‘Anne Ve Çocuk’ Kategorisi için ArÅŸiv

Çocuklar Neden Yalan Söyler

Pazar, 04 Kasım 2007

Çocuklar pek çok nedenle yalana başvurabilir. Uzmanlar, bu durumla karşılaşan anne ve babaların, çocuklara ceza vermek yerine onları yalandan uzaklaştıracak başka yöntemler denemesi gerektiğini ifade ediyor. Özellikle hatayı gizlemek için söylenen yalan, uzmanlara göre çocukların cezadan kaçmak için başvurduğu bir yol olarak gösteriliyor.

Ancak çocuk psikologları, yaşamının ilk 5 yılında çocuğun söylediği yalanlardan endişe duymamak gerektiğini çünkü gerçeği algılama ve ona sadık kalma davranışının bu yaşlardan sonra geliştiğini belirtiyor. Öte yandan gerçeği ayırt edebilen çocuğun yine de yalan söylemeyi sürdürmesi durumunda uzmanlar, ebeveynleri bir problem olduğu konusunda uyarıyor.

Uzmanlar, çocuk yalan söylüyorsa mutlaka çevre ile olan ilişkilerinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu belirtiyor. Öte yandan hata yapmış çocuk, verilecek cezadan kaçmak için de yalana başvurabiliyor. Çocuk; özellikle ekonomik anlamda kendisini çevresindekilerden aşağı görmeye başladığı zaman da yalana başvurup, kendisini olduğundan farklı durumlarda gösterebiliyor.

Aileye söylenen yalanlardan en çok başvurulanı ise okuldaki başarısızlıkları gizlemek için söylenenler olarak gösteriliyor. Okuldaki başarısızlık çocuğu rahatsız ediyor ve çocuk kendisini rahatsız eden bu gerçeği gizlemek için ailesine yalan söylüyor.

Uzmanlar bu ve benzeri durumlarla karşılaşan ailelerin kesinlikle sert tutumlar içine girmemesini, çocuğun sevgisizlikten kaynaklanan sorunları olabileceği gibi çevresinden bu konuda model aldığı kişilerin olabileceğini belirtiyor.

Çocukta yalan davranışının önlenmesi konusunda; çocuğu yalan söylemeye iten nedenlerin bir dedektif titizliği ile araştırılması, tespit edilmesi ve bu nedenlerin onunla ?Böyle demek istiyor olabilir misin? diye konuşularak irdelenmesi, anne ve babaların kesinlikle yalan söylememesi, yalan karşısında çok sert ve aşağılayıcı tavır takınılmaması öneriliyor

Çocuklar Nelerden Korkar

Pazar, 04 Kasım 2007

Çocukların korkuları, yaş dönemlerine göre farklılık gösteriyor. Daha küçük yaşlarda korkuların kaynağı sesken, ilerki yaşlarda somut korkular ortaya çıkıyor. Bunlar:

2 yaÅŸ

En çok seslerle ilgili korkular sözkonusu: Özellikle tren, kamyon, gökgürültüsü, sifonun çekilmesi, elektrik süpürgesinin çıkardığı sesler. Karanlık, büyük eşyalar, koyu renk eşyalar ve şapkalar da korku unsuru bu yaştaki çocuklar için?

2.5 yaÅŸ

Oyuncağın veya yatağın yer değiştirmesi, annenin uykuya geçişte yanından ayrılması, birinin yan kapıdan girmesi gibi alışagelmişin dışında yapılan hareketler çocuğu korkutabilir.

3 yaÅŸ

En çok görsel korkular; karanlık, hayvan, polis, anne babanın gece sokağa çıkması.

4 yaÅŸ

Gene seslerle ilgili korkular, özellikle motor gürültüsü. Ayrıca karanlık, yabani hayvanlar, annenin evden ayrılışı.

5 yaÅŸ

Fazla korkulu bir yaş değil. Daha çok görsel korkular var. Ayrıca daha somut korkular, düşme, bir yerini incitme gibi.

6 yaÅŸ

Çok korkulu bir yaş. Özellikle seslerle ilgili. Kapı zili, telefon, böcek veya kuş sesi. Hayalet, cadı korkusu, yatak altında birinin saklanabileceği korkusu. Su, ateş, fırtına, anneyi eve gelince bulamama korkusu.

7 yaÅŸ

Karanlık, bodrum, tavanarası korkusu. Gölgeleri hayalet, cadı gibi algılama. Okuduklarından, televizyondan, sinemada gördüklerinden fazlasıyla etkilenme, endişelenme.

8- 9 yaÅŸ

Endişe ve korkular daha az. Sudan ve karanlıktan daha az korku. Daha gerçekçi korkular var. Mesela bir şeyi yapamamak, okulda başarısızlık gibi kişisel endişeler.

Çocuğunuz korktuğunda neler yapmalısınız?

1. Korkusuna saygı gösterin.

2. Çoğu korkunun geçici olduğunu kendinize hatırlatın.

3. Tekrar ona yardımcı olmaya çalışmadan önce, korktuğu durumdan makul bir süre geri çekilmesine fırsat tanıyın.

4. Korktuğu duruma tekrar alışabilmesi için ufak adımlarla ona yaklaşın (Mesela yükseklikten korkuyorsa, az yüksek yerlere çıkarın. Köpekten korkuyorsa köpek yavrusunu sevdirmekle işe başlayın).

5. Çocuğunuzun nelerden korktuğunu saptamaya çalışın. Saptadığınız şeylerden onu uzak tutmaya çalışın.

6. Çocuğunuzun korkusunun yaş düzeyinde çoğu çocukta görülen korkulardan olup olmadığını test edin. Yaş düzeyinde sıkça görülen bir korkuysa geçeceğini düşünüp olayı hafife alabilirsiniz. Korkusu aşırıysa ve geçmiyorsa bir uzmanla görüşmeniz yerinde olur

Çocuklar Ve Yalan

Pazar, 04 Kasım 2007

Yalan insanların doğruyu açıklamak istemediklerinde ya da bir olayı örfbas etmek istediklerinde söylenen, yazı ile ifade edilen bir durumdur. Insanların yalan söyleme nedeni gerçeği gizlemek istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Ebeveynlerin tümü çocuklarının doğrucu olmalarını istemektedirler. Ama yeni konuşmaya başlayan çocuklarda oldukça geniş bir hayal dünyası bulunmaktadır ve bu nedenle sürekli gerçek olmayan hikayeler üretirler. Oldukça küçük yaşta olan çocukların bu tür davranışlarda bulunmaları normal karşılanmalı ve olumsuz tepkilerde bulunulmamalıdır. Çocuğunuzun küçük yaşlarda söylediği bu yalanlar onun zeka seviyesini gösterir. Hayal dünyası geniş olan çocuklar oldukça farklı hikayeler anlatarak bunlar ile gerçek yaşam arasındaki bağı kurmaya çalışırlar. Bu da çocuğun gelişim süresinde önemli rol oynar ve bunları yalan olarak kabul etmemek gerekir.

Çocukların küçük yaşlarda söyledikleri gerçek olmayan sözleri yalan olarak değerlendirmek yanlış olur. Çünkü gerçeği doğruyu ayırt edemeyecek yaşta olan çocukların sözlerinin doğruluğu elbette kanıtlanmaya çalışılmamalıdır. Küçük yaşta olan çocuklar hatalarını gizlemek için bunları başkalarının üstüne atmayı uygun görürler. Bu olay onlar için küçük birer oyundur. Suçluluk duygusu onlarda henüz tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle hata yaptıklarını düşünmezler.

Çocukların normal davranışları içerisinde de yalan söyledikleri gözlenmektedir. Bunun nedeni ise çocuğun normalin dışına çıkmak istemesinden kaynaklanmaktadır. Bu şekilde çocuk çevresindeki insanların onunla daha çok ilgileneceğini düşünür. Bu nedenle en çok yalanlar annelere ve babalara söylenir. Suç işlediklerini bildikleri konularda da yalan söylemekten çekinmezler. Küçük çocukların oldukça hoşlandıkları bir durum da, aileleri tarafından takdir edilmeleridir, bunun olması içinde yalan söyledikleri görülmektedir.

Ailedeki tek çocuklarda, tek kız veya tek erkek çocuk olanlarda, başka kardeş isteği ya da kendi cinsinden bir kardeş isteği doğduğundan bu yönde hayaller kurmaya başlarlar. Kendi ideallerindeki kardeş ile sürekli birlikte olma isteği duyduklarından ihtiyaç duydukları her anda bu hayali kardeşe başvururlar.

Hayaller onun yapamadıklarını yapma, söyleyemediklerini söyleme avantajı olarak sürmektedir. Alınmasını istediği bir oyuncağı alınmış gibi arkadaşlarına yansıtmak, yapmakta zorlandığı fiziksel hareketleri (zıplamak gibi) daha önce yapmış gibi davranmak onların sıklıkla başvurduğu yöntemdir.

Okul çağına gelmeden bir iki yıl öncesine kadar çocukları söyledikleri yalandan ötürü suçlamak doğru olmaz. Bu süreye kadar söylenen yalanları masum yalanlar olarak kabul etmek gerekir. Bu zamana kadar çocuklar da yalan söylemenin doğru bir şey olmadığını öğreneceklerdir. Dikkatli gözlemlerinizle çocuğunuzun daha az yalan söylediğini fark edersiniz. Çocuğunuzun yalan söylemesini istemiyorsanız onu yalan söylediği için suçlamak yerine ona söyledikleri sözlerin güveninirliğinden emin olamadığınızı söylemeniz daha doğru olur.

Çocuğunuz artık gerçeği ve gerçek olmayanı ayırt edebilecek yaşa gelmesine rağmen halen daha hayal ürünlerini anlatmaya devam ediyorsa bu onun yalan söylemeye alışmaya başlamasına neden olabilir. Bu tür yalanlar artık masum olmaktan çıkmaya başkalarının haklarını kısıtlamaya başlamaktadır.

Sıklıkla yalan söyleyen çocukların ailelerinden gerekli eğitimi almadıkları, huzurlu ve sağlıklı bir aile ortamında yetişmedikleri bilinmektedir.

Çevresinde olan bitenleri tamamıyla anlamaya başlayan çocuk artık her şeye akıl erdirebilmektedir. Buna rağmen yalan söylemekten çekinmemesi artık yalanın tehlikeli olmaya başladığının bir göstergesidir. Bu tür yalanlar bilinçli söylenmeye başlanır. Ailesinin hoşlanmayacağı şeyleri yapmasına rağmen bunu ailesine oldukça farklı yansıtmak ilk amaçtır. Bu şekilde cezalanmayacak ve kendi iç huzurunu bulacaktır.

Çocukların yalan söyleme nedenlerinden biri de kendini diğer insanlardan daha alçak görmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl amacı onlardan daha yüksek olmaktır ve bu doğrultuda yalanlar söyler. Bu tür yalanlar söyleyen çocukların davranışları da birbirine benzemektedir. Ergenlik dönemine gelmelerine rağmen halen daha küçük bir çocuk gibi hareket etmeye devam ederler. Ebeveynleriyle çok fazla yakın ilişkiler kurmaktan kaçınırlar. Aynı zamanda çok iyi bir dostluk kurmazlar. Özellikle okuldaki durumlarından söz etmekten kaçınırlar ve bu konuda fazla ilgili olmazlar.

Sürekli olarak yalan söylemeye başlayan çocuk bunu artık bir alışkanlık haline getirir ve artık her konuda yalanlar söylemeye başlar. Yalanlarını ona farklı geldiği içinde söylemeye başlayabilir. Yalan söyleme nedenlerinin biri de kıskançlık olabilmektedir. Okuldaki arkadaşı babasının aldığı yeni oyuncağından bahsederken diğer çocuk annesinin o oyuncaktan ona uzun bir sure önce almış olduğunu söyleyebilir. Bu tür yalanlara çocuklarda oldukça sık rastlanır.

Çocukların yalan söylemeyi öğrendikleri ilk insanlar aileleri olabilmektedir. Pek çok ebeveyn ileride ne gibi sonuçlara varacağını düşünmeden çocuğundan yalan söylemesini ister. ?Büyükanneye bugün ben hasta olduğum için ona gidemediğimizi söyleyeceğiz, tamam mı?? gibi sözlerle farkında olmadan çocuğunuza nasıl yalan söylemesi gerektiğini öğretirsiniz. Çocukların eğitimlerinde en çok örnek aldıkları kişiler her zaman ebeveynleri olmuştur. Bunu hiç bir zaman aklınızdan çıkarmayarak davranışlarınıza dikkat etmelisiniz.

Ebeveynlerin yaptığı bir diğer yanlışta çocuklarını yapmadıkları bir olay yüzünden suçlamaktır. Akşam evde konuklar olduğu için çocuğu ile tam olarak ilgilenemeyen anne, ertesi gün çocuğunu geceleyin dişlerini fırçalamamakla suçlar. Anne bundan emin olmak için çocuğunu zorlar. Bu gibi olaylar hiç bir çocuğun hoşuna gitmez. Yapmadığı bir şey için suçlanmak, ailesinin ona güvenmediği hissini doğurduğundan yalan söylemenin bir sakıncası olmadığını düşünebilir.

Çocuklar arkadaşlarından da yalan söylemeyi öğrenebilmektedirler. Bir arkadaşının yalan söylediğini anlayan çocuk bunu denemenin ona bir zarar getirmeyeceğini düşünebilir.

Bazı çocuklarda kabullenmeme güdüsü bulunmaktadır. Sömestr?da hiç bir tatil yöresine gitmemesine rağmen gitmiş gibi davranmak, kendinden küçük bir kardeşi olmasına rağmen kardeşinin olmadığını söylemek, bunları kabullenmemekten kaynaklanır.

Çocukların yalan söylemesini engellemek için ilk önce çocuğun söylediği yalanların biçimlerini öğrenmek gerekecektir. Daha sonra yalan söylemesine neden olan sorunlar bulunmalıdır. Bu sorunlar tek tek incelip ebeveynler bu konuda ne yapmaları gerektiğine birlikte karar vermelidirler. Bunu yaparken çocuğu yalan söylediği için suçlamak yanlış bir seçim olur, oldukça sakin düşünüp karar alınmalıdır.

Çocuğu eğitirken her koşulda ona örnek ebeveynler olunmalıdır. Yalan söylemeyen anne babanın çocukları da büyük bir ihtimalle yalan söylemezler. Çocuğunuzu yalan söylememesi için eğitirken uzman bir doktordan yardım isteyebilirsiniz. Böylece çocuğunuzun psikolojik durumu hakkında da net bir yanıt alırsınız.

Yalan söylememesi için çocuğunuza yardımcı olmaya çalışırken onun gelecekte mutlu olması için bunu yaptığınızı belirtmelisiniz. Sürekli yalan söylemenin erişkinliğinde ona ciddi boyutlarda zarar verebileceğini ve doğruluğuna inanılmayan insanların yalnız kalmak zorunda olduklarını anlayabileceği şekilde açıklamak gerekmektedir. Bunu yaparken onun üstünde hakimiyet kurmak istediğiniz görüntüsünü yaratmamalı sadece ona yardım etmek isteyen bir anne baba olarak anlaşılmalısınız. Yalancı biri olmak doğrucu biri olmaya tercih edilmemelidir. Çünkü doğrucu olanlar her zaman avantaj sahibi insanlardır. Çevrelerindeki insanlardan güven kazanırlar ve tebrik edlirler. Bunları çocuğunuza aktarmanız yararınıza olacaktır

Çocuğunuzun Cildini Korumak İçin

Pazar, 04 Kasım 2007

Hassas ciltleri ile bebek ve çocuklar kışın cilt sorunlarını daha fazla yaşarlar. Bu nedenle bebek ve çocuğunuzun cildini korumak için kış aylarında bazı özel önlemler almanız gerekir.

Cildin sağlık ve yumuşaklığını koruyun

Sıcak suyla banyodan kaçının. Sıcak su cildin doğal nemlendirici yağlarını yok eder. Çocuğunuzun banyosunda ılık suyu tercih edin veya kendisine ılık su ile banyo yapmasını söyleyin.

Banyodan sonra havluyla hafifçe kurulandıktan sonra nemli cilde nemlendirici uygulayın.

Kışın bebekleri daha seyrek banyo yaptırın. Kışın bebeklerin haftada iki veya üç kez banyo yapmaları yeterlidir. Bebeğin banyosunda nemlendirici bir sabun kullanın ve banyo sonrasında da cildine nemlendirici uygulayın.

Çocuğunuza gün içinde kullanması için küçük bir ambalajda nemlendirici el kremi verin.

Çocuğunuz dışarı çıkarken su geçirmez bir eldiven giymesini sağlayın. Yüzünün hassas cildini ise bir kaşkol ile koruyun.

Çocuğunuzun odasındaki havayı nemlendirin. Mümkünse bir buhar makinesi ile sağlayacağınız nem cildi korumaya ve burun deliklerinin kurumasını önlemeye yardımcı olacaktır.

Dudaklarının kuruması ve çatlamasını önlemek için çocuğunuza çantasında ya da cebinde taşıması için bir dudak nemlendiricisi tedarik edin.

Özellikle karda oynarken veya kayak yaparken en az 15 faktörlü bir güneş koruma kremi kullanın. Kar güneşten kaynaklanan ultraviyole ışınlarının %85?ini yansıtabilir. Kışın güneş ışınları yaz aylarında olduğu kadar şiddetli olmasa da, yine de cilt için zararlıdır.

Soğuğa bağlı cilt sorunları olduğunda ne yapmalısınız?

Çocuğunuzun cildi kurumaya başlar veya kırmızı ya da kaşıntılı lekeler oluşursa, etkilenen bölgeye bol bol nemlendirici krem ya da merhem uygulayın.

Cilt sorununda herhangi bir iyileşme olmazsa, çocuk doktorunuzla ya da bir dermatolog ile görüşün

Çocuğunuzun Hayali Arkadaşları

Pazar, 04 Kasım 2007

Hayali arkadaşlar, sağlıklı duygusal ve zihinsel gelişimin işaretleridir.

Çocuk tamamıyla kopma yaşamadığı sürece, anne ve babaların endişelenmesi için bir neden yoktur. Hayali arkadaşların gelişim sürecindeki hizmetinin önemi anlaşıldığında, bu kaygılarla başa çıkmanız daha kolay olacaktır.

Çocukların 3-4 yaşlarında hayali arkadaşlar geliştirmesine sık rastlanır. Bu durum, çocuklarda gelişen mahremiyet duygusu ve gizlilik ihtiyacının bir uzantısıdır. Ancak bu durumun görünmesi nasıl ki sağlıksızlık işareti değilse, bu belirtileri göstermemesi de bir çocuğun iç dünyasının gelişmediği anlamına gelmez.

Çoğunlukla fantezi dünyasına yapılan ilk yolculuk, aileyle paylaşılamayacak kadar hassastır. Çocukların kendilerine has dilleri ve arkadaşları onlar için değerlidir ve etraftaki yetişkinlerden bunlara saygı duyması beklenir. Bazen yaşça daha büyük kardeşler, hayali arkadaşlar konusuyla uğraşmayı severler. Bunu yaparken, onlarla dalga geçerler ve onların fanteziyi araştırmaktaki özgürlüklerini yok ederler.

Bazen de çocuk etraftaki büyükler tarafından fazlaca gerçeğe itilir.

Ailenin hayali arkadaşlara olumsuz tepki vermesinin pek çok nedeni olabilir. Bir çok aile bu durumda kendini dışlanmış hisseder. Çocuklar üzerindeki mutlak hakimiyetlerinden vazgeçmek bir ebeveyn için başarılması en zor görevlerden biridir.

Çocuk ne kadar kendine has dilini ve kendi arkadaşlarını korursa, anne babalar da o kadar dışarıda bırakılmış hissederler ve kaygılanırlar.

Küçük çocuklarda yaratıcılığın keşfedilmesi daha çok yeni olduğu için, ilk başlarda anne babayı endişelendirebilir. Çocuğun inşa ettiği fanteziyle gerçek arasındaki farkı bilip, bilmediğini merak ederler.

Hayal gücü, çocuklarda karmaşık düşüncelerin önemli işaretidir. Çocuk, çoğu zaman dünyasını yöneten somut düşüncelerden uzaklaşmaya çalışır. Üç yaş çocuklarında gerçek ve hayali birbirinden ayırabilme yetisinin daha gelişmemiş olduğu söylenebilir. Hayali bir dünya kurma, hayali insanlar oluşturma, çocuğun hızla gelişen kendi dünyasının limitlerini test etme yeteneğinin bir işaretidir. Onu kuşatan öfke, kıskançlık, imrenme, bencillik gibi olumsuz duyguları fark eder ve bunlardan rahatsızlık duymaya başlar.

Bunların hepsi artık başka birine bağlanabilir; hayali bir arkadaş. Ya da, kabahatlerinin üstünü kapatmak isterken ısrarla bunu yapanın hayali arkadaş olduğunu savunabilir.

Bunu çocuğun, herkesin doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırma gibi beklentilerine ilk uyumu olarak görebiliriz.

Bu arayış daha başlangıçtır, kırılgandır. Çocuk bunu bağımsız olarak başarmayı ister. Sezgileri dünyayı kendi başlarına keşfetmelerine yardımcı olur.

GERÇEK VE HAYALİ BİRBİRİNE KARIŞTIRABİLİR

Duygusal olarak bakıldığında, hayali arkadaşlar önemli bir amaca hizmet edebilirler. Çocuklara, kim olmak istediğini farkına varmasında güvenli bir yol sunar. Çocuk, hayali arkadaşını kontrol edebilir, ona hükmedebilir. Hayali arkadaşlar aracılığıyla, onu ezen ya da zarar veren çocukları tanımlayabilir ve onlarla başedebilir.

Tabi ki her çocuk kendi yaşındaki arkadaşlarıyla, oynamayı ve sosyal olmayı öğrenmelidir. Ama aynı zamanda kendi başına kalacağı zamana da ihtiyacı vardır. Bir çocuğun gerçek arkadaşlarıyla olmak varken, hayali arkadaşından ayrılamaması, oyuna aktif katılımı reddetmesi, giderek artan yalnızlık talebi endişe verici olabilir.

Ama eğer çocuk arkadaşlarıyla oynamak için kendi kurduğu özel hayatından çıkabiliyorsa o zaman ortada endişelenecek bir durum yoktur. Kendini kötü durumlardan kurtarmak adına hayali arkadaşını ?yalan?? söylemek için kullanan çocuklar hakkında ne denebilir? Bu durum üç-beş yaşlarında çok sık görülen ortak bir endişedir. Anne babalar, keskin gerçeği çocuğun yüzüne vurmadan, başka sonuçlara varması gerektiğini gösterebilirler.

Anne-babalar bu hayali düşünceleri kabul ederek ama çocuğu gerçekliğe geri getirerek, ona gerçek dünyayla aralarındaki sınırları öğrenmelerinde yardımcı olmalıdırlar. Çocuğun duymak istediği mesaj;

?Yaptığın şeyi sevmesem de, seni seviyorum?dur.

Bu aynı zamanda, çocuğun hayali dünyasını istediği gibi keşfetmesine olanak sağlar, öte yandan çocuk bilir ki anne babası onu gerçek dünyaya geri getirecektir.

EBEVEYNLERE DÜŞEN GÖREVLER

Bazı çocuklar ailelerinin, hayali arkadaşıyla kurduğu dünyadan uzak durmasını isterler. Bazen de çocuk masaya bir de hayali arkadaşı için tabak konmasını isteyebilir. Bu isteğe kesinlikle uyulmalıdır. Hayali arkadaşlar gelecekteki arkadaş ilişkileri için bir ön prova olabilir.

Eğer anne babalar, çocukların, hayali arkadaş oyununa çok kaptırmaları ve gerçek arkadaşlarından, gerçek dünyadan gittikçe kopmaları olmaları yüzünden bu durumun daha fazla uzamasını istemeyebilirler.

Bu konuda yardımcı olabilecek birkaç püf noktası;

1) Konuyu çocuğunuzla konuşun ve ona daha fazla oyun arkadaşına sahip olmasını istediğinizi söyleyin. Hayali arkadaşına değer verdiğinizi, saygı duyduğunuzu ama onun ?gerçek? arkadaşlara da sahip olduğunu görmek istediğinizi bilmesini sağlayın.

2) Çocuğunuzun dengi bir ya da daha fazla oyun arkadaşı ayarlayın. Zorlamayın ama birbirlerini tanımaları için fırsat verin. Ona, utangaçlığını anlamasında yardımcı olun ve neden hemen bir gruba giremediğinin nedenlerini açıklayın. Birçok tecrübesiz çocuk, sosyalleşmeyi öğrenmeye başladığında desteğe ihtiyaç duyabilir. Zorlamak, onları yetersiz hissettirir. Çocuğunuz iletişim kurmayı başardığında, bunu başarmanın ne kadar zor olduğunu anladığınızı ve onunla gurur duyduğunuzu bilmesini sağlayın.

3) Hayali arkadaşının arkasına saklandığında, üstüne gitmeyin. Onu ve hayali arkadaşını sevdiğinizi ama kendini diğer çocuklarla oynayabilecek kadar güvende hissedebilmesini istediğinizi söyleyin. Ona yardımcı olun

Çocuğunuzun Kötü Beslenmesine Engel Olun

Pazar, 04 Kasım 2007

Yeme düzeninin oturtulması sürecinde hem çocuk hem de anne yıpranır. Ayrıca yeme alışkanlığını yeni yeni oturtmaya çalışan çocuk, yeme konusunda geri dönülemez yanlış düşüncelere kapılabilir.

Yemek yeme alışkanlığında sorunlar farklı yaşanır. Bazı çocuklar yemek yeme vakti geldiği zaman krizlere girerken, bazıları her bulduğunu, her zaman yer.

Bazı anneler çocuklarını beslemekte güçlük çektiklerinde, çocukları yeter ki yemek yesin diye yanlış bir tutum içine girerek, onlar için pek de faydalı olmayan şeyleri yemelerine göz yumabilirler. Bu da gelecekte çocukların kötü beslenme alışkanlığı geliştirmesine yol açar. Ayrıca kötü beslenme alışkanlıklarının yerleşmesinde modern yaşam tarzının da etkisi vardır.

Her bebeğin acıkma eşiği farklıdır. Bebeğin besin öncesinde salgıladığı besin beklentisini sağlayan hormon, her bebekte farklı şekilde çalışır. 3 saatte bir acıkacak olan çocuğa her 1,5 saatte bir yemek yedirilirse, çocuğun acıkma eşiği düşürülmüş olur. Bu da çocuğun düzensiz beslenme alışkanlığı edinmesine yol açar.

Mama sandalyesinden yemek masasına

Öğünlerin düzenliliği, ileri yaşlardaki beslenme alışkanlığının temel yapı taşlarını düzenler. Mümkün olduğunca çabuk mama sandalyesinden sofra düzenine geçiş yapılması, yemek yeme alışkanlığındaki farkındalığı artırma açısından önemli bir hamledir. Ancak bunu yaparken çocuğun hazır olup olmadığı da dikkate alınmalıdır. Çocuk bunun için zorlanmamalı ve üstüne gidilmemelidir.

Yeme alışkanlığı kazandırılırken anne ve babanın model olması çok etkili bir yöntemdir. Çocuklar büyüdükçe yemek yeme alışkanlığı hakkında çevresel faktörlerden de etkilenebilirler. Örneğin günümüzde reklamların çocukların üzerindeki etkisi büyüktür.

Tüm günü televizyon başında geçiren çocuklar, hem fiziksel aktiviteden yoksun olurlar hem de yağlı, şekerli besinlerin reklamlarını izleyip etki altında kalabilirler. Okul dışındaki boş zamanlarında televizyon seyreden, tüm gün hareketsiz kalıp hazır yiyeceklerle beslenen, su yerine meşrubat içmeyi tercih eden çocukların diğer çocuklara oranla daha çok obeziteye yakalandıkları görülmüştür.

0-3 yaş dönemi çok önemli

Kötü beslenme alışkanlığı olan okul çağındaki şişman çocukların en sık karşılaştıkları sorunlardan biri, arkadaşlarıyla ilişkilerinde yaşadıkları güçlüklerdir. Çünkü kötü beslenme sonucu oluşan obezite sadece bir sağlık problemi değil, ileri yaşlarda çocuğun psikolojisini kötü etkileyen ve kendine güvenini azaltan bir sorundur.

Okula giden çocukların bir başka sorunu da kahvaltı etmek istememektir. Kahvaltı alışkanlığı olmayan çocuklarda dikkat azlığı, öğrenmede zorlanma, problem çözmede güçlük, fiziksel güç azlığına bağlı kas koordinasyonunda azalma görülebilir. Çocuklarda beyin gelişiminin en hızlı olduğu ilk 3 yılda, yeme alışkanlığının sağlıklı bir şekilde oturtulması gerekmektedir. Aksi takdirde kötü beslenme alışkanlığı, okul çağında da çocuğu olumsuz yönde etkileyecektir.

Ebeveynlere öneriler

? Çocuğunuza kahvaltı alışkanlığı kazandırın.

? Yemek saatlerinin ailenin bir araya geldiği huzurlu zamanlar olmasına ve çocuğunuzda güzel izler bırakmasına gayret edin.

? İyi beslenme alışkanlığı ile çocuğunuza örnek olmaya çalışın.

? Şekerli, yağlı yiyecekler ve gazlı içecekler ile mümkün olduğunca geç yaşta tanıştırın. Nasıl olsa okul çağına geldiğinde bu gibi yiyecek ve içeceklerle bol bol karşılaşacağını unutmayın.

? Televizyon karşısında sınırsız bir şekilde oturmasına ve yemeğini televizyon karşısında yemesine fırsat vermeyin.

? Çocuklarınızın hayatına mutlaka düzenli sporu sokun.

? Şişmanlatıcı besinleri kısıtlayın.

? Çocuğunuza meyve ve sebze yeme alışkanlığı kazandırmaya çalışın.

? Öğün aralarında yeter ki bir şeyler yesin diye abur cubura özendirmeyin.

? Yiyecek alışverişi yaparken neler aldığınıza özen gösterin

Çocuğunuzun Ruhunu Okşayın

Pazar, 04 Kasım 2007

Günümüzde anne ve babaların başlıca kaygılarından biri, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirebilmektir. Dijital teknolojinin yaşamlarımıza hızlı girişine paralel olarak, yaşamın kendisi de akıl almaz biçimde süratlendi.

Üstelik yaşam mücadelemizin detayları bizden bir önceki neslin dağarcığında da yoktu. Bu nedenle, bizler onların tecrübe mirasından yoksun kaldık. Geçmiş örneklemelerden uzak bir anne babalık işleyişinin, geleceğe yansımalarının neler olabileceğinin belirsizliği de bugünün anne babalarının kaygılarını arttıran faktörler arasında önemli bir yer edindi.

Günümüz anne babalarının iyi birer ebeveyn olma arzusunu kaygıya dönüştürenler arasında şüphesiz teknolojinin yaşama hızlı girişinden başka etkenler de yok değil. Özellikle ülkemiz genç nüfusundaki artışa paralel olarak ortaya çıkan istihdam açığının çocuklarımızın geleceğini olumsuz olarak etkileyecek boyutta olması bunlardan bir diğeridir. Başka bir deyişle ebeveyn olma kaygısını, ?ekmeğin aslanın ağzında olma? gerçeği de arttırmaktadır. Bu gerçek karşısında ebeveynler kayıtsız kalamayarak çocuklarına birer gelecek hazırlama sorumluluğu altında sıkıntı yaşmaktadırlar.

Anne ve babaların iyi birer ebeveyn olma arzularını birer kâbusa çeviren faktörler genişletilerek tartışılabilir. Ancak bu yazının konusu sorunları sıralamak değil, çözüm üretmektir.

Şöyle ki: insanın ulaştığı teknolojik gelişmeler ne olursa olsun insanın doğası değişmemektedir. Değişen yaşam koşulları ne olursa olsun, değişen yaşam koşulları ile baş etme çabası mutlaka insanın doğasını dikkate almalıdır. İnsan gerçeğini görmezden gelerek üretilecek her türlü çözüm beraberinde yeni sorunlar getirir.

İnsan yaşamı boyunca çeşitli aşamalardan geçerek, olgunlaşır. Ayrıca, her bir aşama basamağı doya doya yaşanarak kat edilmelidir. Her bir aşamada doyum eksiklikleri, yaşamı süresince kişinin davranışlarını olumsuz yönde etkileyecektir.

Yani, bu aşamaların doyuma ulaşarak kazanılması zorunludur. Öyle ki; bunlar insanın temel ruhsal ihtiyaçlarıdır. Bunlar, kendine ve başkasına güvenmek, kararlı olmak, cinsel kimliğini benimsemek, yönetmek, başarmak ve yarışmaktır.

İnsanın kimlik yapısını oluşturan ruhsal ihtiyaçları ile yeterli ebeveyn olma arasında ne gibi bir ilişki vardır?

Çok önemli bir ilişki vardır. Çünkü insanoğlu temel ruhsal ihtiyaçlarının dama taşlarını doğumdan itibaren ergenlik yaşına kadar yani 12 yaşına kadar kazanır. Bu dönem insanın ailesi ile en yoğun etkileşim içinde olduğu dönemdir. Bir başka deyişle; ailelerin ebeveyn rollerinin en ağırlıklı olduğu dönemdir. Kısacası, ilk 11 yaş kimlik ve kişiliğin temelinin atıldığı en önemli dönemdir ve bu dönemde çocuk esas olarak ailesinin etkisindedir. Üstelik insanoğlunun ruhsal ihtiyaçlarının temellerinin atıldığı kimlik ve kişiliğin ana taslağının kazanıldığı yaşlar oldukça sınırlıdır. Örneğin; başkasına güven; 0?1,5 yaşta, kararlılık; 1,5?3 yaşta, cinsel kimlik; 3?5 yaşta, yönetme; 3?5 yaşta, başarma; 6?11 yaşta ve yarışma ve kendine güven 6?11 yaşta kazanılır.

Görüldüğü gibi insanın temel ruhsal ihtiyaçlarını kazandığı her bir dönem zaman içinde oldukça sınırlı üstelik kısıtlıdır. Burada altı çizilmesi gereken nokta ise; her bir dönemde insanın farklı özellikleri olan bir canlı olduğunun anlaşılmasıdır. Tıpkı bir kelebeğin, yumurta, larva, krizantem dönemleri olduğu ve her bir başkalaşım döneminde kelebeğin bambaşka özelliklere sahip olması gibi, insanın yaşam evreleri de birbirinden farklılıklar gösterir

Çocuk Dişlerinde Acil Durumlar

Pazar, 04 Kasım 2007

Diş ağrısı: Ağrıyan dişin çevresini temizleyin. Ilık tuzlu su ile gargara yaptırın ve eğer varsa sıkışmış yiyecek artıklarını diş ipi ile uzaklaştırın. Asla dişin üzerine aspirin ya da benzeri ilaçlar koymayın. Çocuğunuza daha önce de denemiş olduğunuz bir ağrı kesici verin ve en kısa sürede bir diş hekimine götürün.

Isırılmış dudak, dil ya da yanak: Yaralı bölgeye buz koyun. Eğer kanama varsa, temiz bir gazlı bez ile hafifçe basınç uygulayın. Kanama 15 dakika içinde durmazsa diş hekiminize başvurun.

Diş tümüyle çıkmışsa: Dişi bulun. Köküne mümkün olduğunca dokunmadan alın. Diş hekimine gidene kadar dişi saklamak için en ideal ortam süttür. Temiz bir kapta sütün içinde koruyarak en kısa sürede diş hekiminize gidin.

Süt veya sürekli dişlere travma: Hiç zaman kaybetmeden diş hekiminiz ile temasa geçin. Travmalardan sonra her kaybedilen saat oluşan hasarı büyütmektedir.

Dişhekiminize ulaşana kadar: Yarayı ılık su ile temizleyin. O bölgeye soğuk kompres uygulayın. Varsa kırık diş parçalarını saklayın

Çocuk Gelişiminde Önemli Noktalar

Pazar, 04 Kasım 2007

Tüm çocuklar gelişme ve duraklama evreleri gösterirler ve farklı alanlarda farklı hızlarda beceri kazanırlar. Bu nedenle, bazı belirli becerilerde odaklanmak yerine, çocuğun gelişimini bir bütün olarak ele almak gerekir. Aşağıdaki farklı gelişim evrelerini dikkate alarak çocuğunuzu bu aktiviteleri yapmaya cesaretlendirebilirsiniz:

13-15 aylar arasında:

· Kendi başına düzgün bir şekilde yürür.

· Mobilya ve merdiven basamaklarına tırmanabilir.

· Bir şey almak için eğilip tekrar doğrulabilir.

· Ev işlerini taklit eder.

· Bardaktan içer.

· İşaret parmağı ile gösterir.

· Giysilerine ilgi gösterir.

· Şapkasını ve çoraplarını çıkarabilir.

· Saklı bir oyuncağı bulur.

· Tek başına oynar.

16-18 aylar arasında:

· Geri geri yürüyebilir.

· Birinin elinden tutarak merdivenleri çıkar.

· Çekilen oyuncaklardan zevk alır.

· Büyük giysi parçalarını çıkarabilir.

· Oyuncaklarını tek tek alıp bir arada yerine koyar.

· Farklı şekilleri gruplandırır.

· Kitap sayfalarını çevirir.

19-21 aylar arasında:

· top atar ve tekmeler.

· 3-4 küpü üstü üste koyar.

· El terichii belli olmaya başlar.

· Kapların üstüne kapaklarını koyabilir.

· Bağımsızlık gösterir.

· Öpücük vermek için dudaklarını büzer.

22-24 aylar arasında:

· Merdivenleri tek başına inip çıkar.

· 8 küpü üst üste koyar.

· Giysilerini çıkarmaay yardım eder.

· İyi kaşık kullanır.

· Fermuarları açar.

· Paylaşmaz (her şey benim).

· Diğer çocuklarla yan yana oynar, ama birlikte oynamaz.

· Tuvalet eğitimi için hazır görünür.

2-3 yaşlar arasında:

· İyi koşar.

· Tek ayak üzerinde durabilir.

· Düşmeden eğilebilir.

· Merdivenden çıkarken ayak değiştirir.

· Üç tekerlekli bisiklete biner.

· Kendi kendine giyinir.

· Kendi kendine yemek yer.

· Kulpu çevirerek kapı açar.

· Kitap sayfalarını tek tek açar.

· Kalemle yatay, dikey ve yuvarlak çizimler yapar.

· Diğerleriyle oyun oynar.

Giysileri çıkarmak

Giysileri çıkarmak bağımsızlığa doğru atılan bir adımdır. Çocuğunuza giysilerini kolayca çıkarabilmesi için yardımcı olun. Örneğin, çocuğunuzun ayaktayken, ayak bileklerinden dizlerine doğru pantolununu çekmesine yardım edin ve daha sonra oturarak pantolunu bacaklarından çekmesini sağlayın. Sabırlı olun ve gayretini övün.

Merdivenden inip çıkma

Merdiven kullanma çocuğunuz için büyük bir egzersizdir ve özellikle yardımsız yapabildiğinde en sevdiği aktivitelerden biridir. Fırsat buldukça merdiven çıkmasına izin verin. Kendiniz kucaklayıp yukarı taşıyarak zaman kazanma yoluna gitmeyin.

Kapı açmak

2 yaşındaki meraklı çocuk kapalı kapıları görür ve kulplarını çevirerek bunları açabildiğini anlar. Çocuğunuz kapıları açmayı öğrendikten sonra, açmasını istemediğiniz kapılarda kilit bulunduğundan emin olun

Çalışan Anne Ve Çocuk İlişkisi

Pazar, 04 Kasım 2007

Annenin çalışmasının çocuk üzerinde yaratacağı etkilerinin olumlu veya olumsuz olması pek çok etkene bağlıdır.

Bunlar annenin çalışma nedeni, statüsü, kazancı, çalışma koşulları, işinde tatmin olup olmaması, annenin çalışmasının düzenli olup olmaması, annenin çalışmasının ailede yarattığı sorunlar, annenin eğitim düzeyi, annenin yokluğunda çocuğa bakan kişinin özellikleri, bu bakımın sürekli - dengeli olup olmaması, annenin eğitim anlayışı, çocuğu ile kurduğu ilişkinin türü gibi sebeplerdir.

Eskiden her gün tekrarlanan, kısa süreli anne - çocuk ayrılıklarının çocuklarda psikiyatrik bozukluklar yaratacağı ileri sürülüyordu. Ancak bize göre artık bu görüş tam olarak doğru değildir. Çünkü anne yokluğunda çocuğa iyi bir bakıcı bulunabilir. Bu kişi sık sık değişmez ve çocukla iyi ilişkiler geliştirirse çocuğun anne yokluğundan kaynaklanan sağlıksızlıklar giderilebilir.

Üstelik çalışan annenin mutlaka çocuklarına,çalışmayan annelerden daha az vakit verebildikleri de söylenemez. Anne eğitimli ise, çocuklar planlı olarak bazı etkinlikler yapabilmek ve birlikte olabilmek için daha çok vakit olabilir. Ancak bütün çalışan annelerin çocuklarıyla aynı şekilde ilgilenmelerini beklemek olanaksızdır.Bazı anneler çocukları için vakit ayıramadıklarından kendilerini suçlu hissederler.Bu suçluluğu kapatmak için çocuğu sürekli maddi ödüllere yuvarlar. Bunun sonucun da sürekli anneden maddi ödül bekleyen, aşırı korunmuş çocuklar ortaya çıkabilir.

Çalışan anneler için önemli olan çocuklara vermeleri gereken zamanın çokluğu değil, etkiliğidir. Eğer çocuğa ayrılan zaman dolu dolu ve anlamlı geçirilebilirse birçok olumsuzluk önlenebilir.Annelere önerim; çocuklarına mümkün olduğu kadar süreklilik arz eden bir ilgi göstermeleridir. Bir gün çok, bir gün az ilgi göstermek yerine, her gün belirli bir zaman dilimi çocukla paylaşmak çocuğun duygusal gelişimi açısından önemlidir.


eXTReMe Tracker