‘Anne Ve Çocuk’ Kategorisi için Arşiv

Ebeveyn Ve Çocuk İletişiminde Öneriler

Pazar, 04 Kasım 2007

Anne/baba ? çocuk iletişimi olumlu duygular ve alışkanlıklar içeriyorsa, her iki taraf için de birlikte geçirilen zaman eğlence ve mutluluk kaynağı olabilir. Çocuğun yaşı ne olursa olsun, onunla kurulan iyi bir iletişim, onda kendine güven ve çevresine saygı gelişimi için en önemli kaynaklardan biri olacaktır.

İyi bir ilişki kurabilmek ve bunu yıllar boyu sürdürebilmek, çocuğun kişilik gelişimi açısından da olumlu etkiler taşıyacaktır. Davranışlarınız ve sözleriniz onun için daha fazla anlam ifade edecektir. Ondaki olumsuz düşünce ve davranışları fark etme, ifade edebilme ve değiştirebilme açısından da fırsatlar yaratacaktır.

Peki iyi iletişim kurmanın belirli unsurları var mıdır? Genel olarak şunlar söylenebilir:

*Çocuğunuzun, onun ihtiyaçları ile ilgilendiğinizi ve gerek duyduğunda yardımcı olacağınızı bilmesini sağlayın.

*Çocuğunuz sizinle konuşmak istediğinde, televizyonu kapatabilir, gazeteyi kaldırabilir vs, onunla göz göze iletişim kurmaya özen gösterebilirsiniz.

*Size önemli bir haber verdiğinde, içten, sıcak bir ifadeyle ve düşünerek (olumlu ve olumsuz etkileri) yanıt verin.

*Size konuşmak istediği özel konular olduğunda, başkalarının olmadığı ortamlarda konuşun ve ondan izin almadan sırlarını kimseye söylemeyin (tabii onun için hayati ?çok önemli- bir sorun yaratmayacak bir bilgi ise).

*Hoşlanmadığınız davranışlarını ve yönlerini başkalarının önünde küçük düşecek şekilde ifade etmemeye dikkat edin.

*Onunla konuşurken aynı hizada olmaya özen gösterin, ona çok yukarıdan, ya da çok aşağıdan bakmamaya çalışın.

*Ona kızdığınızda, sinirleriniz yatışıncaya kadar ceza vermeyin, ya da suçlayıcı sözler söylememeye çalışın. Çünkü o sırada gerçek düşüncelerinizi belirtemeyebilir, tarafsız davranamayabilirsiniz.

*Yorgun iseniz, onu aktif dinlemek için ekstra bir çaba sarf etmeniz gerekebilir. Kendi duygularınız ve hoş görünüzün de farkında olmaya çalışın.

*Onu dinlerken mümkün olduğunca onu kesmemeye çalışın, sözlerini tamamlamaya çalışmayın.

*Belirli bir durumu, olayı size anlatırken, olayın ana fikrinden uzaklaşmadan eleştirilerinizi yapın. Ör, başkalarının ona vurduğunu anlatırken, ?neden sen o saatte dersini çalışmıyordun? gibi sözler onun olayları yanlış yorumlamasına ve anlamsız duygular hissetmesine yol açabilir.

*?Neden?? sorusu yerine daha çok ?ne?? sorusunu (ör, ne oldu?, ne düşünüyorsun? vs) sormaya özen gösterin.

*Eğer bir olayı-durumu öğrendiyseniz, ona olanları bildiğinizi söyleyin, bilmemezlikten gelerek, onun yalan söylemesine ve ilişkinizi zedelemesine yol açmamasına dikkat edin.

*Onunla konuşurken, büyüklerle konuştuğunuz ses tonu ve sözcükleri tercih edin, onun küçük ve tecrübesiz olduğunu hatırlatıcı sözler, hitaplar sağlıklı iletişimi zorlaştırır.

*Hakaret içeren, küçük düşürücü kelimeleri kullanmamaya çalışın.

*Zorlandığında, sıkıntı hissettiğinde sorun çözme becerilerini geliştirebilmesi için, çözümleyici aşamaları bir bir ifade edin. Onun yerine çözmemeye, ya da anlayamayacağı açıklamalar kullanmamaya dikkat edin.

*Ne yaparsa yapsın, onu sevdiğinizi ve kabul ettiğinizi bilsin. İstenmeyen davranışları için uygun eleştirileri ve gerekli yaptırımları zaten yaparsınız.

*İletişim yollarını kullanmasını destekleyin. Hem sizinle hem de başkaları ile olan ilişkilerinde özgürce ve uygun bir yöntemle düşüncelerini ifade etmesi konusunda yüreklendirin

Emzikli Anneye Pratik Öneriler

Pazar, 04 Kasım 2007

Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için hemen acele etmemelilerdir.

Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir.

Bebeklerini emziriyorlarsa eski formlarına daha kolay dönebilirler.

Emzikli annelere zayıflama diyeti uygulanmamalıdır.

Doğru yeterli ve sık beslenme ile hem süt verimi artar hemde kilo kaybı.

1. Emziklilik döneminde , sonra daha fazla sıvı besin alınmalıdır.2. Kalsiyum yönünden zengin olan süt,yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.

3. Hergün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kurubaklagil ( gaz problemi var ise dikkatli ) yenmelidir.

4. Kuru fasulye ,nohut,mercimek ve bulgur karışımı yemekleri , portakal , mandalina , domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi Cvitamini yönünden zengin sebze meyveler birlikte tüketilmelidir.

5. Vitaminlerden ve posadan zengin sebze ve meyveler beslenme planında bulunmalıdır.

6. Salam ,sosis ,sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar az yenmelidir.

7. Emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir D vitamini besinlerde bulunmaz . Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır .

8. Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır.

9. Ağırlık kontrolü de yapılarak kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında demir ve kalsiyum gibi minarellerden zengin besinler tüketilebilir.

10. Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çayı kuşluk , ikindi gibi öğün aralarında , yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli , çaylara limon suyu eklenmelidir.

İçecek olarak ıhlamur , nane, papatya , kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır.

Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.

11. Sebzelerin , makarna ve eriştenin haşlama suları dökülmemelidir. Kuru fasulye , nohut ve barbunya gibi kurubaklagiller iyice yıkandıktan sonra ıslatılmalı ve haşlama suları dökülmemelidir.

12. Taze sıkılmış meyve suları ,ayran ,limonata içecek olarak asitli ve gazlı içeceklere tercih edilmelidir , yeğlenmelidir.

13. Tarım ürünlerine haşare öldürücü ilaçlar atıldığından,sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır.

14. Yiyecekler hazırlanırken ellerin temiz olmasına dikkat edilmelidir. Eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalıdır.

15. Emzirme pozisyonuna dikkat edilmeli , emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir

16. Anne dinlenmiş ve rahat olmalıdır, uzun süre oturmaktan yorulan annelere yatar şekilde emzirme pozisyonu öğretilmelidir.

Başarılı bir emzirme için bebek rahat olmalı , yorgun ve tok olmamalıdır, burun delikleri temiz olmalı rahat soluk alması sağlanmalıdır.

17. Emzirme süresi her bebeğe göre değişebilir,doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi ile doygunluğa ulaşır.

18. Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.

19. Doktora danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır beklenmelidir

Ev Ödevini Çocuğunuza Sevdirin

Pazar, 04 Kasım 2007

Uzun ve rahat bir yaz tatilinden sonra okul ve ev ödevlerine geri dönüş, birçok çocuk ve ebeveyni bir taraftan heyecanlandırırken, diğer taraftan da kaygılandırabilir.

Oysa doğru ve etkili bir tutumla çocukların ev ödevi, aile ilişkilerini bozan bir faktör olmaktan çıkabilir.

Birçok çocuk ev ödevi konusunda bir noktada direnç gösterir ya da ödev yapmayı reddedebilir. Bunlar genellikle çocukların sıkılmasından, yorgun olmasından veya ödevin öneminin farkında olmamasından kaynaklanır. Çocukların ödev yapma isteğinde ebeveynlerin çok büyük etkisi vardır. Çocuğa doğru ortamı, rutini ve desteği sağlamak, çocuğun ödevleri konusunda daha istekli olmasını doğurur.

İlkokul, öğretimin ilk yıllarında çok ödev yapılmasının gelecekteki akademik başarılarla ilişkisini kanıtlayan somut kanıtlar çok azdır. Bunun yanında okuma alışkanlığı kazandırmada da ilkokul çağı ödevlerinin önemli bir rolü vardır.

Nefret etmesin

Ev ödevleri aynı zamanda okul ve ebeveyn arasında güçlü bir bağlantının var olmasını sağlar. İlköğretimin beşinci yılından itibaren ev ödevleri daha önemli bir rol üstlenir. Bu çağlarda ev ödevlerini düzenli olarak yapan çocukların akademik başarıları yapmayanlara oranla daha yüksektir.

Ev ödevlerinin yapılması yolunda verilen savaşlar, tüm aile için sorun yaratabilir. Bazı aileler için bu savaşlar her geçen gece gittikçe uzayabilir. Akşamlar dehşet ve korku içinde beklenir, ilişkilerde gerginlik olur ve zamanla çocuklar ev ödevlerinden daha da nefret etmeye başlarlar.

Çocukların akademik becerileri, bireysel ihtiyaçları veya öğrenme zorluğu gibi sahip oldukları özellikler nedeniyle ev ödevleriyle ilgili yaşanan sorunların boyutu da büyüyebilir.

İşleri daha üretici ve dayanılabilir bir duruma getirmenin yolları da var

- Çocukların beklenmedik durumlara toleransları düşüktür buna karşın önceden belirlenmiş sınırlar içinde uyum gösterme olasılıkları yüksektir. Bu nedenle çocuğunuzun yaşına ve ihtiyacına uygun bir çalışma programını okulun ilk günlerinden itibaren oluşturun. Bunu yaparken dinlenme süreleri içerikleri masada oturma süresi ve kısa molalarla ilgili çocuğunuzun da fikrini alın.

- Çocuğunuza çalışabilmesi için uygun ortamı sağlamaya çalışın. Sürekli aynı yerde çalışması konsantrasyonu artıracağından, en uygun yeri birlikte belirleyin. Ortamın sessiz ve düzenli olmasına dikkat edin.

- Televizyon veya yüksek sesli müzik gibi dikkat dağıtıcılardan kaçınmaya çalışın. Televizyon veya yüksek sesli müzik çocukların konsantrasyonlarını en aza indirger.

- ?Aynısını daha fazla söyleyerek? etkili olmazsınız. Sürekli ?ders çalış? demek yerine belirlenmiş saatte çocuğunuzu masaya oturtun. Bunu yaparken kararlı ama sakin olmaya dikkat edin. Çocuğunuzun yanında bulunamıyorsanız onu uzaktan denetlemek için en etkili yöntemi kullanın.

- Çocuğunuzla her gün okul ve onunla ilişkili konularla ilgili sohbet etmek için zaman ayırmaya çalışın. Çocuğunuzu başarıları ve çabaları için ödüllendirmek önemlidir. Pozitif yorumlar, eleştirel olanlara nazaran çocuğun davranışlarının değişiminde daha fazla etkiye sahiptirler. Ev ödevlerinin mükemmelliğe ulaşmayı değil öğrenmeyi hedeflediği unutmayın. Belirlenmiş programa uygun davrandığı her adımı ödüllendirin.

- Ev ödevi alışkanlığı geliştirilirken, öğretmenle iletişim halinde bulunun. Bunun yanında çocuğunuza spesifik olarak yardım edebileceğiniz konuları veya destekleyebileceğiniz konuları öğretmeniyle konuşabilirsiniz.

- İlkokul çağındaki birçok çocuk ödevlerini yaparken soruları cevaplayacak birilerinin yanlarında olmasını isterler. Eğer çocuğunuzla ilgilenen bir başkası varsa onunla ödevlerle nasıl başa çıkıldığı konusunda konuşun. Daha büyük çocuklar için, ona tamamlanmış bir ödevi okumayı önerebilirsiniz. Öncelikli görevinizin yardım ve destekleme olduğunu unutmamalısınız.

Hobileri de olsun

Çocuğunuzun ödevlerine karışmaktan ve onun yerine ödevleri yapmaktan kaçının. Böyle bir tutumun kimseye bir faydası olmaz ve öğretmenin çocuğun zorlandığı konuları anlamasında zorluk çıkarır.

Ev ödevleri değerlidir ama çocuğunuzun bedensel, zihinsel ve duygusal sağlığını destekleme ve geliştirme çabalarınızdan vazgeçmeyin. Ev ödevleri kadar çocuğunuzun hobileri olması spordan ve sanattan zevk alması önemlidir

Evcilik Oyunu Ne İşe Yarar

Pazar, 04 Kasım 2007

Çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunudur evcilik oyunu.Çocukluğun her evresinde çok sevilerek oynanır.

Neden bu kadar güzeldir bu oyunu oynamak hiç merak ettiniz mi?

Uzmanlar bu sorunun cevabını psikolojik nedenlere dayanarak açıklıyorlar ve diyorlar ki, çocuklar oyunu oynarken çevrelerinde gördükleri yetişkin rollerini canlandırır ve onlar gibi davranırlar.Bu oyunlar çocukların kendilerini tanımalarını sağlamakta ve onları ilerideki yetişkin rollerine hazırlamaktadır.Oyunda çocuklar hem günlük yaşantılarında karşılaştıkları, deneyim edindikleri olayları kullanırken, hem de hayal dünyalarını , duygularını oyuna aktarırlar.Oyun içinde çocuklar hayallerini diledikleri gibi kullanırlar.Bazen anne, bazen çocuk, komşu vb. olurlar, duygularını istedikleri gibi kullanarak rahatlarlar.Böylelikle kendilerini başkasının yerine koymayı (empati duygusu), sorumluluk almayı, duygularını başkasına anlatmayı, aile içindeki sıkıntıları anlatarak rahatlamayı öğrenirler.Rollerini canlandırırken kendisini ifade etme, akıcı konuşma yetenekleri gelişir ve kelime hazneleri artar.

Çocuklar evcilik oyununu tek başlarına oynadıkları gibi arkadaşlarıyla da oynarlar.Birlikte oynarlarken işbirliği içinde çalışmayı, güvenmeyi, iletişimde bulunmayı ve sosyal olaylara çözüm bulmayı öğrenirler.

Neler Yapabilirsiniz?

?Çocuklar evcilik oynarken her türlü malzemeye ihtiyaç duyarlar, bu malzemeler ne kadar gerçekçi olursa bu durum o kadar hoşlarına gider.Çocuklarınıza oynamaları için çok çeşitli materyaller sağlayın, bu malzemelerin eski eşyalarınız olması onların çok hoşuna gidecektir.

?Çocuğunuzun oyununa katılın, sizinle oynamak onların çok hoşuna gidecektir.

?Çocuklarınıza kitap okuyun ve okuduğunuz hikayeyi daha sonra çocuğunuzla dramatize edin.

?Onunla beraber evdeki malzemelerden, kullanabilmesi için oyuncaklar yapın.(örneğin kartonlardan kağıt paralar gibi?)

?Çocuğunuzu banyo yaptırırken banyoyu oyun alanı olarak kullanın, böylece hem çocuğunuzla güzel vakit geçirmiş hem de ona banyo yaptırmış olursunuz.

?Çocuklar evcilik oynarken genelde geniş mekanları tercih ederler.Odalarında yada evin herhangi bir bölümünde onlar için geniş bir alan bulundurmaya çalışın.

?Oyun esnasında çocuklar yere oturmayı tercih ederler, bu nedenle yer kaplamasına dikkat edin.

?Oyunda kullandığı eşyaları koyması için ona oyuncak koyma kutuları sağlayın, bunlar ayakkabı kutularından olabilir.(Çocuğunuz bu kutuları hem kolayca taşıyabilir hem de oyun esnasında başka amaçlar için kullanabilir.

?Her malzemenin çocuğunuzun sağlığına uygun olup olmadığını göz önünde bulundurmalısınız.Kıyafet ve takılar, çocuğunuzun vücuduna temas ettiğinde zarar vermemeli, alerjiye neden olmamalılar.Malzemeler keskin ve sivri uçlu olmamalılar, çocuğunuz bunları güvenle kullanabilmeli.

?Beraber dışarıya çıktığınızda çocuğunuzla oyunlar yaratabilirsiniz.Örneğin süpermarkette alış-veriş yapıyorsunuz, anne-kız olarak değil de iki komşu olarak alış-veriş yapabilirsiniz.

?Evde beslediğiniz hayvan yada yetiştirdiğiniz bitkiler varsa oyun esnasında onların sorumluluğunu çocuklara verebilirsiniz, böylece hem çocukların oyununu desteklemiş hem de çocuklara çeşitli sorumluluklar vermiş olursunuz.

Anne ve babaların bazen bu oyunlar hakkında endişeleri oluşuyor, bu endişeler genellikle çocukların oyun içinde kendilerine seçmiş oldukları rollerden kaynaklanıyor (Örneğin bir kız çocuğunun oyunda sürekli olarak asker olması yada bir erkek çocuğunun sürekli aşçı olması gibi?). Çocuk psikologları kendilerine en çok sorulan soruların evcilik oyunu ile ilgili olduğunu söylüyorlar ve bu kaygıların çoğu zaman yersiz olduğunu ekliyorlar.Ebeveynler çocuklarını toplumun oluşturduğu cinsiyet-rol ilişkisine göre eğitirlerken ortaya çeşitli sosyal ve duygusal sorunlar çıkabiliyor, bu durumu engellemek için onu seçimleri konusunda özgür bırakın. Çocuğunuz sürekli aşçı olmak istiyorsa onu engellemeyin, bir gün belki dünyanın en iyi aşçısı olur, kim bilebilir ki???

Evcilik oyunu çocukların zihinsel ve sosyal gelişimini destekleyen en önemli oyunlardan biridir.Anne baba olarak bu oyunu oynayan çocuğunuza her türlü fırsatı ve desteği sağlamaya çalışın

Kardeş Sendromu Nedir

Pazar, 04 Kasım 2007

Her doğumda anne, baba ve çocuk arasında özel bir bağ kurulur. Aile bireylerinin ilişkisi yeni bir boyut kazanır. Yeni bebek hastaneden gelir gelmez kardeşler arası rekabet ortaya çıkar ve bazen uzun yıllar süregelir. Yeni kardeşten kurtulmak istemesi çocuğun kötü kalpli olduğunu göstermez.

Kıskançlık doğaldır ve çok acı verir. Ancak dinamiktir ve çocuğun geleceğe doğru ilerlemesini sağlar.

Kardeşler arası rekabet gerçek yaşamın bir yansımasıdır.

Kıskançlığın yıkıcı hale dönüşüp, çocuğun hayatını engellememesi için yeni bebeğin aileye katılımıyla ilgili bazı öneriler şunlardır:

-Bebeğin ve diğer kardeşin yatak odaları ayrılmalı, mekanın düzenlenmesinde çocuğun tercihlerine de önem verilmelidir.

-Yeni bebeğe takılacak isim konusunda diğer kardeşlere fırsat tanınmalıdır.

-Kardeş ultrasonografi muayenesinde bulunabilir ya da elde edilen görüntüler ona da gösterilebilir.

-Bazı çocuklar doğum sırasında annenin zarar göreceği endişesini taşırlar. Bebeğin oluşumu ve dünyaya gelmesine ilişkin yaşına uygun, kısa ve doğru bilgi anne-baba tarafından çocuğa verilmelidir.

-Aileye yeni bir bebeğin katılmasını konu alan hikayeleri ebeveynler çocuklarıyla birlikte okuyarak tartışabilirler.

-Okul öncesi çağ çocuğu anne-babanın da katılımıyla oyuncak bebekle oynayarak, onu yıkayıp giydirerek dünyaya gelecek bebeğin günlük yaşamlarını nasıl değiştireceği konusunda deneyim kazanabilir.

-Yakın aile ve arkadaş çevresinde yeni doğan bebek varsa ziyaret edilmesi, anne-babanın bebeği kucaklayarak sevmeleri çocuğu kardeşinin doğumuna hazırlar.

-Doğumun ne zaman olacağı hakkında çocuğun bilgilendirilmesi, yapılan hazırlıklarda çocuktan yaşına uygun yardım istenmesi ve doğum sonrasında çocuğun annesini ve bebeği hastanede ziyaret etmesi önerilmektedir.

-Anne-babanın çocuğa kendisini sevdikleri gibi, bebeği de seveceklerini açıklamaları önemlidir.

-Bebeğin bakımında çocuğa yaşına uygun sorumluluk verilmelidir.

-Yeni doğanın resimlerinin yanı sıra kardeşin de bebeklik fotoğrafları ev ortamında sergilenmelidir.

-Çocuklarınızın kavgalarına karışmayın. Sorunu kendilerinin çözebileceğine güvendiğinizi gösterin ve odayı terk edin.

-Kardeşler arası kıskançlık karşısında anne-baba olarak kendinizi çaresiz hissediyorsanız aile terapisine başvurabilirsiniz

Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

Pazar, 04 Kasım 2007

Birçok anne baba çocuğunun tuvalet eğitimine ne zaman başlamaları gerektiği konusunda kararsız kalırlar.

?Çocuk tuvaletini ne zaman söyleyecek??,

?Bez bağlamaktan ne zaman kurtulacağız??,

?Tuvalet terbiyesine ne zaman başlamalıyız?? gibi sorularla oldukça sık karşılaşıyoruz.

Oysa çocuğun tuvalet terbiyesine başlamak için belirli bir yaş yoktur.

Çocukların büyük çoğunluğu 18-30 aylıkken tuvalet terbiyesine başlamak için gerekli becerileri kazanırken bazı çocuklar ise 4 yaşına kadar bu beceriyi kazanamazlar.Genellikle kız çocukları erkek çocuklarından daha önce mesane ve bağırsak kaslarını kontrol etmeyi öğrenirler. ( Kızlarda genellikle 2,5 yaş civarında, erkeklerde ise 3 yaş civarında) Önemli olan çocuğunuz tuvalet terbiyesi için hazır olmadan bu terbiyeyi vermek için acele edip baskı kurmamaktır.

Çocuğunuzun tuvalet terbiyesine hazır olduğunu gösteren bazı belirtiler vardır:

Çocuğunuz bazı basit isteklerinizi yerine getirebiliyor mu?

Gün boyunca bezi en az iki saat kuru kalabiliyor mu?

Kısa bir uykudan sonra bezi kuru kalabiliyor mu?

Bağırsak faaliyetleri düzenli ve daha önceden tahmin edilebliyor mu? ( Bazı çocuklar günde 2-3 kez, bazıları ise 2-3 günde bir kez kaka yaparlar. Burada önemli olan bu aralıkların düzenli olarak tekrarlanması ve daha önceden tahmin edilebilir düzeye gelmesidir.)

Kendi başına tuvalete gidiyor mu?

Tek başına pantolonunu indirip kaldırabiliyor mu?

Bezi ıslandığında rahatsız oluyor mu?

Lazımlık veya oturağına ilgi gösteriyor mu?

İç çamaşırı giymek istiyor mu?

Yukarıda sayılan maddelerin büyük çoğunluğuna evet yanıtını verebiliyorsanız çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır demektir. Aksi halde birçok güçlükle karşılaşabilirsiniz.

Anne Babalara Öğütler

Plan Yapın:

Çocuğunuza tuvalet eğitimine başlamadan önce iyi bir plan yapmalısınız. Eğitime

ne zaman ve nasıl başlayacaksınız? Herhangi bir direnmeyle karşılaştığınızda

veya olası kazalarda tutumunuz ne olmalı gibi şeyleri planlamalısınız. Bunun

için çevrenizdeki tecrübeli kişilerden veya profesyonel kişilerden fikirlerini

alabilir, doktorunuza danışabilirsiniz. Fakat hiçbirzaman unutmayın: Çocuğunuzu

en iyi siz tanıyorsunuz.

Çocuğunuzu övgülerinizle ödüllendirin:

Eğitiminizin başından sonuna dek çocuğunuzun sizden gelecek olumlu ve olumsuz

tepkileri gözleyeceğini unutmayın. Onu hayal kırıklığına uğratmamalısınız. Eğitiminde

ileriye gittiği her adımda ve her yeni denemede çok iyi yaptığını ve onunla

gurur duyduğunuzu ona söyleyin. Ancak unutmayın ki övgüleriniz çok abartılı

olursa çocuk tekrar altına kaçırmaya, huysuz ve sinirli olmaya başlayabilir.

Arada sırada kazalar olabileceğini kabul edin:

Tuvalet eğitiminiz tamamlanana dek her çocuk gerek gündüz, gerek gece kazara

altına kaçırabilir. Bu gibi hallerde çocuğunuza sinirlenmeyin ve kızmayın. İdrarını

tutması ve rektumunu kapatması için gereken kas gelişimi birden olmaz. Çocuğun

bunu öğrenmesi zaman alacaktır. Herhangi bir kaza olduğunda altını sakinlikle

temizleyin, bir dahaki seferlerde tuvalete yapmaya devam edecektir.

Adım Adım Tuvalet Eğitimi

Gevşeyin. Tuvalet eğitiminde sakin ve rahat yaklaşım en iyi davranış biçimidir.

Tuvalette ne yapacağını çocuğunuza gösterin. Çocuklar büyüklerini tuvalette görünce onları taklit etmeye başlarlar.

Tuvaletle ilgili ailenizin kullandığı sözcükleri çocuğunuza öğretin ki tüm aile bireyleri çocuğun kullanacağı sözcüğü duyduğunda tuvaleti olduğunu anlayabilsin. Bu arada bu yaştaki çocukların herşeyi çekinmeden heryerde yüksek sesle herkese duyurabildiğini unutmayın.

Çocuğunuza tuvaletini yapmadan önce oluşan yüzde kızarma, çömelme, ıkınma gibi belirtilerin tuvaletinin geldiğini işaret ettiğini öğretin.

Çocuğunuza bir lazımlık- oturak satın alın. Oturarak tuvalet yapması daha kolaydır.

Çocuğunuza tuvalet kullanımı hakkında kitaplar okuyun, hikaye veya masallar anlatın.

Çocuğunuza tuvalette kolay indirilip kaldırılabilen giysiler giydirin.

Çocuğunuz tuvalete gitmek istediğinde ona yardımcı olun, yanında kalın eline tuvalette otururken oyalanabileceği resimli kitaplar vs. verin ve oturağına tuvaletini yapmasa bile birkaç dakika oturmasını sağlayın.

4-5 dakikadan sonra çocuğunuzun tuvaletten kalkmasına yardımcı olun. Eğer bu süre içerisinde tuvaletini yapabildiyse aşırıya kaçmamak kaydı ile onu övün ve ödüllendirin. Eğer tuvaletini yapamadıysa birdahaki sefere yapabileceğini söyleyin.

Tuvaletini yaptıktan sonra çocuğunuzu dikkatle silin. Kız çocuklarında silinme işleminin enfeksiyon kapmayı engelleyebilmek amacıyla önden arkaya doğru yapılması gerektiğini unutmayın. Tuvaletten sonra ellerin dikkatlice yıkanması gerektiğini siz de örnek olarak çocuğunuza öğretin

Çocuklarda Yemek Sorunu

Pazar, 04 Kasım 2007

Okul öncesi dönemde yemek yeme sorunu yaşayan çocukların iştahlarını düzene sokmak için ailelere pratik öneriler?

Okul öncesi yaştaki çocuklar, az yemek yemeleri ile ünlüdür. Hayatın ilk yılında bebekler müthiş bir büyüme sergileyerek doğum kilosunu yaklaşık üçe katlarlar. Bu büyüme hızının devam edebilmesi için de çok yemeleri gerekir. Öte yandan okul öncesi dönemdeki çocuklar daha yavaş büyüdüklerinden çok yemeye gereksinim duymazlar.

Nitekim, genellikle 1 yaşından sonra çocukların iştahında belirgin bir düşme gözlenir.

Okul öncesi dönemde yemek yeme sorunu yaşayan çocukların iştahlarını düzene sokmak için ailelere pratik öneriler:

Çocukların günlük kalori ihtiyacı nedir?

Çocukların çoğunun büyümelerine yetecek kadar yedikleri ve yeterli kaloriyi aldıkları sürece sağlıklı olacaklarını unutmayın. Küçük çocuklar günde yaklaşık 1000 kaloriye ihtiyaç duyar. Anne ve babalar, çocuklarının bir gün umulduğundan daha fazla yediğine, ertesi gün ise neredeyse hiçbir şey yemediğine tanık olabilir. Unutulmamalıdır ki, çocukların aldığı kalorilerin sayılması gerekmez. Küçük çocuklar genellikle kendi enerji gereksinimlerini anlar, sağlıklı ve aktif kalmalarına yetecek ölçüde yerler. Anne ve babaların görevi onlara sadece besleyici yiyecek çeşitleri sunmaktadır.

Yemek yeme sorunu olan çocuklar için pratik öneriler:

1- Çocuklara yemekleri uygun porsiyonlar halinde sunun

Yemekleri okul öncesi yaştaki çocuğa uygun porsiyonlar halinde sunun. Okul öncesi çocuklara uygun porsiyon miktarı genellikle yetişkin porsiyonunun yaklaşık dörtte biri kadardır. Büyük porsiyonlar çocuğu sıkabilir ve böylece daha az yemesine neden olabilir. En iyisi küçük miktarlarda sunmak ve bitirdiğinde, daha fazla isteyip istemediğini sormaktır.

2- Yiyeceği yemeğe ve miktarına çocuğunuzun karar vermesini sağlayın

Tabağındaki yemeklerden hangisini yiyeceğine ve ne kadar yiyeceğine çocuğunuzun kendisinin karar vermesini sağlayın. Hiçbir şey yemezse, sorun etmeyin. Bir sonraki öğün ya da atıştırmada nasıl olsa acıkmış olacak.

3- Susadığında su içirin

Çocuğunuzun midesini sıvılarla doldurmasına izin vermeyin. Bu yaştaki bir çocuğun yeterli kalsiyum ve diğer gıdaları alması için 450-650 ml. süt içmesi yeter. Çok fazla meyve suyu ishal veya diş çürümesine yol açabilir, hayatın ileri yıllarında obeziteye neden olabilir. Çocuğunuz susadığında meyve suyu yerine su verin.

4- Çocuğunuzla pazarlıktan kaçının

Pazarlıktan (örneğin ?sebzeni yersen çikolata vereceğim? gibi) veya ısrardan (?sadece bir kaşık daha? gibi) kaçının. Araştırmalar, bu tekniklerin geri teptiğini ve çocuğun daha da az yemesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Çocuğunuz yemeğinin bittiğini söylediğinde masadan kalkmasına izin verin, ancak yemeğinin bıraktığı kısmını telafi etmek amacıyla sevdiği diğer şeylerden vermeyin. Yeni yiyecekleri kabul ettirmek özellikle zor olabilir. Bunun için birkaç öneri:

Yeni yiyecekten çok küçük bir porsiyonu çocuğunuzun sevdiğini bildiğiniz bir yemeğin arkasından verin.

Çocuğunuzu bu yeni yiyeceği yemeye zorlamayın ve bu nedenle bir tartışmaya girişmeyin.

İyi bir örnek teşkil edin ve bu yeni yiyecekten iştahla yediğinizi görmesini sağlayın.

Vazgeçmeyin. Çocuğunuzun yeni yiyeceği kabul etmesinden önce aynı yiyeceği 10 veya daha fazla kez sabırla sunmanız gerekebilir.

Market alışverişine beraber gitmek ve yemekleri birlikte hazırlamak da genellikle işe yarar.

Markette çocuğunuza farklı yiyecek türlerini ve özellikle de sebze ve meyveleri gösterin. Bunların renk ve şekillerini belirtin.

Masada kullanmak istediği tabak ve bardağı seçmesine izin verin.

Çocuğunuza yemek seçenekleri sunun

Akşam yemeği için ne pişireceğinize çocuğunuzun karar vermesine izin verin. Birkaç yemek önerisinde bulunun ve bunlardan birini seçmesini isteyin. Örneğin, akşam sebze yemek isteyip istemediğini sormayın. Bunun yerine örneğin bezelye mi, yoksa yeşil fasulye mi istediğini sorun. Böylece hem yemeği o seçmiş olur, hem de ne yiyeceği konusunda belli bir kontrole sahip olmuş olur, ancak yemekte sebze olacağı mesajını da almış olur.

Mönüyü belirleme yetkisinin size ait olduğunu unutmayın

Her şeyden önemlisi, mönüyü belirleme yetkisinin size ait olduğunu unutmayın. Sırf çocuğunuz sunduğunuz seçeneklere burun kıvırdı diye mönüyü değiştirmeyin. Hızla verilen siparişleri hazırlayan bir aşçı gibi davranmayın. Ne kadar zor olsa da, ileride yaşanacak yemek savaşlarının (ve her akşam iki-üç ayrı kişi için farklı yemek hazırlama zorluğunun) önüne geçmek için okul öncesi dönemde çocuğunuza sağlıklı yemek alışkanlıklarını kazandırmanız çok önemli

Çocuklarımızı Nasıl Mutlu Edebiliriz

Pazar, 04 Kasım 2007

Uzmanlar, mutlu çocuk yetiştirmenin oyuncaklarla değil, hayatı boyunca ruhunu besleyeceği ?pozitif bakışı açısını? aşılamakla mümkün olacağını bildirdi.

Anne babanın, çocuğun hayatı boyunca ruhunu besleyeceği pozitif bakış açısını yakalamalarına katkıda bulunabilmeleri için uygulamaları gereken yöntemlerin çok basit olduğunu söyledi. Pozitif bakış açısını yakalayan çocukların kendinden emin, optimist ve başarılı olduklarının kanıtlandığını ifade eden uzmanlar, çocuğun hayatı boyunca ruhunu besleyeceği basit yolları şöyle sıraladı:

*Derslere, kurslara ara verip çocuğunuzla bire bir vakit geçirin. Onunla beraber yerde oturup yap boz yapın, mutfakta beraber omlet yapın, banyo yapmadan önce beraber yüzünüzü boyayın, parkta beraber kaydıraktan kayın.

*Değer yargılarını geliştirin. Ona sorumlulukları olan değerli bir vatandaş olduğunu aşılayın. Etrafındaki insanların hayatında fark yaratacak kapasitede olduğunu gösterin. Mesela kullanmadığı oyuncakları beraber biriktirip, bir derneğe bağışlayın. Eski gazeteleri biriktirmeyi, geri dönüşümü ona onun dilinde anlatın.

*Aktivitelerde ona katılın, beraber bisiklete binin, beraber yüzmeye gidin, hem onu teşvik edersiniz hem de bol bol spor yapmış olursunuz.

*Espri yapın, fıkralar anlatın, arada bir birbirinize takılın, bol bol gülün, gülmek daha fazla oksijen solumanızı sağlar.

*Çocuğunuzu iyi bir iş yaptığında tebrik edin, ona hangi konularda başarılı olduğunu açıkça anlatın. Mesela ödevini bitirdiğinde ?resminde kullandığın renkleri çok beğendim? gibi detay verin. Yaptığı proje hakkında konusun. Çocuğunuzu hediye ile değil övgülerle ödüllendirin.

*Çocuğunuzun iyi yemek yemesine özen gösterin. Yemek aralarında yoğurt, meyve ve bol su verin. Yemek yemez diye öğün araları çocuğunuzu aç bırakmayın, hem psikolojisini etkiler hem de kilo kaybına neden olur.

*Çocuğunuza hayal gücünü kullanabileceği oyunlar yaratın. Resim yapmak hem hayal gücünü geliştirecektir hem de yaptığı resimden dolayı tatmin hissi doğacaktır.

*Günde 4 kere çocuğunuzu kucaklayın, 8 kere öpün, 16 kere ona gülümseyin. Tüm bunlar size kat kat geri dönecek.

*Çocuğunuzu dinlemesini öğrenin, lafını yarıda kesmeyin, başka bir işle ilgileniyorsaniz, bırakın ve ona konsantre olun. Söylediği şeylerin önemli olduğunu onu dinleyerek gösterebilirsiniz. Bırakın aynı şeyleri tekrar etsin, siz hep aynı dikkatle dinleyin.

*Mükemmeliyetçiliği bırakın. Çocuğunuzun yarıda bıraktığı bir işi bitirmeye veya düzeltmeye çalışmanız onun kendine güvenini sarsar. Masayı silerken atladığı köşeyi tekrar silmeniz veya beraber diktiğiniz saksıyı düzeltmeniz ona yaptığı işin iyi olmadığı hissini verecektir. Bir daha çocuğunuzun yaptığı işi düzeltmek için elinizi uzattığınızda düşünün. Eğer yaptığı iş tehlike yaratmıyorsa, sağlığa zararlı değilse elinizi geri çekin.

*Karşılaştığı güçlükleri kendi başına aşmasını öğretin. Ayakkabı bağlarını yavaş da olsa bekleyin kendi bağlasın, çamaşırları asmanızda yardım etmek istiyor, beraber asın. Merdivenlerden kendi inmek istiyor, önünde yürümek şartıyla bırakın insin. Üstünden gelemeyeceği bir problemle karşılaştığında size problemi anlatmasını söyleyin ve çözümüne beraber karar verin.

*Sevdiği seyleri yapmasına izin verin, gereksiz kısıtlama enerjisini ve heyecanını dışa atmasını engeller, bu da ona sıkıntı verir. Unutmayın; oyuncaklarını toplamayı öğrenmesi için önce dağıtabilmesi lazım

Çocuklarınıza Bağırmayın

Pazar, 04 Kasım 2007

Sık sık tekrarlanan bağırmalar, azarlamalar çocuğun belki de annesinden nefret etmesine neden olur. Eğer çocuğunuza bağırdıktan sonra hata yaptığınızı farkederseniz, hiç çekinmeden ondan özür dileyin.

Çocuklarına söz geçirememekten yakınmayan bir anne var mıdır? Küçük afacanlar, ayaklanıp dillenince, kendilerini dünyanın hakimi sanıp başta aile büyükleri olmak üzere çevrelerindeki herkese meydan okumak isterler. Yarının gençlerine iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı öğretmek için öncelikle sabır ve soğukkanlılık gerekli. Çocuklara disiplin uygularken hatalardan kaçınmalısınız. Hatalar neler mi?

Yetişkinleri çileden çıkarmayı bilirler

Çocuklar, yetişkinleri çileden çıkarmakta ustadırlar. Bazen öyle şeyler yaparlar ki, büyüklerin sabrı biranda tükenir ve avaz avaz bağırmaya başlarlar. Evet, hepimiz çocuklarımızın karşısında çaresiz kalınca, kurtuluşu bağırmakta buluyoruz. Ama hemen belirteyim, annenin bağırması, çocuğu istenmeyen hareketleri yapmaya yönlendirir. Siz ona bağırdıkça o da inatla, sizi kızdırmaya devam eder. Ve bu zıtlaşmadan o küçücük haliyle büyük zevk alır. Annesine meydan okumak, çocuğun kendine güvenini artırır.

Bazı anneler, çocuklarına bağırmak için fırsat kollarlar. Çocuklarının birer robot gibi büyüklerin istekleri doğrultusunda hareket etmelerini beklemek çok yanlıştır. Ama bu yanlışı annelerin büyük bir çoğunluğunun sık sık tekrarladıkları da bir gerçek.

Çocuğun oyuncaklarını toplamasını istemek için bile ona ?Şu oyuncaklarını toplasana? diye avaz avaz bağırmanın hiç bir anlamı yoktur. Çocuk bu bağırışlardan hem gizli gizli zevk alır, hem de içindeki isyan duygusu birden tetiklenir.

Çaresizlik yetişkinlere hata yaptırabilir

Peki ama anneler çocuklarına neden bağırıp dururlar? Uzmanlara göre, yetişkinler çocukların karşısında kendilerini çaresiz hissettikleri için bağırma yolunu seçiyorlar. Bu da yetişkinlerin kendilerini savunmak için seçtikleri bir yol. Ve tabii yanlış bir seçim. Çaresizlik öfkeyi yaratır, öfkenin dışa vurumu ise bağırmaktır. Bağırmakla bir sonuç elde edilemeyeceğini ise öfkelenen büyükler bir türlü kabul etmezler. Bağırışların dozu arttıkça, durum daha da kötüye gider.

Bu arada bir noktaya değinmek istiyorum. Çocuklar istenmeyen, hoş olmayan bir hareket yaptıkları zaman genellikle yetişkinler bunların kendilerine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünürler. Öfkelenip avaz avaz bağırmalarının en önemli nedeni de budur. Bir anda çocukla annesi birbiriyle savaşan iki düşman ordu kimliğine bürünür. Anne bağırarak savaşı kazanmak ister, çocuk bağırışlardan etkilenmediğini, zaferi kendisinin kazanacağını düşünerek, annesini kızdıran hareketi tekrarlamaya başlar.

Kötü alışkanlıklardan kurtulmak için

Bağırıp çağırmanın hiç bir şeyi değiştirmediğini anlayan annenin, bu alışkanlığından vazgeçmesi mümkün mü? Elbette mümkün. Ama bir insan ?bağırmayacağım? deyip de, bu alışkanlığından hemen vazgeçemez ki. Karşı tarafta, kurnazca, istediğini yapmayı başaran bir afacan vardır. Onun karşısında yenik duruma düşmek de anneyi endişelendirir.

Çocuklara her fırsatta bağırmanın yanlış olduğunu anlayan bir anne, sabır, kararlılık ve denemeler sayesinde kendini değiştirebilir. Ama bunu bir gün içinde başarması elbette imkansızdır.

Her şeyden önce, annenin kendini iyi tanıması gerekir. Eğer düzenli olarak çocuğunuza sesinizi yükseltiyorsa, kendi hayatınızı gözden geçirin. Çocuğunuza gerçekten kızdığınız için mi bağırıyorsunuz, yoksa, başka sorunlarınızın acısını farkına varmadan çocuğunuzdan mı çıkarıyorsunuz?

Annelerin çocuklarına bağırmalarının arkasında, annenin hayatındaki olumsuzluklar, sıkıntılar yatabilir. Şimdi sizin yapmanız gereken şey, çocuğunuza bağırdığınız zamanlar, içinde bulunduğunuz ruh halini saptamak.

Gerçekçi yaklaşım yeterli olur

Biliyorsunuz, çocuklar insanı bazen delirtirler. Ama durun hemen delirmeyin. Biraz da çocuğunuzun o hareketi neden yaptığını anlamaya çalışın. Olaya bir de çocuğunuzun gözleriyle bakmayı deneyin. Ve tabii, küçük afacanı iyi tanımaya da çalışmak zorundasınız. Çocuğun bazı hareketleri neden yaptığını anlamak o kadar da zor değil. Her çocuğun farklı bir kişiliğe sahip olacağını unutmayın. Çocuğunuzun davranışlarını gerçekçi bir gözle değerlendirin. Çocuğun neleri yapabileceğini neleri yapamayacağını bilirseniz, ona boş yere bağırmazsınız.

Neden öfkelisiniz

Çocuğu yüksek sesle azarlamak, ya da bağırarak bir şeyi yapmamasını söylemek çocuk üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Hele küçük yaştaki çocukları bu tür uygulamalar korkutabilir. Çocuğun kendine güveninin sarsılması, birden kendini çaresiz ve yalnız hissetmesi, onun sosyal bakımdan gelişmesine zarar verir. Sık sık tekrarlanan bağırmalar, azarlamalar, çocuğun annesine karşı kendini savunmaya çalışmasına ve de ondan belki de nefret etmesine neden olur.

Bir çocuğun annesinden nefret etmesi, onun yaşam boyu çevresindeki kişilere karşı düşmanca duygular beslemesine yol açabilir. Çocuk kendini korumak için bazı önlemler alacaktır. Örneğin annesi bağırmasın diye ona yalan söylemeyi akıl eder. Gerçekleri gizlemeye çalışır. Küçücük dünyasının kapılarını kapatıp, büyüklerini dünyalarına almamayı denerler. Çocuklarınıza bağırmaya başlarken, bunları iyice düşünün. Yaptığınız hatanın sonuçlarına katlanmayı göze alın. Ve tabii, hiçbir suçu olmayan çocuğun da sizin hatanız yüzünden sorunlar yaşamasına izin vermeyin.

Eğer çocuğunuza bağırdıktan sonra hata yaptığınızı farkederseniz, hiç çekinmeden küçük afacandan özür dileyin. ?Şu anda kendimi çok kötü hissediyorum. Önce kendimi toplayayım, sonra seninle güzel güzel konuşuruz? şeklinde bir açıklama çok yararlı olur. Hem siz öfkenizi bastırırsınız, hem de çocuk önemsendiğini farkeder. Çocuk, kendisine değer verildiğini anladığı zaman, küçücük aklıyla kendine çeki düzen vermesi gerektiğini anlar.

Çocuğunuza bağırdığınız zaman, derin bir soluk alıp, ?Ben neden öfkeliyim?? sorusunu kendinize sorun. Vereceğiniz cevabın çocuğunuzla ilgisi olmadığını göreceksiniz

Çocuklarınızı Dinleyin

Pazar, 04 Kasım 2007

Konuşmak ve dinlemek insan iletişiminin en önemli iki parçası. Onlar olmadan yaşam herhalde oldukça zor olurdu bizim için. Varolan bu imkanımızı en iyi ve en etkili biçimde kullanmamız diğer insanlarla olan iletişimimizi kolaylaştırdığı kadar birbirimizi daha iyi anlamamızı da sağlıyor.

Çocuklarımız hayatımızdaki en önemli varlıklarımız. Onları daha iyi anlamak ve daha iyi tanımak anne babalar için her zaman en önemli unsurlardan biri değil mi? Çocuğunuzu daha iyi anlamanın ve tanımanın en kolay yolu onu dinlemekten geçiyor. Sizinle bir şeyler paylaşmak isteyen çocuğunuz, konuşurken kendi düşünceleri, hisleri ve yaşadıkları hakkında ip uçları veriyor. Bu ip uçlarını en iyi şekilde yakalayabilmeniz için çocuğunuzu dikkatli ve pozitif şekilde dinlemeniz gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.

Anne ve babaların çocuklarını dinleme alışkanlıklarını inceleyen araştırmalar gösteriyor ki aslında birçok anne-baba bu konuda (hatta çocukların dil gelişimi için en önemli olan yaş periyodunda bile) birçok hata yapıyor ve dolayısıyla çocuğunun dil gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Bu araştırmaların bir tanesinde araştırmaya katılan anne ve babalara ?birisiyle konuşurken sizi rahatsız eden en belirgin davranış nedir? diye sormuşlar ve birçok anne baba bu soruyu ?karşımdakinin beni dinlememesi? olarak cevap vermiş. Aynı anne babalara çocuklarını dinleyip dinlemedikleri hakkında çeşitli sorular sorulduğunda ise büyük bir çoğunluğunun verdiği cevaplar aslında bu anne babaların çocuklarını doğru şekilde dinlemediklerini göstermiş. Bu araştırmanın sonucu gösteriyor ki kendisine yapılmasını istemediği birçok yanlışı aslında çocuklarına anne-babaları yapıyor. Bu yanlışları bir an önce ortadan kaldırıp çocukları için sağlıklı bir dil gelişim ortamı hazırlamak yine anne ve babaların elinde.

Anne-babaya düşen görevler:

-Çocuğunuzla konuşurken eğer ayaktaysanız onun göz hizasına gelecek şekilde diz çökün. Çünkü göz hizasına eğildiğinizde hem onu daha iyi duyabileceksiniz hem de onu dinlediğinizi kendisine hissettireceksiniz. Eğer oturuyorsanız, çocuğunuza doğru yüzünüzü ve vücudunuzu dönün.

-İnsanlar birbiriyle konuşurken konuşma sürecinin en önemli parçası iletişim içinde olan insanların birbiri ile göz kontağı kurabilmesidir. Uzmanlara göre göz kontağı kurmak ?seni dinliyorum ?demenin en önemli belirtisi. Bu nedenle çocuğunuzla konuşurken mutlaka ve mutlaka göz kontağı kurun. Çocuğunuzun göz hizasına eğilmekte göz kontağı kurmanızı kolaylaştıracaktır.

-Çocuğunuz konuşurken bütünüyle ona ve konuşmasına odaklı olun. Yaptığınız herhangi bir iş varsa bir süre için bu işi yapmaya ara verin.

-Küçük çocuklar konuşurken aynı kelimeleri ve anlatımları sürekli tekrar ederler, bu nedenle konuşmaları uzayabilir. Ama onların konuşmalarını bölmeden dinlemek çok önemli, çünkü çocuklar konuşmalarının bölünmesinden pek hoşlanmadıkları gibi bir süre sonra anlatmaktan da vazgeçebilirler.

-Çocuklarınız konuşurken onların konuşmalarını bölmeyin ama konuştuğu şeyleri dinlediğinizi anlatan ?hıı?, ?evet?, ?peki? gibi onay sözcükleri kullanmaya dikkat edin, bu sözcükler her zaman ona konuşmasını dinlediğiniz mesajını verecektir, emin olun!

-Çocuklarınız konuşurken onları önyargılı bir ifade ile dinlememeye özen gösterin.

-Çocukların cümlelerini dinlemeyip onların cümlelerini sizin tamamlamanız, çocuğunuzu hem konuşma konusunda demoralize edecek hem de kendine olan güvenini zedeleyecektir. Böyle bir hatanın, çocuğunuzun konuşmaya başladığı ilk dönemlerde yapılması dil gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir, unutmayın!