‘Bebek’ Kategorisi için ArÅŸiv

Bebeğinizin İlkleri

Pazar, 04 Kasım 2007

Minik bir bebeğin anne ya da babasına ilk gülümsediği an herhalde anne baba için en unutulmaz andır.

Bebeğin ilk yılı heyecan verici birçok gelişmeyle doludur. Anne baba bebeğin her hareketini takip eder. İlk gülücük, ilk el çırpma hatta bebeğin önce kimin adını söyleyeceği anne baba arasında sevimli bir çekişmeye dönüşebilir.

İlk Esneme: Bebekler doğum sonrası sık sık kocaman esnerler. Bunlar refleks hareketlerdir ve bebeğin ciğerlerine bol bol oksijen gitmesini sağlar. Bu özellikle bebeğin sizin vücudunuzdan bağımsız olarak yaşamayı öğrendiği dış dünyadaki ilk günlerinde onun için son derece önemlidir.

İlk Gözgöze Temas: Bebeklerin görme duyusu doğum sonrasında son derece kısıtlıdır. Altı-sekinci haftalarda, kendisine gülen bir yüze gülerek cevap verir. Anneyle bebek arasında göz temasıyla kurulan bu bağ, bebeğin yaşamının ilk günlerinden itibaren onu hayata bağlayacak bir bağın oluşması açısından çok önemlidir.

İlk ?Agu? lar: Anne babaların heyecanla bekledikleri gelişme bebeklerinin ne zaman konuşacağıdır. Uzmanlar bebeğin dilini geliştirebilmesinde ailenin iletişiminin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Aile onunla ne kadar ilgiliyse, bebek o kadar fazla agucuk, gugucuk yapar. Bebekler 3-6 ay arası ilk agu seslerini çıkartarak konuşmaya adım atar. Ardından önce sesli sonra sessiz harfleri kullanmaya başlarlar. Altıncı ayda iki heceli ?baba?, ?dada? gibi sesleri çıkartabilirler. Bebeğin dil gelişiminde derece derece uzunluğu artan cümleler, çocuk 6 yaşına gelene kadar gelişmesini sürdürür. Bu gelişme çocuktan çocuğa farklılık gösterir.

İlk Tebessüm, İlk Gülücükler: Minik bebeğinin gülücükleri etrafındakiler için sevinç kaynağı olur. Bebeğin bilinçli gülüşleri dört ve yedinci aylar arasında olur. O etrafında tanıdığı ve alıştığı yüzleri görünce, gülücüklerini bol bol dağıtacaktır. Bebeğin bu gülüşleri onun merhabası haline gelir.

İlk Dişler: Bebeğiniz etrafa gülücükler saçtığında ağzını süsleyen iki minik diş onu daha da sevimli yapar. Bebekler, çıkmaya hazır dişleriyle dünyaya gelirler. Bu dişler, bebek yaklaşık 5-7 aylık olduktan sonra diş etlerini yararak ortaya çıkarlar. İlk dişin çıkışı bebekten bebeğe farklılık gösterebilir. Bu ilk dişlere süt dişleri ya da bebek dişleri denir.

Bebeğinizin kendi başına ayakta durmayı öğrenip yürümesi hem sizin için hem de onun için son derece heyecan verici bir gelişmedir. Altıncı aydan itibaren iyice hareketlenen bebeğiniz, bir yerden bir yere sürünerek ya da yuvarlanarak emeklemeye çalışır. Onuncu aydan itibaren de kendini bir eşyadan diğerine iterek ve yana doğru adımlar atarak yürümeyi denemeye başlar. Bu onun sıralama dönemidir. Ayakta durmayı fazla dengeli olmasa da birkaç küçük adım izler. Bebekler 9-15 ay arası yürümeyi başarır. İlk adım, dikkatleri tamamen bebeğin üzerine çeker ve bu ilgiden çok hoşlanırlar. Her bebek, yürümeye kendi gelişim yapısına uygun zamanda başlar

BebeÄŸinizi KonuÅŸturmak

Pazar, 04 Kasım 2007

Bebekler konuşmayı, çevrelerindeki sesleri dinleyerek ve taklit ederek öğrenirler. Genellikle ilk gerçek kelimelerini duyabilmeniz için 10 - 15 aylık olana kadar beklemeniz gerekir. Henüz doğmadan önce annesinin sesini dinleyerek başladığı konuşma ve anlama yetenkleriyle ilk günlerden itibaren çeşitli sesler çıkararak çevreleriyle iletişim kurarlar. Hatta pek çok anne baba çocuğun aa oo gibi çıkardığı seslerden mutlu mu mutsuz mu olduğunu bile anlayabilir. Zamanla mamama, babbaba, gibi hecelere dönüşen bu sesler hızla gelişerek sözcüklere dönüşür.

Bebeğin konuşmayı daha kolay öğrenmesi için anne baba olarak siz ne yapabilirsiniz? Herşeyden önce konuşmayı duyarak öğrendiğini aklınızda tutarak onunla olabildiğince çok konuşmalısınız. Bebekle konuşmaya doğar doğmaz başlamalısınız. Yaptıklarınızı anlatmak, ninni veya şarkı söylemek onun konuşma yeteneklerini geliştirmesi açısından çok önemlidir.

Yetişkinler olarak belli bir ses tonunda ve monoton bir şekilde konuşuruz. Normal konuşmalarımızda kelimeler arasında fazla boşluklar bulunmaz, dura dura konuşmayız. Bunun böyle olduğunu anlamak için bilmediğiniz bir dildeki konuşmaları dinlemeniz yeterlidir. Bebekler iç bilmedikleri bir dili sadece dinleyerek, kelimeleri tek tek ayırdedip anlama yeteneğini gösterir.

Bebeğinizle yaptığınız konuşmaları nasıl bir ses tonuyla yaptığınız büyük önem taşır. Onunla olabildiğince yumuşak ve neşeli bir ses tonuyla konuşun. Bir bebekle konuşurken doğal bir tepki olarak ses tonumuzu değiştirir, alçaltıp yükseltir ve kısa cümleler kurarız.

Dışarıdan seyreden biri için komik görünen bu konuşma tarzı bebeklerin ilgisini daha çok çeker, kendileriyle bu şekilde konuşulmasını sever. Yapılan son araştırmalar, bebekçe konuşulan bebeklerin konuşmayı daha çabuk öğrendiğini göstermektedir. Bunun en önemli sebebi ise yetişkin gibi konuştuğunuz zamandakinden daha fazla sizi dinledikleri için daha çabuk kavramalarıdır.

Komik görünen bu konuşma tarzıyla aslında;

sesleri vurgulamış,

kelimeleri tekrarlamış,

yavaÅŸ bir ritimle melodik bir tonda konuÅŸmuÅŸ ve

konuşmamızı basitleştirmiş oluruz.

Bebeğinizin hayatının bu ilk yılında kazandığı en büyük becerilerden biri olan konuşma yeteneğini edinebilmesi için onunla ?ce? oyunları oynayın. Yaptığınız şeyleri açıklayın, ?Eda banyo yapacak, mama yiyecek? gibi. Çıkardığı bütün sesleri takdir ettiğinizi gösterin. Alışverişe ya da yürüyüşe çıktığınızda çevrenizde gördüklerinizi anlatın: ?Bak kırmızı araba?, ?Süt alalım?, ?Bak burada elma var? gibi. Kelimeleri, ninnileri, masalları tekrar edin.

Tüm bunları yaparken bebeğiniz en temel iletişim kuralına göre konuşmayı öğrendiğini unutmayın: Önemli olan ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğinizdir

Bebeğinizi Mutlu Etmenin Yolları

Pazar, 04 Kasım 2007

Bir bebeğin karnının doyurulup, altının temizlenmesi dışında en çok anne babasının sevgisine ihtiyacı vardır. Zaten mutlu ve huzurlu bir bebek ilk bakışta kendini belli eder. Etrafa gülücükler saçan bir bebek, anne babasından gördüğü sevgi ve ilgiye mutluluğu ile karşılık verir.

Bebek doğduğu andan itibaren anne babasına bağımlı olduğundan tüm mutluluğu da onlara bağlıdır. Ancak bebeğiniz büyüdükçe duygusal ve zihinsel gelişimi açısından size büyük görevler düşer. Bebeğinizin hoşlandığı oyunlar, aktiviteler yaşına bağlı olarak değişiklik gösterir. Onunla birlikte oynamak, onunla birlikte birşeyler paylaşmak anne babanın ihmal etmemesi gereken görevi olmalıdır. Aslında onlar nelerden hoşlandıklarının sinyallerini anne babalarına gönderir.

Biraz esnek ve kurallara aşırı bağlı kalmadan bebeğinizi mutlu etmek çok da zor değildir;

1-)Bebeğinizle birlikte oyun oynamak onun için en büyük mutluluktur. Onunla içinizden geldiği gibi oyun oynayabilirsiniz. Bu hem sizi hem de onu son derece mutlu eder. Onu günlük yaşamınızın içine katabilir, birlikte alışverişe çıkabilir, pusetiyle gezdirebilirsiniz. Sizin rahat ve sakin olmanız bebeğinize de yansır. Yumuşak, parlak renkli oyuncaklar onların mutlu olmalarını sağlar.

2-)Banyo saatleri bebekler için rahatlatıcı ve eğlenceli olabilir. Ancak bazı bebekler banyodan korktukları için sorun çıkarabilir. Oysa uzmanlar bunun anneden kaynaklanabileceği görüşünde. Anne bebeğini yıkamaktan korkuyor olabilir, sinirli hali bebeğe yansıyabilir. Olaya sakin yaklaşırsanız hem bebeğiniz hem de siz banyo saatlerinden keyif alabilirsiniz.

3-)Uyku bebeğin beslenmekten sonra ikinci önemli ihtiyacıdır. Uykusu gelen bir bebek huzursuzluğuyla bunu belli eder. Yorulup uykusu gelen bebeğinizi hemen uyutmaya çalışmak en iyisidir. Büyüdükçe yanına sevdiği bir oyuncağını alıp yatmaktan hoşlanan bebeğiniz, oyuncağını alıp yanınıza geldiyse uyumak istiyor olabilir. Mesajı doğru alırsanız onu mutlu edersiniz.

4-) Anneler bebeklerinin sevdikleri yiyecekleri bilirler. Zaten bebekler sevdikleri gıdaları kabul edip sevmediklerini reddeder. Yemek konusunda onu zorlamaz, onunla işbirliği yaparsanız yemek saatleri ?mutlu saatler? e dönüşür.

5-) Bebeğiniz ilk aylardan itibaren sizin ilginize muhtaçtır. Birlikte geçirdiğiniz dakikalarda ona söyleyeceğiniz sevgi dolu cümlelere cevap veremese bile bu diyalog onu mutlu eder. Onunla konuşurken ara verip size kendince cevap vermesini bekleyin. Bir bakışla, bir gülücükle mutlaka size cevap verecektir.

6-) Minik bebekler dili ve işitme duyuları sayesinde müziğe ve müzik yapmaya yatkındır. Eğer ruh hali uygunsa ona şarkı mırıldanmak onun çok hoşuna gidecektir. Banyo saatlerinde ya da altını temizlerken ona şarkı söylemeniz bebeğinizi çok keyiflendirir.

7-) Bebeğiniz büyüdükçe evi ve etrafı keşfetmek isteyecektir. Ancak bu keşifler sırasında engellenmek onu mutsuz eder. Evde alacağınız bazı önlemlerle onu güvenli ve mutlu bir şekilde etrafı tanımasına yardımcı olabilirsiniz.

İlk yaşından sonra bebeğiniz sosyalleşmeye başlar. Ancak yeni arkadaşlar konusunda ona baskı yapmamalısınız. Herkesle iyi arkadaş olmak zorunda değildir ve bu onun içine kapanık olduğunu göstermez. Siz nasıl herkesle samimi değilseniz bebeğinizde kendine yakın bulduğu bir ya da iki çocukla arkadaşlık edebilir.

9-) Bebeklerin yaptığı aktiviteler aylarına göre değişir. Üç aylık bebeğin yapacağı aktivite bir yaşındaki çocuğunkinden farklı olur. Bebeğinizi başka bebeklerle kıyaslamayın. Onun en sevdiği oyunları seçerek ona yardımcı olabilirsiniz. Bebekler sevdikleri oyunlardan büyük keyif alır.

10-)Bebeğinizin mutlu ve huzurlu olması biraz da anne babanın mutluluğuna bağlıdır. Sürekli gergin ve stresli ortamda bebekler de huzursuz olur. Gergin ve sinirliyseniz bunu üzerinizden atın, sakinleşmeye çalışın. Arada bir kendinize de vakit ayırın. Bol bol gülün ve pozitif düşünmeye çalışın. Rahatlamış anne baba, rahatlamış çocuk demektir

Makat Tıkanıklığı Anüs İmperforatus

Pazar, 04 Kasım 2007

Eğer yeni doğan bebeğiniz kapalı bir anüsle dünyaya gelmişse, anal açıklık tıkanıktır. Sonuç olarak dışkının dışarı çıkması için hiçbir geçit yoktur.

Anüs ve rektumun doğuştan gelen anormallikleri, 500 çocuktan birinde meydana gelen küçük anormallikler ve 5000 doğumdan 1 inde meydana gelen büyük anormallikler ile oldukça sık rastlamaktadır.

Anal ve rektal anormalliklerle doğan çocuklarda üreme organı anormallikleri gibi, diğer doğum kusurlarının da ortaya çıkma oranı oldukça yüksektir.

Kapalı anüs olgusundan, bebek mekonyum dışkısını çıkaramadığı zaman kuşkulanılır. Tıkanıklığın rektumun aşağısında ya da yukarısında olup olmadığını belirlemek için röntgel ve ultrason incelemeleri yapılır.

Tedavi tıkanıklığın bulunduğu yere bağlı olarak değişir. Eğer anal açıklık yalnızca daralmış ise, bu açıklığı bir aygıtla genişletmek mümkündür. Başka tür kapalı anüs vakalarında ameliyat gereklidir; tıkanıklık rektumdan ne kadar yukarıda ise o derece büyük cerrahi müdahale gerekir.

Bazı çocuklarda anüsün tamamıyla rekonstrüksiyonu gerekebilir; kimi çocuklarda ise bebek 6 ila 12 aylık oluncaya kadar geçici kolostomi gerekli olabilir. Rektumun alt kısmında anal tıkanıklığı olan çocuklar ameliyattan sonra iyileşme gösterir ve dışkılamayı kontrol edebilirler. Tıkanıklığın daha yukarıda olması durumunda ise kendini tutamama sorunları meydana gelebilir.

BebeÄŸinizi Biberonla Beslemeyin

Pazar, 04 Kasım 2007

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Özgür, biberon ve emzik kullanımının bebeklerin başta ishal

olmak üzere mikrobik hastalıklara yakalanmasına yol açtığını söyledi.

Özgür, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz aylarında en sık görülen sağlık sorunu olan çocukluk çağı ishallerine mikroplardan arındırılmamış içecek ve yiyeceklerin neden olduğunu belirtti.

Bebekleri çocukluk çağı ishallerinden korumak için öncelikle onların temiz yiyecek ve içeceklerle doğru beslenmesi gerektiğini vurgulayan Özgür, ?Örneğin, ishal ve diğer mikrobik hastalıklara neden olduğu dikkate alınarak bebekler biberonla beslenmemeli. Çünkü, biberonu mikroplardan arındırmak öyle herkesin kolayca başarabileceği bir iş değil? dedi.

Annelerin öncelikle bebeklerini biberonla beslemek zorunda olmadıklarını kabul etmeleri gerektiğine dikkati çeken Özgür, sözlerini şöyle sürdürdü:

?Kullanım öncesinde biberonun mikroplardan tam olarak arındırılması neredeyse olanaksızdır. Dolayısıyla biberonla beslemede bebeğin ihtiyacı olan gıdayı alması yanında mikrop da almaktadır. Ayrıca, biberon yanında bebeklere verilen emzikler de çocukların mikroplarla tanışmasına yol açmaktadır.?

-?ANNE SÜTÜ NE GÜNE DURUYOR?-

Özgür, anne sütünün bebekleri ishalden koruduğunu vurguladı. ?Her an için hazır, en temiz, en ekonomik ve bebek için en ideal besin anne sütü ne güne duruyor? diyen Özgür, emzirmeyen annenin bilerek ya da bilmeyerek bebeğine çok büyük haksızlık ve kötülük yaptığını ifade etti.

Özgür, sözlerini şu önerilerde bulunarak sürdürdü: ?Bebeklerimizi ishalden koruma konusunda duyarlı olmalıyız. İshalin neden olduğu çocuk ölümlerinin ya da gelişim bozukluklarının önüne geçilmesinde şüphesiz herkese görevler düşüyor ama en büyük görev bebeğine bakmakla yükümlü olan anneye düşüyor. Öncelikle bebek doğru ve düzenli beslenmeli. Anne sütü 24 ay süreyle bebekten esirgenmemeli. Anne sütünün bebekten esirgenmediği süre en az 12 ay olmalı. Altınca aydan itibaren anne sütü yanında bebeğe ek gıdalar verilmeli. Bunlar kaşıkla ve az miktarlardan başlayıp alıştıkça

artırılarak verilmeli.

Bebeğe ek gıda verilmeye başlanınca emzirmeden vazgeçilmemeli. Bebekler temiz içecek ve yiyeceklerle beslenmeli, mikrobik ortamlardan uzak tutulmalı. Anne bebeğinin içecek ve yiyeceklerinin yanı sıra kendi kişisel temizliğine de çok dikkat etmeli.?

-HALK BİLGİLENDİRİLMELİ-

Halk sağlığı açısından en ciddi sağlık sorununun en çok görülen,

en çok öldüren ve en çok sakat bırakan hastalık olduğunu kaydeden

Özgür, bu tanıma girmesi dolayısıyla çocukluk çağı ishallerinin üzerinde önemle durulması gerektiğini kaydetti.

Özgür, ishalli çocukların aşırı su ve tuz kaybı nedeniyle hayatlarının kaybettiklerini ifade ederek, ?Ama hala pek çok anne zararlı olacağını düşünerek ishalli bebeğine su ve sıvı gıda vermiyor. Bu örnek ishale ilişkin toplumun bilinçlenmesini sağlayacak çalışmaların ihmal edilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor? diye konuştu.

Bebeklerin ishalden korunmasında, bebeğine bakmakla yükümlü annenin tutum ve davranışlarının önemli olmakla birlikte yetersiz olduğunu ifade eden Özgür, sözlerini şöyle tamamladı: ?Özellikle yaz aylarında ishale neden olan etkenlerle mücadele etmekle yükümlü olanlar görevlerini eksiksiz yerine getirmeli. Örneğin çöpler daha sık ve daha düzenli toplanmalı. İçmesuyu ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkin yetersizlikler ve olumsuzluklar sona erdirilmeli. Gıda üretilen ve satılan yerlerdeki denetimleri olabildiğince etkili

yapılmalı. Unutulmamalı ki, ishalin en önemli nedeni kirli içeceklerdir, kirli yiyeceklerdir.?

Anne Sütünün Faydaları

Pazar, 04 Kasım 2007

Doğumdan sonra annelere bebeklerini hemen emzirmeleri tavsiyesinde bulunan uzmanlar, anne sütüyle beslenmenin bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimine katkı sağladığını, anne ve bebeği birbirine yaklaştırdığını ve bebeğin annenin göğsünde kendini güvende hissetmesine neden olduğunu belirtti. Uzmanlar, doğumdan sonra bebeğe verilecek en güzel hediyenin anne sütü olduğunu kaydetti.

Doğumdan hemen sonra, hatta henüz doğum masasından kalkmadan bebeğin emzirilmesinin anneyle bebek arasındaki ilk temas açısından son derece önemli olduğunu söyleyen uzmanlar, uzun süreli ve başarılı bir emzirme için bunun önemli olduğunu belirtti.

Bebeğin en geç 1 saat içinde anne memesine anlar, uzun süreli ve başarılı bir emzirme için bunun önemli olduğunu belirtti. Bebeğin en geç 1 saat içinde anne memesine verilerek emmeye teşvik edilmesi gerektiği vurgulandı. Bebeğin emmek için en istekli olduğu bu dönem geçirilirse uzun süre isteksizlik yaşanacağı da açıklayan uzmanlar, sezeryanlı annelere bir başkasının yardımıyla bebeklerini emzirmelerini tavsiye etti. Anne sütünün önemi şu şekilde açıklandı:

?Anne memesinden süt salgılanmasını prolaktin adındaki hormon sağlıyor. Prolaktin hormonunun uyarılmasıyla süt salgılanmaya başlıyor. Bu hormonu uyaran etki ise bebeğin anne memesini emmesi oluyor. Yani bebek ne kadar çok emerse, o kadar çok süt salgılanıyor.

Anne sütünün besinsel ve hücresel içeriği sabit kalmayıp, sütün üretim basamağına, çocuğun erken veya zamanında doğmasına göre, anneden anneye ve günden güne değişiyor. Anne sütü, emzirmenin ilk günlerinde koyu sarımsı bir sıvı olarak salgılanıyor ve buna kolostrum adı veriliyor. Kolostrum; yüksek değerli protein, antikor ve mineral içeriyor. Bu süt doğumdan itibaren sadece birkaç gün üretiliyor ve bebeğin ihtiyacı olan tek besin olma özelliğini taşıyor. Sütün bileşiminde, emilmeye başladıktan sonra bir takım değişimler gerçekleşiyor.

Protein ve mineral miktarında düşme gözleniyor. Yağ, laktoz ve enerjisi ise artmaya başlıyor. Bu dönemde salgılanan süte ise geçiş sütü deniyor ve yaklaşık 2 hafta sürüyor. Daha sonra, daha açık renkte ve daha sıvı olan olgun süt üretilmeye başlanıyor.?

Bebek için en uygun gıdanın anne sütü olduğunu bildiren uzmanlar, ?Bu doğal gıda steril olduğu için hiçbir canlı bakteri içermiyor. Bebeğinizin bağışıklık sistemini güçlendirecek ve onu hastalıklardan koruyacak maddeler olan antikorları içeren anne sütü, her zaman hijyenik, pratik ve ekonomik olma özelliklerini taşıyor.

Bebeklerin bağışıklık sistemini güçlendiren ve sindirim sistemini düzenleyen prebiyotik lifler içeren anne sütüyle beslenen bebeklerde alerjik reaksiyonlar görülmüyor. Anne sütü, bebeğin sindirebileceği en ideal besin olduğundan, bebeklerde sık sık görülen kabızlık, ishal, gaz gibi problemlerin oluşumunu en aza indiriyor.

Anne sütünün protein ve mineral içeriği, bebeğin henüz gelişmemiş böbreklerini zorlamıyor, kolay sindirim sağlıyor. Bebek için gerekli olan tüm vitaminleri ve mineralleri de ideal oranlarda içeriyor. Bebeğin sinir sistemi hücrelerinin, beyin hücrelerinin, gözde görmeyi sağlayan retina tabakası hücrelerinin gelişimi için hayati öneme sahip Omega-3/Omega-6 yağ asitleri açısından zengin olan anne sütü, bu yağ asitlerini olması gereken oranlarda ve doğru miktarlarda sağlıyor.

Yapılan araştırmalarda, anne sütüyle beslenen bebeklerde kalp hastalıkları, kanser, şeker hastalığı, ağız ve diş gelişimi bozuklukları, bağırsak hastalıkları, alerji gibi durumların daha az görüldüğünü saptanmış bulunuyor. Unutmayın; hamilelik süresince büyük bir özlem duyarak bebeğini dünyaya getiren annenin, bebeğine verebileceği en güzel armağan anne sütüdür.

Anne sütüyle beslenmek, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde sağlayacak, bebekle anneyi birbirine yakınlaştıracak ve dolayısıyla bebeğin, annesinin göğsünde kendini güvende hissetmesini sağlayacak tek yoldur. Ayrıca, bebeği anne sütüyle beslemenin en ekonomik yol olduğunu da dikkate almak gerekir. Bu sebeplerle bebek, doğar doğmaz emzirilmeye başlanmalıdır? açıklamasında bulundu.

Bebeğe Ek Gıda Vermek

Pazar, 04 Kasım 2007

Bebeğinize ek gıdalar verirken dikkat etmeniz gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

1.Dört aylık olana kadar bebeğe, anne sütü ya da hazır mama hariç, ek gıda verilmemelidir. Bebeklerinin hılzı gelişmesini isteyen pek çok anne bir an once karışık beslenmeye geçmeye çalışır. Bebeklerinin ek besinlerle daha çabuk kilo alacaklarına, gece daha uzun uyuyacaklarına inanırlar.

Ek gıdalarea en erken dördüncü en geç ise altıncı ayın bitiminde başlanılması gerekir. Dördüncü aydan once bebeğin sindirim ve sinir sistemi henüz katı gıdaları öğütebilecek düzeyde gelişmemiştir. Bu dönemdeki bebeklerde şiddetli emme isteği vardır. Bu nedenle anne sütü, hazır mama gibi sıvı olanları katı besinlere tercih ederler. Ek besinlere erken başlanması demir eksikliğine, yetersiz kilo almaya kabızlık ya da ishale, kusmaya ve iştah azalmasına neden olabilir. Ek besinlere altıncı aydan daha geç başlanması ise bebeğin yeni tatlara alışmasını güçleştirir. Yalnız anne sütüyle ya da hazır mamayla beslenen bebeklerde altıncı aydan sonra, bir ölçüde protein, demir, çinko ve kalori yetersizliği gelişebilir. Kabızlık sorunu olan bebeğe doktora danışmadan zamanından önce meyve suyuna başlamak da yanlıştır.

2.Bir yaşına kadar bebeklerin mamalarına tuz, şeker, baharat ya da herhangi bir tatlandırıcı konulmaz. Bir yaşından küçük bebeklerin böbrekleri mamalara eklenen tuzu atabilecek olgunluğa henüz erişmemiştir. Sebze, meyve, et ve sutte bebeğin günlük gereksinimini karşılayabilecek miktarda tuz bulunur. Mamaya şeker katılması ise gereksiz kalori alınmasına yol açar. Bebek şişmanlar ancak büyümesi için gereken protein, vitamin içeren gıdaları karnı şekerle doyduğu için eksik almış olur. Ayrıca bebekler bir kez tatlı gıda alınca tekrar aynı tadı ararlar. Yani mamasına, yoğurduna, meyve suyuna ekşi gelmesin diye şeker, pekmez ya da bal eklenirse bunları tatlı olarak yemeyle alışır. Öyleki şeker katılmadan hiçbir mamayı yememeye başlar.

3.Katı gıdalar kaşıkla verilmelidir. Biberonun ağzını katı besinleri geçirebilecek kadar genişleterek vermek anlamsızdır. Bebeğin minik ağzına uygun tatlı kaşığı ya da bebekler için üretilmiş beslenme kaşığı kullanılabilir. Kaşığın ucuna alınan mama, bebeğin ağzının arka tarafına boşaltılır. Bebeğin başlangıçta yutma refleksi tam olarak gelişmediğinden, mamayı diliyle dışarı çıkarmaya çalışır. Lokmayı yutabilmesi için birçok tekrar gerekebilir, öyle ki anne ya da baba olabildiğince sabırlı ve güleryüzlü davranmalıdır.

4.Yeni ve farklı gıdalar teker teker ve en az üç-beş günlülk aralarla başlanmalıdır. Yeni besin önce az verilir, zamanla miktar bir öğün besleyebilecek şekilde artırılır. Ilk kez verilen besinin alerji ya da hazım güçlüğü yaratmadığının anlaşılabilmesi için, aynı anda birden fazla yeni gıdaya başlanamaz.

5.Bebeğin yeni besinlere alışması zaman alır. Bebek yeni bir besine başlanıldığında, tadını değişik bulduğu için yemeyi reddedebilir. Yeni gıdayı beğenmezse yemesi için kesinlikle zorlanmamalıdır. Birkaç hafta aradan sonra aynı gıdayı tekrar deneyerek yeni tada alışabilmesi için şans tanınır.

6.Yeni besinlere, annenin yorgun olmadığı, keyifli bir zamanında başlanırsa, bebeğin bu gıdaya alışması daha kolay olur. Çünkü bebekler annelerinin duygularının iyi hissederler, ruhsal durumundan çok etkilenirler. Gülümseyerek verilen gıdalar bebek tarafından pek reddedilmez.

7.Yumuşak kıvamlı gıdalardan daha katılara aşamalı olarak geçilir. Çünkü bebeğin önce emme, sonra ısırma, en sonunda da çiğneme işlevi gelişir. Her bebek gelişimini farklı zamanlarda tamamlar. Bebeğin gelişimine göre verilen gıdanın kıvamı zamanla artırılır.

8.Her yeni gıdadan sonra kakalarda bazı değişikliklerin olabileceği bilinerek telaşlanılmamalıdır. Muz, muhallebi, pirinç kabızlık yaparken yeni başlanan meyve suları ve sebze çorbaları ise daha sulu ve yeşil renkli dışkılara yol açabilir.

9.Anne sütnnün giderek azalmasını önlemek için, aynı öğünden önce anne sütü, daha sonra ek besin verilir. Ek gıdalar bebeği bir öğün besleyebilecek miktara eriştiğinde, örneğin öğlen bir kase sebze çorbası, akşam üzeri bir kase meyve püresi gibi, anne sütü öğünleri azaltılabilir.

10.Büyük çocuklar beslenme sandalyesine oturtularak beslneir. Emeklerken, yürürken elinde biberonuyla beslenmesine izin verilmez. Bu tür bir davranış yemek terbiyesini bozduğu gibi diş çürüklerine de yol açtığından sakıncalıdır.

11.Üç yaşından ööncve solunum yoluna kaçarak boğulmaya neden olabilen pişmemiş havuç, patlamış mısır, üzüm, fındık-fıstık gibi kuru yemişler, zeytin, sosis, cips kiraz ve başka sert, küçük parçalı besinler iyice ufalanmadan, ezilmeden verilmez

Bebeğimin Yatağı Nasıl Olmalı ?

Pazar, 04 Kasım 2007

İyi bir gece uykusu , hepimizin olduğu gibi bebeklerinizin de ihtiyacı! Bebeğinizi yatağına her yatırdığınızda, yattığı yerin sadece güvenli değil aynı zamanda rahat ve huzurlu olduğundan da emin olmanız gerektiğini unutmayın!

İşte bir bebek karyolasında ve aksesuarlarında bulunması gereken özellikler:

Bebek Karyolası:

? Karyola kesinlikle sağlam olmasına dikkat edin. Aksi takdirde, bebeğiniz biraz kımıldamaya, tekme atmaya ya da tırmanmaya başladığında karyola devrilebilir.

? Karyola önerilen bütün güvenlik standartlarına uygun olmalı. Karyolanın parmaklıkları arasında 6 cm?den fazla boşluk olmamasına dikkat edin. Böylece bebeğin kafasının parmaklıklar arasında sıkışmasını engelleyin.

? Karyolanın yanlarında bulunan parmaklıkları tek elinizle alçaltıp yükseltebilmelisiniz. Parmaklıkların kazara açılmasını önlemek için kilit sistemine sahip olup olmadığını kontrol edin.

?Yatak boyuna uygun bir karyola seçin.Bebeğinizin uyuduğu zamanlarda yatağın yüksekte olması, sizin sırt sağlığınız için de önemlidir. Bebek hareket etmeye başladığında, bebeğin dışarı çıkmasını engellemek için yatağını alçaltmalısınız.

?Bebeğin karyolasında keskin köşeler, delikler yada kıymıklar olup olmadığını kontrol edin. Bazen, yeni modellerde bile, keskin kenar ya da noktalar, çatlaklar ya da bozukluklar olabilir. Bebeğinize zarar verebilecek her şeye karşı karyolayı inceleyin ve onu yatağa koymadan önce karyolanın güvenli olduğuna emin olun.

?Bebeğinizin karyolasını koyacağınız yeri iyi seçin. Karyolayı pencerenin , perdenin ya da bebeğinizin tırmanmasına yardımcı olacak hiçbir eşyanın yanına koymayın. Bazı perde bağları bebeğinizin boğulmasına neden olabilir, bu nedenle bir yere karar vermeden önce etraftaki her şeyi kontrol edin.

Yatak:

Yataklar en pahalı yaylı yatak modellerinden ekonomik poliüretan modellere kadar çeşitlilik gösteriyor.Yaylı yataklar sırt için iyi bir destek oluştururken, taşımak için ağır olabiliyor.

?Karyolaya uygun bir yatak seçin. Bu, bebeğin yatakla karyola arasında oluşabilecek boşluklara kaymasını engeliyor.Yatağı karyolanın bir ucuna doğru ittiğinizde, karşı tarafta yatak ile karyola arsında oluşan boşluk 3.80 cm?den fazla olmamalı. Zamanla sünger yatakların köşeleri yıpranabilir ve tehlikeli boşluklar oluşturabilir.

?Yatağın destek sistemini kontrol edin.Yatağı farklı yönlere iterek metal askıları oynatın. Eğer askı sistemi yerinden çıkarsa , sistem tamir edilmeli yada sağlamlaştırılmalı. Askıları yerlerine kilitleyecek güvenlik klipsleri bulunmalı.

?Yatağı yumuşak bir örtüyle kaplayın.Yatağın üstüne ve ölçülerine uygun bir çarşafın altına serilmiş naylon-kapitone bir yatak örtüsü , bebek bezi sızıntılarına karşı yatağın temizliğini koruyacağını aklınızdan çıkarmayın.

Koruyucu Yastıklar:

Koruyucu yastıklar, bebeğinizin karyolanın sert tahtalarıyla olan direk temasını engelliyor.

?Koruyucu yastıkların arkalarında bulunan bağları sayın.Bu yastıkların en az 6 yerinden bağlanabileceklerine emin olun. Böylece, bebeğiniz uyurken yastıkların onun üstüne düşmesini engelleyin.

?Bu yastıkların bağları bağlandıktan sonra, bu bağların uzun kısımlarını bebek çiğnemesin ve kendi etrafına dolanmasın diye kesin.

?Yastıkların etiketlerini kontrol edin.Yastıkların (çarşaf ve battaniyelerin de) yanıcı özellikte olmamasına özen gösterin.

Bebeğinizin Karyolasını Dünyaya Açan Etmenler

Bebekler basit şekilleri, parlak ve zıt renkleri tercih ediyorlar. Bebeğinizi büyülemek için karyolasında bulunması gerekenler:

?Hareketli Objeler: Hareketli şekiller ,yatarken onları takip etmek için gerekli baş ve boyun kontrolünü yeterince sağlamış bebekler için mükemmel! Ufak kazaları önlemek için, bebeğiniz bu objeleri tutabilir duruma geldiğinde , onları bebekten uzaklaştırın.

?Aynalar:Ayna, bebeğinizin kendi yansımasını izlemesi için harika bir araç! Bu aynanın bebek için güvenli ve kırılmaz olmasına, ayrıca karyola kenarına güvenli bir şekilde monte edilmesine dikkat edin.

?Karyola Oyuncakları:Bebeğinizin karyolasına yerleştirdiğiniz güvenli oyuncaklar ona büyük bir eğlence kaynağı olabilir.Ancak bu oyuncaklar bebeğin yüzüne doğru düşerse, onun nefes almasını engelleyebilir. Bu nedenle karyolasında oyuncaklarıyla oynayan bebeği takip edin ve o uyurken bu oyuncakları kaldırın.

?Müzik: Yumuşak ve dinlendirici ninniler ya da enstrümantel müzik bebeğinizi sakinleştirir ve odasında yalnızken kendini iyi hissetmesini sağlar.

Biliyor muydunuz?

Bebeğinizin karyolasına asla yastık (koruyucu yastıklar hariç) koymayın. Küçük bir bebeğin hareketleri, bir yastığı güvenli şekilde kullanabilecek kadar gelişmemiştir. Oldukça düz bir yastık bile , bebeğinizin nefes almasını engelleyebiliyor

BebeÄŸiniz Neden AÄŸlar

Pazar, 04 Kasım 2007

Ağlama bebeklerin tek iletişim kurma biçimidir. Buna ilk bebek konuşması demek mümkün. Bebeginiz aç mı, uykusuz mu, rahatsız mi olduğunu ancak ağladıgınında anlayabilirsiniz. Şu anda imkansız görünse de daha sonra bebeginizin farklı ağlamalarını çözmeyi ögreneceksiniz.

Bazı ağlamalar ise temel ihtiyaçlardan kaynaklanmaz. Her beş bebekten dördü günde 15 dakika-1 saat arası nedensiz bir şekilde ağlar.Bu ağlamalar kolik ağlamalarında olduğu gibi genelde akşamları olur. Bunun nedeni bebeğin etrafındaki koşuşturmanın akşam saatlerinde artması olabilir. Baba eve gelişiyle yemek hazırlıkları başlar, daha büyük çocuklar varsa onlar ilgi bekler ve bütün bu hengame bebeğin kaldırabileceğinden fazladır. Ya da gün boyunca değişik görüntüler, sesler, kokular ve çevresindeki uyaranlarla meşgul olan bebek akşam ağlayarak günün yorgunluğunu atmaya çalışıyordur. Onun yapabileceği tek şey ağlamak! Başka çaresi yok ki! Bazı mutlu bebekler yorgunluktan veya uyumaya çalışırken ağlarlar. Eğer bebeğiniz her uykudan önce beş on dakika ağlıyorsa bunu dert etmeyin. Bebeğiniz kendiliğinden bu alışkanlığından vazgeçecektir. Bebeğe gün boyunca daha fazla dinlenme zamanı tanınması geceleri yorgun olmasını azaltacaktır. Genelde bebeklerin ağlaması üç aylık olduktan sonra azalır. Kendini ifade etmeye ve siz onu daha iyi anlamaya başladıkça hem daha az hem daha kısa sürelerle ağlayacaktır.

Daha önce pek ağlamayan bebekte görülen ani ağlama krizi diş çıkmasına veya hastalığa işaret edebilir. Bebeğinizin hasta olduğuna işaret edebilecek başka bir belirti olup olmadığını kontrol edin ve yolunda gitmeyen birşey varsa doktorunuzu arayın.

Ağlayan bebeği yatıştırmak:

Bebeğin ağlaması ile ilgili en önemli nokta, ona hemen ve teleşsızca yanıt vermenizdir; kendi halinde ağlamaya bırakırsanız daha da hırçınlaşır ve ağlaması yoğunlaşır. İşte size ağlayan bebeğinizi yatıştıracak yedi yol:

? Onu besleyin. İlk aylarda ağlamanın başlıca nedeni açlıktır. Bu nedenle meme ya da biberonla beslemeniz(gece gündüz durmadan beslemeniz gerekse bile) onu yatıştıracaktır.

? Kucağınıza alın. Özellikle ilk aylarda yalnız kucağınıza almak bile onu yatıştırabilir. Gerek duyduğu sevgi dolu bir dokunuş olabilir. Başını omuzunuza yaslayarak ya da yüzü yere bakacak şekikde kucağınıza aldığınızda sakinleşiyorsa ağlama nedeni gaz da olabilir.

? Kucağınızda sallayın. Ritmik hareketler bebeği yatıştırır. Yakın çevrede çıkacağınız kısa bir gezintinin sarsıntılarıda bebeğin sakinleşmesine yardımcı olabilir.

? Bebeğinizi bir şal ya da battaniye ye sarıp onun kendini güvende hissetmesini sağlayın(tabii sıcak havalarda değil).

? Karnını yada sırtını sıvazlayıp hafif hafif vurun. Böylece gazı varsa onu çıkarmasına yardımcı olursunuz.

? Emmesi için bir şey verin. Hemen hemen bütün bebekler emmeye başlayınca aglamayı bırakırlar.

? Dikkatini dağıtın. Bakacağı ilginç bir şey bazen bebeğinize neden ağladığını unutturabilir. Aklınızda olsun parlak ve renkli

şeyler bebeklerin ilgisini özellikle çeker

Bebek Ve Banyo

Pazar, 04 Kasım 2007

Bebeğinizin en önemli ihtiyaçlarından biride banyodur. Hele de sevgi dolu sohbetlerle ve oyunlarla süslenmiş banyoları bebekler çok sever.Gerçi alışana kadar biraz zorluk çekersiniz ama daha sonra bu işten çok keyif alırsınız.

Bebeğiniz büyüdükçe yıkanma ve temizlenme gereksinimi artacak,biraz daha pasaklı olacaktır. Yemekleri kendi yemeye başladığında saçlarına sürecek ,altını temizlerken rahat durmayarak üstüne bşına sürdürecek,kısacası temizlenmeye daha çok ihtiyaç duyacaktır. Bebeğinize küçük yaşlardan başlayarak banyoyu sevdirmeli , temiz olmaya teşvik etmelisiniz.

Bebeğinizi yıkarken kullanmanız gerekenler neler : Banyo küveti,göz yakmayan bir şampuan,bebek sabunu ,temiz bir havlu,pamuklu çubuk,nemlendirici,doğal sünger gibi şeyler.

BEBEĞİ YIKARKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKEN ŞEYLER :

Bebeğiniz 6 aylık olana dek göz, kulak ve yüzü için kaynatılıp ılıtılmış su kullanın.Kaynatma bakterileri öldürür.

Bebeğinizin,burnunu ya da kulaklarını temizlerken temiz bir pamuk kullanın ve yalnızca görebildiğiniz yerleri temizleyin.

Bebeğinizi banyoda hiç bir zaman yalnız bırakmayın.Bebek çok az suda bile boğulabilir.

Bebeğiniz oturur durumda olsa bile sırtından tutarak destekleyin.

Su sıcaklığını dirseğinizle kontrol edin