 2-3 bardak çekirdekli üzüm suyu tükettim. Bir süre sonra ne kansızlık ne de kolumdaki uyuşma kaldı. Hatta hemoroit rahatsızlığım vardı o da geçti. Şimdi düzenli olarak üzüm suyu içiyorum. Çocuklarıma da üzüm suyu içirmeye başladım? diye konuştu.

Bu arada, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bölümü tarafından yapılan bir araştırmada, içerisinde olduğu, içerdiği vitaminler, mineraller, aminoasitler ve antioksidan fenolik bileşikler nedeniyle sağlıklı ve dengeli beslenmede mutlaka tüketilmesi gereken gıdalardan birisi olduğu belirtildi.

Üzümün bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği, böbrek ve karaciğerin işlevini artırdığını, karaciğer hastalıkları ve kansızlığın tedavisinde yardımcı olduğu kaydedilen araştırmada, üzüm suyunun aynı zamanda kanın temizlenmesine, vücutta yağların erimesine, vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasına, yağlı bileşiklerin kılcal damarlarda birikmesini engelleyerek ve kanı sulandırarak kalp damar sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olduğu vurgulandı.

Adana?da, gıda maddeleri ürettiği tesisinde kurduğu özel bir işletmede, kırmızı üzümü çekirdeğiyle birlikte öğüterek tortullu içecek halinde piyasaya süren Hasan Tepgeç ise bilim adamlarından üzüm çekirdeğinin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini öğrenince çekirdekli üzüm suyu üretimine başladığını belirterek, ?Üzümün yararlarını çok geç öğrendik. Özellikle de üzüm çekirdeğinin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkisini bilim adamlarından duyunca çok şaşırdık ve halkımızın sağlığına katkı ve yeni bir yatırım alanı yaratmak için bu işe girdik. Piyasaya sürdüğümüz ürünlerimizin gördüğü talebin sırrı üzümün çekirdeğinde gizli? diye konuştu.

Havuç Her Derde Deva

Pazar, 04 Kasım 2007

Her gün yenen havucun akciğer kanseri riskini yüzde 50 azalttığı, kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını engellediği ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirtildi.

Harvard Üniversitesi?nde havuç üzerinde yapılan araştırmalarda, havucun birçok faydasının olduğu belirlendi. Havuçtaki Beta-Karotin?in, gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği belirlenen araştırmada, havucun kadınlarda kalp enfaktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azalttığı, günde yenilen iki havucun ise erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görüldü. Havucun diğer yararları ise şöyle sıralandı:

?-Beta Karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri de içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi.

- Her gün bir tane yendiğinde akciğer kanseri riskini yüzde 50 oranında azaltır.

- Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını engeller ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

- Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü artırır.

- Yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir.?

Ayva Şifa Dağıtıyor

Pazar, 04 Kasım 2007

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, ayva yemenin büyük yararları olduğunu söyledi.

Meyvesinde pektin, tanen, şeker, organik asit, A ve C vitamini ve mineral tuzlardan bol miktarda bulunduğunu, tohumlarında ise yüzde 14-18 oranında tutkal maddeler, yüzde 16-20 oranında yağ, tanen, renkli maddeler ve yüksek oranda protein, az miktarda amygdalin ve emülsin olduğunu belirten Prof. Dr. Karadeniz, ayvanın kalp, akciğer, boğaz, mide, böbrek, göz, bağırsak, ağız rahatsızlıkları ve adet kanamalarına oldukça faydalı olduğunu dile getirdi.

Prof.Dr. Karadeniz, ayvanın yararlarını şöyle açıkladı:

?Meyvelerinden hazırlanan şurup ve kompostolar çocuk ishallerine karşı çok etkilidir. Ayva meyveleri kalbe kuvvet verir ve rahatlatır. Kalpteki sıkıntıyı, çarpıntıyı ve ağız kokusunu giderir. Harareti ve ishali keser. Hazımsızlığı giderir, mideyi ve bağırsağı kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir. Vücudun gelişmesine yardım eder. Ayva damar sertliğine, karaciğer tembelliğine iyi gelir, tansiyonu düşürür, safrayı düzene sokar. Yapraklarının çayı kalp ağrılarına iyi gelmekte, sakinleştirici özelliği bulunmaktadır.

Meyvesinden yapılan reçel, sindirim sistemi rahatsızlıklarında tedavi edici olarak görev üstlenmekte, cinsel arzuyu kuvvetlendirmektedir. Tereyağında pişirilen ayva; nefes yolu hastalıklarına, müzmin öksürüğe, bronşite ve tüberküloz hastalığına iyi gelmektedir. Ayva çiçeği bal ile macun yapılıp yutulursa, baş ağrısını keser. Ayva çiçeği kaynatılıp içilirse, kalp çarpıntısını keser, kalbi kuvvetlendirir, annenin sütünü artırır. Ayva kokusu kalp ve dimağı kuvvetlendirir. Ayva hoşafı yaşlıların ayaklarının tutukluk yapmasını giderir. Ayva varise karşı iyidir, yorgunluğu, bitkinliği giderir.?

?GRİP VE NEZLEYE BİRE BİR?

Ayva hoşafının ağız yaralarına, akciğer veremine iyi geldiğini, gece uyurken ağızdan salya gelmesini önlediğini de belirten Prof.Dr. Karadeniz, şöyle devam etti:

?Yaprağı kaynatılıp içilirse ishali keser. Ayva yaprağı kaynatılır, suyu ile gargara yapılıp, pişmiş yaprakları ile de lapa yapılıp boğaza konursa boğaz ağrısını ve şişliğini giderir. Burun kanamasını önlemek için buruna ayva suyu çekilmelidir. Ayva suyu aşırı adet kanamasını önler, bağırsak kanamalarını keser, dizanteriye karşı çok faydalıdır. Doğumu kolaylaştırmak için ayva suyu ve ayva çekirdeği kaynatılıp içilmelidir. Ayva kabuğu veya ayva çekirdeği kaynatılıp içilirse, idrar yolu iltihaplarına iyi gelir. Ayva suyu iştah açar, böbrek ve sidik torbası iltihaplarını iyileştirir.

Grip ve nezle olanlar bol bol yemelidirler. Ayva suyu vücudu terletmek için çok etkilidir. Ayva böbrek zafiyetine, karaciğer zafiyetine, mide bulantısına, deniz tutmasına, mide gevşemesi ve mide düşmesine, midenin kuvvetlenmesine çok faydalıdır. Pişirilmiş ayva mide zafiyetine iyi gelir. Ayva suyu vesveseye ve mide ülserine iyi gelmekte, dimağı kuvvetlendirmektedir. Göz beyazı, göz kapak ve kirpiklerinin iltihaplanmasında ayva yaprağı kaynatılıp soğutulduktan sonra gözler günde birkaç kez yıkanır. Ayva meyvesi üzerindeki tüyler kanayan yere konursa kanamayı durdurur. Beyaz akıntıya karşı ayva yaprağı kaynatılıp aç karnına içilmeli ve haricen yıkanılmalıdır. Ağız içi yaraları ve boğaz iltihapları için kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesi ile elde edilen şurup gargara olarak kullanılırsa şifalı gelir?

Yüksek Enerjili Besinler Tüketmeyin

Pazar, 04 Kasım 2007

Sağlık Bakanlığı, obezite riskinin en aza indirilmesi için yiyecek alışverişinin tok karnına yapılması,

yüksek enerjili besinlerin tüketilmemesi ve öğün atlamadan sık aralıklarla az yemek yenilmesi önerilerinde bulundu.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri?nden yapılan yazılı açıklamada, şişmanlığın birçok hastalığa zemin hazırlayan, önlenmediği takdirde yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen önemli bir sağlık sorunu olduğu bildirildi.

Türkiye?de şişmanlığın görülme sıklığının gittikçe arttığı ve sağlık üzerindeki etkilerinin de ciddi boyutlara ulaştığına dikkat çekilen açıklamada, şişmanlığın kalp damar hastalıkları, felç, şeker,

bazı kanser türleri, solunum yetersizlikleri ile kemik ve eklem hastalıklarının ortaya çıkışını hızlandırdığı kaydedildi. Açıklamada, orta yaş grubu şişman

oranının, normal ağırlıktaki erkeklere göre 11 kat daha fazla olduğuna işaret edildi.

-ÖNERİLER?

Bakanlık açıklamasında, obezite riskini en aza indirmek için yiyecek alışverişinin tok karnına yapılması, yenilmemesi gereken ve yüksek enerjili besinlerin satın alınmaması, alışverişe liste ile hazırlanıp çıkılması, boş zamanlarda yiyecek atıştırmak yerine egzersiz

yapılması, öğün atlamadan sık aralıklarla azar azar yemek yenilmesi, göz önünde yiyecek bulundurulmaması, yemekte küçük, salatada büyük tabak, servis yapılırken ise küçük kepçe seçilmesi, tabağa yenilecek kadar yemek alınması, yemeklerin mümkün olduğunca yavaş ve iyi

çiğnenerek yenilmesi, yemek yerken başka aktiviteler yapılmaması ve akşam yemeğinden sonra bir şey yenilmemesi tavsiye edildi

Bakanlıktan Beslenme Uyarısı

Pazar, 04 Kasım 2007

Sağlık Bakanlığı, Kurban Bayramı öncesi vatandaşları beslenme konusunda uyardı.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü?nden yapılan yazılı açıklamada, Kurban Bayramı?nda şeker ve şekerli besin tüketiminin yanı sıra et tüketiminin de arttığına işaret edilerek, özellikle şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve şeker hastalığı olan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiği bildirildi.

Etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi ve tüketilmesinin, ?sağlıklı beslenme? açısından önemli olduğu vurgulanan açıklamada, şu uyarılarda bulunuldu:

?Etler, sindirimi zor olan besinlerdir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Bu nedenle özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra, haşlama veya ızgarada pişirme yöntemiyle pişirerek tüketmelidir.

Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için, kalp-damar hastalığı, diyabet ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı?nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, kısıtlı miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalıdır.?

KURBAN ETLERİNİ NASIL PİŞİRMELİYİZ?

Kurban Bayramı?nda, etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemlerinin de önemli olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu önerilere yer verildi:

?Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan kaçınılmalı. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi çeşitli ?kanserojen maddelerin? oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemeli. Etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi veya tüketilmesi, besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir.

Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemeli. Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalı. Etler ızgarada pişirilirken, etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak ve ?kömürleşme? sağlamayacak şekilde ayarlanmalı.? Etlerin ?çiğ veya az pişmiş? olarak tüketilmesiyle hayvanlardan insanlara bir çok hastalığın bulaştığı belirtilen açıklamada, bu hastalıkların özellikle hamilelerde düşüklere yol açtığı kaydedildi.

KURBAN ETLERİNİ NASIL SAKLAMALIYIZ?

Kesilen etlerin korunması ve saklanmasının insan sağlığı açısından çok önemli olduğu kaydedilen açıklamada, etlerin sağlıklı saklanması konusunda şu uyarılara yer verildi:

?Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalı. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta -2 derecede birkaç hafta, derin dondurucuda -18 derecede ise daha uzun süreyle saklanabilir.

Etler kolaylıkla bozulabilen potansiyel riskli besinlerdir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözdürülmesi bazı ?mikroorganizmalar? için üreme yeri oluşturur ve bu da sağlığımızı tehdit eder. Çözdürülen et, hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalı.

Çözdürülmek istenen et, ?oda ısısında açıkta bırakılacak şekilde değil?, yine buzdolabının alt bölmesinde çözünmesi sağlanmalı. Derin dondurucuda saklanan etin buzdolabının sebzelik kısmının üstüne konularak çözünmesi beklenebilir. Etin çabuk çözünmesi amacıyla uygulanan kalorifer, soba üzerinde çözdürme, oda sıcaklığında bekletme gibi yöntemler, insan sağlığı açısından tehlikeli sonuçları da beraberinde getirmektedir.?

İşte Yabani Otların Şifası

Pazar, 04 Kasım 2007

Nisan ve Mayıs aylarında doğanın uyanmasıyla kendini gösteren hindiba, ısırgan, kuzu kulağı ve kenger gibi bitkilerin sağlık açısından birçok faydası bulunuyor.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi, tıbbi ve aromatik bitkiler uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yüksel Kan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye?de yabani bitkilerden gıda olarak yararlanmanın çok yaygın olduğunu söyledi.

Bu durumun özellikle kırsal kesimlerde daha sık görüldüğünü ancak şehir insanının bile zaman zaman kırlara çıkarak yabani bitki topladığını belirten Kan, ilkbahar aylarında insanların doğal alanlardan kendilerinin topladığı ya da pazarlardan temin ettikleri yabani bitkilerin her geçen gün sayısının arttığını bildirdi.

Gıda olarak kullanılan yabani bitkiler arasında mantarların büyük yer tuttuğunu dile getiren Kan, ?Türü bilinmeden toplanarak ya da pazarlardan satın alınarak tüketilen mantarlardan zehirlenme olayları sıklıkla görülmektedir. Ayrıca bazı bitki türleri de zehirli olmaları nedeniyle ölümcül olabilmektedir? dedi.

Kar çiçeği (acı çiğdem), banotu, boru çiçeği, baldıran gibi bazı bitkilerin zehirlenmelere ve hatta ölümlere yol açabileceğini belirten Kan, bu yüzden bilmeden doğadan her bitkinin toplanıp yenmesinin sakıncalı olduğunu kaydetti.

Bilinçli olunması durumunda, oldukça zengin floraya sahip ülkede sağlık açısından birçok otun bulunduğunu ifade eden Kan, ?Kimliği belli olan doğal bitkilerimiz insan sağlığının hastalıklara karşı korunmasında vücut direncini artırılmasında önemli katkıları olan bitkilerdir. Aynı zamanda pek çoğunun antioksidan olma özelliklerine sahip olması da doğal bitkilerin önemini artırmaktadır? diye konuştu.

YABANİ OTLAR VE ÖZELLİKLERİ

Kan, halk arasında kırlardan ya da dağların eteklerinden toplanan kaparinin (kebere), yüksek iştah açıcı ve kuvvet verici, Nisan ve Mayısta toplanan domalan (keme) mantarının ise minerallerce zengin olduğunu ve iyi bir diyet gıdası olarak kullanılabileceğini bildirdi.

Yapraklı dalları ıspanak gibi pişirilerek yenen ebe gümecinin kan temizleyici ve idrar artırıcı özelliklerinin bulunduğunu vurgulayan Kan, kenger otunun, suda haşlandıktan sonra salata halinde veya et yemeklerinde sebze olarak kullanıldığını, bu bitkinin karaciğer dostu olarak bilindiğini kaydetti.

Hindibanın (acıgüneyk, acı marul da bilinir), taze yapraklarının salata ve yeşillik olarak erken ilkbaharda tüketilen şifalı bitkilerden olduğunu belirten Kan, ?Bitki yapraklarının içermiş olduğu alkaloitin tıbbi değerler vardır. Spazm çözücü ve iştah açıcı özelliklerinden dolayı bu grup bitkiler aşırıya kaçmamak kaydıyla bir miktar yenilebilir? dedi.

Isırganın evlerde her zaman bulundurulması gereken lezzetli bir salata ve sebze yemeği olarak kullanılacak bitki olduğunu ifade eden Kan, bu bitkinin de vücut direncini artırıcı, vitamin içeren özelliği olduğunu bildirdi.

Kan, kuzukulağı, labada ve yemlik adı verilen tıbbi bitkilerin de vitamin ve mineraller bakımından zengin olduğunu söyledi.

Brokoliyi HaÅŸlayarak Yemeyin

Pazar, 04 Kasım 2007

Kansere karşı faydalı olduğu bilinen brokoli ve brüksel lahanası, kaynatılarak pişirilince içindeki kanserle savaşan maddelerin büyük bölümü yok oluyor.

Brokoli, brüksel lahanası ve aynı aileden olan sebzeler, kansere karşı faydalı olduğu bilinen ?glucosinolates? adı verilen maddeleri ihtiva ediyor.

Ancak kaynatılarak pişirilmeleri halinde kansere karşı savaşan maddelerin yaklaşık yüzde 80?i suya geçerek yok oluyor.

Daily Mail?in internet sitesindeki habere göre, Warwick Üniversitesi bilimadamları, pişirme yöntemlerinin bu sebzelerdeki glucosinolates seviyelerini nasıl etkilediğini araştırdı.

Araştırma sonucunda, brokolinin 30 dakika haşlanması halinde glucosinolates miktarının yüzde 77, 10 dakika haşlanması durumunda ise yarısının azaldığını tespit etti.

Yarım saat haşlanan karnabaharda yararlı maddelerin yüzde 75?inin, lahanada yüzde 65?inin, brüksel lahanasında yüzde 58?inin kaybolduğu tespit edildi.

Prof. Paul Thornalley, ?Sebze tüketiminden azami faydayı sağlayabilmeniz için kaynatmaktan vazgeçmeniz gerekiyor. Bunun yerine buharda, mikrodalgada veya kızgın yağda pişirmeniz lazım? dedi.

Bu sebzeleri dondurmanın da yararlı maddelerin seviyesinin azalmasına yol açtığı belirtildi.

Maydanoz Deyip Geçmeyin

Pazar, 04 Kasım 2007

Maydanozun yaprakları A, C, K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klor yönünden zengindir.

 

Bir tutam maydanozun günlük C vitamini ihtiyacını karşılar.

 

Maydanoz, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken, kanı temizler, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.

Bu Tarihlerde Domates Yemeyin

Pazar, 04 Kasım 2007

Artık ekolojik değil, hormonlu besleniyoruz. Türkiye?de domates, patlıcan, patates, kabak, salatalık, üzüm, elma, çilek, kavun, buğday, arpa, yulaf, çavdar ve çeltikte ciddi oranda hormon kullanıldığını açıklayan uzmanlar, bazı tarihlerde sebze ve meyvelere dikkat edilmesini istedi.

Uzmanlar, domatesin 15 Ekim-10 Kasım ve 10 Nisan-5 Mayıs, patlıcanın 15 Kasım-15 Mayıs, kabağın ise 1 Kasım-15 Mayıs tarihleri arasında tüketilmemesi gerektiğini belirtti.


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný