‘Bebek’ Kategorisi için Arşiv

İlk Aylarda Bebeğinizin Güvenliği

Pazar, 04 Kasım 2007

Bebekler göründüklerinden daha sağlamdırlar. Onları kucağınıza aldığınız zaman kırılmazlar, çoğu düşmeleri yarasız beresizsonuçlanır. Ama kazalara açıktırlar. Çok küçük bebekler bile bir şekilde başlarını belaya sokabilirler.

Bebeğinizi kazalardankorumak için her zaman şunlara dikkat ediniz:

? Bebeğinizi araba ile gezdirirken mutlaka emniyetli araba koltuğu kullanın. Hem kendiniz emniyet kemeri takın, hem de sürücüye taktırın; sürücü emniyette değil ise kimse değildir. İçki içtikten sonra araba kullanmayın ve kullandırtmayın.

? Bebeğinizi büyük küvette yıkarken altına havlu koyarak kaymasını engelleyin. Bir eliniz sürekli bebeğinizin üstünde olsun.

? Bebeğin altını değiştirirken yatakta, kanepede nerede olursa olsun biran bile yalnız bırakmayın. Henüz kendi etrafında dönemeyen bir yenidoğan bile vücudu ile uzanarak düşebilir.

? Bebek koltuğu kullanıyorsanız bunu küçük bir masaya, mutfak tezgahına veya yeterince geniş olmayan herhangi yüksek bir yere koymayın yoksa bebeğiniz koltuğun devrilmesiyle düşebilir.

? Ne kadar iyi eğitimli olursa olsun evcil bir hayvan ile bebeğinizi yalnız bırakmayın.

? Bebeği beş yaşın altındaki kardeşi ile yalnız bırakmayın.

? Bebeği ondört yaşın altındaki bakıcı ile, tanımadığınız birisi ile henüz referanslarını kontrol etmediğiniz bir bakıcı ile yalnız bırakmayın.

? Bebeği havada atıp tutmayın veya sertçe sarsmayın.

? Evin içinde çok kısa bir süre bile olsa bebeğinizi yalnız bırakmayın; bir yangının yayılması saniyeler içinde olur.

? Bir bebeği ya da çocuğu arabada asla yalnız bırakmayın.

? Bebeği mağazada, yürüyüşte, oyun parkında gözünüzün önünden bir an bile ayırmayın, bebek arabası veya bir puset çocuk hırsızı için özellikle kolay hedeftir.

? Bebeğin oyuncaklarını veya başka şeylerini iple karyolasına asmayın ve bebeğin boynuna veya koluna künye, madalyon,kolye, bilezik asmayın. Bebeğin giysilerindeki, kapşonlardaki bağcıklarının uçlarının iyice düğümlenmiş olduğuna emin olun yoksa yerlerinden çıkabilirler. Bebeğin ulaşabileceği yerlerde ip, zincir, kordon bulundurmayın. Bebeğin karyolasının yakınında perde kordonu, telefon kablosu olmamasına dikkat edin. Tüm bunlar bebeğin kaza ile dolanarak boğulmasına neden olabilir.

? Kaza eseri boğulmayı engellemek için bebeğinizin yatağına yakın içi dolu büyük yumuşak oyuncaklar, yastıklar ve benzerişeyler bulundurmayın.

? Bebeği açık bir pencerenin altında bir an bile tutmayın.

? Evde yangın dedektörleri kullanın

Pişik Nedir

Pazar, 04 Kasım 2007

Pişik; alt bezinin bebeğinizin tenine temas ettiği noktada hafif kabartılı bir kızarıklık biçiminde ortaya çıkar. İlerlemiş durumlarda, içi su dolu kabarcıklar ve buna benzer biçimde bebeğe acı veren deri değişiklikleri görülebilir. Eğer pişik infekte olursa bu deri döküntüleri parlak kırmızı bir renk alabilir ve genişleyebilir. Bu döküntüler bezin temas alanının dışına çıkarak yayılabilir.

Pişiğin nedeni genel olarak derinin tahriş olmasıdır.

Bu tahrişin nedenleri:

- Bu tahrişin nedeni alt bezinin küçük gelmesi, çok sıkı bağlanmış olması ya da gerekli sıklıkta değiştirilmemesidir.

- Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bu bezleri temizlemek için kullandığınız sabun ve temizleyiciler de tahrişe neden olabilir.

- Aynı zamanda kullanıp atılan tipte hazır alt bezlerinin bazıları veya bebeğinizin altını temizlemek için kullandığınız hazır ıslak bezler de tahrişe neden olabilir.

- Alt bezinin üzerine bebeğe giydirilen sentetik esaslı giyecekler alt bezinin temas ettiği alanda ısı ve nemin yükselmesine neden olur.

- Tahriş olmuş derinin ısı ve neminin yükselmesi ise bazı mikropların üremesi için ideal ortamı yaratır. Bu durumda pişik ?infekte? olur. Eğer pişik infekte olmuşsa bu genellikle bir mantar infeksiyonudur ve buna neden olan da genellikle Candida adıyla bilinen bir mantardır. Böyle bir durumda aynı zamanda deriyi etkileyen başka mikroplar da (bakteriler) olabilir. Infeksiyon pişiğin tedavisini daha güç bir hale getirebilir.

Pişiğin Önlenmesi ve Tedavisi

- Temel kural; alt bezinin kapladığı alanın temiz, kuru ve serin tutulmasıdır. Bu nedenle bebeğin alt bezi sıklıkla değiştirilmeli ve olabildiğince altı açık tutulmaya özen gösterilmelidir. Böylece bebeğin teni hava aldıkça kuruyacaktır. Uyku sırasında bebeğin altını kumaş bezle bağlamak geçerli bir yöntemdir. Bu durumda bebeğin altı uykuya daldıktan hemen sonra kontrol edilmeli ve ıslaksa hemen değiştirilmelidir. Bu kontrolün bebeğin uykuya dalmasından hemen sonra yapılmasının nedeni bebeklerin idrarlarını genellikle bu arada yapmalarıdır.

- Doktorunuz size kısa bir süre için kortizonlu bir preparat önerebilir. Ancak borik asit, kamfor, fenol, metil salisilate veya benzoin tinktür içeren herhangi bir bileşiği doktorunuz özel olarak önermediği sürece kullanmamalısınız, bu bebeğinizin cildine zarar verebilir.

- Şayet bebeğinizin pişiği infekte olmuşsa doktorunuza danışın.

- Pişik durumunda talk pudrası ve mısır nişastası önerilmez; talk pudrası bebeğinizin ciğerlerine zarar verebilir, eğer bir mantar infeksiyonu varsa mısır nişastası bunu kötüleştirebilir.

- Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bezleri yıkadıktan sonra 15 dakika kadar kaynatarak tüm mikropların ölmesini ve kimyasal maddelerin uzaklaştırılmasını sağlamalısınız.

-Bazı hazır alt bezleri içerdikleri emici bir jel sayesinde derinin kuru kalmasını sağlayabilirler. Bu tip alt bezlerinin kullanımı bazı bebeklerde pişik oluşmasını önleyebilir.

- Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta alt bezlerinin sıklıkla değişmesi gerektiğidir.

- Bebeğinizin alt bezini saat başı kontrol edin ve ıslandığı zaman hemen değiştirin.

- Alt bezi değişiminde bebeğinizin altını dikkatle temizlemelisiniz. Bu temizliği yaparken ılık, çok hafif sabunlu veya duru su kullanabilirsiniz.

- Bebeğinize yeni alt bezi bağlamadan önce altının iyice kuruduğundan emin olmalısınız.

- Bebeğinizin cildini nemden korumak için çinko oksit içeren kremler, A ve De vitamini içeren kremler veya vazelin kullanabilirsiniz.

- Alt bezinin üzerine sentetik malzemeden yapılmış giysiler giydirmeyin

- Eğer pişik devam ediyorsa kullandığınız alt bezinin tipini, alt temizliğinde kullandığınız ?ıslak? mendilleri veya sabunu değiştirmelisiniz.

- Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bu bezleri yıkadıktan sonra kimyasal maddelerden ve mikroplardan arındırmak için en az 15 dakika süreyle kaynatmalısınız.

Aşağıdaki Durumlarda Doktorunuza Müracaat Edin:

- Pişik bebek henüz 6 haftalık iken ortaya çıkarsa,

- Içi su dolu kabarcıklar ve küçük yaralar oluşmuşsa,

- Bebeğinizin ateşi varsa,

- Bebeğiniz kilo kaybediyor veya her zamanki kadar yemiyorsa,

- Içi su veya cerahat dolu büyükçe kabartılar meydana çıkmaya başlamışsa,

- Kırmızı döküntüler kollara yüze veya saçlı deriye doğru yayılıyorsa

- Yukarıdaki tedavi önerilerini bir haftadır uyguladığınız halde durumda herhangi bir düzelme görülmüyorsa hemen doktorunuza başvurun

Suyu Bebeğinize Sevdirin

Pazar, 04 Kasım 2007

Hem sizin hem de bebeğinizin hoşlanacağı bir banyo için suyu sevmesini sağlayın ve yıkanma işlemini 5 dakikadan fazla sürdürmeyin.

Her konuda ilgi ve sevginize ihtiyaç duyan bebeğinizin bakımı sırasında karşılaşacağınız sorunları arka arkaya sıralamak gerekirse; banyo ?yaptıramamak? ilk beşte yer alır. Kimi zaman su sıcaklığından kimi zaman da yanlış şampuan seçimi nedeniyle bebeğiniz huysuzluk yapabilir.

Kış aylarında haftada 2 ya da 3 gün, yaz aylarında ise günaşırı banyo yapılmasını uygun gören uzmanlara göre; özen gösterip, dikkatli davranarak bebeğinize kahkahalar eşliğinde keyifli bir banyo yaptırabilirsiniz?

Nasıl mı?

İşte hem sizin hem de bebeğinizin hoşlanacağı türden bir banyonun sırları?

* Odanın sıcaklığından emin olun.

* Banyo yaptırdığınız yerden kazaya sebep olabilecek elektrikli aletleri ve kırılabilecek eşyaları uzaklaştırın.

* Küvete doldurduğunuz suyun sıcaklığının el bileğinize damlattığınızda yakmayacak şekilde veya 36.5-37 derece olması gerekiyor.

* Bebeğinizi yavaş yavaş suya sokun. Suyu sevmesini ve banyo yapmaktan hoşlanmasını sağlayın. Aniden ağlarsa suyun sıcaklığını kontrol edin.

* Bebeğinizi banyoda yalnız bırakmayın. Bir şey unuttuysanız onu da yanınızda götürün.

* Önce vücudunun ön ve arkasını sabunlayın, daha sonra başını şampuanlayın.

* Doktorun önerdiği şekilde göbek bakımını yapın.

* Bebeğinizin burnunu ve kulaklarını nemli bir pamukla, kulağın dışta kalan kıvrımlarını ise yumuşak bir bezle temizleyin. Kulak kanalına pamuklu çubuk sokmayın.

* Ilık suya batırılmış pamukla göz kapaklarını temizleyin ancak her göz için ayrı pamuk kullanın.

* Saçlarını yumuşak bebek tarağıyla tarayın.

* Saç kurutma makinesi kullanmayın.

* Banyo süresinin 5 dakikayı geçmemesine özen gösterin

Yeni Doğan Bebeğin Bakımı

Pazar, 04 Kasım 2007

Dünyaya gözlerini açan bebek her yönüyle anneye muhtaçtır.

Bebekler hızlı bir büyüme ve gelişme içinde olduklarından sağlıklı olarak büyüyüp gelişmeleri iyi bir bakımla sağlanır.

1- Göbek Bakımı:

Bebeklerde yeterli göbek bakımı yapılmaması ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara neden olabilir. Bunu önlemek için: Bebeğe mikrop bulaştırmamak için elerinizi yıkayın. Mersollü veya alkollü bir pamukla göbek kordonunu ve çevresini iyice silin.

Göbek kordonunu içine alacak biçimde hazır sargı bezi veya ütülenmiş bir bez ya da tülbentle göbeği sarın. Göbeğe kesinlikle lokum, hamur, pudra gibi şeyler koymayın. Bebeğinizi, göbeği düşünceye kadar silerek temizleyin ve göbeği düştükten sonra banyo yaptırın.

Eğer göbek ve çevresi kızarık, şiş ve göbekten akıntı geliyorsa en yakın sağlık kuruluşuna, başvurun.

2- Gözlerde kızarıklık ve çapaklanma: Gözlerde kızarıklık, çapaklanma varsa;

Bebeğinizin göz temizliğini yapmadan önce kendi el ve tırnak temizliğinizi yapın. Kaynamış ılıtılmış suya batırılmış ve iyice sıkılmış temiz bir tülbentle içten dışa doğru silin.

3- Konak: Bebeğin saç diplerinde görülen kirli sarı renkte kabuklu bir deri hastalığıdır. Bebeğin başına banyo yapmadan önce temiz bir tülbente kızdırılıp soğutulmuş zeytinyağını sürüp, hafifçe ovalayıp yumuşamasını bekleyin.

Banyo esnasında o bölgeyi hafifçe ovarak yıkayın. Bu işlemi kabuklar kayboluncaya dek birkaç kez tekrarlayın.

4- Pamukçuk: Ağız içinde oluşan beyaz lekelerdir. Ağrı nedeniyle bebeğin emmesini engeller. Bunu gidermek için; bir fincan suya bir çay kaşığı karbonat atıp karıştırın. Parmağınıza temiz tülbent sararak, bu karbonatlı su ile bebeğin ağzını bastırarak günde üç dört kez temizleyin. Her emzirmeden önce göğüslerinizi silin ve kaynamış soğumuş su ile durulayın.

5- Pişik: Bebeğin boyun, koltuk altı, kasıkları ve kalçalarının kızararak iltihaplanmasıdır.

Bebeğin her altı değiştirildiğinde ılık su ile yıkayın ve altına muşamba bağlayın. Cilt koruyucu yumuşatıcı merhemler veya kızdırılıp soğutulmuş ılık zeytinyağı sürün. Altını sık sık değiştirin ve idrar veya dışkıyı dışarı sızdırmayacak kalınlıkta bez kullanın.

Bebek çamaşırları temizliğinde deterjan yerine sabun veya sabun tozu kullanın ve bol su ile durulayın.

6- Gaz sancısı: Bebeğiniz emme esnasında bir miktar hava yutar. Bu da bebeğin sancılanmasına ve ağlamasına neden olur. Bunun için; Her beslenmeden sonra bebeği dik tutup sırtını sıvazlayarak gazını mutlaka çıkartın.

7- Fizyolojik sarılık: Doğumda ya da ilk iki gün içinde bebekte sarılık görülüyorsa, hemen en yakın bir sağlık kuruluşuna başvurun

Güvenli Biberon Kullanımı

Pazar, 04 Kasım 2007

Bazen anneler, bir takım sorunlar yaşaması halinde ya da sütlerinin bebeklerinin beslenmelerine yeterli olmadığında, bebeği biberonla hazır mama kullanarak besleyebilirler. Bebeğinizi dışarıdan alacağınız mamalarla beslerken bunların sterilize edilmesine dikkat etmelisiniz. Aldığınız mamaların son kullanma tarihine ve kutularda bir hasar olup olmadığına dikkat edin. Kutunun üzerinde yazan hazırlama aşamalarına uymadan önce bunu doktorunuza da sorun ve onun başka bir tavsiyesi olup olmadığını öğrenin. Kutunun temiz olmasına özen gösterin. Bunun için, açmadan önce kutuyu iyice temizleyin ve açmak için ayrı bir alet kullanın, bu aleti başka bir iş için kullanmayın ve bu aletide iyice yıkayın. Kutuyu açmadan önce iyice çalkalamayı ihmal etmeyin.

Mama hazırlarken kullandığınız malzemelerin özel bir yerde muhafaza edilmesini sağlayın. Biberonu temizlerken oldukça sıcak suyla ve sabunla yıkayın ve durulama aşamasında da suyun sıcak olmasını sağlayın. Biberonda hazırladığınız mamayı bir mikrodalga fırında ya da başka bir ısıtıcı ile ısıtmayı denemeyin. Sıcak suda biberonu bir süre gezdirmeniz halinde yeterli derecede ısınacaktır. Mamanın yeteri kadar ısınıp ısınmadığından emin olmak için bileğinizin iç kısmına bir kaç damla damlatabilirsiniz. Biberonda kalan mamaları yeniden kullanmak için saklamayın. Mama kutusunu ya da sıvı ise şişesini buzdolabında muhafaza edin. Bunu yaparken mamanın donmamasına özen gösterin. Kullanımdan önce hazırladığınız biberonları da buzdolabında saklayabilirsiniz. Bu şekilde acil durumlarda buzdolabında hazır mamanız olacaktır. Biberonu kullandıktan sonra temizliğini hemen yapmayacaksanız bu şekilde bekletmeyin ve içinde kalıntı kalmamak şartıyla ön temizliğini yapın.

Biberonu ve diğer kullandığınız gereçleri iki günde bir strelize edin. Bunun için en iyi yöntem, temiz bir tencereye koyarak uzun bir sure kaynatmanız olacaktır. Bebeğiniz beslenme sırasında susayabileceğinden yanınızda kaynatılmış su bulundurun. Suyun özellikle strelize olmasına dikkat edin. Bebeğinizi biberonla yalnızca siz besleyin. Her insanın bebek besleme tekniği farklı olduğundan bebek sadece sizin besleme tekniğinize alışmış olacaktır. Bebekler biberonla beslenirken onu elleriyle kavramak isterler. Böyle bir durumda bebeğinizin eline tamamiyle biberonu bırakmayın. Bebek sırt üstü yatarken kendi kendine beslenirse boğulma riskiyle karşılaşabilir. Siz de bebeğinizi beslerken sırt üstü yatar durumda beslememeye özen gösterin. Bu şekilde beslendiğinde bir takım rahatsızlıklar yaşama riski fazladır (diş çürümeleri ve kulak enfekasiyonları).

Bebeğinizi beslerken onu kucağınıza alın ve oldukça yakın olun, özellikle emziremeyen anneler için bu oldukça önemlidir. Bu şekilde meme emzirirken yaşanılan duyguları daha rahat yaşayacaksınızdır. Bebeğinizi sürekli aynı kucağınızda tutmayın. Şeklini ara sıra değiştirerek çevresini daha iyi görmesini sağlayın. Bebeğiniz beslenmek istemediğini belirterek biberonun emziğini geri itmeye çalışıyorsa onu zorlamayın. Bazen maması bitmesine rağmen emmeye devam edebilir. Bebeğinize verdiğiniz besinin yeterli olduğundan kuşkunuz yoksa yeniden mama vermeyin. Bunun yerine emzik verebilirsiniz

Doğum Sonrası İşitme Testi

Pazar, 04 Kasım 2007

İşitme kaybı gerekli önlem alınmadığı takdirde bebeğin gelişimini olumsuz yönde etkileyeceği için, doğum sonrası işitme testi yaptırmak ve erken tanı büyük önem taşıyor.

Çocuklarda işitme kaybı, sessiz ve gizli bir engel çünkü çocuklar, özellikle de bebekler, iyi duyamadıklarını söyleyemiyor. İşitme kaybı farkedilmez ve düzeltilmese, konuşma ve dil gecikmesine, sosyal ve duygusal sorunlara, okul başarısızlığına yol açıyor. Tanı geciktikçe olumsuz etkiler de fazlalaşıyor.

Sağlık Bakanlığı?nın verilerine göre, her bin bebekten 1 ila 3?ü ileri derecede kalıcı işitme kaybı ile doğuyor. Buna göre, Türkiye?de yılda yaklaşık bin 800 bebek, koklear implant yani biyonik kulak gerektirecek düzeyde işitme kaybıyla doğuyor, ancak bunların erken ve zamanında tesbiti konusunda sorunlar yaşanıyor. Doğduktan sonra en geç 6 ay içinde işitme engeli teşhisi konulan ve işitme cihazı uygulanıp özel eğitime alınan bebeklerin konuşma becerisi ise normal yaşıtlarına benzer düzeyde gelişebiliyor.

Doğuştan işitme kayıplarının erken teşhis edilmesinin ve bu tip bebeklere erken müdahalenin öneminin belirtilmesinden sonra, yine her bin bebekten 3?ünün işitme kaybıyla doğduğu ve bu durumun en sık görülen doğumsal bozukluk olduğu saptanan Amerika Birleşik Devletleri?nde birçok eyalette, yenidoğan işitme tarama testleri rutin hale getirilmiş bulunuyor. Aynı şekilde Avrupa Birliği?ne üye ülkelerin de bir kısmında yenidoğan işitme tarama testleri rutin tarama testleri kapsamında yer alıyor.

Türkiye?de ise doğuştan işitme kayıpları genellikle en erken 3 yaş dolayında teşhis edilebiliyor. İşitme engeli ve erken teşhis yöntemleri hakkındaki bilgi yetersizliği, erken teşhis sağlayan teknolojilerin yaygın olmaması, teşhis yaşını geciktiriyor. Sağlık Bakanlığı, hastanelerde dünyaya gelen her bebeğe taburcu olmadan işitme tarama testlerini uygulamayı ve işitme engeli olduğu tespit edilen bebeklere gerekli müdahale ve rehabilitasyon çalışmalarının yapılmasını hedefliyor.

TESTİN GÜVENİLİRLİĞİ YÜZDE 97

Uzmanların verdikleri bilgilere göre, ailede sağırlık hikayesi olması, bebeğin 1 kilo 500 gram ağırlığın altında doğması, doğumda uzun süre oksijensiz kalması, suni solunuma ihtiyaç duyması, bebekte yüz-kulak anomalisi olması ve sarılığın çok yüksek seyretmesi gibi işitme kaybı açısından riskli durumlarda testin mutlaka yenidoğan döneminde uygulanması gerekiyor.

Özellikle işitme kaybı açısından riskli bebeklerde, beklenmedik yüksek sesli gürültülerde irkilme, ağlamama veya herhangi bir tepki vermeme, seslenilince başını o yöne doğru hareket ettirmeme, 6-12 ay arasında konuşma sesi çıkarmama, sorulduğunda tanıdık eşya veya kişileri göstermeme gibi belirtiler fark edildiğinde, daha ayrıntılı işitme testlerinin yapılması gerekiyor.

Uzmanların bildirdiklerine göre, tüm yenidoğan bebeklere eve gitmeden önce hastanede işitme testi yapılması en uygunu.

Unutulmaması gereken nokta, bunun bir tarama testi olduğu, yalnızca doğumsal işitme kaybı riski olan bebekleri belirleyebileceği, sonradan oluşabilecek işitme kayıpları için bir garanti olmadığı ve anne-babanın, bebeğin diğer gelişimlerini nasıl takip ediyorlarsa işitme duyusunu da takip etmeleri gerektiği.

Uzmanların verdikleri bilgilere göre, tarama testi olarak adlandırılan Otoakustik Emisyon Testi?nde, bebeğin kulaklarına belli şiddette sesler veriliyor ve beyin dalgaları ölçülerek duyup duymadığı anlaşılıyor. Bu test, bebeğinize acı vermiyor, rahatsız dahi etmiyor. Çok kısa süren ve sessiz bir ortamda gerçekleştirilen test, genelde bebeğiniz uyurken yapılıyor; çünkü bebeğinizin test sırasında ağlaması ya da sesler çıkarması, işitme yeteneğini kontrol etmeyi zorlaştırıyor. Test sırasında anestezik veya sakinleştirici herhangi bir şey kullanılmıyor. Bebeğinizin kulağının dış kısmının içine yumuşak uçlu bir alet konulduktan sonra, buradan kulağa ??klik ? sesleri gönderiliyor. Kulak bu sesi işittiği zaman, kulağın iç kısmı (koklea) yankı yapıyor. Test uzmanı, bir bilgisayar aracılığıyla, bebeğin kulağının sese nasıl karşılık verdiğini görüyor.

Uzmanlar, güvenilirliğinin yüzde 97 oranında olduğunu bildirdikleri testin sonucunun olumsuz çıkması durumunda daha ileri işitme tetkiklerine geçildiğini ifade ediyor

Emzirme Sorunlar

Pazar, 04 Kasım 2007

İlk haftalarda rahat bir lohusa sutyenini gece gündüz takin. Dar sutyenler kanallari tikayabilir. Memeleri her emzirmeden sonra bolca havalandirin ve masaj yaparken yumuşak davranin. Duru su ile yikayin, sabun ciltte kuruma yapar. Daha sonra iyice kurulayin.

Memeden süt sızması:

İlk haftalarda emzirmelerden sonra biraz süt sızabilir. Sutyeninize yerleştireceğiniztek kullanımlık küçük tamponlar sütü emer.

Islak tamponları sık değiştirmeniz gerekir. Çok fazla sızıntı varsa plastik koruyucu kullanabilirsiniz. Sütün sızması süt yapımınızın iyi olduğunu gösterir ve memelerin aşırı dolmasını engeller.

Kanal tıkanması:

Memenizde sert, ağrılı, kırmızı bir şişlik süt kanallarından birinin tıkanmış olduğunu gösterir. Memeyi sıcak su ile yıkayıp,

hafifçe masaj yapın ve bebeğe bu memeden süt verin. Bir anlık yoğun acı duyabilirsiniz, ama kanal açılacaktır. Tıkalı kanal açılmazsa aynı gün doktora gitmelisiniz. Kanal tıkanmasını önlemek için çok sıkı sutyen kullanmayın ve emzirirken memeye baskı yapmayın.

Meme iltihabı:

Tıkalı bir süt kanalı iltihaplanarak ateş yükselmesine ve halsizliğe neden olabilir. Buna mastit denir. Bu tedavi edilmez ise abseye dönüşüp cerrahi tedavi gerektiren bir hal alabilir. Bu nedenle kanal tıkanıklığınız bir günde geçmezse hemen doktora başvurmalısınız. Eğer iltihap oluşmuşsa doktorunuz antibiotik verecektir. Bebeğinizi her iki memeden emzirmeyi sürdürün.(Doktorunuz sütünüz ile bebeğe geçmeyecek bir ilaç başlamalıdır.)

Memelerde sızı ve çatlaklar:

Memelerde çatlak ve soyulmaların nedeni, sizin yanlış konumda tutmanızdan ötürü bebeğin memeye tam kenetlenememesidir.

Meme derisi kızarır ve sızlar. Memedeki çatlaklar her emzirmede size acı verecektir.

Bunların oluşmasını önlemek için şu önerilere uymaya çalışın:

? Her emzirmeden sonra memenizi kurulayın.

? Sutyenin içine tek kullanımlık meme tamponu koyun.

? Bebeğin emiş konumunu değiştirerek basıncı aerolanın değişik yerlerine dağıtın.

? Sızlayan memeyi hergün elle boşaltın, süt birikmesine izin vermeyin.

? Bebeğin memeyi sütü boşaldıktan sonra uzun süre keyfi emmesine izin vermeyin.

? Memeniz çok acıyorsa bir meme kalkanı kullanabilirsiniz. Bebeği memeye tutmadan önce meme ucuna yrleştireceğiniz bu kalkan, bebeğin cildinize değmeden süt emmesini sağlar. Bunuda her kullanıştan sonra sterilize edin.

? Doktorunuz önereceği kremi kullanabilirsiniz

Emzirmeyi Nasıl Kesmeli

Pazar, 04 Kasım 2007

Emzirmenin kesilmesi çoğu zaman yüksek sabır ister ve zaman gerektirir. Bu süre bebeğin ne kadar hızlı yeni duruma alışmasına bağlı olarak değişkendir. Bazı anneler sadece birkaç haftada emzirme kesebildiklerini söylerken bazıları da 1 ay ile 6 arasında başarabildiklerini söylerler.

Emzirmeyi Kesmek İçin En İyi Yaş Nedir?

Emzirmenin kesilmesi için doğru bir zaman yoktur. En önemlisi bebeğin emzirmeden kesilmesine hazır olması ve sizin için anne sütünü kesebileceğinizi hissettiğiniz zaman doğru zamandır. Genellikle bebekler 9-12 aydan önce emmeyi bırakmayı tercih etmezler. Bazı bebeklerin 9-12 ay arasında veya kaptan içmeyi öğrendikten sonra anne memesine karşı ilgileri azalır. Eğer bu olursa emzirmeye devam etmek için ısrar etmeyin. Önerilen en az 1 yıl bebeklerin anne sütü almalarıdır.

Emzirmenin kesilmesi aşamasında kendinizi üzgün, yalnız, suçlu veya deprese hissetmeniz doğaldır. Bu dönemde bebeğinizi daha fazla kucağınıza alın ve emzirmenin kesilmesinin büyümesinin bir basamağı olduğun hatırlayın.

Nasıl Kesilmeli?

Aniden değil, mutlaka yavaşça ve alıştıra alıştıra kesilmeli. Eğer birden bire kesilirse bebek için oldukça tramvatik olabilir. Sabırlı olun. Eğer bebek emmeyi bırakmak istemezse emzirirken rahatlatıcı tonlar ile ona memeden ayrılma zamanının geldiğini anlatın. Onunla konuşmanız faydalı olacaktır.

Şu metodları Deneyin:

* Günde bir kez emzirmeyi atlayarak işe başlayın. Emzirmeyi keserken önce biberona sonra kaba (suluk) veya doğrudan kaba geçirebilirsiniz. Bir öğün emzirmeyin ve biberonla veya kap ile beslenmeye çalışın. Öğle öğününde deneyebilirsiniz. Besin maddesi olarak varsa sağılmış anne sütü, hazır biberon maması (formül süt) veya 1 yaştan büyük ise inek sütü verebilirsiniz. Kademeli olarak bir öğün-bir öğün azaltın,bebeğiniz zamanla alışacaktır.

* Emzirme sürenizi kısaltın. Bebeğin memede kalış süresini azaltın. Eğer genellikle 5 dk. emiyorsa 3 dk.ya düşürün. Emzirme sonrası yaşına uygun ise bir ek besin verin. Elma suyu veya inek sütü olabilir.

* Erteleyin ve ilgiyi başka tarafa çakin. Eğer aralıklı olarak emziriyorsanız emzirmeyi ertelemeyi deneyin. 1 yaşından büyük çocuğunuz göğsünüzü sorarsa da sonra emzireceğinizi anlatın ve ilgisini dağıtın.

* Siz etrafta değilken eşinizin veya bir yakınınızın bebeği biberonla veya kaptan beslemesi faydalı olabilir. Annenin ev dışında olması biberondan emmeyi kolaylaştırabilir. Biberonu almak istemiyorsa zorlamayın. Zamanla alışacaktır. Aşırı zorlama yapılırsa tamamen reddedebilir.

* 1 yaşından büyükse bebeğinize nerede ve ne zaman emzireceğinize kısıtlamalar koyabilirsiniz: ?Sadece bu koltukta ve uykudan önce emebilirsin? veya ?sadece hava karardıktan sonra emebilirsin?.

* Gece öğünlerinin kesilmesi her zaman daha zordur. Bu nedenle gece emzirmeyi kesmeyi en sona bırakın. Tüm beslenmelerini biberondan veya kaptan alması birkaç ay sürebilir.

* Eğer kesmek için denediniz ve hiçbir şekilde başarılı olamadıysanız belki sizin bebeğiniz için emzirmeden kesme zamanı değildir

Bebekler Ve Emzik

Pazar, 04 Kasım 2007

Çoğu anne - baba bebek daha doğmadan ?Bu eve asla emzik girmeyecek!? diye karar veriyorlar. Fakat bebek doğduktan bir süre sonra geceleri ağlama krizleri çekilmez bir hal aldığında, baba derhal bir eczaneye koşup emzik alıyor! Sonra da bebeği emzik alışkanlığından vazgeçirmek yıllar alıyor.

Siz de artık 2 yaşına gelen çocuğunuzun emzik alışkanlığından kurtulmasını istiyorsanız bu yazı tam size göre?

Emzik çocukların bebekliklerinde asla vazgeçemedikleri bir alışkanlık. Peki bebekler emziği neden çok seviyorlar? Emziğin çocuğu rahatlatmasının nedeni, doğuştan sahip olduğu emme refleksini tatmin etmesi. Bu refleks doğadan, bebeğin hayatta kalması için bir armağan. Böylece bebeğin biberon ya da meme emmeyi öğrenmesine gerek kalmıyor. Öyle ki bazı bebeklerin anne karnında parmaklarını emdikleri bile bilimsel olarak kanıtlı!

İlk diş çıktığında emme sona ermeli!

Meme, emzik, biberon ve parmak gibi emmeye uygun nesneler, bebek kendisini sıkıntıda hissettiği anda imdadına yetişiyor. Ayruca uykusu olduğu halde uyuyamadığı veya yabancı ortamlara girdiği zaman da emme ihtiyacı hisseder. Eğer bebekler emzik emmekten mutlu oluyorlarsa, ebeveynlerin bu durumdan rahatsız olmalarına gerek var mı? Bebeklerin emme zevklerini tatmin etmelerine engel olunmasına gerek yok. Ancak maalesef anne ve babalar bebeklerine çok fazla emzik veya biberon veriyorlar. Ve bir süre sonra emme ihtiyaç olmaktan çıkıp, sakinleştirici araç olarak kullanılıyor ki bu da bağımlılık yapıyor.

Aslında ağızda bir şekil bozukluğunun olmaması için ilk dişler çıktığında, yani 6 - 8 aylar arasında emme faaliyetinin sona ermesinde yarar var. Normalde emme refleksi, çiğnemenin ortaya çıkmasıyla birlikte kaybolmaya başlıyor. Hatta bu dönemde bebeğe emmesi için bir emzik yerine, ekmek kabuğu gibi sert maddeler verildiğinde, aynı iştahla bunu çiğnemeye çalıştığı görülüyor. Bu nedenle bebeğin emme refleksini yapay bir şekilde uzatmaktan kaçınmalı. Biberon yavaş yavaş bardakla yer değiştirmeli ve emzik de ortadan kalkmalı.

Emzikten ayrılmak çok zor

Emzik çocuğu sakinleştiriyor ve çevreye ?Ben daha çok küçüğüm, bana dokunma!? mesajını veriyor. Öyle ki emzik emmek daha birkaç aylık bebeklerde bile pozitif etkiler yaratıyor. Bu yolla bebekler kendilerini iyi hissetmenin ve rahatlatmanın yolları olduğunu öğreniyorlar. Belli bir yaşa kadar bu çok normal. Fakat daha büyük yaşlarda olan çocukların başka yollarla kendilerini tatmin etmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Örneğin; oyunlar oynamak, resimler yapmak, başka insanlarla iletişim kurmak. İşte çocuğun bütün bu olumlu gelişimleri yaşamak yerine emzik emmesi doğru kabul edilmiyor.

Ne zaman bırakmalı?

Bir alışkanlıktan vazgeçmenin ne kadar zor olduğunu biz yetişkinler iyi biliriz. Bu nedenle emzikten ne kadar erken vazgeçilirse, çocuk için o kadar iyi olacağı akıllardan çıkarılmamalı. Hem diş hekimleri hem de pedagoglar emziğin en geç iki yaşında atılması gerektiğini savunuyorlar.

Çocuğa daha bebekken emziğe sürekli ihtiyacı olmadığını bir şekilde hissettirmek gerekiyor. Bu noktada anne babanın tavrı çok önemli. Anne - babalar için emzik sürekli bir sakinleştirici olmamalı.

Oyun oynarken, anneyle birlikteyken veya bir şeyler anlatılırken emziği bebeğinizin ağzından kesinlikle çıkarın.

Emzik alışkanlığından vazgeçirmek için?

Yumuşak bir geçiş yapmak her zaman başarılı olmayabilir. Eğer çocuk inatla emzikten vazgeçmek istemiyorsa, bazı hilelerle onu vazgeçirebilirsiniz.

1. Veda töreni

Çocuğunuza tatlı bir dille emziğin zararlı olduğunu anlatın. Ona emzikle ilgili hikayeler anlatarak, birinin emziği almaya geleceğini söyleyin. Ve alınması için emziği birlikte bir yere koyun.

2. Emme tablosu

Günlerin kutu şeklinde ayrıldığı bir takvim alın. Çocuğun emzik emmediği her gün için boş kutuyu kırmızıya boyayın. Bu işlemi çocuğun yanında yapın.

3. Hava boşaltma

Bu taktik iki yaşına kadar olan çocuklarda etkili olur. Emziği bir iğneyle delin ve içindeki havayı çıkarın. Böylelikle çocuk emziği ağzına soktuğunda emmekten hiçbir zevk almayacaktı

Bebeklerde, Cilt Rahatsızlıkları

Pazar, 04 Kasım 2007

Bebeklerde görülen cilt rahatsızlıklarının tedavi gerektirip gerektirmediğini anlamak, erken müdahale açısından son derece önem taşıyor. Uzmanların verdiği bilgilere göre, yeni doğan bir bebeğin cildi normalde losyon ve krem kullanımını gerektirmiyor. Gereksiz yere ve bilinçsizce kullanılan yağlı kremler, sivilce oluşumuna ve cildin pürüzsüzlüğünü kaybetmesine neden oluyor. Bebeğin cildi kuru ise günde 2 kez bebek losyonu sürmek yeterli oluyor.

Yeni doğan bebeklerde sık rastlanan; ancak bir süre sonra kendiliğinden yok olan döküntülerle tedavi gerektiren cilt hastalıkları hakkında bilgi sahibi olmak, bunları birbirlerinden ayırmak, erken müdahale açısından son derece önem taşıyor. Yeni doğan bebeklerde görünüşleri birbirinden farklı, değişik tipte döküntüler olabiliyor. Bebeklerde sık rastlanabilen döküntüler şunlar:

Süt Döküntüsü (Milia): Yeni doğan bebeğin burnunda ya da alnında görülebilen, beyaz veya sarımtırak noktacıklardır, bazen çenede de görülebilirler. Aslında sütle hiçbir ilgisi olmayan bu minik sivilcemsi noktacıklar, cilt gözeneklerinin, ciltte bulunan ve keratin adı verilen bir maddeyle tıkanması sonucu ortaya çıkar. Bebeğin cildi dış ortama alışınca, bu noktacıklar da kendiliğinden birkaç hafta içinde kaybolur. Dolayısıyla herhangi bir tedaviye gerek yoktur. Gözenekleri açmaya sakın çalışmayın. Cildi tahriş edip, mikrop kapmasına yol açabilirsiniz.

Sıcak Döküntüsü/Ter Bezleri İltihabı (Miliaria): Hafif kabartılar halinde, kırmızı renkli, sivilce görünümünde döküntülerdir. Hatta sarımsı sivilce başı gibi görüntüleri bile olabilir. Bu döküntüler, bebeğin yüzünde veya vücudunun giysiyle kaplı tutulan yerlerinde görülebilirler. Bebeğin fazla sıcak tutulması nedeniyle ortaya çıkarlar. Ter bezlerinden ter atılamadığı için ortaya çıkan bu döküntüler de kendiliklerinden kaybolurlar. Bebeği aşırı giydirmemek, daha serin ortamda bulundurmak ve cildini kuru, temiz tutmak dışında bir tedaviye gerek yoktur.

Bebeklik Sivilceleri: Görüntüleri, yetişkinlerde görülen akneler gibidir. Bebeklerin doğum öncesi annelerinden aldıkları hormonların etkisiyle oluşurlar. Birkaç hafta içinde kendiliklerinden geçecekleri için hiçbir tedaviye gerek yoktur, cildi temiz tutmak yeterlidir.

Toksik Erime: Vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. Ciltte, güneş yanığı gibi kızarıklıkla çevrelenmiş kesecikler veya kabartılar halinde görülen bir döküntüdür. Tek tek, dağınık halde veya gruplar halinde olabilir. Yaşamın ilk haftalarında görülen bu problem, kendiliğinden kaybolur ve tedavi gerektirmez.

Dudaklarda görülen minik kabartılar: Emme hareketi nedeniyle bebeğin hassas dudak derisinde görülebilirler. Bu kabartılar da dudak güçlendikçe kendiliklerinden geçerler.

Yanaklarda Görülen Döküntüler: Egzamalı bebeklerde daha sık görülmekle birlikte, bazı bebeklerin yanaklarında görülen bir döküntü türüdür. Yanaklarda cilt, kırmızı renkli ve oldukça kurumuş görülür. Genellikle, ıslak kalan cildin gösterdiği reaksiyondur. Örneğin uyurken ağzından akan salyanın yastığı ıslatması nedeniyle, bebeğin yanağı sürekli bu ıslaklıkla temas halinde olabilir. Bu döküntüyü önlemek için, bebeğin cildi özel temizleyici losyonlarla silinerek temizlenmeli ve nemlendiriciler kullanılarak yumuşak tutulmalıdır.

Doğum Lekeleri: Doğum lekeleri de oldukça yaygındır. Çoğu, doğum sırasında bebeğin maruz kaldığı basınç nedeniyle ortaya çıkar ve kısa bir süre sonra kendiliğinden kaybolur. Bazıları ise daha uzun süre kalabilir veya önemli bir problemin belirtisi olabilir. Böyle bir durumda doktorunuza başvurmanız gerekir.

Tedavi gerektiren cilt problemleri

Bebeklerin yaşama gözlerini açtıkları ilk günlerde ya da bir süre sonra bazı cilt rahatsızlıkları ortaya çıkabiliyor. Bunlardan bazıları tedavi gerektirir ve mutlaka bir sağlık kuruluşuna veya doktora başvurulmasını gerektiren sorunlardır. Tedaviye erken başlamak, hem rahatsızlığın ilerlemesini hem de tedavisinin uzun sürmesini engelleyecektir. Mikrobik nedenleri olan cilt hastalıklarının en yaygın olanları ise şunlardır:

Pamukçuk: Bebeklerin ilk aylarında ağız içi ve dil üzerinde görülen mantarın yol açtığı bir rahatsızlıktır. Önce beyaz lekeler halinde başlar, sonra tüm dili ve ağız içini kaplar. Pamukçuk ağrı yaparak bebeğin beslenmesini de engeller. Bebek emziriliyorsa annenin meme temizliği, biberonla besleniyorsa biberonların temizliği bu rahatsızlıkla savaşırken çok önemlidir.

Impetigo: Bakterilerin neden olduğu bu rahatsızlıkta, üzeri bal rengi kabuklarla kaplanmış kabarcıklar meydana gelir. Tedavi için, cilt üzerine sürülen özel kremler ve antibiyotikler kullanılır.

Herpes Enfeksiyonu: Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşan ve genellikle virüslerin neden olduğu bir enfeksiyondur. Vücudun çeşitli yerlerinde görülen bu rahatsızlık, birkaç kesecikle başlayıp, daha geniş bir bölgeye yayılabilir.

Egzama: Egzamanın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, daha çok kalıtımsal faktörler rol oynar. Ailede astım, saman nezlesi, egzama veya benzer rahatsızlıkların olması, bebekte egzama görülme riskini artırır. İstatistiklere göre, 8 bebekten 1?inde egzama görülmektedir. Egzama rahatsızlığında cildin aşırı kuru, kırmızı renkte, kaşıntılı ve yer yer küçük keseciklerle dolu olduğu gözlenir. Bebeğin yüzü, kulak arkaları, cilt boğumları, koltuk altları, diz ve dirsekleri, egzama rahatsızlığının ortaya çıkmasına uygun bölgelerdir.

Bebeklerde atopik egzama daha yaygın olarak görülmektedir. Bebek cildi, çevresel faktörlere ve iritan maddelere karşı çok hassastır. Bu nedenle, bebeğin cilt bakım ürünleri ve giysileri özenle seçilmeli, aşırı sıcak, soğuk ve rüzgardan korunmalıdır. Bunların yanı sıra yaşamın ilk haftalarında bebeği evcil hayvanlardan, bitki polenlerinden ve sigara dumanından da uzak tutmak gerekir. Bebeklerin egzamalı, açık deri enfeksiyonları ve uçukları olan yetişkinlerden uzak tutulmasında da büyük yarar vardır. Cildin sürekli nemli ve yumuşak tutulmasını sağlayan bebek yağı, nemlendirici losyon ve kremler, kaşıntıyı azaltır. Genellikle huysuz, iyi beslenmeyen ve iyi uyumayan egzamalı bebeklere, dar olmayan ve pamuklu giysiler giydirmek de onları rahatlatacak yollardan biridir.

?Seboreik egzama? da sebebi tam olarak anlaşılmamış, bebeklerde görülen bir başka cilt rahatsızlığıdır. Bu egzama türü daha kısa sürede kaybolur. Bebeğin yemesi ve uyuması, atopik egzaması olan bebeğe göre daha rahat ve düzenlidir. Seboreik egzama vakalarına bir mantar türünün neden olduğu düşünülmektedir. Bu rahatsızlığın tedavisinde, sağlık kuruluşu veya doktorun önerdiklerini dikkatle uygulamak, çevresel faktörlere dikkat etmek ve doğru cilt bakım ürünleri kullanmak çok önemlidir.

Ihtiyoz: Bu cilt rahatsızlığı da kalıtımsaldır. Daha geç yaşlarda (1 ile 4 yaş arasında) ortaya çıkabilen rahatsızlık, bazı çocuklarda sadece kış aylarında görülür. Cildin kuru, kabuklu ve yer yer balık pulu görünümü almasına neden olan ihtiyoz rahatsızlığı da egzama gibi doktor gözetiminde tedavi edilmelidir