‘Anne Ve Çocuk’ Kategorisi için ArÅŸiv

Çocuğunuz Gece Korkuyor Mu

Pazar, 04 Kasım 2007

Çocuğunuz sık sık geceleri uykusundan ağlayarak uyanıyorsa panik yapmayın, çözümü var! Onu rahatlatmanın yollarını bilirseniz, her ikiniz de geceleri mışıl mışıl uyuyabilirsiniz.

Gecenin bir saatinde açlıktan ağlayan bebeğinizi doyurmak için uykunuzun bölündüğü geceler tam unutulmaya başlanmıştı ki, şimdi de ortaya kabuslar çıktı.

Kabuslar her ne kadar rahatsızlık verici olsa da normal kabul edilmeli.

?Bebeğim ve Biz? dergisinin bu ayki sayısında yer alan habere göre kabuslar, çocuk gelişimindeki pek çok şey gibi birden bire ortaya çıkıyor. Bazı uzmanlara göre 2-3 yaş civarındaki çocukların gelişen kelime hazineleri, rüyalarını daha iyi anlamalarına ve onlardan korkmalarına yol açabiliyor.

Beynin aktif dönemi

Aslında 2-3 yaş civarındaki çocukların yetişkinlere oranla daha çok kabus görmelerinin biyolojik bir sebebi de var. 2-3 yaş grubu çocuklar, uykularının yüzde 40?lık bir bölümünü REM (rapid eye movement-hızlı göz hareketleri) aşamasında geçirirler.

Bu aşama sırasında çocuk uyusa bile beyni son derece aktiftir. Zaten kötü rüyalar da genellikle bu dönemde görülür. Çocuk büyüdükçe uykunun REM aşaması kısalır.

Çağrısına kulak verin

REM uykunun yaşandığı gece saat 02.00-07.00 arasında çocuğunuz sizi yanına çağırarak canavarlarla veya örümceklerle ilgili rüyalarını anlatabilir. Bazı taktiklerle çocuğunuzu uykuya kolayca döndürebilirsiniz.

* Rüyasını anlatmasına izin verin: Önce ondan rüyasını anlatmasını isteyin. Dinledikten sonra onu teskin edin. Çocuğunuz anlattıktan sonra kendini daha iyi hissedecektir.

* Gerçek kontrolü yapın: Çocuğunuz rüyasının gerçek olmadığını anlamakta zorluk çekebilir. Bunun için gece lambasını yakıp ona etrafta canavar olmadığını gösterin. Bir süre elinizi tutmasına izin verin.

* Yanında olun: Kısa bir süre için sarılıp yanında yatın. Ancak bunu alışkanlık haline getirmeyin, sizi hep yanında ister

Çocuğunuz Ve Oyuncaklar

Pazar, 04 Kasım 2007

Eskiden oyuncak çeşidi ne kadar sınırlıydı değil mi? Renkli çıngıraklar, basıldığında ses çıkaran yumuşak tavşan ya da köpekler? Geçmiş yıllarda yararı gözardı edilen sadece çocukları oyalayıcı bir alet olarak düşünülen oyuncaklar günümüzde artık eğitim aracı olarak kabul ediliyor. Artık oyuncaklar bebeğin doğumundan itibaren onun gelişimine göre sınıflandırılıyor ve oyuncakların ?susturucu? olmasından çok eğitici olması ön plana çıkıyor.

Bebekler doğar doğmaz dünyayı duyu organlarıyla keşfederler. İlk yıllarında en fazla vakitlerini alan oyuncaklar sayesinde hem kendilerini hem de dış dünyayı tanımaya başlarlar. Oyuncaklar bebeklerin kendilerini güvende hissetmelerini, dokunarak ve görerek öğrenmelerini, hareket yeteneklerinin ve el becerilerinin gelişmesini sağlar. Önemli olan çocuğun yaşına ve gelişim kapasitesine uygun doğru oyuncağı seçmek, çocuğu asla zorlamamak ya da çok basit oyuncaklarla oyalamamaktır. Çünkü oyun ve oyuncaklar çocuğun yaptığı en önemli iştir.

Oyuncak seçerken dikkat edilmesi gereken diğer nokta da oyuncakların güvenli olup olmadığıdır. Özellikle bebekler yeni şeyler keşfetmeye çok meraklıdır. Bebeğinize uygun olmayan bir oyuncak onun için çok tehlikeli olabilir. Bu yüzden 1 yaşın altındaki bebeklere oyuncak seçerken daha dikkatli davranmak gerekir.

Oyuncak Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

*Oyuncakların üzerinde çıkıntı veya keskin kenarlar olmamasına dikkat edilmelidir.

*Yumuşak oyuncaklar tehlikesiz gibi görünebilir ancak oyuncağın gözleri ya da burnu sabitlenmemişse bebeğiniz için tehlikeli olabilir.

*Yuvarlak kenarlı, el büyüklüğünde veya daha büyük oyuncaklar, bebeğinizin ağzına yabancı cisimleri sokmaması gerektiğini öğrenene kadar verilebilir.

*Alacağınız parçalı oyuncakların parçalarının yutulamayacak kadar büyük olması gerekir.

*Küçük parçalı oyuncak kutularının üzerindeki yaş grubu uyarısına dikkat edilmelidir.

*Metal veya eğilmez plastikten yapılmış oyuncaklar satın alınmamalıdır.

*Koku çıkaran oyuncaklar alınmamalıdır. Çünkü çıkan kokular bir süre sonra alışkanlık veya uyuşukluk yapabilir.

*Motorları açıkta olan oyuncaklar alınmamalıdır. Güvenlik önlemleri almadan çocuklara elektrikli tren gibi oyuncaklar verilmemelidir.

*Isı yaratan ve ısı gerektiren oyuncaklar verilmemelidir.

*Beş yaşından küçük çocuklar için boyanmış, spreylenmiş ve cilalanmış olan tüm oyuncaklarda kullanılan boyaların içindeki kurşun oranının yüzde 1?i geçmediğine ya da zehirli olmadıklarına dair uyarı bulunmalıdır.

*Yumuşak oyuncakların üzerindeki kurdeleler çıkarılmalıdır. Meraklı bebeğiniz için tehlikeli olabilir.

*Beşik oyuncaklarını çok kısa bir iple asın ve çocuk ayaklanınca ortadan kaldırın, çünkü çocuk ayağa kalkmak için buna asılabilir.

*Bebeğinizin tüylü oyuncakları ağzına almasına izin vermeyin. Bir yaşın altındaki çocuklarda, bu tüylerin yutulması büyük tehlikeler yaratabilir.

*Oyuncakları sık sık kontrol edin ve kırılmış olanları atın.

*Pilli oyuncakların bütün pillerini aynı zamanda değiştirin, çünkü güçlü piller oyuncağın çalışmasını sağlarken zayıf piller çok ısınarak ya da akarak tehlike yaratabilir.

*Oyuncaklar ne kadar güvenli olursa olsunlar siz yine de bebeğiniz oyuncaklarıyla oynarken gözünüz üzerinde olsun

Çocuğunuza İlaç İçirmek İçin

Pazar, 04 Kasım 2007

*Çocuğunuz ilaç içerken en az 45 derece açılı oturuyor yada ayakta duruyor olmalı.

Böylelikle boğulma olasılığı azalır.

*İlacı ağzının yan tarafından verin. Ağzının tam ortasından verirseniz öğürme refleksini başlatmış olursunuz. Tablet halinde olanları dilinin gerisine koyun, yoksa tükürülme olasılığı artar.

*İlacın tadı kötüyse saklamaya çalışın. Elma püresi, yoğurt, muhallebi, fıstık yağı (alerjisi yoksa ve 2 yaşından büyükse) veya reçel kullanabilirsiniz. Çocuğunuz güçlük çıkartıyorsa dondurma, çukulata veya yumuşak şekerle vermeyi de deneyebilirsiniz.

*İlacı meyve suyu, hazır mama (süt şeklinde) yada sütle karıştırmak aslında etkin olmaz; çünkü ilacın büyük bir kısmı bu sıvıyı içeren biberon yada bardakta kalacaktır. Sıvıyla karıştırmanız gerekirse az sıvı kullanınki ilacın tümü çocuğun sistemine ulaşsın.

*Kaşık kullanırsanız ölçülü tüpte olanlarını kullanın. Yemek takımınızdaki kaşıklarınızı değil.

*İlacı çocuğa asla ?Şeker? diye adlandırmayın. İlaç olduğunu söyleyin ki cocuğun aklında tehikeli bir karışıklık olmasın.

*Küçük çocuklardan kendi ilacını almasını istemeyin. İlacını alırken mutlaka yanında bulunun.

*Pazarlık yada vaatte bulunmayın. Çocuk ilacını içmesinin şart olduğunu; pazarlık konusu olamayacağını bilmeli. Hangi kap yada kaşıkla içeceğine ve neyin eşliğinde içeceğine şeçim hakkı verseniz de bu seçim ilacı içip-içmemek konusunda olmamalı.

*İlacını almak istemeyen çocuğu cezalandırmayın. İlaç içmeyi hiç birimiz sevmeyiz. Tutarlı ve ikna edici şekilde yaklaşımınızı sürdürün.

Ve çocuğunuz ilacını içince, kocaman bir kucaklamayla ve övgüyle onu ve kendinizi kutlamayı unutmayın.

Yaşa göre ilaç içirme yöntemleri:

Bebekler;

Bebeginizi 45 derecelik açıyla tutun, elleri aşağıda ve başı destekli olsun. Plastik bır şırınga yada damlayla yada bir biberon memesi aracılığıyla ağzının yan tarafından, dilinin gerisine doğru ilacı damlatın. Yanak boşluğuna boşaltırsanız ilk fırsatta tükürür. İlacı bebeğin boğazına da boşaltmayın; çünkü boğulabilir. Ilacın peşinden süt yada meyve şuyu verin.

1-4 Yaş arası:

İlacın acılığını şu yöntemlerle hafifletebilirsiniz;

*İlacı soğutun yada vermeden önce cocuğunuza buz yada buzlu yalamalıklardan verin. Ilacın peşınden de şevdiği bir içeceği içirtin. Soğuk tat dokularını da bir süreliğine çalışmaz hale getireceğinden ilacın tadı öğürtmez.

*İlacı çukulatalı sos yada meyve suyu tozu gibi bir şeyle karıştırın. Yalnız karışımın tamamını verin. Yada elma suyu gibi bir sıvıyla (miktar çok az olsun) karıştırıp, tamamını içirin.

1 ve 4 yaş arası çocuklar ilaca çok karşı koyabilirler. Özellikle yiyecek-içecek seçen çocuklar içmek istemeyeceklerdir. Çocuğunuzun bu konuda fikirlerini dinlemeyi ihmal etmeyin. Gerekli iş birliğini bu şekilde elde edemezseniz son çare olarak zorla içirmek kalıyor.

O zaman da eğer mümkünse bir yetişkin ?ayı-kucağı? denilen tarzda çocuğu zaptetsin. Cocuğun kolları aşağıda ve başı 45 derecelik açıyla dururken, plastik ilaç şırınğasıyla vermeyi deneyin. Eğer yalnız başınaysanız çocuğu bir battaniyeye kundaklarcasına şarın (kolları aşağıda) ve başını 45 derecelik açıyla tutup verin.

Cocuğu ilacı aldığı için övmeyı unutmayın. Ama gelecek sefere yine ilacını almazsa yine zora başvuracağınızı da söylemeyi unutmayın. Bir daha ki sefere ilacı vermeden kendi rızasıyla mı yoksa zorla mı içmek istediği seçeneğini verin. Kesinlikle ?İlaç içmeme seçeneği? olmadığını bilsin.

Okul Yaşındaki Çocuklar;

Bu çağdaki çocuklar ilacın gerçek amacını anlayabilir. Sizin gözleminizde kendisi içebilip kontrolu eline alabilir. Eğer ilacını almakta isteksizse yapacağınız bir ilaç takviminin üzerine çıkartmalar yapıştırmak gibi yöntemlerle isteklendirebilirsiniz. Eğer çiğnene yada sıvı türde ilaçlar hoşuna gitmiyorsa, yutmaya hazır olup olmadığına bakıp, doktorundan ona göre ilaç isteyin.

Genelde çocuklar dört yaşında ilaç yutmaya başlayabilirler. Yine de bu işin becerisine ancak 7-8 yaşlarında ulaşırlar.Bunun alıştırmasını yapabilmek için cocuğunuza yumuşak küçük gıda parçaları yutturmaya başlayabilirsiniz. Şonrada örneğin küçücük buz parcaları gibi sert şeyler yutmasını isteyebilirsiniz. Boylece gırtlağında takılsa bile eriyeceğinden tehlike yaratmaz.

Sıvı ve çiğnenen ilaç tiplerinden yutulacaklarına gelindiğinde; ilacı bütün olarak değilde küçük parcalara kesip yutması için verebilirsiniz

Çocuğunuzu Anlıyor Musunuz

Pazar, 04 Kasım 2007

Çocuklarınıza büyük insanlar gibi davranır ve onların söz ve davranışlarına önem verirseniz, kişilik gelişimlerine de katkıda bulunmuş olursunuz.

?Sen küçüksün demeyin?

Çocuklara (sen küçüksün) demeden sözlerini tartışmak ve anne babalarını eleştirmelerine izin verilmesi kendilerini ifade etmelerinde büyük yarar sağlar. Böylece özgüvenleri artar.

Çocuklarda büyükler gibi kendilerini ifade etmek isterler. İletişim iki yönlü çalıştığı zaman amacına varmakta ve insanların birbirlerini anlamalarına ve anlatabilmelerine yardımcı olmaktadır. Çocuklarımızın da bizimle ilgili düşünce ve davranışlarına önem verdiğimiz oranda, onları anlayabilecek ve kendi düşüncelerimizi onlara anlatabileceğiz. Bunu yapmadan, tek yönlü olarak düşüncelerimizi onlara empoze etmeye çalıştığımızda, dirençle karşılaşmamız olağandır.

Çocukların 2 yaşından sonra kendilerine ait kişilik yapıları gelişmeye başlar ve bu hayat boyu devam eder. Kişilik yapısı oluşan bir çocuğun kendisine göre fikir ve düşünceleri vardır. Bu düşüncelerini bizim düşüncelerimizle karşılaştırılıp en iyiyi bulmaya çalışırlar. Onları dinlemek ve doğru bulduğumuz konuları niçin doğru bulduğumuzu, kendilerine katılmadığımız konularda ise bunu gerekçeleri ile onlara açıklamamız, onların düşüncelerinin sağlıklı yönde gelişmesine, doğru ile yanlışı ayırt edebilmelerine yardımcı olacaktır.

Eleştiren çocuk sağlıklı yetişir

Bu konuda anne babalara büyük görevler düşüyor. Örnek vermek gerekirse sigara içen bir aile, çocuklarının sigara içmelerini tenkit etmesi durumunda, (sen küçüksün karışma) demek bizim diğer konularda ona sağlıklı bilgiler aktarmamızı engelleyecek ve güvenilirliğimizi engelleyecektir.

Böyle davranmak yerine haklı olduğunu ve bizimde sigara içmememiz gerektiğini söylemenin daha sağlıklı olacağını, bu yüzden anne babaların çocuklarının kendilerini eleştirmesine izin vermeleri ve bu eleştirilerini onlarla tartışarak bir sonuca varmaları gerekiyor

Çocuğunuzu Zehirlenmelerden Koruyun

Pazar, 04 Kasım 2007

Zehirlenmeler genelde çocukların sorunudur. On dört yaşın altındakilerde ortaya çıkan zehirlenmeler, daha büyüklerde görülenin 2-7 katıdır. Çocuk zehirlenmeleri 1-3 ve 15-17 yaşlarında artış gösterirler. İlkinde kaza sonucu oluşanlar, diğerinde ise cana kıyma nedeni ağır basar.

Çoğu zehirlenmeler çocuğun kendi evinde olur. Bunu, büyükanne ve babaların, bir arkadaşın ve bakıcının evi izler.

El çantaları, buzdolabı rafları ve çocuğun erişebileceği ilaç dolapları tehlikeli yerler arasındadır.

Kaza sonucu ortaya çıkan zehirlenmelerin yarıdan fazlası ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Bu aylar, boya, badana, ev taşıma, yolculuk gibi nedenlerle çocuk üzerindeki dikkat ve denetimin azaldığı, evin dağınık, dolapların ve çekmecelerin açık olduğu dönemlerdir.

Aile içi sorunlar, alışılagelmiş aile düzeninin bozulması, hastalık, ölüm, gebelik, aileye yeni bir bebeğin katılması, yolculuk, taşınma, başka bir evi ziyaret, eve misafir gelmesi ve yemek hazırlama gibi olaylar zehirlenmeye zemin hazırlar.

Bir kereden fazla ya da birden çok etkenle zehirlenme, ailenin çocukla ilgilenmediğini düşündürür. Altı aylıktan küçük bir bebekte, zehirlenmenin kasıtlı olabileceği akla gelmelidir. Ergenlik çağında ise, okulda başarısızlık, kız ya da erkek arkadaşla olan sorunlar ve ana babaların anlayışsızlığı zehirlenme nedeni olabilir.

Çocuklardaki doğal meraklılık, onlara zehirlenmeye hazır bir biçimde ortam yaratmaktadır. Çocuklar her yeri keşfetmeye ve çevrelerini incelemeye çaba göstermektedirler. Buldukları her şeyi doğrudan ağızlarına götürürler. Tehlikeyi anlamaz ve uyarı etiketlerini okuyamazlar.

Kaza ile olan zehirlenmelerin %60-70 kadarı ilaçlarla olmaktadır. Bunlar arasında, analjezik (ağrı kesici), antienflamatuvarlar, sedatif-hipnotik ve trankilizanlar (sakinleştirici-yatıştırıcı), antidepresanlar (ruhsal çöküntüyü giderici) ve santral sinir sistemini etkileyen diğer ilaçlar başta gelmektedir. Türkiye?de, özellikle salisilatlar (asetil salisilik asit tuzları ya da esterleri) en sık karşılaşılan zehirlenme etkenleri arasındadır. İlaçlardan kaynaklanan zehirlenmelerin büyük çoğunluğu oral (ağız yolu ile alınan), katı ilaç biçimleri (draje,tablet,kapsül) ile meydana gelmektedir. Çocuklar açısından, kaplanmış tabletler kaplanmamış olanlardan, değişik renkli tablet ve kapsüller tek renkli olanlardan ve yumuşak ilaçlar sertlerden daha çekicidir.

Zehirlenmeye yol açan ilaçların büyük çoğunluğu, anne tarafından kullanılan ve olay sırasında kullanılmakta olan ilaçlardır.

Çocuklarda İlaç Kaynaklı Zehirlenmeyi Önlemek İçin Kurallar :

İlaçları çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve tercihen kilit altında saklayınız. Çocukların iskemle vb.araçlar kullanarak boylarının çok ötesindeki yerlere dahi ulaşabileceklerini unutmayınız.

Çocukların önünde ilaç kullanmayınız. Sizi taklit etmek isteyebilirler.

İlacınızı aldığınız anda telefona veya kapıya cevap vermek durumunda kaldıysanız, ilacı yanınıza alınız veya çocukların ulaşamayacakları bir yere koyunuz. Çocukların genellikle gözlem altında olmadıkları zamanlarda çabuk hareket ettiklerini unutmayınız

İlaç sürekli kullanılacak olsa bile, kullanır kullanmaz kapağını kapatıp sakladığınız yere tekrar koyunuz.

Gece veya karanlık bir odada çocuğunuza ilaç verirken ışığı açınız.

Tüm ilaçları kendi orijinal ambalajlarında saklayınız. Etiket (iç-dış ambalaj) ve prospektüs, ilacın doğru kullanımını sağlayan bilgileri içermektedir. İlacın içinde bulunan maddeleri ve acil durumlarda alınacak önlemleri içeren talimatları bilmek önemlidir.

Her ilacın ismini doğru kullanarak, ilacın şeker olmadığını çocuklara öğretiniz. İlaçların şeker ya da oyuncak olarak algılanmasına yol açabilecek davranışlardan (ilaç kutularıyla veya kullanılmış enjektörlerle oynamasına izin vermek gibi) kaçınınız.

Çocuğun ilaç kullanması gerektiğinde, ne amaçla ve ne süre kullanılacağını kendisine anlayabileceği bir dille açıklayınız.

Kullanılmayacak duruma gelmiş ilaçları kesinlikle yok ediniz (çöpe atmayarak, lavaboya ya da tuvalete dökünüz).

Zaman zaman evinizi ve otomobilinizi (torpido gözü, kapı içi bölmeler, vb.) kontrol ederek, ilaç saklama koşullarını gözden geçiriniz.

Bu güvenlik kurallarını bebek bakıcınıza da anlatınız ve çocuklu olarak ev ziyaretinde bulunacaksanız veya bebeğe bakacaksanız bu kuralları hatırlayınız

Aile İçi Eğitim

Pazar, 04 Kasım 2007

Anne ve babanın aile içinde çocuğa karşı tutumu çocuğun karekterinin gelişmesinde çok önemli bir etkendir. Bundan dolayı anne babanın çocuğa tutarlı bir şekilde, anlayış ve sabırla yaklaşması gerekir. Aile ortamı çocuğun sosyalleştiği ilk ortam olduğundan çocuğa karşı bilinçli yaklaşım gelecekte kendine güvenli, sağlıklı düşünebilen, uyumlu, sevmeyi ve sevilmeyi bilen, sorumluluk ve kişilik sahibi bireyler yetişmesi için ilk adım olacaktır.

Çocuğumu ?doğru? yetiştireceğim demekten çok çocuğuma nasıl yaklaşırsam onun için daha iyi bir ebeveyn olurum demelisiniz. Çocuğunuza sevgi ile yaklaşmanız bir ön kaşuldur bunun dışında şu noktalara dikkat etmek gerekir:

?Çocuğunuzu yetiştirirken onun sizin istediğiniz kişiliğe bürüneceğini düşünmeyin. Onunla kurduğunuz iyi ilişki sayesinde ona tavsiyelerde bulunabilirsiniz.

?Onun size saygılı olmasını istediğiniz kadar siz de ona saygı göstermelisiniz.

?Ona yeterince zaman ayırın ve hoşgörülü davranmaya çalışın (kendi fikirlerini söyleme şansı tanıyın).

?Örnek bir aile olmaya çalışın ve hatalarınız olduğunda bunu kabullenin, ona asla yalan söylemeyin.

?Bazı şeyleri sizinle yaşayarak öğrenmesini sağlayın.

?Onun yanlışlarıyla fazlaca ilgilenmekten çok doğrularını yakalamaya çalışın.

?Para kullanmasını öğretmeye çalışın, boşuna para harcamak yerine gerektiğinde harcamasını öğretin.

?Onu devamlı başkalarıyla kıyaslamaktan kaçının ve kendisini aşmasını sağlayın.

?Ona ilgi göstermekten kaçınmayın ama bunu aşırıya kaçırmayın bundan sıkılabilir.

?Size yardım etmek istediğinde ona fırsat verin ve onu gayretinden ötürü kutlayın. Bu ona kendine güvenme duygusunu verecektir.

?Hatalarını gördüğünde onu suçlamayın yapması gerekenin ne olduğunu söyleyin.

?Eğitimine önem verin devamlı öğretmeniyle iletişim halinde olun.

?Ödevlerinde yardımcı olun ama asla onun yapması gerekeni siz yapmayın.

?Araştırmacı olmasına önem verin. Kendinize bir konu belirleyin ve bunu beraberce araştırın.

?Onu övmekten kaçınmayın bunu yaparken de aşırıya kaçmayın.

?Üstünden gelemeyeceği yükler vermekten kaçının.

?Onunla hiçbir konuda pazarlık etmeyin, rüşvet vermekten kaçının.

?Davranışlarına dikkat edin sürekli aynı hatayı yapıyorsa neden böyle davrandığını araştırın ve ona bunu düzeltmesinde yardımcı olun.

?Toplum içinde onu asla suçlamayın, bunu yalnız olduğunuz zamanda güzel bir biçimde söyleyin.

?Onu sevdiğinizi ona söyleyin, bunu göstermekten asla kaçınmayın.

?Yatmadan önce çocuğunuza kitap okuyun, okuma alışkanlığı bu yaşlarda edinilir. Eğer mali durumunuz elveriyorsa ona resimli kitaplar alın okuma bilmese de kitaplarla aşina olması ilerde okulda daha başarılı olmasına yardımcı olacaktır..

?Bütün çocukların da büyükler gibi ayrı bir birey olduğunu unutmayın. Onlara bir birey gibi yaklaşın, kişisel isteklerine saygı duyun.

?Hata yapması için ona fırsat verin, kimse düşmeden bisiklete binmeyi öğrenemez.

?Çok fazla kural koymayın ama olan kurallara da uyun

Anaokulu Seçmek

Pazar, 04 Kasım 2007

Yaşamın ilk altı yılı, bireyin gelişimde büyük bir öneme sahip. Bu dönemin en etkili şekilde geçmesi ancak çocuğunuz okul öncesi eğitimle tanıştığında gerçekleşiyor. Anaokulları ve yuvalar size bu imkanı sunan kurumlar olarak karşımıza çıkıyor.

Siz de çocuğunuzu anaokuluna göndermeye karar verdiyseniz, aklınıza gelen ilk sorular şunlar olmalı:

- Çocuğumu hangi okula göndermeliyim?

- Okul seçerken nelere dikkat etmeliyim?

- Hangi kriterler çocuğumun gelişimi için önemli?

Elbette bu sorularun cevapları her kişi için değişiklik gösterebiliyor. Ancak bazı noktalarda fikir birliği oluşturmanın çocuğun gelişimi için gerekli olduğunu unutmayın!

Anaokulu seçimi

Anaokulu seçerken izlenmesi gereken yol ve ziyaret sırasında dikkat edilecek noktalar anne ve babaların aklını karıştırıyor. İşte size bu konularla ilgili küçük ip uçları:

1- Çocuğunuzun gideceği okulu araştırmaya başlamadan önce, anne-baba olarak beklentilerinizi ayrı birer kağıda maddeler halinde yazmaya çalışın (listede çocuğunuzun ilgi alanlarına da yer verin).Daha sonra listelerinizi karşılaştırın ve bu listelerden tek bir liste oluşturmayı deneyin.

2-Okulu incelemek amacıyla, çalışma saatler içinde, mümkünse eşinizle beraber okula gidin ve orada en az yarım saat geçirin. En ideal vakit sabah saatleridir. İlk gidişinizde çocuğunuzu okula götürmeyin.Hazırladığınız listeyi okula götürüp, listenize bağlı kalarak incelemenizi yapın. İnceleme esnasında dikkat etmeniz gereken ana unsurlar ise şöyle:

? Öğretmen-öğrenci oranı:Her öğretmene düşen öğrenci miktarına dikkat edin. 2-3 yaş grubu için, bir öğretmene en fazla 5-7 öğrenci, daha büyük gruplar için bir öğretmene en fazla 10-12 öğrenci düşüyor mu?

? Ders programının içeriği: Program, çocuğun bütün gelişimlerini (zihinsel, duygusal, sosyal, fiziksel) destekliyor mu? Çocukların değişik ilgi alanlarına hitap edebilecek şekilde dizayn edilmiş mi?

? Çocuğun geliş gidiş için izleyeceği yol ve harcayacağı zaman: Mümkünse evinize yakın okullar tercih etmeye çalışın, çünkü çocuk okula gitmek için çok erken saatlerde kalkmak zorunda kalabilir, bu durum onun uykusuz kalmasına ve gelişimi için gerekli olan uykuyu alamamasına yol açabilir.Bu tip sorunlarla karşılaşmamak için yolu ve yolda geçirilen zamanı kısaltmaya çalışın.

? Mekanın sevimliliği ve güvenli olup olmadığı: İlk olarak mekanın ferah, temiz, gösterişsiz, bahçeli ve bol güneş ışığı alan bir yer olduğuna emin olun.Mobilyaların ve binanın ergonomik olmasına dikkat edin,örneğin raflar çocukların boyunda mı,malzemelerin yerleşiminde çocukların güvenliğini tehlikeye atacak unsurlar var mı, binanın çevre güvenliği sağlanmış mı? Binada çocukların oyun alanları dışında, uyku ve yemek için ayrı bölümler var mı?

? Disiplin eğitiminin nasıl sağlandığı: Çocukların ortak yaşamı için gerekli kurallar konulmuş mu?( Örneğin, tuvaleti temiz tutalım) Bu kurallar öğretmenler ve diğer personel tarafından nasıl uygulanıyor? Kurallara uymayanlar (öğrenci, veli, öğretmen,personel) için nasıl muameleler yapılıyor?

? Sağlık sorunları ile karşılaşıldığında neler yapıldığı: Çocukların gelişimlerini gösteren portfolyolar hazırlanıyor mu? Okulda sürekli bir doktor, hemşire ya da sağlık uzmanı var mı yada acil durumlarda temasa geçilen doktorlar var mı? Aylık yemek listeleri beslenme uzmanı tarafından hazırlanıp ailelere duyuruluyor mu? Hijyen konularına ne kadar dikkat ediliyor? Gerekli olduğu durumlarda okulun ambülans ihtiyacı nasıl karşılanıyor?

? Psikolojik rehberlik ve danışma hizmetleri sağlanıyor mu: Okulda sürekli bir pedegog, psikolog yada danışman bulunuyor mu?

? Acil durumlar için alınan önlemler: Deprem ve yangın gibi acil durumlar için binayı boşaltma planı var mı? Belirli periyotlarla tatbikat yapılıyor mu?

? Kültür-sanat faaliyelerine ne kadar önem verildiği: Belirli aralıklarla sinema, tiayro, müze, sergi vs. gezileri düzenleniyor mu? Farklı sanat branşları için öğretmenler var mı? Çocuğun çeşitli sanat dallarını okulda tanıma ve uygulama imkanı var mı?

3-Okulu belirledikten sonra ,onu okula götürmeden kaydını yaptırmayın. Aksi takdirde, çocuğunuz kendisini artık sevmediğiniz için onu okula kaydettirdiğiniz kanısına varabilir. Çocuğunuz ile birlikte okulu tekrar ziyaret edin. Ona okulun her tarafını gezdirin, okulu sevip sevmediğini sorun.Öğrencileri oyun ve ders sırasında izlesin.Çocuğun okula ısınması çok önemli. Eğer okulu sevmediyse, bunun nedenlerini sorun ama onu ikna etmek için zorlamayın.

Bütün bu aşamaların sonunda karar verdiniz ve çocuğunuzu göndermek için ideal okulu buldunuz. Ancak her zaman her şeyin yolunda gitmeyebileceğini aklınızdan çıkarmayın. Çocuğunuzun bu okulda çeşitli sorunlarla karşılaşması mümkün. Unutmayın ki önemli olan sorunun olmaması değil, sorunun nasıl ve ne kadar sürede çözüme ulaştırıldığıdır

Anne Adaylarına Öneriler, Bebek Ve Anne

Pazar, 04 Kasım 2007

Anne adayları ilaç kullanımı konusunda dikkatli olmanız gerektiğini akıllarından çıkarmamalılar. Doktor kontrolü dışında kullanılan ilaç kullanılması bebekte çeşitli organların yapılarındaki ya da fonksiyonlarındaki anormallikler, büyümenin gecikmesi veya davranışsal bozukluklar gibi çeşitli anomalilere yol açabilir. Ayrıca ilaçlar anne sütüne karışarak bebeğe geçebileceğinden ilaçlar bu dönemde yine doktor kontrolünde alınmalıdır. Spor Hamilelik döneminde yürümenin, en ideal spor olduğu vurgulanıyor. Yürüyüş hem güneşten faydalanıp kemikleri güçlendirmek hem de ciğerlere temiz hava depolamak açısından önemli. Anne adaylarına, yürürken fazla zorlanmamaları, herhangi bir sinyalde yürüyüşe ara vermekte tereddüt edilmemesi öneriliyor. Ancak dengenin önemli olduğu jimnastik, dağcılık ve benzeri sporlardan kaçınılmalı. Rahmin büyümesine bağlı olarak vücudun ağırlık merkezi değişir ve dengenizi kaybedebilirsiniz. Çarpışma riski olan her spordan uzak durmalı.

Güneşlenme

Çok dikkatli olarak, çok kısa süre ve koruyucu kremler kullanılarak güneşlenebilinir. Güneş ışınlarının derideki lekelenmeleri arttırdığı unutulmamalıdır.

Alkol ve Sigara Kullanımı

Gebelikte kullanılan alkol, abortus(düşük), ölüdoğum, bebekte gelişme geriliği, çeşitli baş-yüz gelişim kusuları ve zeka geriliği gibi istenmeyen durumların oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle gebeliğinizi planladığınız andan itibaren ve tüm gebelik boyunca alkol kullanımından kaçının.

Sigara içen anne adaylarının çocuklarında anomali olma olasılıkları daha yüksek olduğundan sigara kullanımından da kaçınmak gerekir.

Beslenme

Günlük öğün sayınızı en az beşe çıkarın

Bol bol su için. Çünkü bu, kabızlık yaşamanızı önlemeye yardımcı olacak ve özellikle yaz aylarında halsizlik şikayetlerinizin azalmasını sağlayacaktır.

Hamilelikte çinko ve vitamin alımı da önemlidir. Hamilelik döneminde alınan çinkonun bebeğin zeka gelişimini olumlu yönde etkilediği saptandı.

Ayrıca yine hamilelelik döneminde demir alımı önemlidir.

Yolculuk

Hamilelerin uzun yolculuklarda emniyet kemeri takmaları ve sık sık araçtan

inerek yürüyüş yapmaları gerekiyor. Trafik kazalarından sonra hamile bayan

kafa tramvası ve şoktan dolayı hayatlarını kaybedebiliyor, rahim

yaralanması sonucunda da bebeklerin hayatlarını kaybedebiliyor

Arabada, BebeÄŸin Emniyeti

Pazar, 04 Kasım 2007

Bebeklerini ilk kez dışarı çıkaran anne babalar aniden rüzgar çıkmasından veya yağmur yağmasından korkarak bebeklerinisarmalarlar (bazen gereğinden fazla). Ancak milyonlarca anne-baba bebeklerini asıl korumaları gereken yerde korumazlar.

Kötühava koşullarına kısa bir süre maruz kalmak bebek açısından çok olumsuz olaylara yol açmaz, ancak bebeği hatalı bir şekildeyerleştirilmiş emniyet koltuğunda oturtmak ya da yolculuk yaparken emniyet koltuğunda oturtmamak çok kötü sonuçlara yolaçabilir.

Anne-babaların en çok korkması gereken olay hastalık değil araba kazaları olmalıdır.İlk kez bebeğinizle yolculuk yaparken arabanıza bebekler için üretilen emniyet koltuğunun doğru bir biçimdeyerleştirildiğinden ve bebeğin araba hareket ettiğinde yeterince güvende olduğundan emin olun. Arabayı yavaş kullanmanızagüvenmeyin, bebeği tutabileceğinizede güvenmeyin.

İlk seferinden itibaren bebeğin emniyet koltuğuna alıştırılması bu olayı benimsemesini sağlayacaktır. Düzenli olarak emniyetönlemleri dahilinde yolculuk yapan bebek hem daha emniyette olur, hem de daha kolay idareedilir (emekleme döneminde ki bebekle yolculuk yaparken bu önemlidir.)

Standartlara uygun bir emniyet koltuğu aldıktan sonra şunlara dikkat edin:

? Koltuğun doğru şekilde yerleştirilmesi ve bebeğinizi emniyete almak için imalatçının önerilerini dikkatle okuyun ve uyun.Her yolculuktan önce koltuğun doğru bir biçimde yerleştirildiğinden ve kemer ve kayışların sıkı olduğundan emin olun.

? En az 8.5-9 kg olana ve dik oturabilene dek bebekleri arkaya bakacak şekilde yerleştirin. 9 kg üzerindeki bebekler yüzleri öne bakacak şekilde yolculuk yapabilirler.

? Mümkün olduğu zaman, bebek arka koltuğun ortasında oturmalıdır; burası arabanın en güvenli yeridir. Eğer arabayı kullanan kişi bebekle yalnız ise bebekle iletişim kurmak ve bebeği gözleyebilmek için ön koltuğa oturtmak iyi olur

Beslenme Çantası

Pazar, 04 Kasım 2007

Beslenmede yarış olmaz

Süreç gerektiren beslenme eğitimi için öncelikle çocuklara ısrarcı olunmamalıdır. Anneler arasında yapılan en büyük yanlış başka çocuklarla kendi çocuklarını karşılaştırmaktır. Beslenme bir yarış, ödül ya da cezalandırma değildir. Besin seçimlerinde her öğünde dört besin grubunun (süt ve süt ürünleri; et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagil, fındık, vb; taze sebze ve meyve; tahıllar (ekmek, pirinç, bulgur, bisküvi vb.) beraber tüketilmesine özen gösterilmeli, beslenme çantası hazırlarken buna dikkat edilmelidir.

Ara öğünler için taze meyve, çok tahıllı un ve kurutulmuş meyve/ yağlı tohumlarla hazırlanmış ev yapımı kurabiye veya sebzeli / peynirli poğaçalar veya üçgen sandviçler doğru alternatiflerdir. Ana öğün için ise bozulacak yemeklerden kaçınmalı, çok tahıllı ekmekler ile hazırlanmış sandviçler (içeriğine her gün farklı bir malzeme katarak bıkkınlık önlenmelidir), taze / mevsiminde meyve, yoğurt, söğüş yenebilecek sebzeler, UHT kutulu sütler veya katkısız meyve suları, kuru yemişler, kuru meyveler tercih edilmelidir. Büyüme yoğurtları olarak satılan gelişime katkı sağlayan süt ürünleri de güzel tatlı alternatifleri olabilir.

Kahvaltı çok önemli

Araştırmalar, okula kahvaltı ederek giden çocukların başarısının, kahvaltı etmeyenlere oranla çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde çeşitli bilimsel çalışmalar, zamansızlık ya da kilo vermek amacıyla kahvaltıyı atlayan yetişkinlerde gün içinde performans düşüklüğü görüldüğüne işaret ediyor. Bunun için bu yaşlarda çocuklara kahvaltı etme alışkanlığının kazandırılması çok önemlidir.

Salam ve sucuk sakıncalı

Her çocuğun besin ihtiyacı farklı olduğu için kahvaltı mönüleri için de belli bir reçete vermek mümkün değildir. Ancak besin çeşitleri ile ilgili önerilerimiz olabilir. Et grubundan çeşitli peynir türleri tercih edilmeli, sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünlerinden uzak durulmalı, yumurtaya mutlaka yer verilmelidir. Süt şekersiz, tat katmak isteniyorsa ballı ya da pekmezli tüketilmelidir. Meyve bütün halde tüketilmeli ya da katkısız, taze meyve suları seçilmelidir. Sebze olarak C vitamini yüksek gıdalar alınmalıdır.

Okuldan dönen çocuklar uzun ve yorucu geçen bir günün ardından çok acıkmış olabilirler.

Bu durumda okul dönemine özgü yeni öğün saatlerini yeniden planlamalısınız.

Alışkanlık yaratılmalı

Çocuklara iyi bir rol model olmak için tüm aile üyeleri doğru beslenme alışkanlıkları izlemelidir. Tüm aile bireylerinin bir arada sofrada oturarak beslenmesi de alışkanlık haline getirilmelidir. Gazlı içeceklerin zararını, içilmemesi gerektiğini savunan bir ebeveynin gazlı içecek tüketmesi örneğinde olduğu gibi ?dediğimi yap, yaptığımı yapma? mantığı gütmek doğru sonuçlar doğurmayacaktır.

Yemek ceza veya pazarlık aracı olmamalıdır. Çocuğa yemeğin gelişimi için önemli olduğu anlatılmalıdır.

Oyun oynarken, televizyon izlerken beslenmek çocuğun farkında olmadan fazla besin tüketmesine ya da iştahsız çocuklarda doygunluk hissinin çabuk oluşmasına neden olabilir